Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '15

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
589
 

Sisam (Samos) gezisi

Sisam (Samos) gezisi
 

Sisam (Samos)


1983’den beri Kuşadası / Davutlar Özlem Sitesi’ndeki yazlığımıza gelir, yazı burada geçiririz. Samos (Sisam) halk deyimiyle “bir kurşun atımı “ilerimizdedir. Özlem Sitesi sahillerinden her akşam güneşin Samos (Sisam) dan ağır ağır batıya doğru yol alışını izleriz. Bu anda güneşin kızıllığı denize vurur. Ege’nin mavi sularıyla güneş ışıkları kucaklaşır.

Sisam(Samos )Kuşadası’nın karşısındaki Yunan adası. Dilek Yarımadası’nın uç noktasıyla Samos’un uç noktası arası (İstanbul Boğazı) 1 km kadar.İyi bir yüzücü, Dilek Yarımadası’ dan yüzerek Samos’ a geçebilir; ama boğaz durumundaki bu bölgede akıntı vardır. Adaya gidiş, Kuşadası’ dan dan başlayınca biz de üç aile (Kahraman Derinpınarlar ve Ali Karakayalar) sekiz kişi, Sisam’a 8.08.2012 ‘de günübirlik gitmeye karar verdik. Biletimizi Adinos Tur’dan aldık. Bizi, saat sabah 6.45’te servis otobüsüyle alacaklarını söylemelerine karşın 7.45’te aldılar. Servis otobüsleri çeşitli otellerden yolcu aldıklarından 8.30’da limana geldik. Pasaport işlemleri için kişi başına 15TL vergi alındı. Gemiye binince de 10’ar Euro ayakbastı ücreti alındı.(Avrupa Birliği üyeleri bu ücreti ödemiyor).Gemi,9,00’da hareket etti. Nasıl bir gemi mi? İstanbul Boğazı’nda çalışan gemiler gibi. Küçük.( 250-300 kişilik)

Sisam(Yunancada Samos, ) Yunanistan'da, Ege Denizi'nde, Dilek Yarımadası'nın karşısında bir ada. Bu adanın en büyük yerleşim merkezi olan şehri, merkezi bu şehir olan ve Sisam adasını, Ahikerya (Yunancada, İkarya) adasını ve bölgedeki birkaç küçük adayı kapsayan idari bölgenin (nomos) adıdır. Tarihte kurulan on iki İyon kolonisinden biridir.

Sisam şehrinin (Yunancada Vathy de denir) 2001 nüfusu 12500, Sisam adasının 2001 nüfusu 37000, Sisam Nomos'unun (Sisam + Ahikerya) 2001 nüfusu 44000'dir.

Kuşadasının yakınında bulunan Dilek Yarımadası'na oldukça yakındır. Kuşadası'ndan günlük işleyen birkaç seferle deniz yolunda kolaylıkla ulaşılabilen Sisam adasının görülmeye değer pek çok yeri vardır. Bunlar arasında antik kent, kente su taşıma amaçlı MÖ 6. yüzyıldan kalma tünel, Hera tapınağı, herkesin Türkçe konuştuğu Karaveli köyü, Yenikarlovası balıkçı kasabası sayılabilir. Ayrıca Gümüldür'den rahatlıkla görülebilen ve Tavşan Adasının tam karşısındadır.

Yunanistan'ın Osmanlı'dan en son işgal ettiği adadır.( Vikipedi, özgür ansiklopedi,10.8.2012)

OysaAdonıs Tur’dan bize geminin 1000 kişilik olduğu söylenmişti. Limanda, limanı boydan boya kaplayan beş katlı bir de turist gemisi vardı. Bizim gemimiz onun yanında oyuncak gibi kalıyordu. Gemiye binince birçok kişi gibi biz de güverteye çıktık. Gemimiz, Ege’nin maviliklerinde köpükler saçarak yol almaya başladı. Deniz sakin ve dingindi. Ağustos’un en sıcak günlerinden biriydi. Şair de bu sıcak günlerin birinde Ege Denizi’ne sesleniyor,      

Ege`nin İncisi

Ege`nin incisi derler ben Ege Deniziyim,
Gözünüzde parlayan bir Ege güzeliyim.
Aşklar fısıldayan dalgalar serinletir,
Egeliler sevgiyle sesime kulak verir.
Duydunuz biliyorum Egelilerim beni,
Hasretle beklediniz tertemiz denizimi.
Temizlerseniz içimi, koklarsınız nefesimi,
Nefesimin o tertemiz serinliğini.
Kıyılara güzellikler katarak başlayın,
Plajlarımda yaşasın mutlu âşıkların,
Sonsuz mutluluklarla coşkuya kucak açın,
Hatıralarınızda güzelliklerimi sizlerde yaşayın

(İbrahim Zeki Burdurlu)

Güverteyi hafif bir meltem yalıyor; yolcuları serinletiyor. Ancak güneş ışınlarının geldiği yerlerde durulmayınca soluğu geminin salonunda aldık. Zaman zaman da yanlardaki oturma yerlerine çıkıyor, ufukla bütünleşen maviliklerde gözlerimizi ve gönüllerimizi dinlendiriyoruz. Sisam’ın makiyle örtülü dağları görünmeye başladı. Ormanlık alanlar sınırlı. Deniz, birçok yerde adanın bağrına girmiş, adayı parçalara ayırmış.

Karadeniz Bölgesi gibi evler yamaçlara serpiştirilmişti; ne var ki fındık, çay bahçeleri yoktu. Fundalıkların arasından zeytinlikler boy gösteriyordu. Bura insanı, denizle iç içe yaşıyordu. Koyların doğal yapısı bozulmamış, çarpık yoğun yapılaşmaya izin verilmemiş. Sisam merkezindeki yoğun yapılaşmanın görüntüsü de insanı rahatsız etmiyor. Düzenli bir biçimde sahile dizilmiş. Sıcaktan olacak kent sakin, sanki uyuyor. Ana caddesinde tek tük arabalara rastlanıyor. Dükkân sahipleri genellikle işlerinin başında, söylendiği gibi öğlen dinlencesinde değiller. Özellikle araba kiralama dükkânları açık. Gemiden inince limanın karşısındaki bir yerde ayaküstü sekiz kişilik bir araba için pazarlığa girişiyoruz. Günlüğü 90 Euro’dan kapı açıyorlar. Bizim zamanımız 16.30’da doluyor. Bisiklet, motor, araba kiralanan başka bir dükkânda 80 Euro’ya anlaşıyoruz; ancak araba 15 dakika sonra gelecek denilmesine karşın elimize yarım saat sonra geçiyor.

Bu arada sıcakta beklemekten bunaldık. İnternetten buranın gezilmeye ve görülmeye değer yerlerinin Kokkari ve Pithagorio(Vathy'den [ Samos’un merkezi]14 kilometre uzaklıktaki Pythagorio kasabası adını burada ünlü matematikçisi Pisagor'dan almış. Antik çağın önemli filozof, matematikçi  ve müzisyeni Pisagor olduğunu öğrendik. Öncelikle adanın kuzeyinde yer alan kent merkezine 10 km.uzaklıktaki Kokkariyolunu tuttuk. Yol çamların arasından geçiyor. Arada bir bir iki arabayla karşılaşıyoruz. Doğa ve yol temiz, sessiz. Bu yolu Dilek Yarımadası plajlarına giden yola benzettik; yalnız bu yoldan deniz görünmüyordu. Ege koylarının yeşille bütünleşen maviliklerini izleyemedik.

Kokkari plajıyla, alışveriş yerleri, kilisesiyle küçük bir sahil köyü. Arabamızı kilisenin önündeki alana park edip kiliseyi gezdik. Kiliseye girmişken burayı fotoğrafla belgelendirmeyi de unutmadık. Tümümüz kilisenin değişik görünümlerini çekti

Kokkarinin deniz kıyısındaki lokanta ve kafeteryaları çekiciydi; ancak biz yemeği kentin güneydoğusundaki Pithagorio ‘da yiyecektik. Burası da merkeze 14km uzaklıktaydı. Pithagorio yolunun çevresi makilerle kaplı. Makiler arasında öbek öbek zeytinliklere de rastlanıyor. Pithagorio, Kokkari gibi bir köy. Sahilinde kafeteryalar, lokantalar var. Hemen kendimize göre bir lokanta bulduk. Anadolu’nun küçük kent lokantalarına benziyor. Gösterişten uzak sade Polykratis lokantası. Sahibi Antonıos Kotoylas da Anadolu insanı gibi cana yakın, tonton biri. Mustafa Derinpınar’ la İngilizce anlaştılar. Grup olduğumuz için % 10 ‘da indirim yaptı Antonios. Dört porsiyon kalamar, dört porsiyon da sardalye yedik. Biz iki kişi bir kalamar, bir sardalye ve 500 cl’lik şaraba toplam 21 Euro ödedik. Porsiyonlar oldukça büyük. Yediklerimiz ızgaraydı ve lezzetliydi. Şarap da hem ucuz hem de iyiydi. Yemekten sonra bereket tanrıçasıHeratapınağını görmek için Pithagorio ‘nun güneybatısına doğru yol aldık.Yol boyunca ara ara zeytinlikler, üzüm bağları vardı. Toplanan üzümlerin sofralık değil, şaraplık olduğunu sanıyorum Samos Havaalanı’nı geçince Hera tapınağını gördük, fakat kapalı olduğu için içeriye giremedik. Kapalı olduğu için Tünel’i de göremedik.

Saat 16.15’te Samos’un merkezindeyiz.16.30’da gemiye binmek için hazırlanıyoruz. Limana daha erken gidenler var. Pasaport kuyruğu uzadıkça uzuyor; bu nedenle de pasaport işlemleri işkenceye dönüşüyor. İşlemler bitince gemiye dönüyoruz. Arabayı ustalıkla kullanarak bizi gezdiren Kahraman Derinpınar, bizden önce gemiye binip salonda yer ayırmasaydı, yer bulmakta da güçlük çekecektik.

Adanın kayalık, kıraç kıyılarını geçince kendimizi Ege Denizi’nin ortasında bulduk. Denizin ortasında atılış deniz yatakları, kasalar, toplar, pet şişeler… Görüntü kirliliği yaratıyordu.1.30 saatlik yolculuk sonunda Kuşadası Limanı’na yanaştık.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sekiz kişilk gurubunuzda bir dokuzuncu olarak ben de gezdim sizlerle sanki.O Pythagorip kasabasını ve Herat tapınağını görmek isterdim ben de doğrusu.Belki seneye inşallah...Dinlendirici bir gezi yazısıydı.Elinize sağlık Hüseyin bey.Bilgilendiriğiniz için sağolun.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 30.08.2015 1:52
Cevap :
Abbas Bey,Kuşadası'ndan hemen hemen her zaman küçük gemiler kalkıyor.Bizim gittiğimiz yılda pasaport istemediler.Günübirlik gittik.Görülmeye değer.İlginize teşekkür eder;esenlikler dilerim.  30.08.2015 17:42
 

Kıymetli öğretmenimiz Sayın Hüseyin Başdoğan: Çok önemli bir konuyu özenle dile getirdiniz. Maalesef denizlerimiz kirlendi.Elin adamları gemilerinde, yatlarında, ne pislik varsa bizim denizlere döküp gidiyorlar.Buna bir çare bulunmadı.Denizlerimizde suyun rengi dahi değişti.Saygılar sunuyorum.Hep sağlığınızı ve mutluluğunuzu diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 29.08.2015 23:17
Cevap :
Mehmet Bey,toplumda çevre bilinci gelişmedi. Denizlerimizin temizliğine de yeterince sahip çıkamıyor; gemilerin pisliklerini boşaltmalarının önüne geçemiyoruz.Sahil gazinolarının denizi kirletmelerinin önüne geçemiyoruz.Teşekkür eder; esenlikler dilerim.  30.08.2015 11:37
 

Sayın Başdoğan! Ege denizinde serpilmiş inci gibi adalar birer cevher ama ne yazık ki değerini bilemiyoruz, kirlilik had safhada.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 29.08.2015 13:51
Cevap :
Denizler,doğa alabildiğine kirleniyor.Yunanistan'a giden turist gemileri,pisliklerini Kuşadası açıklarına bırakıyorlar.Sahil korumayı arıyoruz;onlar da görürseniz haber verin,diyorlar.Denizin ortasındaki geminin ne yaptığını nereden bileceğiz.Selam ve saygılar.  29.08.2015 14:03
 

Değerli arkadaşım, bu güzel anlatımızdan sonra ben de diyorum ki!? Çok sık gittiğim Çeşme'de, Çiftlikköy deniz kıyısından elimi uzattığımda Sakız adası avuçlarımda kalıyor. Esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 29.08.2015 9:26
Cevap :
şahin Bey,"Sakız Adası'nın avcunuzun içinde kalması" güzel bir benzetme.İlginize teşekkür eder; esenlikler dilerim.  30.08.2015 11:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 284
Toplam yorum
: 1065
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1325
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster