Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
887
 

Şeytanın efendisi

Şeytanın efendisi
 

Birer Homo - sapiens olarak yarım insan olduğumuzu ve şeytanın kölesi olduğumuzu ne zaman farkedeceğiz?

Gerçek doğamıza, öz değerlerimize sahip çıkamıyor bu yüzden tam ve bütün olamıyoruz. Bu yüzden yaşamdan tad alamıyor, bu yüzden mutlu olamıyoruz.

Hayal kırıklıkları arasında birbirinden habersiz benliklerimiz ve belleklerimiz. Öteki değerli bilgiyi körelten bir türüz biz. Yaşamak için arenada öldüresiye dövüşmek zorunda kalan zavallı gladyatörleriz.

Şeytansa imparator locasında oturmuş keyif ve kahkahalar arasında izliyor halimizi.

Şeytan ! Efendimiz ! Bizim gücümüzden ve kanımızdan beslenen... Ruhumuzu sattık ona.

Bölüyor ve yönetiyor bizi. Bu yüzden yaşamın tümünü göremiyoruz. Parçalar halinde kopuk yaşıyor, kopukluğun farkına da varamıyoruz. Karşılığında verdiği sözler birer hayaldir. 0 illüzyonlar dünyasına aittir. O sanal, ilkesiz ve yataydır, çıkara ve rekabete endeksli bizler gibi. Bizler, homo-sapiensler…

Birer Faust'uz hepimiz. Efendimizin düz mantığını kullanarak şiddetin insan doğasının bir özelliği olduğunu sanıyoruz. İktidara tutsağız. Ama tutsak olmak beklenen başarıyı getirmemiştir hiç.

Hele ki kendini tanımaktan yoksun bir iktidar asla iktidar olamaz. Olsa olsa iktidar görüntüsü veren geçici bir çılgınlık yaşanır o toplumda.

Homo Sapiens kendi kendinin efendisi olmayı beceremezken gidip başkasını yönetmeye, başkasının efendisi olmaya çalışıyor. Kan ve gözyaşlarıyla sulanan hasta ruhuyla ölümden besleniyor. Kendini bilgin sanacak kadar cahiL, üstelik küstah ve yalancı.

Şeytan ülkelerin de ruhunu ele geçiriyor.

Şu Amerika'nın tutumuna bir bakın !

Tüm dünyaya söylediği gibi demokratik değil şiddet ve sefalet içinde perişan ülkeler bırakıyor ardında yalanlarıyla Homo- sapiens haklı çıkmak için haksız çatışmalar yaratıyor. Barış yerine gerilim, korku ve terör üretiyor.

İçinde bulunduğumuz durum, dünyada yaşamakta olduklarımız, hep süregelen ayni çıkar oyunları bize korku, acı ve nefretin kaynağını sorgulattırmalı yeniden.

Neden daha yüksek frekanslı bir yaşamın sunacabileceği özgürlüklere kanat açamadık ?

Dünya denen bu fiziksel planette kazanan şeytan gibi görünse de aldanmayın burası bir matrix ülkesi ! Üç ilkel bilinç dünyasında yaşıyoruz hala .

Seks, duygu ve akıl dünyasında.

Şimdi insan gerçek bir yol ayırımında ! Global iktidara oynayan illüzyonlar mı galip gelecek ? Ruhumuz acı çekmekten kurtulup ne zaman huzura erecek ?

Şeytan'ın efendisi olmayı becerebilir mi insan ruhu ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes kendi inanç yapısını oluşturmuş bir şekilde. Şeytan ya da Tanrı denilerek ifade edilmeye çalışılan durumların çok farklı, hatta biraz çelişik şekillerde algılandığını hissediyorum. Özellikle sizin yazınızda ve biz yorumcularınızda. Aslında benimkisi yorum değil soru olacaktı yine. Ruhun bu içinde bulunduğumuz ilkel ve düşük titreşim boyutunda, tırmanmaya çabaladığı üst seviye için sınav koşulları değil midir bu şeytan dediğiniz? Tanrının karşıtı olmaktan ziyade, onun tarafından kullanılan bir unsur. Hayır ben biraz Dr. Michael Newton' dan etkilenmiştim de. Bir de, örneğin "homo-sapiens" i anlayabiliyorum da,"homo-novus" denince araştırmam gerekiyor. Biraz daha aç parantez açıklamalı yazarsanız anlamak daha kolay olacak. Yazılarınızı ilgiyle takip edip bazı sorularıma yanıt bulmaya çalışıyorum. Yazılarınıza çok değer verdiğim için bazı taleplerde bulundum umarım yanlış anlamazsınız. Zira bu ortamda ben dahil artık blogcuların yanlış anlamaya meyilleri arttı gibi de. Sevgilerimle.

Lale Beşe 
 05.02.2007 12:26
Cevap :
Dedğiniz bir çok bakımdan doğru sayın Lale Beşe.Öncelikle Şeytan bir çok din ve inanca göre Tanrı'nın karşıtı olmaktan çok onun tarafından içimize sokulmuş,benim gözümde de öyle.Modern Psikoloji'de adı " "EGO " olarak. Burdan yazılarımı takip eden diğer kardeşlerime de söylemek isterim ki ona burada israrla "Şeytan " ismini vermemin bir nedeni de Homo-Sapiens'in egosuna ne denli yenildiğini gösterebilmek ve H.S. için dünyanın sonunun geldiğini gösterebilmek. Homo-Novus konusunda ise yapılan araştırmaları ilgiyle takip edip tüm vaktimi ayırmaya çalıştığım bir kitap hazırlığı içindeyim. Burada çok kısa belrtmem gerekirse Homo- Novus yüksek bilincini kullanarak ruhunun yetenek ve gücünü farkederek mutlu ve barış içinde yaşamayı seçecek olan yine biz insan-varlıklarız. Ve bu bir ütopya değil. Her geçen gün çoğalıyoruz. Beni izlemeye değer bulduğunuz için çok teşekkür ediyorum ve devamını diliyorum. Çünkü ben de sizden güç buluyorum. Saygıyla  05.02.2007 20:53
 

tabii ki tebrikler armağanının, her yazının her çalışmanın bir gereği olduğuna inancım tamdır.fakat bu yazına karşı tebriklerimi ertelemek istiyorum,ama hediyemi değil tabiki. bugünün hediyesi şu kırmızı soru; ilk bakışta çok hoyrat etkili gibi gözüken bir deneme var karşımızda.kelimeleri ustalıkla seçmiş ve kullanmışsın,derin eğitim aldığın ve benliğine sürekli emek verdiğin açık ve seçik ortada...bunlar harika! fakat ortada insanlığın nefes almaya başladığı ve yaşadığını farketmeye başladığından beri temel iç sorunlarından birini tekrar hoyratca dile getirmekten,kelimelendirmekten başka bir sonuç yok ortada... ben şimdi sorarım peki ne yapalımlşimdi? yani bu kalbinin,ruhunun,beyninin (adını sen koy) derdini herkes hissediyor zaten? ayrıca insan türünün davranışları hakkında düşüncelerin de bilgilerinde çok doğruya yakın değil ama bu şu anki yazımda bahsetmek istediğim konu da değil... kısacası yazının hedefi yok!okuduğunu kullanmak isteyene fırsat yok.sonuçta yazı yok!

ali can 
 01.02.2007 10:42
Cevap :
Sayın Ali Can, Kırmızı sorunuzda yazımın bir hedefi olmadığnı, 'okuduğunu kullanmak' isteyene fırsat olmadığını söylüyorsunuz. O zaman ltf ' Şeytanı öldürmek mi gerek ? ' ' Özgürlük bir iç meseledir ' ' Ruhsal Bilinç Çözümlemeleri ' ' Kognitif Terapi ' hatta ' Tekrar Doğuş' gibi yazılarımı da okuma fırsatını bulmanızı dilerim.Belki insan türünün davranışları hakkındaki sizin farklı düşüncelerinizi de o zaman konuşuruz. Hoşça olun.  01.02.2007 12:33
 

Biz ve şeytanın efendisi olmak? Çok zor? Bizim, bizim çocuklarımızın olmayacağı kesinde bu gidişle bir yüz veya iki yüz yıl sonrasına bir şey diyemeyeceğim sevgili mine. Hep bunları düşünmekten kafayı tırlatcam zaten bir de sen üstüme gelme bu yazılarınla. Fakat öyle çok merak ediyorum ki bir iki yüzyıl sonrasını, kendimi dondurtsam mı napsam?

Ayrıntıda gezinmek 
 01.02.2007 5:57
Cevap :
Sevgili Ayrıntıda gezinmek bence bu konuda da ayrıntıda geziyorsun :-) Bedeni dondurmak Ruhsal Bilinç Felsefesinde işeyaramıyor çünkü beden zaten geçici. Önemli olan sakın ruhunu dondurma olur mu ?? Öperim seni.  01.02.2007 20:22
 

Tebrik ederim. bu bir yerlerden alınan bilginin çağrışımları mı? Yoksa bi anda hissedip dökülen duygular mı? Merak ettim doğrusu... İkinci şıksa yazının sonu hakkında tartışmak isterim. Birinci şıksa bir yerlerden etkilenmiş olsanız dahi iyi hissetmişsiniz derim. Bence şeytana üstünlük ancak ona muhalefet etmekle kurulur. Gerçi bunun insanlık tarihinde yüzlerce örneği var. En iyi örnek ve metodlarını tasavuf kitaplarında bulabilirsiniz. Bknz Mevlana Şeytanın en sevmediği şey sevgi. İnsanların birbirini sevmesi. Mevlana dendiğinde akla sevginin gelmeside bundandır belki...

Fatırcı 
 31.01.2007 18:21
Cevap :
Teşekkürler. Şeytan (ego ) ile Ruhsal Bilincimiz arasındaki çatışma kıyamette biter mi bilinmez ? Bu bilgi tasavvufta var zaten sevgili Fatırcı. Bizi kurtaracak tek şey ruhumuzdaki Tanrı ve İnsan sevgisi.Ama kıyamet insana bu kadar yakın dururken homo-sapiens ne kendisini ne de dünyasnı kurtarabilecek gibi görünmüyor bana.Ruhlarında Homo-Novus' gibi yaşayan ve üst bilinç boyutlarına erişebilecek olanlar hariç. Sevgiyle Bir olun.  01.02.2007 20:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2202
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

 Hacettepe Üniversitesi'nde Psikoloji okudu. İ.Ü. Gazetecilik mezunudur. Öğrencilik yıllarında İn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster