Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2630
 

Sosyal linçin 5N1K’sı

Sosyal linçin 5N1K’sı
 

5N1K gazetecilikte, haberin öğelerini oluşturan “ne”, “ne zaman”, “nerede”, “nasıl”, “neden” ve “kim” sorularının içerir. Bu sorulara karşılık gelen cevapları araştırır.

Linç ise, birden çok kişinin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü bir insanı, yasa dışı ve yargılamaksızın, taş veya sopa gibi araçlarla döverek öldürmesi anlamına gelmektedir. (Ne?) Burada önemli olan, öldürme eyleminin suçun yasal olarak ispat edilmeden, sadece varsayımlara dayanarak o varsayımda birleşenler tarafından gerçekleştiriliyor olmasıdır. (Neden?)

Linç masum veya suçluyu ayırt etmeksizin, her ikisini de aynı vahşetle öldürür. Söz konusu kişi masumsa, zaten günahların en kötüsü işlenmiş demektir. Ancak linç edilen suçlu dahi olsa,  ceza verme şeklinin keyfiliği ve acımasızlığı, ceza konusu olan suçu gölgede bırakabilmektedir. Bu haliyle linçin her zaman adalet duygusunu inciten ve merhamet ibresini suçludan yana çeviren bir yanı vardır. En son Kaddafi örneğinde olduğu gibi.

Sosyal linç ise, kişinin sosyal medya üzerinden sanal olarak öldürülmesi anlamına gelmektedir. (Nerede?) Burada taş ve sopanın yerini hakaret ve küfürler almaktadır. (Nasıl?) Gerektiğinde ırzına geçme ve canını alma tehditleri de buna eklenmektedir. Tabii ki tüm bu saldırılar sanal olarak gerçekleştiğinden, söz konusu kişi üzerinde herhangi maddi bir hasara neden olmamaktadır. Ancak açtığı ruhsal yaralar, yerine göre çok derin izler bırakabilmektedir. Ayrıca kişiyi hedef tahtasına yerleştirip, somut bir saldırının da hedefi haline getirebilmektedir.

Linç kültürü ne yazık ki acı toplumsal gerçeklerimizden biridir. Ancak sosyal medyayla birlikte linç damarımız iyiden iyiye kabarmış gözüküyor. Bu konuda da masum olan hiçbir toplum kesimimiz yoktur. Tam aksine sosyal medyayla birlikte mertlik bozulduğundan, her önüne gelen linç kahramanı kesiliyor.  Genelde en galiz saldırılar da adını ve suretini gizlemiş olanlardan geliyor. (Kim?) Yani sosyal medyada resmini ve ismini kullanmak yerine, sembol ve rumuzla karşımıza çıkanlar, bu gizlilik maskesi arkasında ucuz kahraman kesilip her önüne gelen kişiye her önüne gelen konuda saldırmayı marifet sayıyor.

Galiba sosyal linçin bu kadar yaygınlaşmasının en önemli nedeni, deşifre olmadan tüm birikmiş tepkileri kusma fırsatı tanımasıdır. Diğer bir nedeni ise, twitter gibi platformlardan kişiye kolay ulaşabilme yolu sağlamasıdır. Zaten sosyal medyanın en önemli özelliği insanlar arasında iletişimi kolaylaştırması ve birbiriyle tanıştırmasıdır. Bu yönüyle müthiş bir kamuoyu oluşturma aracıdır. Bunu tabii ki iyi olduğu kadar kötü anlamda da kullananlar vardır. Bu sadece bizde değil, bütün dünyada böyledir.

Sosyal medyanın en yoğun ve etkin kullanıldığı yer ise yine medya alanındadır, özellikle de televizyon programlarına anında izleyici tepkisi gelmektedir. (Ne zaman?) Bu açıdan da kuşkusuz twitter’in yeri çok özeldir. Çünkü twitter üzerinden kişisel veya kurumsal hesaba yorum yollamanın dışında, konuyla ilgili kelimeyi girerek tüm yorumlara anında ulaşmanız da mümkündür.

Bu yüzden de özellikle tartışma programlarında katılımcılar cep telefonları üzerinden kendilerine gelen olumlu veya olumsuz yorumlardan anında haberdar olup, yerine göre mutlu veya mor bir hal almaktadırlar.  İtiraf etmeliyim ki, tümüyle modern laik yaşam tarzını benimseyen bazı gazetecilerin bazı oldukça zoraki kaçan iktidar yanlısı yorumlarına, anında gelen son derece zeki ve esprili eleştirilerden fazlasıyla keyif alıyorum. Bu anlamda sosyal medya ikiyüzlülük ve sahtekârlığı olduğu gibi yansıtan bir aynadır. Çok acımasız, ama hedef vurma konusunda da bir o kadar isabetlidir.

Tabii bundan siyasetçiler de paylarına düşeni fazlasıyla almaktadırlar. Tabii ki en yoğun yorumlar, ortalıkta en çok gözüküp fikrini beyan edene yöneltilmektedir. Bu anlamda da sosyal medya,  özellikle televizyon kanallarında hüküm sürmeyi kendisinde adeta hak görenlere ince bir ayar vererek, ayna işlevini eksiksiz yerine getirmektedir. Diyeceğim, sosyal medyaya baktığınızda sürekli çirkin şeyler görüyorsanız, kızıp öfkelenip yasaklara başvurmak yerine, bunun nedenini biraz da kendinizde aramalısınız.

Cüneyt Özdemir sunduğu 5N1K programında da, sosyal medyayı aktif olarak kullananlardan. Bu sayede izleyicilerden gelen soruları veya yorumları anında konuklarına iletip,  konunun daha geniş bir dairede tartışılmasını sağlıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi, konu ne ve konuk kim olursa olsun, illaki hakaret ve küfür mesajlarından payına düşeni fazlasıyla alıyor. Bunlar belki de gülün dikeni misali,  katlanılması kaçınılmaz olanlardan. Ancak örneğin Atıf Bir gibi profesör olarak adlandırılanların, Oy ve Ötesi gibi tümüyle gönüllü ve siyaseten bağımsız bir hareketin tanıtıldığı programa dahi hakaret içeren soru yöneltmesini, gerçekten de anlayamıyorum. 

Bu bağlamda dindar muhafazakârlıkla i’nin noktası kadar ilgisi olmayanların, salt iktidara hoş görünmek uğruna kendi kesimlerine yönelik bu çelişkili tutumları, iç sosyal linçin en itici örneklerindendir. Bu konuda her kesimin bolca iç kurbanı mevcuttur, zira kendimize yönelik eleştiriye hiç tahammülümüz yoktur. Onu adeta düşmanımıza sırlarımızı ifşa etmek olarak görürüz.

Dış sosyal linçin en itici örneğini ise kuşkusuz Fazıl Say oluşturmuştur, bu konudaki detaylı analizimi arzu ederseniz “Neyi Hapsetmek İstiyoruz?” adlı yazımda okuyabilirsiniz. Yazının sonunda yer alan “OdaTV”deki küfürlü ve tehdit dolu twitter yorumlarına bakarsanız, sosyal linçin hangi ürkütücü uçlara varabildiğini görebilirisiniz. Her daim kutsal anne kavramını dilinden düşürmeyen bir iktidarın vekili olan kişinin, karşısındakinin annesini hemen kerhaneye layık görmesi, başka söze gerek bırakmamaktadır.  Tabii aynı sözleri muhalefetten biri iktidara yakın görünene yöneltseydi, kendini anında mahkemede bulurdu. Rıza Sarraf’ın kendisine “şarlatan” diyen Devlet Bahçeli’yi dava etmesini başka nasıl açıklarsınız?

Görüldüğü üzere sosyal linç vardır. Ancak bunu gerçekleştirenlerin çoğu kendini gizleyen ucuz kahramanlardır. Bir de iktidarın yanında yer aldıklarından ötürü kendini gizlemeye gerek görmeyen ucuz kahramanlar vardır. Onun dışında saklanmadan ve hakaretle küfüre başvurmadan lafını gediğine koyabilenler de vardır. Aslında her şeye rağmen sosyal medyayı değerli ve verimli kılan onlardır.

Konuyu gündeme ait iki twitter mesajımla bitirmek istiyorum:  

“Haberlerde sürekli yavrusunun cansız bedenine sarılan anneyi göstermek, nasıl bir yayıncılık garabetidir? İnsanlığımdan utanarak ağlıyorum.”

“Reklamda dahi "my home" diyerek sarışının evine dalan Ali Ağaoğlu Umre'ye gitmiş. Günümüz çifte standart dindarlık anlayışının şahane özeti.”

Zuhal Nakay 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Blog yazarının düşüncelerine kesinlikle katılıyorum. Özellikle 5N1K'ya yapılan olumsuz, küfür ve şiddet içeren,Cüneyt Özdemir tarafından anında cevaplandırılan twit'leri de kınıyorum. Eleştirinin dozunu ayarlayamayan,hemen şiddete başvuran ve içini karşıkarşıya olduğu zamanda kompleksleri yüzünden karşısındakine söylemeyip, kurtarıcı gibi twitter'e sarılan bir toplum olduk, ne yazık ki! İyi ki sosyal medya var diyemiyorum çünkü herşeyde olduğu gibi bize sunulan teknolojik yenilik ve kolaylıkları kullanmasını bilmiyoruz.Başbakan'a Tv programlarında sorulması gereken soruları soramayan gazeteciler gibi, programdan sonra soramadıklarını eleştiri gibi dile getirmesi de aynı cesaretsizlik,korkaklık ve çağdışılıktan geçiyor.

mehmet kaynak 
 16.04.2014 12:30
Cevap :
İlginize ve yorumunuza çok teşekkürler, saygılarımla...  21.04.2014 13:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 550
Kayıt tarihi
: 24.08.13
 
 

Mimar / Blog Yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster