Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
392
 

Sonbahar

Sonbahar
 

Benim için çok farklı dönem çünkü geçmişteki benin aksine hayatımın bu döneminde tamamıyla farklı bir kişiliğe doğru yolculuğa çıkıyorum. Bunun en önemli sebebi sonbaharın gelmesi...

Yepyeni işim, yepyeni bilgisayarım, yepyeni bir gün ve yepyeni bir mevsimde size yazıyorum. İyiden iyiye sonbahar kendini hissettiriyor. Hollandalı müthiş bir rock grubu olan Blöf’ün eşliğinde “Naakt onder de hemel”, yani “Gökyüzü Altında Çıplak” albümünü dinlerken, bir geçmişime, bir bugünüme, bir de yarınıma gidip geliyorum. Hiç romantik olmayan Hollandalıların –ki Eric olarak, ben de bir Hollandalıyım- romantik yoğun şarkıları eşliğinde sonbahara hoşgeldin partisi düzenliyorum. Ve küçüklüğümüzden kalma bir marka Grundig, artık bir Türk markası ve bilgisayar olarak evime giriyor.

Hayatta aslında garip olmayan hiçbir şey yok gerçekten; Sudan Hayaller’in hayale karışması, Tly Ekr’in suskunluğu ve üzerine bu yaz blog okunma oranını düşüklüğü, yazın hepimiz atalete (tembele) bağladı.

Yaşadığımız yoğun propagandalı Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sporda yaşadığımız Milli hezimet (Atletizm, Halter, Futbol ) hepimizi ülke olarak şoka soktu!

İnşaatçılarımızın uluslar arası alandaki başarısını aratırcasına yurtiçinde katliama varan ihmalkarlıkları ve hatta yepyeni şehit tanımlarının lugatımıza ve kültürümüze yerleşmesi, beni dahil hepimizi utandırdı.

Yaz yoğun, dolu, dolu yağdı kafamıza. Geçen hafta 2 saat yağmur içinde kepazeye dönen Bursa, fıkraları aratmayacak ölçüde, yol karşısına yüzen insanlık, köklerinden sökülen ağaçların artık olmayışlarından ötürü toprağı ve yağmuru tutamayışları, çölleşen ülkemde uçuşan paralar, kaybolan gençlik ve gelecek, aslında ülkemin sonbaharını ifade ediyor bana!

Olaylar karşısında söylenen en genel söz “kanınız yerde kalmayacak türden”, “merak etmeyin devlet konuyla ilgili ihmakarları yakalayıp gereğini yapacak”!  

Yeni Cumhur reisimiz, tüm yurda ve vatana ve dünyaya hayırlı olsun. Kendisi seçilmişlerin-seçilmişi olan en üst makamda ve yepyeni sloganla “two” kere yeni Türkiye’yi, baştan aşağı inşa edecek! Hayırlısı olsun...

Otuzlu yaşlarda son derece entel birisi olarak Türkiyemi yıllarca kurtarmışımdır. Artık otuz yaşında değilim. Her şeyi yüce milletime bıraktım, seyrediyorum. Gönlümde herhangi bir hicran yarası veya beynimde herhangi bir darbe yok çünkü farkındayım yurttaşa karşı gelemem. Benim reyim(oyum) ne ise, onunda reyi o! Yani o kadarlık bir demokrasi etkim var. Hiç inanmadığım bir partinin üyesi olmam dahi, bu oydan daha öte birt kazanç sağlamıyor benim demokratik açılımımda!

Sonbahar geldi, hoş geldi, meclis açıldı, torbalardan yasalar çıktı ve karşılığında tertemiz bazı insanlar devlete şantaj amaçlı işsiz bırakıldı! Maden işçilerinden bahsediyorum, o bahtı kara adamlardan!

Yapraklar son dirençlerini gösteriyorlar dallarına tutunmak için ve hatta bazısı gerçekten güneş rengine çalacak kadar kupkuru ciltleri! Tıpkı bugün ellerimizi yanyana koyduğumuzda Ecrin’in söylediği gibi “ellerin buruşmuş baba”! “Sadece ellerim mi kızım, yüreğim de çekti, küçücük kaldı ve hele cesaretim, o kadar insan yedi ki onu, neredeyse “yok” kaldı”!

Ne kadar olumluya kaçarken mürekkepli kalemim, bir tuhaflık oldu, yüzüme sıçradı mürekkebi ve aklıma Kalamar geldi ve dedim ki Kalamar, Mürekkep balığının parçacıkları ve gömleğimin üzerindeki mürekkep lekesi hiç çıkmayacak!

Blöf şarkısında sahilden bahsediyor. “İşte” diyor “karşında sahil” ve diyor ki “deniz de zaten sahil ve aşık insanların seçme şansları ne kadardır?”...

Bir diğer şarkısı başlıyor; “Wat zou je doen?” türkçesi; “ne yapmalısın?”. Yine romantik bir şarkı! Türk grupları içinde illa birisine benzetmem gerekirse, Blöf için Pillibebek derim...

Hollandalı olup Türkiye’de yaşamak dışında hiçbir çelişkim yok ki hayata dair... Nefesimin altında bir müslüman bile olabilirim. Ama yine de, dinim olmasındansa, insan olmayı tercih ederim. Hatta Türkiyelilerin arasında zenci bile sayılabilirim! Ancak gideceğim yer yine, kara topraktır.

Yazın sıcağında seks yaparmışçasına ıslaklığımdan, nihayet, sonbaharla beraber kurtuluyorum ve sevinçle, pişiklere son isminde bir şarkı tüttürüyorum bir türkü formatında! Hani bilirsiniz, türkülerde hayat vardır, pişikler de benim hayatımdır ne yazık ki!

Ve gönlümde kıvançla, tenimdeki ıslaklardan nihayet kurtulmuş olarak ve hatta, sabahları üzerime bir battaniye çekecek kadar ürperircesine, sonbahara hoş geldin diyorum ve naifçe, lisede bana sırnaşan Baharı hatırlıyorum ve diyorum ki, seni değil ama sonbaharı çok seviyorum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlıyoruz ki her mevsim başka bir yolculuğa çıkıyor insan ruhu! İlk televizyonumuz Grundig’di, sonraki Schaub Lorenz ve bir sonraki de Loewe Opta. Şimdi ise yer gök Samsung oldu! Önümüzdeki beş yıl içinde tıraş setimin dahi Samsung olmasını bekliyorum:) Bir gün herkes şovmen Terim’in salt vitrinden ibaret olduğunu anlayacak! Ülkemiz de maşallah pek güçlendi: Benzin 5 lira, et 40 lira, asgari ücret net 900 lira; ABD’de benzin 1.75 lira, et 10 lira, asgari ücret net 5.000 lira. Bekle bizi Amerikanya, yetişiyoruz:) Bu “güzel” ülkede kaç kişi mevsimlerin değiştiğinden haberdar:( Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 16.09.2014 8:36
Cevap :
İklim ve mevsim kesinlikle modumuzu belirliyor. Terim bey çok uyanık, her türlü kaynağı kendine kullanıyor ve başardım diyor. Haklısınız; Samsung her yerde ve ben kalitesinden son derece memnunum. İnşallah ömrümüz yeterse, Türk markalarına da yetiştireceğimiz öğrencilerle ulular arası bilinirlilik katkısı sağlayacağız. Artık yağmurda başladı ve sonbahar her yerde! Teşekkürler... Sevgi ve saygı ile  19.09.2014 6:58
 

Artık giden yazdan bize fayda yok.. Hatta bıktırdı bile. Bu yıl cazır cazır yandık. Güzü bekler olduk. Ve güz bütün numaralarıyla kapımızdan arzı endam ediyor. Galiba özlemişiz. Ama sonunda "Kış" gelmese.. kış hep hastalıkların..Kapanmanın mevsimi gibi geliyor. Ama aynı zamanda "Umutların" da.. Bu güzel deneme için teşekkürler Eric. Devam. Yazılarınız yepyeni kapılar açıyor. Esenlikler.

Erdal Ceyhan 
 13.09.2014 17:53
Cevap :
Bu sene kavuru ve kuru sıcaklarla, cehennem misali yaktı bizi Allah. Öte yandan sonbahar hızla geldi ve bizi neşelendireceğe benzer. Kıştan evvel şöyle sakin bir hayat yaşayalım. Ne de olsa yeni yılda yine bir seçim var; neyi seçeceksek? Sevgiler  15.09.2014 7:11
 

Çok beğendim yazdığınız denemeyi iki kere okudum. Eylül benim için buruk yaprak yaprak dökülüyorum sararıp solarak. Okuldan öğrencilerden uzak kaldığımı haber verdi Eylül. Kimbilir bir daha ki Eylül müjdesiyle gelir bana.. Saygılar..

Papatya Tarlası 
 13.09.2014 17:34
Cevap :
Aslında çok çalıştığınız şeyler zamanında gelirken, hiç çalışmadığınız şeyler zamansız gelir. O beklentiniz hangi gruba girer bilmem. Öte yandan ben de öğrencilerimi özledim ama onlarla da bayramdan sonra buluşacağım. Yepyeni bir yıla az kaldı bizim için... Beğenmenize sevindim... Saygılar  15.09.2014 7:13
 

Yaşasın Güz geldi! Ben de sessizce kutluyorum bu bayramı, senden biraz farklı olarak ama. Ülkenin gündemi bugünlerde beni hiç ilgilendirmiyor. Spordaki başarısızlık, cumhurbaşkanının seçilmesi, yerle seçimler vesaire... 21. yüzyılda inanç özgürlüğünün tartışıldığı, yönetim biçiminin hala benimsenip yerleşemediği bu ülkenin gündemini izlesem ne olur izlemesem ne olur ki? Ben de bir blog yazmak için kıpırdanırken seninle aynı yolda beraber yürüyelim dedim ve daha önce yaptığım gibi Güze saygı duruşu kıvamında bir blog döktürmek üzereyim. Sudan Hayallere gelince, onu tanısaydım buradan göndermezdim biliyorsun. Gerekirse şakacıktan kulağını çekerek yapardım bunu. Tly Ekr ise umarım bizi okuyordur ve kendini toparlayabilmiştir. Selamlar ve sevgiler dostum. Yeni işlerinde başarılar, kolaylıklar, hayırlı işler dileklerimle.

Güz Özlemi 
 13.09.2014 16:42
Cevap :
Öyle yaşıyorsun ki, öyle yorum yazıyorsun. Sana bir haller olduğu 3 haftadır aklımda ve sana söyleyemeden sen bana söyledin. İnsan öyle duygular içerisindeyken kolay, kolay yazamaz. Yazsa bile, kafasını o mesele, bu meseleye veremez. Ama söyleyeceğim tek şey: I envy you olacak. Şu dünyayı değiştirecek gücü bana da ver Allah'ım. Tly ve sudan hayaller'i çağırdım ve geldiler sağolsunlar. Ben ve sen hayatı seven ve yazan adamlarız ve şimdi sıra geldi yaşamamıza; seni seviyorum dostum... Sağlığına, ANIL  15.09.2014 7:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster