Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '12

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
2002
 

Tarım danışmanları ve Önder Çiftçi projesi deneyimi

Tarım danışmanları ve Önder Çiftçi projesi deneyimi
 

Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi (TAR-GEL) denildiğinde ister istemez aklıma 2004 yılında uygulamaya konan 1000 köye 1000 danışman projesi ve öncesinde köylerde çalışan teknisyeni, ziraat mühendisi ve veteriner hekimi ile binlerce meslektaşım geliyor. Onların sorunları çözmede canla başla mücadele etmeleri geliyor. Onların başlangıçtaki heyecanları, zaman içinde yaşadıkları karamsarlıkları, harabeye dönen köylerde yapılan binalar, eskimiş motor parçaları geliyor.

Biliyorum ki tarımının sorunları konuşulduğunda hepimizin aklına üretimin merkezi olan köylerde yaşanan sorunlar gelir Bu nedenlede öncelikle köyü baz alarak sorunların çözümünü düşünürüz. İşte tarım teşkilatı da yıllardan beri çiftçilerin ve köylülerin yaşam alanları ve işletmelerinin yer aldığı köyleri dikkate alan projeler geliştirmiş ve sorunların çözümüne çalışmıştır. Bu çerçevede köylere güzel güzel binalar yapılmış ve ağırlıklı olarak tarım ve veteriner teknisyenlerinin köylerde konaklaması ve çalışması öngörülmüştü. Hatta hizmete hız ve hareket kazandırmak için motosikletler alınmıştı. Köylerdeki danışmanlık ve yayım sistemi motorize hale gelecekti. Her yere her koşulda ulaşacaktı. Yayım ve danışmanlık yapacaktı. Sorun çözecekti.

Çalışanların köyde kalmasını cazip kılmaya yönelik personel politikaları dahi izlenmişti. Ama yine de bir türlü sorunlar çözülememişti. Köye görevlendirilenler bir süre sonra merkeze gelmenin bir yolunu buluyorlardı. Çünkü çocuklarının okul sorunları, köydeki yaşamın zorluğu ve şehrin cazibesi çalışanların performansını olumsuz etkiliyordu. Birde eğitim sistemimiz içinde tarım ile ilgili eğitim görenlerin büyük bir kısmının şehir kökenli olması da konun ayrı bir tarafı idi. Projede öngörülenler ne yazık ki gerçekleştirilemiyordu. Onca yapılan bina ve motosiklet adeta elde kalmıştı. Hatta yıllar sonra depolarda saklanan ve kırsal alan için hiçte güvenli olmayan bu motosikletler başta güvenlik kuvvetlerimiz olmak üzere birçok kuruluşa verilmişti. Yani proje başarılı olamamıştı.

Tabii tüm projelerde olduğu gibi iyi çalışmalarda yapılmıştı. Ama sorunların çözümünde kalıcı bir model oluşturulamamıştı. Bunca yapılan çalışma ve elde edilen deneyime rağmen yine de kimilerine göre yine bakanlığın öncülüğünde ve organizasyonunda tarımsal danışmanlık yine köyden başlamalıydı. Başarı için bu şarttı. Köyden başlayacak bu hareket başarıyı getirecekti. Bu kapsamda uzun dönemden beri devlette istihdam imkânı bulamayan açılan ziraat ve veteriner fakültelerinden mezun olan binlerce başta ziraat mühendisleri olmak üzere veteriner hekimler için bakanlığın yürüttüğü bir projede istihdam alanı da yaratılmış olacaktı. Hele seçimlerin yaklaştığı dönemler için görsel tanıtımı ve etkisi çok iyi bir proje idi.

Tarım Gazetecimiz Ali Ekber Yıldırım’ın TAR-GEL projesi kapsamında büyük çoğunluğu ziraat mühendisi ve veteriner hekim olarak istihdam edilen ve sayıları 7.500’e varan çalışanın sorunlarını ele alan “Tarım Bakanlığının üvey evlatları” başlıklı güzel yazısını okuduğumda o yıllarda yaşananları ve geçmişten bugüne kadar olan süreci şöyle bir düşündüm. Gerçekten danışmanlar zor şartlar altında çalışıyorlardı. Yasal haklar bakımından bakanlığın diğer elemanları ile eşit haklara sahip olmaları gerekiyordu.

Tabii projenin bir öncesi vardı ve hedefleri farklıydı. Bana göre uygulama 2001 yılında bir önceki hükümet döneminde başlayan, yeni hükümet ile birlikte 2004’li yılların başında uygulamaya konan 1000 köye 1000 danışman Gönüllü Tarım danışmanları uygulamasının değişime uğramış ve tümüyle bakanlığın çatısı altına alınmış şekli idi. 2004 yılı Ocak ayında Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesi kapsamında 1000 köye 1000 Tarım Gönüllüsü adıyla, 1021 adet Veteriner Hekimi ve Ziraat Mühendisi köy ve beldelerde görevlendirilmişti.

2001 yılında yani bir önceki hükümet döneminde, çalıştığım tarım kuruluşuna proje hazırlık çalışmaları ile ilgili gelen tarım bakanlığı temsilcileri köylerde tarımsal üretimde değişim yaratmak üzere Tarım gönüllüleri projesini uygulamaya koymak istediklerini belirtmişlerdi. Uygulamaya konulması düşünülen proje için kaynak aranıyordu. Devlet personel uygulaması dışında bireysel olarak serbest çalışacak danışmanlar öngörülüyordu. Çiftçi örgütlerinden de maddi kaynak bekleniyordu.

Gelen heyete projenin çiftçi örgütlerinde uygulanmasının iyi olacağı ve örgütlere bu yönde kaynak yaratılması gerektiği ifade edilmişti. Böylece örgütlerde istihdam edilecek kadrolarla hem örgütler ihtiyaç duydukları uzman kadrolara kavuşacaklardı. Oluşturulan kadrolarında köylerde yapacakları çalışmaları için bir organik bağ kendiliğinden oluşacaktı. Kurulacak danışmanlık yapısı da her türlü teknik donatımı sağlayacak ve bilgiyi depolayabilecekti.

Ne yazık ki öneri dikkate alınmadı. Projenin bakanlık eliyle yürütülmesi düşünülüyordu. Sonunda proje uygulamaya konuluyordu. 500 civarındaki tarım gönüllüsü danışmanın projeye katılımı öngörülüyordu. O dönem bazı çiftçi örgütü temsilcileri uygulamanın siyasi amacının olduğunu söylüyor ve karşı çıkıyordu. 2002 yılında yaşanan iktidar değişikliği ile de proje adeta şekil değiştirmişti. Daha sonraki hükümet döneminde proje 1000 köye 1000 danışman projesi olarak kamuoyuna sunuluyordu. Proje şöhretli kişilerin katıldığı bir görsel törenle açılmıştı.

Başlangıçta tarım danışmanlarının kendi nam ve hesabına danışman olarak yetişecekleri düşünülüyordu. Danışmanların zaman içinde yetişerek ve güçlenerek kendi ayakları üstünde duracakları ve geçimlerini sağlayacakları düşünülmüştü.  Hatta projede çalışacakların sayısının 2-3 bine çıkarılması hedefleniyordu. Ancak tarım gönüllülerin sayısı binin altına düşmüştü.

2006 yılı itibariyle 705 ilçe, 647 köy ve 351 beldede 803 ziraat mühendisi, 194 veteriner hekim ve bir gıda mühendisi çalışıyordu. Projeye başta Ziraat Bankası ve TOBB olmak üzere gönüllü katkı sağlayan adeta çıkmıyordu. Proje tarımda kırsaldaki sorunlara çözüm sağlayacağı düşünüyordu. Ama uygulama çiftçi örgütleri dışında idi. Danışmanlar çoğu devletten kadro bekleyen, belki ilk defa köyde görev alacak şehirde yaşamış ve çaresizlik nedeniyle bu görevi üstlenen insanlardı.

Tarım gönüllüleri projenin bakanlık tarafından yönetilmesi nedeniyle proje de öngörülen tanıma uygun serbest çalışan bir danışman oldukları konusunu kabullenemiyorlardı. Onlar sosyal güvenlik uygulaması içinde Bağkur kapsamında değerlendiriliyorlardı. Proje kaynakları yetersiz olması nedeniyle ödemelerde dahi güçlük çekiliyordu. Bir de proje sürecinde yaşanan ölümler ve iş kazaları sorunları artırmıştı. Uygulama gerek ücret gerekse özlük hakları konusunda beklentileri karşılamıyordu. Hatta bazı yörelerde köy katkı payları dahi ödenemiyordu.  Bir tarım gönüllüsünün hak ediş alabilmesi için önce Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesinden hak edişleri düzenliyordu. Tarım İl Müdürlüğü onaylıyordu. Köylere Hizmet Götürme Birliklerine sunuluyordu. Birlik Başkanının onayından sonra faturalar kesiliyordu. Birlik Başkanlığının Bankaya onay yazısından sonra hak ediş ödeniyordu. Süreç bir müteahhidin iş bitirmesi gibi işliyordu.

31 Aralık 2006 tarihi itibariyle proje bitecekti. Tarım Gönüllüleri artık sorunlardan yılmıştı. Kendilerine devlette çalışan bir personel gibi avantaj sağlayacak uygulamalar istiyorlardı. Başlangıçta projeyi kurgulayanlar işe bir bireysel girişimci, sorun çözen serbest çalışan bir tarım danışmanı yaratmayı öngörüyorlardı. Zaten sorunlarda burada başlıyordu. Mesleğe yeni başlamış bu insanlardan geçmişteki deneyimli köy tarım teknisyeni ve mühendislerin çeşitli adlarda yapılan görevlendirmelerinin üstünde bir performans beklenmişti.

Tabii 1000 köye 1000 danışman projesi sonunda,  TARGEL Projesi uygulamaya konuldu. Şubat 2007’de 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası 4/B sözleşmeli olarak 7500 tarım danışmanı proje kapsamında istihdam edilmeye başlamıştı. Son genel seçim öncesi de müjdeli haberi almışlardı. Haziran 2011 tarihinde de kadroları 4/A’ya çevrilmişti. Bu tüm tarım danışmanlarının başından beri sahip olmak istedikleri bir sonuçtu. Artık hepsi kadrolu eleman idi. Ama çalışanlar için sorunlar yine de devam ediyordu. Diğer taraftan zor koşulların bulunduğu köylerde ne bir büro, ne bir lojman ne de araçları vardı. Bir tarımsal yayımcının sahip olması gereken araç ve teknik donanıma sahip değildiler. Ancak maddi anlamda hepsi devlet güvencesine kavuşmuşlardı.

Gelinen süreçte yıllardan beri personel alamayan bakanlık için ciddi bir istihdam imkanı yaratılmıştı ve bakanlık kadroları güçlendirilmişti. Tarım danışmanları işin başında düşledikleri kadroya ulaşmışlardı. Bağkur’lu bir serbest çalışan danışmanlık sistemi yaratmayı öngören yaklaşımın ardından TARGEL projesi ile danışmanlar 657 sayılı devlet memurları kanunu kapsamına giren devlet memuru danışmalara dönüşmüştü. Haklıydılar, devlet adına çalışıyorlardı. Görevlerini imkânlar ölçüsünde yapıyorlardı.

Ancak tarımsal yayım ve eğitim politikasında başlangıçta mevcut sistem eleştirilirken yine ayni çizgiye yeniden gelinmişti. Yayım ve danışmanlık sisteminin tüm yükü yine devlete kalmıştı.

Danışmanlık ve danışmanlık eğitim çok özel bir eğitimdir. Ayrıca süreklilik taşıyan bir eğitim sürecidir. Sistemi işleten yapı tarafından danışmanları her zaman desteklenmesi ve bilgi ile beslenmesi gerekli ve güçlü bir kayıt sisteminin de oluşturulması zorunludur. Bu nedenle tarımda gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ihtiyaç duyulan yörelerde devlet ve özel yayım ve danışmanlık hizmetleri yanında çiftçi örgütlerinin danışmanlık sistemleri oluşturulmalı idi. Çünkü çiftçi örgütlerinin güçlü danışmanlık kadrolarına sahip olması hem örgütsel faaliyetlerde kaliteyi artıracaktı hem de devlet politikaları çerçevesindeki uygulamalara destek sağlayacaktı. Çiftçi örgütlerinde işe giren danışmanlarda iş tanımı olarak konumunu ve haklarını başında bilecekti. Çiftçi örgütleri içindeki danışmanlık sistemi de bakanlık ve ilgili kurum ve kuruluşlarla uygulanacak ortak çalışmalarla kendini yenileyecekti. 

Zaten yıllar önce TZOB öncülüğünde o dönemki Genel Başkanı Osman Özbek ile başlayan daha sonra Genel başkan Erol Baraz ile gelişme sürecine giren  ve daha sonra TZOB’den kopan Önder Çiftçi Projesinin (ÖÇP) hedefi de bu idi. Bugün Önder Çiftçi Danışmanlık Dernekleri (ÖÇD) yöneticileri, üyeleri ve danışmanları ile bu görevi 25 yıldır başarı ile yerine getirmektedir. Her türlü alt yapısını kuran ve zaman kendini yenileyen bir sistemin oluşturulduğu ÖÇD’ler hala en uygun danışmanlık modeli olma özelliğini korumaktadır. Katılımcılığın en üst düzeyde olduğu sistem ayni zamanda danışmanlarını da yetiştiren sistemdir. Üretimden pazarlamaya kadar etkin çalışma yürütülmesi mümkün bulunmaktadır. Teknoloji yakından izlenmekte ve dünya deneyimleri üyelere aktarılmaktadır. Hatta ülkemizde ilk defa tarla günleri fuarını getiren yine Önder Çiftçi Danışmanlık Dernekleri olmuştur.  ÖÇD’ler üyelerinin maddi katkı sağladığı ve sahiplendiği modeldir. Devlet yayımcılığı ve danışmanlık yapısı yanında çiftçilerin talepleri halinde yaygınlaştırılması ve desteklenmesi gereken modeldir.http://www.onderciftci.com/

Sonuç olarak çiftçilerin örgütleri aracılığıyla kendilerinin yönettiği ve danışmanlara sahip olduğu danışmanlık sistemi ihtiyacı hala devam etmektedir. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 760
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster