Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '08

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
1473
 

Sosyal yaşamın köleleri...

Sosyal yaşamın köleleri...
 

Bir yaşamı karıncanın emrinde sürdürmek; mümkünmüdür acaba?
Onları Tropik Ormanlarda, Kuzey kutbunda, en kalabalık şehirlere kadar, her yerde görebiliriz. Karıncalar diye geçmiyelim, onlar tarımı insandan önce keşf ettiler. Bu kadarla kalmadılar köleliği de beraberinde getirdiler.
Araştırmacı uzman Susanne Foitzik'in yapmış olduğu incelemelerde 10 trilyon karıncanın yaşadığını söylemektedir. Her biri ortalama 5 mg ağırlığında olmasına rağmen, dünyada yaşıyan insanların ağırlığına eşit olduğu görülmüştür. Antarktis hariç dünyanın her kıtasında yaşamlarını sürdürtmektedirler. 12.600 çeşit karınca yaşamlarını kırsalda, hatta ağaçlarda bile sürdürmektedir.
Karıncalar diğer organizmalar üstünde etkisi dünyada yaşıyan diğer canlılardan kat kat fazladır. Bitkilerin tohumlarını hazırlamasından tutunda, en yırtıcı hayvandan bile fazla dominantdır. Omuriliksiz hayvanlar aleminden, örümcekler ve diğer böceklerin korkulu rüyasıdır. Bir başka özelliği ise % 90 oranında ölü hayvanları yok ettiğidir. Işin aslı hiç bir hayvan onun karşısında kendini emniyette hissedemez. Ondan kaçış yolu yoktur. Bir bakmışsınız bir borunun içersinde, düz duvarda, kullandığınız bilgisayarın içersinde. Hatta gök yüzünde bir uçağın bizce en bilinmez köşesinde. Dedimya ondan kaçış hiç bir zaman yoktur.
Bana bir hayvan söğleyin bizlerle bu kadar iç içe olan? Sosyal yaşam içersinde olan böçeklerin önde gidenidir. Şimdiye kadar karıncalar üzerinde bir çok araştırmacı onun hakkında bilgileri bizlere sunmuşdur.Susanne Foitzik'in ise onlara ilgisi, gencecik yaşlarda başlamış, araştırmaları yaşlılığına kadar sürdürmüştür.
Bu arada iki çocuk sahibi olması onu durduramamıştır.

Bu gün Münıh'deki Ludwigs-Maximilian-Üniversitesin de Profesör olarak çalışmalarını sürdürdüğü halde; onlar üzerinde yaptığı çalışmalarda bu altı ayaklı hayvanın yaşamı hakkında her geçen gün şaşırabildiğini söylemektedir.Yaprak kesem karıncaların kestiği yaprakları yapmış olduğu anbarlarda mantar kültürüne dönüştürdüğü.

Anbarlarda hazırladığı gıda maddelerini diğer yabancı parazitlerden koruyabilmek için ona karşı tıpkı insanların kullandığı ilaçları üretebilmesi. Aynı zamanda diğer böceklere karşı ilaçlar hazırlıyabilmesi. Şimdi sorabilirsiniz peki insan arasındaki üstünlük nerede diye. Cevabı çok basit bunu 50 Milyon seneden beri yapabilmektedir. "Yapılan araştırmalar ancak bu kadar geriye gidebilmişdir."

Göçebe halkların gıdalarının başında süt gelmekte olduğu bilinmektedir. Ondan dolayı süt alabileceği hayvanları yetiştirip, onları her türlü tehlikelere karşı korumuşlardır. Karıncalar bu işlevi insanlardan evvel bulmuşlardır. Onlar bitkilerin üzerindeki bitlerin topladıkları nektarları sağarak en büyük proteine ulaşmaktadırlar. Aynı zamanda bu bitlere zarar gelmemesi içinde, her türlü tedbiri alıp onları diğer böceklerdende kollamaktadırlar.

Bu türlü tarzlar bir yerde sıradan gelebiliyor. Onun köle çalıştırması karşısında. Paralel olarak düşünürsek insanların aynı tarzda köleler devrini yaşadığı,
halende kısmen bu durumu başka bir tarzda yürüttüğü. Enteresan gelmesi bu durumun karıncalarda da görülmesi.

Yeni çalışmalar; onların yaşamlarında karanlık kalan gerçekleri ortaya çıkarıyor. Bu yeni çalışmayı Zoologik Sosyal Paratizmus diye adlandırıyorlar. Karıncalar dünyasında bazı guruplar diğer karınca gurubunu kendine köle yapabiliyor. Ne garipdirki bu durum sıkça görülmektedir. Bu durum 200 kadar karınca cinslerinde görülmektedir.

Bu durum en çok küçük guruplar arasında sıkça görülüyor. Bir kaç düzine işçi karıncalar, ufak koloninin içine sızarak, ana karıncayı köleleştirip, diğer karıncaları yok edilmesini sağlıyor. Hayatta kalanlar ise sadece yumurtaların içinde kalan yavrular.
Ana karıncanın ayakları ve hissetme antenleri kesilip, yeni bir koku sıkılıyor. Karıncalar dünyasında bu koku verilecek komutları temsil ediyor. Ana karınca sıkılan bu koku sayesinde karşı tarafın emrine girmiş oluyor. Tıpkı Bilgi sayarınızın içine sızmış bir virüs gibi. Bilindiği gibi ana karıncanın verdiği komutlar sorgusuz olarak yerine getirilmektedir. Kimyasal değişim sayesinde işçi karıncalar değişime uğrayan ana karınca sayesinde aldıkları değişik komutlarla birbirlerini yok etmeye başlıyor. Ana karınca yavrularla birlikde tek başına kalana kadar.

Kimyevi koku karıncalarda verilecek olan emirleri sağlıyor. Bu şekilde işçi karıncalar verilecek her komutu, sorgusuz yerine getirmelerini sağlıyor.

Bundan sonrası, yumurtalardan çıkacak olan yavrular, kimyasal değişikliğe uğramış olup yeni kraliçenin emrine giriyorlar. Bu işçi gurubu artık onların kölesi olmuşdur.
Bu durumun nedenleri ise bazı kolonilerin yaşlanması olarak görülmekte, zaman zaman kendilerini bile besleyememe durumuna gelmelerinden dolayı olmaktadır. Ana kraliçenin yaşlanması yeni yavruların yeterince olmaması en büyük nedenlerdir.
Zamanımızda sizlere bir şeyleri hatırlatıyormu !!!

Köleştirilmiş kolonilerde ileriye dönük zamanlarda bu gibi taktikler her zaman geçerli olmıya-biliyor. Geçirilmiş tecrübeler onlara bu gibi kimyevi taktiklerin zamanında farkına varılması ile içeriye sızan yabancı guruplar arasında ölesiye mücadeleler oluyor, bu mücadeler sayesinde köle olmaktan kurtulabiliyorlar.

Bazı karınca gurupları ise kölelik taktiğini öldürerek değilde, daha yumuşak metodlarla yapıyorlar. Seçtikleri ufak kolonilerin yuvalarının ağızlarını kapatip yeni oluşacak nesli kendi guruplarına katıp eski neslide bir başka yerlere göçe zorluyorlar.
Zaman zaman köleleştirilmiş karıncalar bu durumun farkına varabilmektedirler. Her ne kadar isyan çıkaramasalar bile kendi neslini daha iyi besleyip, diğer neslin bakımında titiz davranmamakla o nesli yavaş yavaş yok etmeye çalışmaktadırlar.

Eğer hayvanlar alemin bu küçük ferdi karıncaların 5 mg lık cüssesi altında taşıdığı
beynin sosyal bir yaşam içersinde nasıl çalıştığını düşünmek bile insana zor geliyor.
Saygılarla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bilimadamları ne yazıkki bütün bunların kaynağını içgüdü olarak açıklarlar. bir anlamda kaçmaya sebeptir.

Murat Tarhan 
 07.09.2009 3:04
Cevap :
Cok haklisiniz...  07.09.2009 14:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1220
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster