Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1819
 

Şeytan İle İlgili!

Şeytan İle İlgili!
 

İnternet ortamından!


İblis'in, Allah - Katında ki - Patavatsızlığı!

Kuran'a göre şeytan, ilk insan olan Hz. Adem'den bu yana insan neslini Allah yolundan saptırmak için çaba harcayan ve kıyamete kadar da harcayacak olan varlıkların genel adıdır. Tüm şeytanların atası ve en büyüğü ise, Hz. Adem'in yaratılmasıyla birlikte Allah'a isyan eden İblis'tir.

Kuran'dan öğrendiğimize göre Allah Hz. Adem'i yaratmış ve meleklerden ona secde etmelerini istemişti. Melekler Allah'ın emrini yerine getirirken, cinlerden olan İblis Hz. Adem'e secde etmedi. Kendisinin insandan daha üstün bir yaratık olduğunu öne sürdü. Bu itaatsizliği ve küstahlığı yüzünden Allah'ın huzurundan kovuldu.*

Allah'ın huzurundan ayrılmadan önce, bu duruma düşmesine neden olan insanları kendisi gibi saptırmak için Allah'tan süre istedi. Allah da ona kıyamet gününe kadar süre tanıdı. Böylece İblis'in insana karşı verdiği mücadele başladı. Allah İblis'i ve ona uyanları cehenneme dolduracağına hükmetti. Allah, Kuran'da bu olayı şöyle haber vermiştir:

Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.
(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

(Allah:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin."
O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.
(Allah:) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi.

(İblis) Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."
"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (Araf Suresi, 11–18)

İblis böylece Allah'ın huzurundan kovulduktan sonra, kıyamete kadar sürecek olan mücadelesine başladı. İnsanları aldatarak saptırmak için onlara sokuldu. İlk büyük tuzağı, cennette yaşamakta olan Hz. Adem'i ve eşini kandırarak onları Allah'ın emrine isyana sürüklemesiydi. İnsanlık tarihinin başlangıcındaki bu olay Kuran'da şöyle anlatılır:

Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.
Şeytan, kendilerinden "örtülüp gizlenen çirkin yerlerini" açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki:

"Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."
Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi:

"Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."
(Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır."
Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve oradan çıkarılacaksınız." (Araf Suresi, 19–25)

İşte insanlığın dünyadaki yaşamının başlangıcı, Hz. Adem'in üstteki ayetlerde anlatılan hatasıydı. Ancak Hz. Adem Allah'a tevbe etti ve Allah onu bağışladı. Ancak İblis'in insanların aleyhine yürüttüğü mücadelesi son bulmadı. Kuran'ın Maide Suresi'nde bildirildiği gibi, Hz. Adem'in iki oğlundan birini ayarttı ve onu kardeşini öldürmeye sürükledi. (Maide Suresi, 27)

O tarihten sonra da İblis insan neslinden pek çok kişiyi kandırdı ve kendi safına çekti. Öte yandan diğer cinlerden de pek çok yandaşı oldu. İblis'in yolunu izleyen bu cinler, aynı onun gibi insanları saptırmak için onlara sokulmaya, onların "kalplerine gizlice vesvese vermeye" (Nas Suresi, 4) başladılar. İblis'in yandaşı olan bu cinler ve insanlar da onun sahip olduğu "şeytan" sıfatını kazandılar. (Şeytan, "uzak olmak" kökünden gelen bir kelimedir ve Allah'ın rahmetinden kovulup uzaklaştırılmış her azgın ve isyankâr kulun sıfatıdır.)

Dolayısıyla insanoğlunun karşı karşıya olduğu en büyük tehlike olan şeytan, liderliğini İblis'in yaptığı bir grup cin ve insandır. Bu cin ve insanlar, İblis'in yolunu izlerler, kendileri saptıkları gibi diğer insanları da saptırmaya çalışırlar. "Cinni" (cinlerden olan) şeytanlar, insanlar tarafından görülmedikleri için onlara fark edilmeden yanaşır, zihinlerine saptırıcı düşünceler sokarlar. "İnsi" (insanlardan olan) şeytanlar ise diğer insanlara açıkça sokulur, onları Allah'ın yolundan alıkoymak için telkinde bulunurlar.

Bu, insanın yakın dostu gibi görünen bir insan olabileceği gibi, bir zorba ya da bir "fikir adamı"(!) da olabilir. Kuran'da, bu tehlikeye karşı müminlere şu dua öğretilmektedir:

De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
İnsanların malikine,
İnsanların (gerçek) ilahına;
"Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran" vesvesecinin şerrinden.
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);
Gerek cinlerden, gerekse insanlardan. (Nas Suresi, 1–6)

Şeytan insana bu denli sinsice yaklaşabilen bir düşman olduğuna göre, ondan sakınmak için azami dikkat göstermek gerekir. Bunun en başta gelen şartı, şeytanı tanımaktır. Şeytanı tanımak için ona baktığımızda ise, oldukça garip, oldukça esrarengiz bir mantığa sahip olduğunu görürüz. Önce İblis tarafından kullanılan ve sonra da onun tüm takipçileri tarafından devralınan bu mantığın temelinde, kibir ve büyüklenme yatmaktadır.*** kaynak: http://www.sevde.de/Seytan/seytan02.htm

Dostlarım, arkadaşlarım; çok şükür yurdumuzda özgürlüğümüz halen elimizde ve bizler İstediğimizi yapıyor, istediğimizi yazıyoruz. Ne güzel demokrasinin nimetlerinden yetişebildiğimiz yerlerde faydalanabiliyoruz. Burada bulunan seçkin ve milliyet blog yöneticileri tarafından seçilmiş insanlar olarak ne mutlu bize. Daha önce de belirttiğim gibi burada çok değerli ağabeylerimiz, ablalarımız ve kardeşlerimiz var. İstediğimiz zaman çeşitli etkinliklerde bir araya gelerek sarmaş dolaş olan arkadaşların mutluluğu günlerce blog sayfalarından düşmüyor. Tabiî ki hepimizin fikirleri ve dünya görüşleri aynı olacak diye bir kural yoktur! Bunun bilincindeki arkadaşlarımız toplantılarda önceliği dostluğa verdiğini siyasal görüşlerden ise, buluşma anında söz edildiğine, buluşan arkadaşların yazılarında pek rastlamadım.

Çok dikkat etmemiz gereken önemli bir husus var. Burada ekonomik veya siyasal olarak hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimize göre yapacaklarımız sınırlı sayıda etkinliklerden ibarettir. Birlikte erozyona karşı ağaç dikebiliriz, Birlikte çeşitli yardım kampanyalarına katılabiliriz, Birlikte insanların faydalanabileceği güzel yazılar yazabiliriz, Birlikte mesleklerimiz icabı

Yardımlaşma derneği kurabiliriz, Birlikte balık tutmaya gidebiliriz! Birlikte hiç bir şey yapmasak bile en azından birbirimize saygı göstererek bu düzeni devam ettirebiliriz!

Lakin bize yakışmayan tek şey yukarıdaki ŞEYTAN konusundaki gibi fitnelik, fesatlık arabozuculuk yaparak, her Allahın günü ipe sapa gelmez yazılar yazarak, rekor peşinde koşmak ve insanları kuleleri yıkmaya davet etmek değildir. Adam gibi çıkıp çözüm yollarını anlatmak olmalı derdimiz!

Bunu yapamayanlar, yapanlara ama öyle ama böyle; kat-la-na-cağız.

Yukarıdaki hadiste olduğu gibi Sevgili arkadaşlar şeytan her yerde. O kadar yakın ki! Bazen benim sayfamda, bazen senin, bazen onun, bazen aynı anda hepimizin! Onları; bazen yolda, bazen işyerinde bazen alışverişte hep görürüz.

Resimlerine veya yüzüne baktığımızda onları pekâlâ insana benzetebiliriz! Amma onların derdi hep kucağımızdaki taşlarla birbirimizin kafasını yarmamızdır. Boşuna Allah "Şeytanı" cennetinden kovmamıştır!

Özünde sözünde sevgi olmayanın dilinden ve beyninden ancak şeytanlık geçer. Allah bizi bu yaratıklardan korusun ve muhabbetimizi bozmasın diyorum sağlıcakla kalın.

Resim: www.yeniresimler.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Efendim, benim tüm okumalarımdan ve edindiğim fikirlerden sonra geldiğim nokta şudur: Allah "Tek olan benim, eşim benzerim zıddım, anam babam oğlum yoktur. Yarattığım her şey ya milyarlarcasıyla vardır veya zıddıyla vardır ve hepsinin bir sebebi, bir makro plânı vardır." Buna şeytan da dahildir. Şeytanı bir varlık, kepçe kulaklı bir yaratık olarak algılamak yanlıştır. O iyiliğin, dürüstlüğün, yardımlaşmanın, hatta tüm insani duyguların zıddıdır. Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 29.11.2007 16:02
Cevap :
Size katılıyorum Mehmet bey. Yoksa siz benim Şeytanı kepçe kulaklı bir yaratık olarak bildiğimi, öyle algıladığımı mı sanıyorsunuz? :)) Hem sizin yorumunuzda, hem benim yazım da; Şeytanın kimliği açıkça anlaşılıyor. Ben şahsen doğduğum günden bu yana, onları çok görmüşlüğüm vardır! Bakışlarından ve sözlerinden hemen anlaşılanlar olduğu gibi yıllarca birlikte yaşayıp tanıyamadıklarımızda maalesef oluyor! Katkınız için teşekkür ederim. Saygılarımla...  04.12.2007 20:59
 

Bey, yazınızda bir yer var ki en beğendiğim yerdir desem yeridir. Özellikle şeytan'ın mücerret bir kavram olmasından öte, sağımızdaki solumuzdaki en yakın bir arkadaşımız olabileceği gibi, başkaca bir müşahhas bir şahıs olabileceğinden bahsetmiş ve hatta bunun bir fikir adamı bile olabileceğini söylemişsiniz. Şapka çıkarıyor saygılar sunuyorum.

Baver Ergun 
 28.10.2007 15:13
Cevap :
Sevgili Baver dostum; Yazımın içinde verdiğim link ten yukarısı, söz konusu o linkten alıntıdır. Dediğiniz satırlar gerçekten çok güzel ve anlamlı. Yaratıcısını bu vesile ile ben de kutlarım. Benim anlatmak istediğim konuyla, çok alakalı olduğu için bu yazıyı kullandım. Beğendiğinizi, ima ettiğiniz sözcükleri gerçek sahibi adına kabul ediyor ve size çok teşekkür ediyorum. Selam, sevgi ve saygılarımla.  29.10.2007 15:03
 

Bırak isteyen istediğini yazsın. Biz takılmamıza bakalım. Buradan manevi kazançlar sağlıyor muyuz? Evet, gerisini biz değil yöneticiler düşünsün. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 25.10.2007 19:11
Cevap :
Vallahi sevgili Harun; Artık gına geldi! Bir insan Âdemoğlundan bu kadar mı nefret eder ve nefretini alenen kusar. İnsanın ar damarı çatlamasın işte böyle kontrolden çıkar ve sayfalarımızın altına istem dışı bir düzenleme ile yerleşir! Başkalarına devamlı hakaret eden ve onlarla alay eden şahıslar belki bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azlar. Öyle çok yazıyorlar ki yazıları Çin nüfusu gibi! İnsan her aklına geleni yazar mı yahu? Düşünsene burada herkes aynısını yapsa ne olur? Peşi sıra yumurtladıkları "altın" olsa da bir değeri olsa! Ben de bana ne diyeceğim ama olmuyor her yerdeler gözleri kapalı blog içinde dolaşamam ya. Yazılarını okuduğum yok başlıklar bana yetiyor zaten! Yazmaktan soğutuyorlar insanı. Bizlere verdikleri mesaj; kin, nefret, kinaye, alay, iftira. Çözüm nedir? Diye sorsan pabuç kadar dillerini yutarlar. Karanlıklarda ve tenhalarda dolaşmalarının nedeni içlerinde insanlara verecek sevgilerinin olmamasından kaynaklanıyor. Şeytan bunlar, şeytan:)))  25.10.2007 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 1023
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 703
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster