Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1005
 

Şiiir Cumhuriyeti

Şiiir Cumhuriyeti
 

Yorulduğumda …çok yorulduğumda, kendimi bu Kız Kulesi’resminin içinde düşlerim. Akşam vakti, deniz , martılar ve kadehimde şarap gökyüzü....

1950 yılının sıcak bir Temmuz günü... Nazım Hikmet, hapishaneden çıktığı ilk günde bir arabanın içinde Kız Kulesine doğru yaklaşmaktadır. Üsküdara geldiklerinde gece olur. Her taraf zifiri karanlık. Deniz kıyısına geldiklerinde Kız Kulesi tam karşılarındadır. Büyük dedesi Mehmet Ali
Paşanın on iki yaşında yüzerek çıktığı Kız Kulesine Nazım Hikmet, on iki yıllık bir hapishane hayatından sonra ilk kez bakıyordu.

Nazım Hikmet, Kız Kulesinin karşısında eğildi ve elini denize daldırdı.... Ve sonra yere uzanıp, denizdeki çırpıntıyı dinleyerek yıldızları seyre daldı. Arkadaşları Nazım Hikmete, on iki yıl boyunca hapishaneler ve hastaneler arasında geçen dolaşımda hep sorarlardı: "Özgürlüğüne kavuştuğunda en fazla istediğin nedir? El birliğiyle sana hazırlayalım."

Nazım Hikmet, Kız Kulesinin karşısında elini denize soktuktan sonra yıldızları seyrederek, denizin müziğini dinlediğinde, bu sorunun yanıtını veriyordu.

Bir Not: Bu yazı Sunay Akının "İstanbulun Nazım Planı" adlı kitabının içindeki "Nazım Hikmet ve Kız Kulesi" adlı öyküsünden derlenmiştir. Öykü orada daha uzun ve daha ayrıntılıdır. Sunay Akın hakkında da bir bilgi vermek gerekirse, 1962 yılında Trabzonda doğmuş, ve Kız Kulesini ilkin annesiyle gittiği bir misafirlikte çay tabağının içindeki bir desen olarak görmüştür. 12 yaşındayken Salacak Plajından Kız Kulesine yüzmüş ama nöbet tutan askerlerin izin vermemesi nedeniyle adaya çıkamamıştır. Yıllar sonra çıktığı Kız Kulesini, insanlığın gerçek yasalarını şairlerin koyduğu düşüncesiylr "Şiir Cumhuriyeti" ilan etmiştir. Ve ilk yasa olarak orada Nazımın iki dizesini okumuştur.

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür.
Ve bir orman gibi kardeşçesine!"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yanda bedeni tutsaklar,Bir yanda ruhu tutsak yıgınlar.İnsan görmek istedigini görür duymak istedigini de duyar.Tüm engeller samimi istegin önüne geçemez.İşte bu denklemde asıl sorun şu.Ben bu anlatılanların neresindeyim..Başarılar

ZEYBEK 
 17.02.2008 19:11
 

İçi balık,dışı Şiir'dir İstanbul'un ...Aşiyan'da Tevfik Fikret, Rumeli'den Orhan Veli, Fındıklı'da Bedri Rahmi ve Salacak'ta Sunay Akın seyreder şiirleri...G.Köprüsünde Can baba ve C.süreya. Ve bir vapur düdüğü eşlik eder... Kız Kulesinde Şiirler yaşamalı, biz de seyretmeliyiz Şair'leri... elinize sağlık.. jülide öncel

Ysm 
 09.11.2007 3:09
 

Her varlığın bir hürriyet alanı vardır. Balığın ki su, Kuşun ki hava, diğer canlıların karasal coğrafyalar. Düşüncelere sınır yok. Ama Kız kulesi romantik duygu düşüncesi yaratır. Fakat biyolojik fiziksel varlığımız için çok dar. O dar alan ancak düşüncelerimizin belkide özgürleştiği hayal penceresi gibidir. Mutluluklar- sevgiler.

Nariçi 
 08.11.2007 22:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 696
Kayıt tarihi
: 18.12.06
 
 

1966 yılında doğdum.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster