Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1097
 

Sirk aynasına bakmayı meziyet sayma!

Sirk aynasına bakmayı meziyet sayma!
 

Henüz beş yaşında bir çocuktum. İlk kez tanışmıştım lunaparkla. Atlıkarıncalar çok hoşuma gitmişti. Dönme dolaba binmek, zincirli salıncakta sallanmak, başlı başına bir şölen olmuştu benim için.  

Daha sonra ağabeyim, karanlık bir odaya soktu beni. Işıklar yandığında, her tarafta aynalar vardı. Acayip suratlar adeta dans ediyordu. Çok korkmuştum. Yüzüm çok farklı bir hale gelmişti. Dudaklarım aşağıya doğru sarkmış, burnum kocaman olmuştu. Küçücük bir çocuğun cüssesinden ne olacak? Sanki dev bir fıçıya benziyordum. Anlayacağınız hilkat garibesinden farksızdım.  

Şaşkın gözlerle, korku dolu bakmışım ki, ağabeyim korkma, bu aynanın adı “sirk aynası” dedi.  

Mutlaka sizlerde bilirsiniz. Önüne geçtiğiniz de sizi şekilden şekle sokar, eğilmiş, bükülmüş gösterir.…  

Şişmansanız zayıf, zayıfsanız şişman olursunuz…  

Eliniz, yüzünüz, gözünüz, kulağınız bu aynaların önünde tanınmaz bir hale gelir…  

Kendinizden korkarsınız!  

Bilenler, benim gibi tecrübesi olanlar bakamaz, içine sıkıntı basar.  

Belki inanmayacaksınız ama milliyet blog kategorisindeki ayna muhabbetinden, dolayısıyla yazılan, kinaye yazılardan içime sıkıntı basmaya başladı. Özellikle övünmelere konu olan aynalar, “sirk aynasından” ibaretse tabii söyleyecek sözümüz olmaz!  

Olayları kişiselleştirerek, suç bastı unsurunun arkasına sığınarak, duygu sömürüsü yapmak, Allah’ ın adaletinden dem vurarak, akılları sıra rüzgâr estirenlerin baktıkları ayna benim gözümde “sirk aynasından” farksızdır.  

Hiç şüphem kalmadı. Fazlasıyla emin oldum ki kendilerini çok büyük, çok ulu görüyorlar (!)  

Ayna ayna söyle bana var mı benden güzeli?:)  

Eski blog yazarıyım, en çok okunan yazar olarak astığım astık, kestiğim kestik mantığındalar. Milliyet Blog’ un bu denli tekelleştiğinden haberim yoktu. Anlayamadığım, solo halinde yazılar yazarak aman susun, siz yenisiniz üstünüze vazife olmayan işlere burnunuzu sokmayın, daha fazlasına cüret ederseniz, editörlere rağmen sizi kapı dışarı ederiz. Yorumlarla, yazılarla sizi canınızdan bezdiririz, kaçacak delik ararsınız mesajı vermekten de çekinmiyorlar. Bence verilmeye çalışılan mesaj benim nezdim de boşuna gösterilmiş bir çabadır.  

Olayları çarptırarak, konuları farklı yöne saptırarak, başkaları ile uğraşacaklarına önce o' malum aynalarla kendileri yüzleşsinler. Şahsen ben hatalı olan birini koruyup, müdafaa ederken bin kere düşünürüm. Haksız olduklarını bile bile destek olmaktan çekinirim. Arkadaşlığını kaybedeceğim, toplantılarda yalnız kalacağım diye “sirk aynasında ki görüntüler gibi eğilip, bükülmem”. Şekilden şekle sokulduğum, gerçeklerin yok sayılmasına çanak tuttuğum, bir aynaya bakıp, böbürlenmeyi kendime yakıştırmam.  

Söz konusu olan, bir çocuğun kırılan kalbi ise utanırım, esef duyarım!  

Birinci önceliğim kırılan kalbi nasıl onarabilirim diye düşünmek olur? Başkalarını Allaha havalete etmek yerine, uzun uzun yorumlar, yazılar yazmak yerine genç bir kız çocuğunun gönlünü almak için küçük bir özür yazısı yazmayı uygun görürüm. Bilirim ki, hakkına tecavüz edilen çocuğun rol modeli olacağım. Öneriyi sunduğum kişi bu özür yazısın yazmaktan imtina ediyorsa, arkadaşlığımı da sesimi de keserim!  

Bilmişlik taslayarak, çen çen laf yetiştirmek üzerine kurgulanmış beyinler, ne yazık ki özür dilemeyi akıl edemiyorlar!  

Medeni toplumlarda neden “önce çocuk” diyerek, kötülükten korumayı hedeflerler, hiç düşündünüz mü? Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız incinmesin, kırılmasın, bizim yaptığımız hataları taklit etmesinler diye özen gösterirler. Bizim coğrafyada, birinci önceliğin çocukta olabileceğinin bilincine henüz ulaşılmadı.  

Yeter ki şüpheye düşmeyelim!  

Aslı var mı yok mu araştırması yapmadan, varsayımlarla bile olsa üzerine çullanırız? Doğrusu gözümüze kestirdiğimiz, gücümüzün yettiği çocuğun dünyasını başına geçirmeyi çok iyi biliyoruz. Annesi, babası olmuş veya olmamış fark etmez. Sessiz kalmışlarsa, onlara da saldırırız. Utanıp, sıkılmadan yalancı, sahtekâr, terbiyesiz, yaftalaması yaptığımız gibi tepemiz atarsa, fırsatını bulursak sahipsiz gördüğümüz çocuğu dövebiliriz. Kolundan tuttuğumuz gibi kapı dışarı edebiliriz de!  

Dediğimizi yaptıramadığımız zaman hırslanırız. Hırsımızı alamazsak, başkalarına saldırırız.  

Tepelenen, hor görülen çocuğun haklarını koruyanları yüzsüzce, sıkılmadan Allaha havale ederiz (!)  

Nasıl da aciz zavallı bir düşünce?  

Havale ettiğin Allah herkesin kalbini çok iyi biiyor.  

Yaşanılan ve yaşatılan bütün bu saçmalıkların nedenini beynim bir türlü algılamıyor?  

Tek bir alternatif kalıyor. “O’ da annelik veya babalık duygusundan mahrum olmaları”. Azıcık duygusu olan anne veya baba aman “bana ne” başkasının çocuğundan demez. Bugün onaysa, yarın benim çocuğuma yapılır düşüncesini her daim taşır. Şükürler olsun ki, duyarlı, aklı başında, henüz vicdanını, çocuklara yönelik hassasiyetini kaybetmemiş insanlarımız, var da çocuklarımız birilerinin egolarına kurban gitmekten son anda kurtulabiliyor.  

Temennimiz çok fazla hasar almamaları…  

G. Kasalar  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ümit Beyin yorumunu okuyunca bir yaşanmışlığı sayfanıza not düşme gereği duydum müsaadenizle: 2009 yazında oğlum Tarık karnesi ve takdirnamesini almış, 5. sınıftan 6. sınıfa geçmişti. Özellikle okumayı seven ve bu yönüyle beni mutlu eden bir tarafı da mevcuttu. Benim MB.'da var olan sayfamı biliyor ve takip ediyordu, ben de kendisine bir sayfada açmayı teklif ettim. Amacım, hem yazım dilini geliştirmesi hem de birşeyler yazması için bile olsa birşeyler okumasının gerekliliğinin farkına varmasına vesile olmaktı. Böylece daha çok okumasına vesile olacağına inanmıştım. Henüz 3. bloğunu yazmıştı daha, o kadar garip ve hakaret dolu yorum ve mesajlar geldiki ara ara, en sonunda (5. bloğuna müteakip) oturup/konuşup blog sayfasını kapatmayı uygun görmüştük. Maalesef kendini büyümüş gören küçük beyinler, küçüklerin masum dünyasını da kirletmektedirler. Sağlıcakla ve Sevgiyle Kalın...

Yorum Dükkanı 
 17.06.2011 16:55
Cevap :
Hayretler içindeyim; çocuklara, gençlere karşı bitmeyen tükenmeyen bu hırsa ne demeli? Anlıyorum ki yaşını başını alıp, olgulaşmakta yeterli değilmiş. Yorumunuz bir gerçeğin daha altını çizdi. Bundan böyle daha dikkatli olmakta fayda var. Olmayan şeyler değilmiş. Mutlu günler dileğimle:)  20.06.2011 10:20
 

Aslında sayfanızı takip edebilenler "Şeytanın avukatı" mahlasını daha yeni kullanmaya başladığınızın farkına varabiliyorlar... Yani kullandığınız mahlas öncesini bilmeyenler anladığım kadarıyla size yeni üye muamelesi yapmaya çalışıyorlar :)) Gelelim daha önemli olan diğer konuya yani "kızımıza". Bu konuda hata yapanlar; yaptıkları densizliği yok görerek yaşamaya devam etme gayreti içindeler ve ben bunu hiç yadırgamıyorum. Ne demişler; "Geçmişte yapılanlar, gelecek için ışık tutar". Ne yapmışlar bir bakalım, ne yapacaklarını tahmin edebiliriz... Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 17.06.2011 11:39
Cevap :
Eski üye değilim. Yeni de sayılmam. Yeniler, eskilerden icazet alacaktır diye bir kural okumadım. “Şeytanın avukatı” rumuzunu bilhassa aldım. Rumuzlar hakkında sinir bozucu yorumlar gelince tepkimi böyle ifade etmeyi uygun gördüm. Özür dilemelerini sabırla bekliyordum ki, tamamen suç bastı yaparak yazılan aynalı yazılara cevap verilmeli diye düşündüm. Allaha havale etmeleri ise tuz biber ekti diyebilirim. Komik duruma düşmek için insan ancak bu kadar çaba gösterir. Özür dilemedikleri sürece yazılarımla, hatırlatmalarım sürecektir. Yaptıkları sizinde, benimde bildiğiniz şeyler. Yine suç bastı blog’ ları yazılmaya devam edecektir. Başka bir üyeye aynı ithamları yapacaklarını ahmin etmek zor değil... Blog bekçiliği makamını kimseye kaptırmaya niyetleri yok. Aynı dili konuştuğumuza memnun oldum yorum dükkânı. Mutlu günler dileğimle  17.06.2011 12:11
 

Sizi editöre rağmen kovalarız, bunaltırız vs. gibi tehditlerle sindirmeye çalışanları açıkça yazsanız daha iyi olmaz mıydı? Eğer bana böyle bir tehdit gelmiş olsa ettiğine, edeceğine (burada) pişman ederdim. Ayrıca eski üye olmak kimseye bir ayrıcalık vermez. "Ben eski üyeyim, şöyle yaparım, böyle yaparım" diyen biri olmuşsa rüya görüyordur. Dikkatimi çekti; tehditlere uğradığınızı anlattığınız kısım biraz kinaye olmamış mı? Kimse bunlar açıkça söyleyin lütfen. Ayrıca "ayna muhabbeti" size sıkıntı değil, ilham vermiş gibi geldi bana. Baksanıza, üzerine blog yazmışsınız. :-). Moralinizi bozmadan yazmaya devam edin efendim, her şey yoluna girer. Ha, bir de; "şeytanın avukatı" rumuzunuzu bir gözden geçirin lütfen, nasıl hitap edeceğimi bilemedim. :-) Sevgi ve saygıyla...

Haluk Seki 
 17.06.2011 9:00
Cevap :
Sn. Seki size zahmet sayfama girin önceki blogumu okuyun, nasıl baskı altında tutulduğumu, ayrıca yazılmış başka yazıları lütfen bir kez daha gözden geçirin. Merak etmeyin, sözümü esirgemem zamanı geldiğinde bende gerekeni gerektiği gibi yaparım. Ayna muhabbeti ve bunu yapanlar gerçekten içime sıkıntı veriyor. Kesinlikle abartmıyorum. Ben yazımda şahsıma yapılmış veya başkasına yapılmış tehdit diye bir kelime kullanmadım. Siz bunu nereden yorumladınız anlayamadım? Abanın altından sopa gösterenler benim ne demek istediğimi anlarlar. Amacım onlara, kendi takdikleri ile cevap vermekti. Daha ileri giderlerse aynı doğrultuda fazlası ile cevaplarını alacaklardır, şüpheleri olmasın. Şeytanın avukatı rumuzunu bilhassa aldım. Rumuzlara karşı olanlara tepkidir. Mutlu günler dileğimle:)  17.06.2011 9:14
 

Sessiz kalıyorum bekliyorum daha önce yazmıştım köken Trakyalıyım Selanik göçmeniyiz ve bizim oraların meşhur bir sözü vardır '' SESSİZ ATIN ÇİFTESİ SERT OLUR '' derler... Ah Milliyet Blog sayfamı kaldırsınmış pekala kaldırsın ama şayet söylediklerinde haksız çıkarsa o zaman ben onu Allaha havale etmiyorum çünkü kendi işimi kendim görmek gibi bir alışkanlığım var ve bunu yaparkende gerektiğinde hukuk sisteminide kullanmaktan çekinmem. Beni tanıyan öğretmenlerim bilirler gidip okulu bile dava ettim ki bu tarz birini dava etmekten asla çekinmem... Sadece bekleme sebebim söyleyeceklerini yüzüne söylemek için... ( bu yorumu yayınlamak veya yayınlamamak sizin bileceğiniz bir nokta ) ( tabi ulaşıp ulaşmayacağını bilemiyorum. )

BURÇAK YAZICI 
 16.06.2011 23:42
Cevap :
Burçak senin yaşında kızım var benim. Senin sayfanın, sana ait olmadığını söyleyenler, seni yalancılıkla suçlayanlar ortaya attıkları iddialarını ispat edemediler. Tepkim bu yüzden. Yıllık iznim bittikten sonra, emeklilik dilekçemi vereceğim ve yaşıtın olan kızımla güzel vakit geçirmenin hayallerini kuruyorum. Sende öyle yap, tatilini ailenle mutlu geçir. Başkalarının saçmalıkları seni yıldırmasın. Bol bol kitap oku, yaşından büyük cümlelerin altına imzanı at, kendini daha fazla geliştir. Yorumun bana ulaştı, bende sevgiyle yorumladım. Başarılarının devamını dilerim. Mutlu günler dileğimle:)  17.06.2011 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3258
Kayıt tarihi
: 26.08.10
 
 

Bazen hüzünlü, bazen sinirli, çoğu zaman keyifli olmayı severim. Aşk meşk, masallarına inanmamayı, r..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster