Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
513
 

Size bir sır vereyim mi?

Size bir sır vereyim mi?
 

Tasarımcının en zevkli anı


Blog dostlarımla bir araya geldiğimde ilk merak ettikleri şey, bu denli yoğun bir iş temposundan kendime zaman ayırıp ayıramadığımdır. Ben de bugün bu merak edilen sırrı açıklamaya karar verdim. Bence verdiğim bu sırrı çözebilen herkes, yaşamın zevkli ve keyifli sürecinden zevk alır.
Bir moda tasarımcısı, hemen her gün yeni bir iş gününde onlarca tasarımı hayata geçirmek konumundadır. Bu onun profesyonelce yapması gereken bir mesleğidir. Roman, hikaye, şiir, resim gibi tasarım da yaratıcılık isteyen bir meslektir. Boş bir kağıda şiir, hikaye ya da roman yazmak, boş bir tuvale her gün yeni bir resim inşa etmek ve önünüzde duran çok sayıda kumaşa tasarım yapmak, beyninizin sağlıklı ve verimli olmasıyla ve yaratıcılıkla beslenmesi demektir.

Bizim meslekte modelistler, makinacılar ve en başta patron size bakar. Sistem durmayacak, işleyecek, tasarımı yapılmış giysiler çizilecek, kesilecek, aksesuarları belirlenecek, dikilecek, müşteriye hazır hale getirilecek.

Her hafta hazırlanan bu numune giysiler, müşteriler adına karar veren jüri tarafından titizlikle incelenecek, karar verilecek ve beğenilenler seri üretime girecek. Yüzlerce, belki de binlerce kişinin ailesine geçim parası olarak geri dönecek. Beğenilen modellere yeni siparişler gelecek.

Bu süreçte tasarımcının beslediği çark dönerken tasarımcı nelerle beslenecek ki, bu çark durmasın.

Ben iş hayatımın dışında kalan zamanlara beni besleyen etkinlikleri alıyorum. Kültür ve sanat olaylarını yakından izliyorum. Sinema, tiyatro, konser, bale, opera, tiyatro, sergi, müze ve mesleğimle ilgili etkinliklere katılıyorum. Ayrıca Milliyet Blog'da yazıyorum.

Benim mesleğimdeki birçok insan, ‘’biz hiç zaman bulamıyoruz. Evden işe, işten eve gidip geliyoruz. Sen nasıl zaman bulabiliyorsun. Hayret ediyoruz sana’’ diyorlar.

Ben de onlara ‘’Haklısınız ama mutlu musunuz?’’ diye soruyorum ve ne yazık ki mutlu değiller. Benim farkım bir yaşam koçu ile çalışmak. Danışmanımdan öğrendiğim en güzel şey de zamanı yönetmek. Çünkü en eşit dağıtılmış şey bu evrende zaman. Herkesin 24 saati var ve biz bu 24 saati iyi yönetirsek, kendimiz için haklı ve mutlu doğruya ulaşabiliriz.

Benim üç dosyam var. İlki Profesyonel Hedef dosyası. İkincisi İçsel Hedef dosyası ve üçüncüsü Evrensel Hedef dosyası. Bu dosyalarda yaptığım tüm eylemlerin belgesi yer alıyor. Nereye gittim. Hangi oyunu gördüm. Hangi etkinliğe katıldım. Hangi kuruma bağış yaptım. Hangi hobim için eylem yaptım. Her biri yer alır dosyalarımda. Dün dosyalarıma baktığımda neler yapmışım diye ben bile hızıma şaşırdım.

İş Sanat Kuleleri’nde Ali Poyrazoğlu’nun ‘’Tak Tak Takıntı ‘’Oyununu, Devlet Tiyatrosu’nda ‘’81.Cadde, 14.Bina, 2 numaralı daire’’ oyununu, Beşiktaş Kültür Merkezi’nde ‘’Ayıp Ettik’’ oyununu, Yıldız Kenter Tiyatrosu’nda Zuhal Olcay’ın oynadığı ‘’Nathalie’’, AKM’de ‘’Macbeth’’, ‘’ Carmen’’, CRR Salonu’nda ‘’Rusya Devlet Balesi’’ni, AKM’de ‘’Kral Dairesi’’, ‘’Bir Tenor Aranıyor’’, Fransız Kültür Merkezi’nde ‘’ Kaygıların Yürürlükten Kaldırılması’’ oyununu, Şehir Tiyatrosu’nda ‘’Size Öyle Geliyorsa Öyledir’’, Rumelihisarı Açık Hava Tiyatrosu’nda ‘’Mahşer-i Cümbüş’’, İstanbul Gösteri Merkezi’nde ‘’Mamma Mia’’, Şehir Tiyatroları’nda ‘’Yedi Tepeli Aşk’’, Kırmızı Pazartesi’’, ‘’Meraklısı için öyle bir hikaye’’, ‘’Bayazıt’’, ‘’Dinmeyen Alkışlar’’ oyunlarını izledim. İstanbul Modern, Pera Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Topkapı Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Koç Müzesi ve Sanat Galerileri’ne gittim. Yıldız Kenter Tiyatrosu’nda ‘’Dalga’’ isimli oyunu gördüm. İlk bakışta bunlar gözüme çarptı. Gece 24 seansına bile olsa Film Ekimi etkinliklerine de katıldım. Dosyamı biraz daha karıştırsam daha çok etkinlik çıkar. Moda ile ilgili etkinlikleri saymıyorum burada. Evet, hepimizin eşit 24 saati var ve hepimiz çalışıyoruz. İnsan için yemek ve uyumak kadar kültür ve sanatla beslenmesi zorunluluktur. Ben bu zorunluluğu zevke dönüştürdüm. Zamanı iyi yönetebilirseniz, siz de bu zevkleri yakalayabilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yok, ne 1967 yapımı,Antony Quinn ve Virna Lisi'nin oynadığı,o müthiş 25.Saat'ten ne de yönetmen Spike Lee'nin yönettiği,farklı bir 25.Saat filminden söz ediyorum!... Ben Yeşim Koç'un bu mükemmel tempolu,düzenli,zamanı müthiş ve başarıyla kullandığı bir olası 25.saatten söz ediyorum ki,bu da Yeşimin o güzel yaşamına %4'lük ek bir katkı sağlayacak!... Bilim insanları yakın bir zamanda,dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünün yavaşlamasıyla,2708 yıl önce başlayan bu yavaşlama sürecinin artık günü 25 saate çıkaracağını müjdeliyorlar!... Bu işe sanırım Oblomov yaşamı tercih edenlerin yanısıra,Yeşim gibi kinetik yaşamı tercih edenler de sevinecek!... Ne dersiniz?... Sevgiyle.Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 21.10.2008 22:14
Cevap :
Sevgili Zeki bey Size bu cömertliğinizden ötürü ne diyeceğimi bilemiyorum. Düşünün günde bir saat, yılda 365 saat eder ki, bu yeni eylemlerim için bulunmaz bir nimet. O sözünü ettiğiniz filmler, bulunup izlenecek. Bu güzel yorum için çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle  22.10.2008 9:39
 

Sevgili yeşim gerçketen çok güzel ayarlanmış, ve de 3 güzel dosyaya bölünmüşsün, insanın sadece bir tsrsfı düşünerek yaşaması zor, ama yinede günümüzde geçim derdinin en had safhada olması, halkımızın kendine vakit ayırması için ilk önce ekonomik şartlarının düzgün olması gerekir diye düşünüyorum, ama madalyonun öbür yüz ise, bu faliyetleri yapacak geliri olanlarında malesef sanatla ilgisinin azlığı.. kalemine yüreğine sağlık sevgilerimle..

Mehmet EREN 
 21.10.2008 14:39
Cevap :
Sevgili Mehmet Eren, Senin de söylediğin gibi kimi parasızlığa, kimi de parası olmasına rağmen başka nedenlere bağlı olarak istediğini yapamıyor. Ancak başarının mazereti yoktur, başarısızlığın mazereti ise çoktur. Yorumun için teşekkür ediyorum. Sevgilerimle  21.10.2008 21:24
 

ama şartlar eşit olmayabiliyor. Çocuk sahibi olmak dünyadaki en zor ve en güzel şey bana göre ancak çocuk varsa zamanın çoğunu onlara ayırmak gerekiyor. Sanatsal anlamda elbette hiç bir şeye katılmamak için bir mazeret değil. Senin kadar yoğun yaşayamayız o kadar. Çocuk sahibi olana kadar bol bol tadını çıkar. Sevgilerle

Gülün içinden 
 21.10.2008 11:15
Cevap :
Gül'üm ne diyeyim ben sana şimdi. En iyisi birgün biraraya gelelim de mazaretin çocuklar olmadığını kanıtlayalım. Çünkü ben 15 çocuklu bir ailenin dünya turu bile yaptığını biliyorum. Sevgilerimle  21.10.2008 21:27
 

Tebrik ederim sizi.

Ahmet Üstündağ 
 21.10.2008 8:27
Cevap :
Sevgili Ahmet bey Evet, dediğiniz gibi yapıyorum ve kendimi ödüllendiriyorum. Yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle  21.10.2008 21:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 228
Toplam mesaj
: 66
Ort. okunma sayısı
: 1521
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

23.05.1974 İstanbul doğumluyum. Mediha Yener Moda Okulu'ndan stilistlik ve modelistlik sertifikaları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster