Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '06

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
1699
 

Sen olmasaydın diğerleri olmazdı: Karabiber

Sen olmasaydın diğerleri olmazdı: Karabiber
 

Karabiber tutkunluğumun hangi çağlarıma dayandığını inanın bilmiyorum. Ama iyi bildiğim bir şey var ki o da, tatlı ve meyveler hariç her türlü yiyeceğe karabiber atıyor olmam. Geçen gün, Paşabahçe mağazasına girip, çok estetik bir karabiber değirmeni aldım. Aman Allahım, o ne büyük bir zevk. Sımsıcak mercimek çorbasının üzerine taze çektiğim karabiberi ekmek ve o muhteşem rayihanın tadına varabilmek için dilim ve damağımın tüm hücrelerini kullanma çabalarım çok farklı hazları yaşamama sebep oluyor.

Efendim, bu karabiber denilen Tanrı vergisinin anavatanı, diğer birçok baharatın da olduğu gibi Hindistan'dır. Tipik bir tropikal bölge bitkisi olan karabiber, dünyada en çok Güney Asya ve Endonezya'da yetiştirilir. İçinde, bol miktarda krom olduğu bilinen bu uhrevi baharın metabolizmayı, kan dolaşımını hızlandırıcı özelliği ile afrodizyak etkisi vardır.

Karabiberin, bir de beyaz renkte olan, ülkemizde çok bilinmemesine karşın özellikle Avrupa'da yaygın olarak tüketilen, tercih edilen beyaz biber türü mevcuttur. Beyaz biber, karabiberden çok daha fazla keskin kokuludur. Her iki biber türünün de lezzetine daha fazla varmak, keskin baharını daha yoğun hissetmek için değirmende taze çekip kullanmak çok önemlidir.

Karabiberi en çok nelerin üzerinde seviyorum diyerek bir soru sorduğumda kendime, verdiğim cevabın yoğunluğuna hayret etmekteyim. Ne çok girmiş soframa, damak tadıma. Pilavlar, çorbalar, patates kızartması, her türlü et yemeği (balık hariç), omletler, makarnalar, haşlanmış yumurta, yoğurdun üzerinde, hatta ayranın üzerinde...Vallahi say say bitiremedim.

Avrupa mutfak kültürüne inanılmaz derin izler bırakmıştır karabiber. Özellikle on ikinci ve on üçüncü asırlarda aşırı yoğun tüketilmiştir. Bizim, "su gibi aziz ol" şeklinde kullandığımız deyimimizi, Avrupa'lılar "karabiber gibi aziz" şeklinde kullanırlar günlük hayatlarında. Ticarette para kullanımının çok yaygınlaşmadığı dönemlerde, alış-verişlerde; aynen kahve gibi karabiber de bir ticari değer aracı olarak yoğun halde kullanılmıştır.

Karabiber, Avrupa mutfaklarını salladığı dönemlerde, yaşlı kıtaya Venedik'ten dağıtılıyordu. Kristof Kolomb'un keşiflerinde müthiş bir itici güç olan baharat için Venedik'te tarihin ilk ürün borsalarından biri kurulmuş, şehir, tüm dünya ticaretinin gözbebeği konumunu kazanmıştır.

İşte benim gibi birçok damak tutkununu kendisine deli eden karabiberimizin kısa hikayesi böyle. Bu arada konuyla sadece isim ilgisi olan ve yüzlerinizi gülümseteceğine inandığım bir küçük anekdot:

Ankara, Küçükesat'ta "Karabiber" isminde, çok küçük bir balık lokantası vardır. Verdiği hizmet ve mutfak kalitesi ile sadık bir müşteri grubu, müdavimleri olan mekanın sahibi Sinan Bey; nev-i şahsına münhasır, enteresan bir kişiliktir. Sinan Bey'e bir gün, müdavim müşterilerinden biri sorar:

"Yahu Sinan Abi, özel bir sosun mu var ki bu balıklar böylesine lezzetli oluyor?"

Kendisi, son derece sakin ve rahat tavrı, tam da kendisinden beklenecek özgünlükteki tarzıyla cevaplandırır hemen müşterisini:

"Valla aslanım, iki duble atıyom, sonra ne b.k yiyom ben de bilmiyom"

Baharat tadında, özellikle de karabiber aromasında, sağlıklı ve taze çekilmiş lezzet taneli günler dilerim efendim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harikadır karabiber ağacı..Hiç gördünüz mü bilmem?( Mesela ,Ege Üniversitesi kampüsünde mebzül miktarda raslayabilirsiniz kendisine!)Çok estetik bir o kadar da mütevazi..Güzelliğinin farkında olmadan,ne kadar budarsanız o kadar çoğalır hiç nazlanmadan..(Bir keresinde arkadaşımın su deposundan boy vermişti kendileri!!!) Kendim gib bir karabibermania 'lı bir insana raslamaktan çok mutlu oldum açıkçası..Bu arada balığa da çok yakıştığını,balık buğulamaya karabiber taneleri atmanızı,hatta izgara balığa limon-z.yağı ve tabii ki karabiberle hazırlanmış sos eklemenizi öneririm. Ayrıca karabiberle ilgili minik bir yöresel tarifi de eklemeden geçemiyeceğim:Karadenizde meşhur "LAZ BÖREĞİ" , bol miktarda karabiberli ve kavrulmuş mısır unu ile hazırlanmış bir muhallebinin arasına konulduğu baklava yufkalarının fırında pişirilmesi ve sonra da şerbetlenmesi ile yapılır.Ve sonuç harikadır.Eğer yolunuz oralara düşerse,hararetle tavsiye ederim. Sevgiler..

Neşe İleri 
 23.03.2007 14:07
Cevap :
Değerli yorum, katkı ve tavsiyeleriniz için çok teşekkür ediyorum Neşe Hanım. Sevgi, saygı ve sağlıcakla kalınız efendim.  23.03.2007 22:10
 

Yani Aydın bey sanki baklava börekten bahseder gibi anlatmışınız acı ve kara biberi:).......Acıdır, hapşurtur dememişiniz de:)....Ayrana karabiber serpildiğini ilkdefa sizden duydum....Ben en çok yumurtaya ve pirinç pilavına serperek yediğimde seviyorum....Saygılar

Sema CURUK 
 22.03.2007 0:10
Cevap :
Sema Hanım, domates suyu ile de müthiş farklı bir lezzet sunabiliyor karabiber, özellikle de daha makbulü, bezay karabiber. Afiyet olsun efendim. Sevgi ve saygılarımla.  22.03.2007 22:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 928
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3571
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster