Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
690
 

Taksim'de Dehşet (pardon Yılbaşı) Gecesi

Taksim'de Dehşet (pardon Yılbaşı) Gecesi
 

Yılbaşını eğlenerek kutlamaktan anladığımız bu mu?


Hayatımızı güzelleştiren şeyler acaba nelerdir, hiç düşündünüz mü? Soruyu sorarken önce güzelliğin ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Herkese göre değişen soyut bir kavram. Bize mutluluk veren, bizi heyecanlandıran, bizi sevindiren şeyler, genellikle hayatımızı da güzelleştirirler.

Mutluluk, heyecan ve sevinç... Bunlar da kimsenin elle tutup gözle göremediği, hatta istese de parayla satın alamadığı soyut kavramlar...

Manevi değerlerimizi bu yüzden çok önemsiyorum. İnsanı insan yapan ögelerin hemen hepsi, soyut kavramlardan oluşur. Değer de soyut bir kavramdır. Bazen biz de bir maddeye değer verebiliriz. Hatırası olan basit bir mendilin, kalemin, hatta eskimiş bir eşyanın paha biçilmez değeri nereden gelir? Bizden...

Doğanın yasasına uyup her gün görevini bir salise bile aksatmadan yaparak, güneşin ve kendisinin etrafında dönüp duran dünya, güneşle karşı karşıya geldiği zamanlarda gündüzü, güneşi arka tarafına aldığı zaman da geceyi oluşturur. Günümüzün çok güzel geçmesinin ve mutlu bir gece yaşamamızın sırrı, bizim ona kattığımız değerle ölçülür.

Pazartesiyi salıya bağlayan gecenin bir önceki gecelerden daha farklı yorumlanmasını sağlayan da yine biziz. Dünya kendi halinde güneş turunu tamamlayıp yeni bir tura başlarken, biz vur patlasın, çal oynasın, yeni yılı karşılamaya ve kutlamaya çalışıyorduk. Yıl kavramını ortaya atan da biziz. Yeni yılın sevinçle karşılanmasına sebep olan da...

Pırıl pırıl ışıklandırılmış caddelerde yüz binlerce insan, gecenin yarısına gelmeyi beklerken, saatlerin 00:00’ı gösterdiği ânın, havai fişekler altında kutlanmasına anlam katan onlar değil mi? O saatlerde dünyanın sayılı başkentlerinde toplanan yüz binlerce insan, çok özel bir şeyi kutsarmışcasına kendinden geçerken, yine yüzbinlerce insanın şu günlerde hac ziyareti için bulunduğu Mekke’de, kimse yeni bir yıla girildiğini farketmedi bile.

Anlatmaya çalıştığım şey şu ki, bizi en çok mutlu eden soyut nesneler gibi, zaman kavramı da soyut ve izafidir. Biz insan olarak o kadar güçlüyüz ki, anlamsız bir şeye anlam katıyoruz. Ve buna karşılık o kadar zayıfız ki, basit bir yanlışla en güzel şeyleri de mahvediyoruz ve anlamsız hale getiriyoruz.

İki gün önce bir gazete, İstanbul Müftülüğü tarafından yılın son cumasında okutulan bir hutbede, “Yılbaşı eğlencesinin dini açıdan sakıncalı” olduğu söylendiği için konuyu manşete taşıyıp aklınca tenkit ederek kınamıştı. Ben de, “Yılbaşı eğlencesi nasıl olmalı?” başlıklı bir yazıyla, yılbaşı eğlencesi denince sabaha kadar içki içmek ve sonunda kendinden geçmek anlaşılmamalı, eğer yapılan buysa, dini açıdan bu davranışın yanlış olduğu sadece yılbaşı akşamı değil, her zaman söylenir, demiştim.

Yazımı okuyanlar, dün gece Taksim’de yapılan kutlamalarda, bir turist kadına yapılan tacizi, televizyonlarda izlerken benim söylediklerimi hatırladılar mı bilemiyorum. Fakat bu hareketin -dini bir tarafa bırakın- insanlığa uygun bir davranış olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Yılbaşı eğlencesi denince akla bu gelir diyebilir misiniz? En önemlisi de, yılbaşı kutlamalarına katılmak için Taksim’e giden, sonra da hepimizin yüzünü kızartarak bu densizliği yapanları çağdaş, modern bir insan olarak tanımlayabilir misiniz?

Eğer Avrupa Birliği'ne girmek istiyorsak, eğer modern çağdaş bir ülke olmak istiyorsak; yazarken, çizerken, konuşurken, tenkit ederken, alay ederken, küçümserken, 2008’in ilk gününe damgasını vuran bu fotoğrafın hiç gözümüzün önünden gitmemesini ve aklımızdan çıkmamasını istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın kendine ettiğini el etmezmiş derler... hepimiz kendi iç sesimizle, vicdanımızla başbaşayız. Bu olayı izlediğimde... "bu mu özgürlük" diye düşünmüştüm. Kişisel sorumluluklarımızı taşımayı bilmiyorsakta, artık öğrenmeliyiz. Galiba başkalarına zarar vermeden kendi kişisel özgürlüğünü yaşayamayan bireyler için hala kurallara ihtiyaç var. Saygı ve selamlarımla

H Hülya Tercan 
 03.01.2008 1:24
Cevap :
İnsan olmanın birinci kuralı düşünmek... Ben ne yapıyorum, bu yaptığımın sonucunda ne olur, ne işe yarar, kime zarar verir, kime fayda sağlar, bunun bilincinde olmak... Daha çok fırın ekmek yememiz lazım diye düşünüp ümitsizliğe düşüyoruz bazen. Ama unutmamak gerekiyor ki, insanlar ve toplum her zaman dikkatli ve bilinçili olmalı, sürekli bir eğitim seferberliği içinde lmalıyız. Sonuçta arzu etmediğimizi bu durumları ortadan kaldırmanın yolu, hepimizin elbirliğiyle bu anlayışı, bu şuuru yerleştirmesinden geçiyor. birilerinden beklemek yerine kendimizi görevli hissetmeliyiz. Bu bir mücadele yarışı. çalışan, uğraşan, bıkmayan, yorulmayan kazanacak. Katkınız için teşekkürler...  03.01.2008 11:41
 

Bu kalabalik ny times squre de tam bir milyon kisi idi.Ertesi gun hic bi olaya rastlanmadigini basindan ogrendim.Simdi bati ile bizim aramizdaki zihniyetin ucurumunu anladinizmi.Cok yazik benim insanim adina.Bu bir mentalite meselesi asilmasi gereken cok daha engeller var. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 02.01.2008 17:56
Cevap :
Yazımda benim bu farkı farketmediğim mi anlaşılıyor? Derdimi anlatamamışım o zaman. Katkınız için teşekkür ederim  03.01.2008 9:59
 

Çok ilgimi çekti .Feyz denen fenomen hemen çeker beni kokusunu alırım birden .Siz zamanı aşıp an ı yakalamadan bir fena ya girnişsiniz.Bunun anlamını bilirsiniz.Dünyaya dönün yine .mertebelerinizi farkederek .Eğer zamansızlık mefhumunda anı yakalarsanız,o zaman dönmek zor.Bize verilenin idraki gerek .Bakın NamaZ kelimesini sağdan çevirin okuyun ne çıkıyor ? İşte esas salat bu dur .Allah ilminizi ,feyzinizi arttırsın .Bazı kullarını bazılarına sebep eder de o kul farketmez .Tasavvufa daldırdınız .Neden sizden .Saygılarımla efendim .Gönlünüzce ve dilediğinizce ellerinize sağlık .

ütopik 
 02.01.2008 16:29
Cevap :
Bu sözlerinizden övgü mü algılamalıyım, yergi mi bilemiyorum. Sıradan bir insan olmayı becermeye çalışıyorum ama bu şekilde bir şeyleri aşmak öyle kolay değil. Ben iyi dileklarinizi ve dualarınızı "amin" deyip kabul ettim. Katkınız için teşekkürler ederim.  02.01.2008 17:06
 

Olay igrenc. Ustelik din tarafindan bakarsaniz istedikleri seriat kanunlari geregi hepsinin asilmasi lazim. Dini duygusu dusuncesi olan aínsan, bir baskasinin kutsali annesine kizina kardesine bu hayvanligi yapabilir mi? Yapmaz, o zaman bakilacak tarafi yok bu olayin, bakmasi gerekenler toplumbilimciler. Ama onlar baska bi ryilbasini bekliyor haberleri seyretmek icin.

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 02.01.2008 15:23
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim.  02.01.2008 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 947
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster