Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '21

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
43
 

SEVGİ KURTARIR MI

Avrupa ülkeleri tarihte barbar olmalarına rağmen ronesans ile birlikte sanat kavramını öne çıkararak kendilerini yenilemişler, her ne kadar bireyci toplum olduklarını söyleseler de sanatın gücü ile sevgi ve saygı kazanımlarını elde etmişler, tıpkı ülkemizdeki gibi kapitalizm sistemiyle yönetilen ülkeler olmalarına rağmen sevgi ve saygı kavramlarından hiç bir şey yitirmeden yaşamlarına deva ettiklerini görüyoruz.

Avrupa bireylerindeki bireycilik anlayışı tamamen ben odaklı yani benim sağlığım benim doğrularım benim sevgi ruhum benim vicdanım benim merhametim doğrultusundadır. Ayrıca eğitim kaliteleri yüksek düzeyde olduğundan kolay kolay sevgi ve saygı donanımlarından taviz vermedikleri görülür.

Dünyadaki canlı ve cansız varlıkları severler ve saygı duyarlar. Farklı düüncelere farklı tercihlere de saygı duymayı biliyorlar. Toprak doğa canlı ve cansız tüm varlıkların bir parçası olarak görürler kendilerini. Özellikle insan değerini önemsediklerinden bizdeki gibi kıskanmak ve başkaların başarılarını sindirememek gibi negatif duyguları bilmezler. Başkalarının başarılarını överek kendilerini mutlu etmesini bilirler.

Avrupa toplumundaki bu bakış ve bu inançlarını fazlaca farklı bir değerle değerlendirmeye gerek olmadığını düşünüyorum çünkü olması gereken normal toplum ve normal bireyler böyle olmalıdır.

Peki bizde neler oluyor?

Neler olmuyor ki..

Bir kere, sevgi ve saygı bizde diyoruz, sevgisizliğin saygısızlığın örnekleriyle doluyuz.

Kimsenin malında namusunda gözümüz olmaz diyoruz, başkalarına zarar vermeyi bırakalım başkalarını nasıl yok edebiliriz diye düşünüyor, dişi serçe kuşu görsek işimizi gücümüzü bırakır peşinden koşmaya koyuluyoruz yalan mı?.

En yakınınıza bir şey rica ediyorsunuz (maddi değil), önce ne demek hallederim (kendisine güvenildiği için de teşekkürünü ihmal etmiyor bu arada) diyor, sonra bir bakıyorsunuz fırtına deresinden dolanaçay deresinden başka bin bir dereden su getirmeye başlıyor, işinizi hallediyor görünüyor ama aslında hiç bir şey yapmadığını gördüğünüz gibi perde gerisinde olumsuz düşünceler oluşturduğunu hissediyorsunuz konumalarından anlıyorsunuz. Tam bir orta asya kültürü. Şark kurnazlığı. Ne derseniz deyiniz.

Siz siz olun kimseden bir şey beklemeyiniz. Sizler çok güçlüsünüz. Düşününüz en kötü dönemlerinizde kendi kendinize çözüm bularak ayağa kalkmadınız mı? Ne zor günler yaşadınız hepsinde kendi aklınız kendi yöntemlerinizle tek tek hakkından gelerek meydan okumadınız mı? Evet. 

Toplumumuz kırk yıldan beri kapitalizmin gırdabına girdikten sonra eğitim düzeyimizin kalitesizliği yüzünden kendisinden başkasını düşünemez hastalığına tutulmuş gidiyor maalesef. Oysa başkalarının sorunlarını gönüllü çözmeye çalışıldığında mutlu olunur. Elbette ki kendimize değer vermeliyiz kendimizi sevmeli ve kendimizden gurur duymalıyız ama ego düzeyinde değil. Normal düzeyde tutmasını bildiğimizde kendimizi daha iyi tanır ne istediğimizi daha iyi belirlemiş oluruz, kıskançlık merhametsizlik duyguları oluşmaz sevgi olgusu öne çıkar.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2308
Toplam yorum
: 1108
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 445
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

25.05.1960 doğumlu. Üniversite terk. Müzik, seyahat ve tiyatro sever. Antalya Devlet Tiyatrosu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster