Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
776
 

Peygamberler kadın olur mu?

Peygamberler kadın olur mu?
 

Bir süredir tartışılıp durmakta, Kuran’ı zedelemeye çalışanlar, sürekli “bu kitap peygamber tarafından kaleme alındı”, “zaten Kuran erkekler için indirilmiş, din de erkek için uydurulmuş” gibi söylentiler çıkarmaktalar. Gerçi bu şekil zalim suçlamalar asırlardan beri devam etmekte, yeni bir şey değil yani.

Kuranda Neml suresindeki bir kıssanın anlatılmasına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bu öyküde Süleyman Peygamber ile Saba kraliçesi Belkıs’ın konuşmaları, “o dedi ki”, “bu dedi ki” şeklinde, konuşmayı ifade etmek için replik başlarına konan ifadelerle belirlenmiştir.

Bu ifade Arapçada “kale” şeklinde “kul” emir kipinin (kul: de ki) üçüncü tekil şahıs geçmiş zaman kipi olarak ifade edilmiştir.

27:29 (Kadın lider) dedi ki, "Ey konseyim, bana onurlu bir mektup gelmiş bulunuyor."

27:29 Kalet ya eyyühel meleü innı ülkıye ileyye kitabün kerım

27:32 (Kadın lider) dedi ki: "Ey danışmanlarım, bu meselem konusunda bana fikir verin. Siz onaylamadıkça, hiçbir işe kesin karar vermem."

27:32 Kalet ya eyyühel meleü eftunı fı emrı ma küntü katıaten emrah hatta teşhedun

27:34 (Kadın lider) dedi ki, "Krallar girdikleri ülkeleri bozarlar ve onların onurlu halkını aşağılarlar. Böyle davranırlar."

27:34 Kalet innel müluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eızzete ehliha ezilleh ve kezalike yefalun

27:36 (Elçi) geldiğinde Süleyman kendisine şunları dedi, "Siz bana para ve mal mı vermek istiyorsunuz? ALLAH'ın bana verdikleri sizin bana verdiğinizden çok daha iyidir. Armağanınızla (ben değil) siz sevinebilirsiniz."

27:36 Felemma cae süleymane kale etümidduneni bi malin fema ataniyellahü hayrum mimma ataküm bel entüm bi hediyyetiküm tefrahun

27:38 (Süleyman) Dedi ki, "Ey konseyim, onlar bana müslümanlar olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?"

27:38 Kale ya eyyühel meleü eyyüküm ye'tını bi arşiha kable ey ye'tunı müslimın

27:40 Kitap bilgisine sahip olan birisi de, "Ben onu, gözünü kırpman için geçen süreden daha çabuk getirebilirim, " dedi. Onu yanında duruyor görünce, (Süleyman) "Bu Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi sınıyor. Şükreden kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de, bilsin ki benim Rabbim Zengindir, Şereflidir, " dedi.

27:40 Kale llezı ındehu ılmüm minel kitabi ene atıke bihı kable ey yertedde ileyke tarfük felmma raahü müstekırran ındehu kale haza min fadli rabbı li yeblüvenı e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbı ğaniyyün kerım

27:42 (Kadın lider) varınca kendisine, "Senin tahtın buna mı benziyor?" dendi. "Tıpkı o, " dedi, "Bize ondan önce bilgi verilmişti ve biz müslüman idik."

27:42 Felemma caet kıyle e hakeza arşük kalet keennehu hu ve utınel ılme min kabliha ve künna müslimın

27:44 Ona, "Sarayın salonuna gir, " dendi. Sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı. (Süleyman) dedi ki, "Bu, kristalle döşenmiş bir salondur." (Kadın lider), "Rabbim, kendime haksızlık etmişim. Süleyman ile birlikte evrenlerin Rabbi ALLAH'a teslim oldum, " dedi.

27:44 Kıyle lehedhulis sarh felemma raethü hasibethü lüccetev ve keşefet an sakayha kale innehu sarhum mümerradüm min kavarır kalet rabbi innı zalemtü nefsı ve eslemtü mea süleymane lillahi rabbil alemın

Bu ayetlerden şu anlaşılmaktadır. Bir diyalog esnasında maksat kadın konuşmacıyı işaretlemek ise “kalet” sözcüğü kullanılmakta, yok eğer erkek konuşmacı işaretlenecek ise, “kale” sözcüğü kullanılmaktadır. Bu bilgilerden hareketle, şimdi de İbrahim suresinin 9-10 ve 11ci ayetlerine bir göz atalım.

14:9 Sizden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud halkının ve onlardan sonra gelip de sadece ALLAH'ın bildiği kimselerin haberleri size ulaşmadı mı? Resulleri onlara apaçık delillerle gittiler, fakat onları küçümsediler ve "Biz getirdiğiniz şeyi inkar ediyoruz ve bizi çağırdığınız mesaj hakkında kuşkumuz ve şüphemiz var, " dediler.

14:9 E lem ye'tiküm nebeüllezıne min kabliküm kavmi nuhıv ve adiv ve semude vellezıne mim ba'dihim la ya'lemühüm ilellah caethüm rusülühüm bil beyyinati fe raddu eydiyehüm fı efvahihim ve kalu inna kefarna bima ürsiltüm bihı ve inna le fı şekkim mimma ted'unena ileyhi mürıb

14:10 Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor, ". Onlar da dediler ki, "Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın tapmakta olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz, ".

14:10 Kalet rusülühüm e fillahi şekkün fatıris semavati vel ard yed'uküm li yağfira leküm min zünubiküm ve yüehhıraküm ila ecelim müsemma kalu in entüm illa beşerum mislüna türıdune en tesudduna amma kane ya'büdü abaüna fe'tuna bi sültanim mübın

14:11 Resulleri ise kendilerine dediler ki: "Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. İnananlar ALLAH'a güvenmeli.

14:11 Kalet lehüm rusülühüm in nahnü illa beşerum mislüküm ve lakinnellahe yemünnü ala mey yeşaü min ıbadih ve ma kane lena en ne'tiyeküm bi sültanin illa bi iznillah ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun

Bu ayetlerden artık kolaylıkla anlayabiliriz ki, burada bahsi geçen Resüller KADIN RESULLERdir.

Nahl suresinin 43üncü ayetinde, elçilerin erkek olmasından bahseder.

16:43 Senden önce, erkeklerden başkasını elçi olarak göndermedik; onlara vahyettik. Bilmiyorsanız uzmanlara sorun.

16:43 Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun


Halbuki bu tercüme şöyle olmalıdır:

16:43 Biz önceden(min kablike) illa erkekten(illa ricalen) elçi(nuhıy ileyhim) göndermedik(ma erselna), onlara vahyettik. Bilmiyorsanız zikir(Tevrat) ehline sorun.

Aynı şekilde bakın Enbiya:7’de nasıl aynı şeyler dile getirilmiştir:

21:7 Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun Zikir/Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız...

21:7 Ve ma erselna kableke illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun

Yine aynı şekilde Yusuf:109’da ayni kelimeler kullanılır:

12:109 Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllarınızı kullanmayacak mısınız?"

12:109 Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim min ehlil kura e fe lem yesıru fil erdı fe yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne min kablihim ve la darul ahırati hayrul lillezınettekav e fe la ta'kılun

Bilinir ki Tevrat’ta zaten Kadın Resuller mevzubahis edilmiştir. Yukarıda da görüldüğü üzere, nasıl Kuran kadın peygamberlerin varlıkları ifadeye koyuyorsa, İncil ve Tevrat’a baktığımızda, kadın peygamberlerden bahsedildiğini görürüz.
Tevrat’ın Tekvin 15/20 ayetinde, Peygamber Miryam’dan, Hakimler 4/de, Peygamber Debora’dan, 2. Tarihler 34/22 de, Şallum’un karısı, Peygamber Hulda’dan, Nehemya 6/14 de, Peygamber Nadya’dan söz eder.
Aynı şekilde, İncil, Luka 2/36 da, ‘Aşer oymağından Fenuel’in kızı Anna adında çok yaşlı bir peygamber vardı Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. ’ şeklinde bir ifade yer alır.

Zaten Kuran’ın kadın peygamberlerin varlığından bahsetmesi, değişik ayetlerde İncil ve Tevrat’ın onaylayıcısı olduğunu söylemesinden de rahatlıkla anlaşılabilmektedir.

Bakara ;
2:41. Elinizdekini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğime (Kuran'a) iman edin.
2:89. Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler....

2:91. Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır....

Ali İmran
3:3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile İncil'i ve Furkan'ı indirmişti...

Yani, sözün özü, İslam erkekler için indirilmiş bir din değildir. Peygamberleri de “illâ” erkek olacak diye bir kural yoktur. Zaten bu tip kuralları, dinin sahibi olan Yaratan koyacağına göre, kadın-erkek eşitliğinin aksine çalışabilecek bir kural zaten koymazdı.

Bu Kuran’ı kendi çarpık amaçları doğrultusunda tercüme edenlere seslenmek gerekiyor. Kelimelere istediğiniz şekilde takla attırsanız da, özü değiştirmeniz mümkün olamayacaktır, bilesiniz. Çünkü o Rahman ve Rahim olan Yaratıcınızın bu tip kelimeleri telaffuz etmeyeceğine, tercümelerde rastlanıldığında da, garip bir şeyler olduğuna hüküm veren Allah adamlarının sayısı, hiç de sanıldığı kadar az değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, yazınızı ilgiyle okudum. 14:10 ayetinde evet kalet ile başladığı için söze sözü söyleyenin kadın olduğu gibi bir anlam çıkıyor. Ancak devam eden kelimelerde karşı tarafın o elçiye hitabı da var. Ve orada yani erkek zamiri kullanmış. Bu durum sizin söylediğinizle çelişmiyor mu?

ibotea 
 08.07.2008 10:47
Cevap :
Sevgili İbotea, 14:10 ayetinde söze kalet sözcüğüyle başladığı için, sözü söyleyenin kadın olduğu GİBİ bir anlam çıkmıyor. GİBİsi fazla olmuş. Kalet sözcüğünden dolayı sözü söyleyen kadındır. Keza 14:11de de aynı şekildir. Fakat devam eden cümlelerde veya ayetlerde söylemiş olduğunuz gibi karşı tarafın kadın elçiye hitabı vardır ama hitap üçüncü tekil şahıs değil de ikinci tekil şahıs hitabı olduğu için bu zamirin dişil veya eril şekli yoktur. Çoğul kısma geçildiğinde ise üçüncü çoğul şahıs hitabı olduğunda resullerden bahsedilirken, eril şahıs zamiri kullanılmıştır, bunun da sebebi resullerin hepsinin kadın değil hem erkek hem de kadın resuller gurubu olduğu anlaşılmaktadır. Önemli olan şudur, konuşan resul şahıs zamirinden açıklıkla anlaşılacağı gibi kadın resuldür. Dolayısıyla Kuranın Arapçasıyla cümlelerin hiç biri çelişmemektedir. Olay ortadadır, erkek resuller de vardır, kadın resuller de vardır. Ama konu resullerdir, burada nebilerden bahsedilmemektedir. Karıştırmamak gerek.  13.07.2008 21:00
 

Bir arkadaşım vardı...Japon Şigero...Türkiye'de arkeoloji okudu ve Kaman yer altı şehri'ni 10 yıl çabalayarak ortaya çıkardı...Ülkemize çok büyük bir hizmet getirdi.Biliyorsunuz,Japonya çok ''DİNLİ''bir ülke.O da günün belli saatlerinde dua ederdi...Neye tapındığını kimse bilmezdi...Ama işini mükemmel yapardı...Uzun zamandır göremiyorum.Japon-Türk Dostluk derneğini kurup çalıştığını duyuyorum...İnsanlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya kalkıyorlar.Sizin de belirttiğiniz gibi Kur'an kimilerinin ''Çarpık Amaçlarına'' alet olmaktadır.Yüce dinimiz çıkarcıların elinde sevimsizleştiriliyor.Sizler gibi aydın din adamlarımıza çok büyük ihtiyacımız var. Saygılarımla...

Mesut Selek 
 20.10.2007 13:35
Cevap :
Mesut bey, Yorumunuz için çok teşekkür eder, sevgi ve saygılarımı sunarım. Not: Özellikle belirtmek istiyorum. Ben ne aydınım ne de din adamıyım, olmak da istemem. Ne aydın olmak ne de din adamı olmak istemem. Belki şunu bana yakıştırabilirsiniz: Aydınlanma yolunda ufak adımlar atan bir kardeşiniz. Buna karşılık din adamlığı konusunda hiç bir yakıştırmayı kabul edemiyeceğim. Zira din sadece ve sadece Allah'ın tekelindedir, yani din adamı diye bir şey olamaz. Adam olsunlar yeterdir, din kısmı bize ait değildir. Biz olsak olsak Allah adamı olabiliriz diye düşünüyorum, o da olabilirsek tabii ki. Tekrar sevgiler  20.10.2007 14:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2625
Kayıt tarihi
: 10.05.07
 
 

Rumî takvimin 1900+55 senesi sonunda nüfusa katkıları olsun diye annem ve babam oturmuşlar, benim il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster