Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
778
 

Sözün bittiğidir

Sözün bittiğidir
 

Güneş açar. İçimde güneşler açar. Çiçek açar. İçimde çiçekler açar. Kedi kuyruğunu sallar. Yüzüm güler. Bülent Ortaçgil dinlerim. Hayatı yeniden severim. Ben derede bir taşım. Su üstümden akar gider. Orada dingin, yerimi bulmuş beklerim. Diğer taşların arasına gömülmüş, üstümden su akıp giderken, ağır ve eski.

Fıçının içindeki Dioje'im. Gölge istemem. Fulla'ya dedim ki "ben bir okum, yön gösteririm ama hiç gitmem". Meraklı kız. Dayanamadı sordu "neden?". Ben de gevezeyim, dayanamadım söyledim. "Ben Adana yolu kenarında bir Ankara okuyum. Gerekli ama alabildiğine yabacı" . Dedi ki "deli".

Oturduğum koltukta en çok "burda ne işim var?" sorusu batar kıçıma. Bir türlü rahat edemem. Kımıl kımıl. Oysa güneşin altında bir kertenkele kadar rahatımdır. Yerimi bilirim. Dünya üzerinde doldurulması gereken bir boşluğa tıkaç olduğumu bilirim. Kendimden emin başım dik yürürüm. Yürüdüğümdür. Anlatmıştım. Zaten ağzımda bakla ıslanmaz benim. Anlatırım. Bana sırrınızı vermeyin. Bakla misali tükürür atarım. I-ıh, iyi arkadaş olmaz benden.

Simon and Garfunkel dinliyorum şimdi. Saund of silence... Müzik yolcusuyum bu gün. Başka şey anlatasım yok. Bilir misiniz parkenin üzerine atılmış cila gibidir Simon and Garfunkel. Hayatı parlatır. Görüşünüzü açar. Yüz kaslarınızı gerer. Gençlik veriri insana. Göğüs kafesini genişletir. Nefes darlığına iyidir.

Ne zaman takılıp düşsem, sendelesem kulak kesilirim. Tutunup kalkacak bir ses gelir bir yerden. Bazen uzak bir radyodan "beraber ve solo şarkılar". Bazen gece yarısı TRT'sinin soyu tükenmiş caz programları. Bir CD çalardan süpriz bir Münir Nurettin Selçuk. Kimbilir. Sesler sarar çevremizi. Arayıp bulmak gerekir. Hiç bir şey olmazsa evlerin çıtırtısı. Trafiğin sesi. Kendi mırıldandığım bir şarkı hatta kurbağa sesleri gecenin içinde. Tutunup kalkmamı sağlar nereye düştüysem. Yüzüm karıncalanır. Saçlarım diken diken olur. Hatırlarım. Hayat seslere benzer. Sustuğunda gitmiştir. Oradaysa devam ediyor demektir. Sessizlik sesin bittiğidir. Altını çizer.

Orhan Gencebay'dan "ya evde yoksan"ı dinlerim gülümsemek istiyorsam ve hayatın küçük anlamları üstüne düşünmek istiyorsam. Boby McFarren dinlerim üstüne. Niyeyse kuru fasulye pilav gibidirler benim için. Ayrılmaz ikili... Hava karanlık ve kasvetliyse, elime bir Edgar Allen Poe kitabı alır ve Alan Parsons Projeckt takarım eski müzik setine. Ardından Tülay German ya da Ünol Büyükgönenç. Üstüste dinlenince soğuk duş etkisi yapar. Kendine getirir insanı. Farkındalık katsayısını katlar.

Yaşlı hissediyorsam fazlasıyla, Nil Karaibrahimgil on yaş alır sırtımdan. CNBC-e'de Gillmore Girls seyretmiş kadar olurum. Yol görünüyorsa bana valiz topluyorsam eğer içine Candan Erçetin'in fransızca albümünü atarım hemen, yanına da Edit Piaf. Aradaki farkı hep hatırlamak için. Anneme gidiyorsam, memelekete doğruysa yolum, mutlaka Ajda Pekkan, Sezen Aksu.

Yaz geldiyse Beatles. Yağmur yağıyorsa Dinah Washington'dan Mad About a Boy. Kalbim kırıksa Özdemir Erdoğan, Fikret Kızılok. Büyük şehir bunalımı sardıysa, Feridun Düzağaç. Patrona kızdıysam Mor ve Ötesi'nden Şirket. MP3 çalar sevmem ama. Eski moda kasetli Walkman. Kayınpederden hediye pikaplı müzik seti. Yanında eşantiyon "Gurbetçinin plak koleksiyonu, memleket türküleri".

Amalia Rodrigues dinlerim bazen. Bazen de Maria Fernandes. Özellikle annemin genç kızlığında diktiği bir elbiseyi giymişsem. Ardından Mariza, ne söylerse. Bazen Roza Eskanazi. Mercedes Sosa çok kızdıysam eğer hayatın gidişatına. O aptal aşiret dizilerinden birisine denk geldiysem ruhumu temizlemek için Metin Kemal Kahraman kardeşler... Liste bitmez uzar gider. İnsanlar müzikle oynar ve oynak. Ne ifade eder başkasına "öteki"nin müzikli dünyası... Bu bir ipin ucudur. Başkasına uzanır. O ipten tutan ne kazanır? Dudaklarının ucunda bir melodi, müzikli bir yol ötekine...

http://www.youtube.com/watch?v=0cKv6EHNOTk&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=hlhPfFnstR4
http://www.mariafernandes.nl/indexEN.html
http://www.youtube.com/watch?v=WyOJ-A5iv5I&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=J8Z549GKkeM&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=aWyeVfuolT4

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her anın, her durumun bir müzikal karşılığı vardır bende de. Hatta ben de bu konuyla ilgili bir blog yazayım. Lokomotifi sen ol:) Tangodan, arabeske, türküden, caza uzanan müzikli bir yol. Bazı kavşaklarda kesişiriz seninle:) Kucak dolusu sevgiler kıvırcıkım:)

Yeşim Özdemir 
 08.05.2007 17:14
Cevap :
Hayat bir müzikal gibi yaşanmalı değil mi? Her adımda bir nota. Kesişiriz o kavşaklarda. Sen başla yazmaya:))  09.05.2007 9:02
 

Senin notalar üzerindeki adımlarını üzerinden yürüdüm. Seni takip ettim. Her adımda içime dolan yakınlık ve dostluk duygusu. İyi ki varsın Bucu'm, iyi ki varsın...

Fulya 
 07.05.2007 11:03
Cevap :
O notaların bir çoğunu Yeşo'nun Fender'inden beraber dinleriz bir gün değil mi? Paylaştıkça büyür şarkılar çünkü:)  09.05.2007 9:03
 

ve bu çok büyük bir haksızlık:)Bunların arasına bir de Paolo Nutini /New Shoes katmanı tavsiye ederim.."Güneş açmış,kelebekler uçuyor,taktım ayağıma yeni bir pabuç,her şey daha iyi görünüyor" şeklinde bir parça...Eski İstanbul'u ona göz kırpmaya başlayan bir dosttan... kabul buyurunuz....:)BİTANESİN BİTANEEEE!

Hadi Zeynep! 
 07.05.2007 11:02
Cevap :
Şu İstanbul'a bir geleyim. Seni de alıp Babilon'un kapısına dayanmazsam bana da S.Uslu demesinler.  09.05.2007 9:06
 

hem delisin hem de çok iyi bir dostsun bence. Çok iyi de bir sırdaş... Nerden biliyorsun deme. Hiç konuşmadık ama biliyorum işte. Şimdi yazını okurken açtım Fikret Kızılok'tan "bir harmanım bu akşam" şarkısını.. Kucak dolusu sevgiler Adana yolundaki Ankara'ya...

Hoşsada 
 07.05.2007 10:52
Cevap :
Bir harmanım bu akşamı ne zaman dinlesem tüylerim diken diken olur benim. Severim. Deliyim:) Ehi ehi  09.05.2007 9:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 359
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1541
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1972 yılıydı. Doğdum. Evde hep kitap okuyan iki kişi vardı. Büyüdüm, okullar okudum. Birşey öğrenmed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster