Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '06

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
292
 

Şu yüz milyar kimin?

İnsan olarak taşıdığımız özelliklerin yanı sıra bir de Türk olmaktan ileri gelen niteliklerimiz var, biliyorsunuz. Söz gelimi gazetenin pek fazla boyalısını severiz. Oysa gazete okunmak içindir. Hemen o gün okuyup, hemen o akşam elden çıkarmak içindir. Yarın yenisi gelecektir çünkü. Öyleyken en çok boyalı gazetemiz en çok satandır. Biz o boyanın parasının bizden çıktığını düşünmeyiz.

Kitabın kapak çizimi çarpıcı olmalıdır. Oysa biz kitabın içini okuyacağızdır. Kapağı olmayan bir kitap eksik bir kitap değildir. Kapağı çok büyük sanatçı elinden çıkmış kitap da okumaya değer bir eser olmayabilir. Bu örneklere günlük yaşantımızda sıklıkla rastlıyoruz.

Bir başka özelliğimizden de söz edeyim mi? Bir bayan pek fazla boyanmışsa, biz onu daha daha beğenme eğilimindeyiz. Oysa, biz onun boyalı haliyle vakit geçirmeyeceğiz. Hani eşimiz olacaksa, çorbayı pişirmesi için onun boyasından yararlanmayacağız. Sevgilimiz olarak kalacak olsa bile gözünün rengini merak edeceğiz. Oysa o lens takıyorsa, işi gücü bırakıp onun lenssiz halini yakalamaya çalışacağız.

Bütün bunları niçin yazıyorum. Bizim en aydın geçinen aydınlarımız bile böylesi ön yargılardan ve saçma sapan kabullenişlerden hiç bir zaman uzak kalamadılar, kalamıyorlar. Bir örnek de kendi üzerimden vereyim. Kırk yıldır içimde dert olarak saklıyorum. Bakınız olay şu:

1967 yılında Tercüman gazetesi Türkiye çapında bir “Büyük Edebiyat Yarışması” açtı. Tercüman o zaman Türkiye’nin ikinci büyük gazetesiydi. Roman dalında ben birincilik aldım. Romanımın adı “Şeytan Köprüsü” idi. O gün için ödül on bin Türk lirası idi. Bu para önemliceydi.

O günden bu yana kırk yıl geçti. Pek çok yayın organında “Cumhuriyetten bu yana açılan yarışmalar” filan diye listeler yayınlandı. Türk romanı, Cumhuriyet romanı başlıkları altında yayınlar yapıldı. Bir Allahın kulu hiç bir yerde ne Tercüman’ın bu yarışmasından, ne de benim romanımdan ve ne de aynı yarışmada ödül kazanan diğer eserlerden söz etti. Kitabın adında “Şeytan” lafı var ya, cinli şeytanlı bir şey olarak algılandı, öyle sanıyorum.

Şimdi epey zamandır Internet’te kimi sitelere düzenli köşe yazıları veriyorum. Okur sayısı öyle dalgalanıyor ki, akıl alacak gibi değil. Sıradan bir iki sözcük, sözgelimi.“Deveye sormuşlar” itici oluyor. İnsanların okuyacağı varsa da okumuyorlar. Bunun yerine “Şu Yüz Milyar Kimin?” diye bir başlık seçtim. Bakalım okur sayısı artacak mı?

Bu da işe yaramazsa, ödül koyacağım. “Yazımın içinde bir yazılım yanlışı var, bulabilene ödül var,” falan diyeceğim. Yine de ilgi çekemezsem, ben biliyorum yapacağımı...

Not: Bu yazımı buraya kadar okuduysanız Nasrettin Hoca’nın “Heybemi bulun, yoksa ben bilirim yapacağımı...” dediği fıkrayı hatırlayın ve sevdiklerinize anlatın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 733
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster