Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '09

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
2426
 

TEKEL’in özelleştirilmesi ve Türkiye tarımı gerçeği

TEKEL’in özelleştirilmesi ve Türkiye tarımı gerçeği
 

Son günlerde TEKEL işçilerinin eylemleriyle gündeme gelen Yaprak ve Tütün İşletmelerinin özelleştirilmesi olayı ülkemiz tarımının düştüğü durum açısından trajik ve aynı zamanda kaygı vericidir. TEKEL, kuruluşundan itibaren yarattığı istihdam ile ülkemiz kırsal kalkınmasına büyük katkılar sağlamış tarımsal ekonomimizin temel lokomotiflerinden biri idi. TEKEL’in son halkası niteliğinde olan bu işletmelerin, birer birer özelleştirilmesi ve özelleşen şirketlerin izledikleri hammadde alım politikaları ülke tarımı üzerinde ciddi etkiler yaratmaktadır. Bu kurumda çalışan işçilerin mağduriyetiyle sonuçlanan bu gelişme aslında uzun süreli politikaların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Bu bakış açısı diğer üretim alanları ve çalışanlarının geleceği hakkında fikir sahibi olmamız açısından son derece önemlidir.

Tütün tarımı kıraç ve meyilli arazilerde bile kolay bir şekilde yapılabildiği ayrıca ailenin bütün fertlerini üretime dâhil eden bir üretim şekli olduğu için ülkemizde çok yaygın bir şekilde yapılmıştır. Tütün yetiştiricisi sayısındaki artış üretime de yansıyarak çok kısa sürede ülkemizi dünyanın en fazla tütün üreten ülkeleri arasına taşımıştır. Aile işletmeciliği şeklinde yapılan tütün yetiştiriciliği aynı zamanda kırsal kalkınmayı sağlayarak önemli sosyo-ekonomik bir işlevi yerine getirmiştir. Ancak, tütün üretiminde sağlıklı bir üretim politikasının olmaması bazen ihtiyaç fazlası bazense yetersiz tütün üretimine sebep olmuştur. İzmir Sigara Fabrikasının 1884 yılında kurulmasıyla başlayan tütün üretimi 1960’lı yıllarda sürekli destekleme kapsamına alınmış ve bu 2002’ye kadar devam etmiştir. TEKEL’in 1984 yılında yabancı sigara ithalatına başlaması ülkemiz tütün üreticileri ve tütün endüstrisinde çalışanlar için sonun başlangıcı olmuştur. 1986 yılında Özel Sektöre "TEKEL" ile Ortaklık Şartıyla, Sigara Üretim İzni Verilerek özelleştirmeye başlanmış, 2000 yılından sonra özelleştirmeye hız verilmiş ve TEKEL’in bünyesindeki birçok birim yabancı kuruluşlara satılmıştır. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2006 yılında 23 Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü ile 5 Yaprak Tütün İşleme Atölyesini kapatmıştır. 2008 yılında da TEKEL’in son büyük işletmesi logosuyla birlikte British American Tobacco (BAT)’a satılmıştır. Özelleştirilen TEKEL’in son halkası durumundaki Türkiye Tütün Mamulleri ve Alkol İşletmeleri (TTA) ise bir süre tütün işlemeye devam etse de son iki yıldır tütün alımı ve işlemesini durdurma kararı alması bünyesinde çalışan yaklaşık 12 bin işçinin sözleşmeli kadrolara geçirilmesini gündeme getirmiştir.

TEKEL’de gelinen nokta ülkemiz tarımının içinde bulunduğu durumu anlamak bakımından son derece önemli ve düşündürücüdür. Yaşananları aslında birazda duyarsızlık ve vurdumduymazlığın tipik bir sonucu olarak görmek gerekiyor. Çünkü şu anda yaşananlar aslında 15-20 yıl önce tütün üreticilerini mağdur etmiş olan politikanın bir sonucudur. Tütüne yapılan destekleme alımlarının kaldırılarak üretime kota getirilmesi tütün üreticilerini zor duruma düşürmüş, kendilerine alternatif tarım modeli sunulmayan çiftçiler ise köyden kente göç etmek zorunda kalmışlardı. O zaman uygulanan politikaların böyle sonuçlar doğuracağını görmek için kâhin olmaya gerek yoktu. Yani bir bakıma “perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

TEKEL’in özelleştirilmesi ekonomik çapta da büyük sonuçlar doğurmuştur. Kendi tarımsal üretimini endüstrileştirememiş ve bünyesindeki işletmelerinin büyük bir kısmını yabancı şirketlere satmıştır. Tarih sanki tekerrür etmiş, otomotiv sektöründe Anadolu otomobili üretiminde yaşananlar TEKEL’de de meydana gelmiştir. Üretilen yerli tütünlerden kendi ürettiği Birinci sigarası yerini adını hiç duymadığımız markalara bırakmış, yine sigara tiryakilerinin marka isimleriyle anılır hale gelmiş olan Maltepe, Samsun, Bafra ve Bitlis sigaraları sessiz sedasız ortadan kaybolmuştu. Bunların yerini Marlboro, Parliament, Winston ve ismini telaffuz etmekte bile zorlandığımız birçok yeni marka almıştı.

Sonuç olarak, TEKEL işçilerinin şu anda yaşadıkları uzun süre uygulanmakta olan tarımsal üretimi kısıtlama politikalarının doğal bir sonucu olarak görmek gerekir. Yaşamakta olduğumuz küresel kriz bir kez daha üretimin olmadığı yerde endüstri ve sanayinin de olamayacağını göstermiştir. Tarımsal üretimde oluşabilecek bir aksamanın tüm yaşamımızı olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Muzaffer Bey önemli bir konuyu, yani insan iş gücü ile üretim dengesi arasındaki vazgeçilmez korelasyonu çok güzel bir üslup ile ifade etmiş. Toplumsal olaylara duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz. Mehmet KIZILAY

umut istasyonu 
 25.12.2009 9:25
Cevap :
Çok teşekkür ederim Mehmet bey ilgi ve yorumunuz için. saygılar..  25.12.2009 15:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2655
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster