Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
15277
 

Sürüngen Beyninizi tanıyor musunuz? Nasıl kontrol edebilirsiniz?

Sürüngen Beyninizi tanıyor musunuz?  Nasıl kontrol edebilirsiniz?
 

Tek bir başarı vardır. O da istediğiniz şekilde yaşamaktır. -Christopher Morley


Kendimizin  farkına  vardığımız ilk zamandan bu yana, vücudumuzun en sağlam yerinde  (kafatasında)  taşıdığımız, bizi diğer canlılardan ayıran en önemli organımız beynimizi, ne kadar  tanıyoruz? Onun mucizevi  işleyişinden, çalışma sisteminden ve gücünden ne kadar haberdarız?  Yaradanın bir lutfu olan bu gücün ne kadarını kullanıyorz? Hepimiz,  beynimizin var olduğunu bilir ve bizi yönettiğine inanır, ona tam teslimiyatla hayatımızı sürdürürüz. Oysa ki  beynimizi tanımaya, işleyişini anlamaya başladığımızda, beynmizin  bizi kontrol ettiğini değil, tam tersi bizim beynimizi ve bu bağlamda, kendimizi kontrol etme gücüne sahıp olduğumuzu görürüz. Bedenimizi bir otomobil gibi düşünürsek, beynimiz de otomobili hareket ettiren şofördür. Beynini kontrol etmeyi bilen bir insan, şoförü istediği şekilde yönlendiren yolcudur. Yolcu geçip arkada uyumayı tercih ederse, şoför kendi gitmek istediği  yönde ilerler ve yolcu uyandığında, büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak gitmek istediği yerin orası olmadığını anlar. Dolayısıyla gitmek istediği yer ile varmış olduğu yer arasında büyük fark vardır. Halbuki, uyumayıp şoförü yönlendirmiş olsaydı vardığı yer kendi istediği yer olacaktı. Unutmayın ki,  hepimiz  yaşam  yolculuğunu istediğimiz ve hedeflediğimiz yere varmak için yaparız.  Oldukça inatcı olan beynimizi (şoförü), istediğimiz yere yönlendirmek ise onu tanımayı ve yapabileceklerının  farkında  olmayı  gerektirir.

Peki  beynimiz  nasıl  işler?

Eşi benzeri olmayan özelliklere sahip,  üç fiziki beyin ve akıl sistemimiz vardır.

1- Sürüngen Beyin (Reptilian)

2- Duygusal Beyin (Limbik)

3- Görsel Beyin (Neo-cortex)

SÜRÜNGEN BEYİN: Beynimizin alt ve arka tarafında yer alan hayatımızı sürdürmekle ilgili reflekslerimizi  oluşturmakla  görevlidir.  Yemek, içmek, barınmak, üremek  gibi  konularla ilgilenir  ve alışkanlık geliştirir. Düşünemez  ve öğrenemez.  Sürüngenler bu beyne sahiptir.  Mantığı çok basittir. Ya iyidir, ya kötü, ya durmalı, ya kaçmalı. İşte, bizim bilinçli zihnimizle iyi, başarılı, sağlıklı olmayı istememİze  rağmen, bunlara ulaşmamıza engel olan, beynimizin bu kısmıdır. O sadece hayatta kalmakla ilgilenir, mutluluğun ne demek olduğunu dahi bilmez  ve ilgilenmez. O hep 'en azından barınacak bir yer, en azından bir maaş' şeklinde düşünerek bizi hayatta tutmayı hedeflemektedir. Sürüngen beynin etkisiyle oluşturulan 'en azından mantığı' nı kabul eden kişi bilinçli zihnini, kişiliğini, ilişkilerini ve tüm kaderini bu mantık çerçevesinde şekillendirir. Sürüngen beynin stratejisi  (iyi veya kötü, siyah veya beyaz, varlığını sürdürecek kadar olanaklara sahip bir yaşam öngörüsü) ile  bilinçli zihnimizin amaçları, daima çatışma halinde olur. Mutlu olmadığımız bir ilişkiyi sürdürmemize, istemediğimiz bir işte çalışmamıza neden olur. Sadece hayatta kalma düzeyinde bir zekaya sahip olan bu beynimiz, yaşamla ilgili kararlar alan bir otorite haline gelirse çuvallar. Bu sebeple sürüngen beynimizdeki stratejiyi değiştirmeden, yaşamımızı değiştirmemiz asla mümkün olmaz.

DUYGUSAL BEYİN: Bu bölüm sürüngen beyni sarmalayan ikinci beyin bölümüdür. Memelilerin %98 'inde vardır.  İnsanların, köpeklerin, kedilerin ve yunusların ortak özelliğidir. Burası, duygusallığı temsil eder. Burası 'AN' da yaşar. Tüm duyguların saklandığı sistemdir. Plânlama  yapamaz, geleceği oluşturamaz, kesinlikle değişimi sevmez, seçenekleri görmez. Acılar, sevgi, aşk.....Mantık değil, kararlarda duygular hakimdir. Sürüngen beyin ve duygusal beynin birbiriyle olan iletişimi güçlüdür.

GÖRSEL BEYİN: Sadece insanda bulunan ve bizi diğer memelilerden ayıran beyin sistemidir. Duygusal beyni sarmalayan girintili ve çıkıntılı olan en büyük bölümdür. Mantık beynidir. Hayal kurabilme, gelecek görüntüsü oluşturma yeteneği, planlama, seçenek oluşturma bu bölümün özelliklerindendir. İnsan olma mucizesinin sorumlusudur. Örneğin, şuan bir dağa tırmanıyorsunuz desem o anda sizi hayale götüren, görsel beyindir. Üretmeyi sever, düşünebilir, sorgulayabilir, keşfeder, meraklıdır. Problem çözen, yazı yazan, okuyan, öğrenen bölüm görsel beyindir. Beynimizin bu üç bölümü tek başına çalışmaz, birbiriyle etkileşim halindedir. Görsel beyne sahip olan insan, kendini diğer canlılardan farklı kılan bu özelliğini nasıl kullanıp, insan olma şerefine erecektir? Herşeyden önce üç beyin sistemine de ihtiyacımız olduğunu kabul etmek gerekir. Önemli olan bu üç beyin sistemini dengeli kullanabilmektir.  İşte NLP (sinir dili programlama)  teknikleri bu üç sistemi tanıyıp,  yönetebilme becerisi kazandırır. Hayatımızda değişim istediğimizde, bize destek verecek olan görsel beyindir. Seçenekler yaratıp, hayal etmemızı sağlar fakat değişimden hoşlanmayan ve tüm iyi niyeti ile bizi bilinmeyenden korumaya çalışacak olan duygusal beyin sistemi,  her zaman devreye girecektir. İşte önemli olan tam da o anda bunu farkedip, kontrolü elimize alabilmektir. NLP teknikleri ile beynimizin çalışma sistemini tanıdıkça, beynimizin bizi değil,  bizim beynimizi kullanma gücüne sahip olduğumuzu anlar,  hayatımız üzerinde sihirli ve mucızevi değişim ve dönüşüme şahit oluruz. Bilinçaltının derin sularında  zihnimize yelken takarak, başı boş dolaşmasını engelleyıp yön vererek  fark yaratır, duygularımızı  etkin bir şekilde kullanıp, zihnimizi istediğimiz gibi programlama özgürlüğüne kavuşuruz. 

NLP bize,  zihnimizde  kendimizle, kendimizde, kendimize olan yolculuğun sırlarını açıyor. Yeter ki "DEĞİŞİM ve DÖNÜŞÜM" için gerekli olan cesaret, güç ve sabra sahip olalım. NLP ile farkındalık yaratmaya, hayallerinizdeki sizle, gerçek hayattaki sizi tanımaya hazır mısınız? Sürüngen beynin emrinden kurtulup, onu hakimiyetiniz altına alarak, gelişmiş  insan mertebesinde hayatınıza anlam katmaya ne dersiniz?

Damla Aktan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teşekkür ederim Hicran Hanım. Hem mesajlarınızı hem de sorularımın cevabını almış oldum. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 26.06.2013 1:48
Cevap :
Ben teşekkür ederim. Sevgiler.  26.06.2013 14:42
 

Çok mu zor sormuşum? Niye sorularıma cevap alamadım? Size önemli sorular sormuştum. En azından bana göre önemli. Yoruma cevap vermemenin saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Özellikle içinde soru ya da sorular varsa... Selamlar

Ayrıntıda gezinmek 
 22.06.2013 0:04
Cevap :
Merhaba, hemen uzun bir cevap yazdım, görüntülenmedi. Size mesajla da bildirdim. Yine de özür dilerim. Sınırlı karakter olduğu için kalanını mesaj olarak atarım. Diğer bloglarımda Tasavvuf anlayışını sıklıkla dile getirip, insanın ne amaçla dünya sahnesinde göründüğüne dair düşüncelerimi paylaştım. NLP, Yüzyıllardır sufilerin, insan-ı kâmillerin büyük bir titizlikle sır olarak sakladığı, sevgili Yunus Emre'nin" ne ararsan ara, dön kendinde ara" sözünü hayata geçirme stratejisinin günümüze uyarlanarak insanın kendini tanımasına zihin-beden-ruh bütünlüğünü sağlamasına sistematik bir yaklaşım getiren yaşanmışlık olarak nitelendirebiliriz. NLP asırlardır,tüm öğretilerde zaten çeşitli şekillerde uyglunanan bir yöntemdir. Çağımızda popüler olmasının sebebi bence günümüz insanının düşünce biçiminin madde anlayışına hitabetmesidir. Somut kavramların önemli olduğu çağımız insanının kendini geliştirmesine imkân veren dünün nefs terbiyesi (bugün zihin programlama)ile aynı manaya gelmektedir.   25.06.2013 10:22
 

Bu NLP denen kavram ortaya çıkmadan önce de beynini kontrol edebilen veya edemeyen insanlar vardı tarih boyunca. NLP bunu nasıl açıklıyor ve ne oranda değiştiriyor veya değiştirmeye, dönüştürmeye yelteniyor? NLP diğer yandan bir bilinç altı çalışması, zihin kontrol etme yöntemi midir? İyiye yönlendirebileceği gibi şu anda olduğu üzere bir diktatörle yönetilmeye de götürebilir mi? Çünkü bu değişim dönüşüm denen esrarlı kelimenin bizim hayatımıza hiç de olumlu şeyler katmadığını düşünüyorum. Değişim diye diye insanları yıllardır yaşadıkları yerleşik düzenden koparıp aldılar ve ranta yönelik çalışanların yolunu açtılar birçok yerde. Buna dayanarak bu NLP denen illetin anayurdu neresi desem bana cevap verebilir misiniz? Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 18.06.2013 22:07
Cevap :
Merhaba,diğer yazılarımı okursanız,tasavvuf anlayışını sıklıkla dile getirip,insanın ne amaçla dünya sahnesinde göründüğüne dair düşüncelerimi paylaştığımı görürsünüz.NLP yi,Yüzyıllardır sufilerin,insan-ı kâmillerin,büyük bir titizlikle,sır olarak sakladığı,sevgili Yunus Emre'nin " ne ararsan ara, dön kendinde ara " sözünü hayata geçirme stratejisinin,günümüze uyarlanarak, insanın kendini tanımasına,kendi gerçeğini oluşturmasına,zihin, beden,ve ruh bütünlüğünde,farkındalık kazanmasına sistemetik bir yaklaşım getiren yaşanmışlık olarak nitelendirebiliriz.NLP yüzyıllardır tüm öğretilerde zaten çeşitli şekillerde uygulanan bir yöntemdir.Dönemimizde, popüler olmasının sebebi bence, çağımız insanının düşünce biçiminde hakim olan batılı madde anlayışına hitabedebilmesidir.Maalesef soyut kavramlardan çok, somut kavramların önemli olduğu yeni çağ insanın anlayacağı ve kendini geliştirmesine imkan veren kişisel gelişim için paha biçilmez fırsat olmasıdır.Anayurdu ise insanın sırrı olan özüdür.  24.06.2013 18:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4290
Kayıt tarihi
: 19.12.12
 
 

Kainatta nokta, nokta da kainat olan "İNSAN" İnsanı keşfetmek için cıkılan yolda bir yolcu sadece..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster