Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
891
 

Teknolojinin yıkamadığı son kaleler; Kütüphaneler, kitaplar…

Teknolojinin yıkamadığı son kaleler; Kütüphaneler, kitaplar…
 

31 Mart-6 Nisan 2008 tarihleri arasında, "Kütüphane Haftası"nın 44'üncüsünü kutluyoruz.

44 yıldır Kütüphane Haftası’nı kutlayan bir ulus için bugün eğitimde, özellikle de kitap okuma konusunda geldiğimiz nokta gerçekten içler acısı.

Kütüphanelere gitmiyoruz. Kitap ve gazete okumuyoruz… Gitmemek ve okumamak için türlü bahanelerin arkasına sığınıyoruz…

…”Kitaplar çok pahalı!”

…”Zamanım yok!”

…” Çok yoruluyorum, bir de kitap okuyarak beynimi yoramam!”

… “Artık internet var, bir tıkla bilgiye ulaşabilirim!, ”

… “Ben öğrenciyim yaaa, zaten derslerden bunalmışım!..”

v.s., v.s., v.s …

Evet, kitaplar çok pahalı bunun için devletin kalıcı önlemler alması gerekiyor. Ancak, o kadar çok lüzumsuz gıda, kozmetik, giyim, sigara ve benzerlerine para bulurken, bu bahanenin arkasına sığınmak…

Günde üç-beş televizyon dizisi, film, bir sürü seviyesiz kadın, magazin ve spor programı seyreden, kahve ve cafelerde zaman öldüren bir toplum olarak bu bahanelerin arkasına sığınmak…

Doğrusu çok da gerçekçi gelmiyor!

Evet, internet, çağımızın mucizevî bir lütfu. Bir tıkla dünyanın bilgisine ulaşabiliyoruz. Çocuklar hiç bir araştırma yapmadan ve emek sarf etmeden notlarını internetten indirebiliyor… Ancak, kitap başka bir şeydir. Kitaba dokunmak, kâğıt kokusunu içinize çekmek, sayfalarının arasında kaybolmak…

Kitabı tarif edemezsiniz. Yaşamak için bir nedendir… Ekmek gibi su gibidir… Bambaşka bir dünyanın kapılarını açar insana…

Çocuklarımıza gelince; OKS, OSS, OSYS, LES ve benzeri sınavlarda başarılı olmaları için o dershane senin, bu dershane benim yarış atı gibi koşturan çocuklarımızdan bir de kitap okumalarını istemek acımasızlık gibi gelebilir. Ancak onlardan; oyunlara, internet veya internet kafelere, bowling ve sanal oyun salonlarına, televizyon ve msn de arkadaşlarıyla yazışmaya ayırdıkları zamanın bir kısmını da kitap okumak için harcamalarını isteyebiliriz.

Beyinler taze iken okunan kitaplar, ilerlemiş yaşlarda unutulmaz ve insana hayat boyu yol göstermeye devam eder.

Kitap ve gazete okuma alışkanlığı küçük yaşlarda ve aile ile başlar.

Binlerce yıl öncesinden kütüphane kalıntılarının bulunduğu Anadolumuz’ da kütüphaneden vazgeçtik, okulu olmayan köyler, öğretmeni olmayan okullar mevcut.

Gün geçmiyor ki 21. yüzyıl Türkiye’sinde, internet sitelerinde ve gazetelerde kitap ve okul malzemesi isteyen köy, kasaba ve okulların haberleri çıkmasın.

Eğitimin ticari bir kazanç kapısı haline getirildiği ülkemizde, devletin okullarında verilen eğitimler yetersiz olmalı ki her köşe başında bir dersane açıldı!.. Özel okulların durumunu ise anlatmaya sayfalar sığmaz…

Eğitim de birlik delindi… İhtiyaç fazlası imam ve hatiplerimiz oldu. Lisede okuyan çocuklarımız Çanakkale savaşlarının yapıldığı yeri bilmiyor, komşularını sayamıyor…Ezbere eğitim…

Ülkemizde kitap okuma oranı yüzde 4, 5!.. ( Eğitim-Sen)

Türk halkı okumuyor! Kendi tarihini bilmiyor… Çanakkale’ de kazanılan o destansı savaşı, bir mana savaşı sanıyor!..İlimden, bilimden, akıl ve mantıktan bihaber… İşini Ebabil kuşlarına havale etmiş, İslam’ın bir akıl ve ilim dini olduğunu anlamıyor… Anlatmıyorlar…

Kendi kitabını kendi dilinden okumuyor… Okutmuyorlar…

Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlanma ışığını söndürmeye çalışıyorlar…

Bazı kendini bilmezler hiç utanıp sıkılmadan, hem cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıp hem de onu “nostalji”, “sıkışmış bir rejim” olarak göstermeye çalışıyor!...

Yabancıya hayran, kimliğinden, dilinden ve dininden utanç duyan, Batı kültürü karşısında kendisini küçük hisseden, Atatürk’ü unutan bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor!..

Batı’nın Türkiye üzerindeki Sevr planları, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altında devam ediyor…

Türkiye ileriye değil geriye götürülüyor!...

***

Okumazsak bilmeyiz, bilmezsek anlamayız, anlamazsak oynanan oyunları fark edemeyiz…

Kur’an’ın Türkçe mealini ve Atatürk’ün Söylev’ini ( Nutuk) başucu kitabı yapalım.

Okuyalım, kitaplarımızı paylaşalım, birlikte pikniğe gider gibi kütüphanelere gidelim.

Işığa ulaşmak için başka şansımız yok!...

Kütüphane haftası kutlu olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yeni kütüphaneler kuralım, kurulması için çaba gösterip destek olalım derim. Kütüphanesiz köy kalmasın derim. Çok güzel bir yazı, ellerinize sağlık efendim. Saygılarımla...

Haluk Seki 
 03.04.2008 18:57
Cevap :
Merhaba. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Her köye bir kütüphane elbette hayalimiz ama bir tek bizle de olmuyor. Devlet vatandaş el ele olursa bir proje ile bu sorun çözülebilir.Saygılar.  04.04.2008 12:04
 

çünkü böyle bir alışkanlığımız yok. Gerisi, dediğiniz gibi, bahane. Zaman yok, o halde günde ortalama 4 saat nasıl TV seyrediyoruz. ?. Pahalı ? . Ayda ortalama 50 YTL yi sigaraya nasıl veriyoruz. ? Bu parayı kitaba yatırsak ayda en az 3 – 4 kitap alıp okuyabiliriz. Bu da yılda yaklaşık 40 kitap eder ki çok okuyan sınıfından biri oluruz. Kitap okuma gibi bir alışkanlığımız olmadığı için okumadığımızdan, okumayı arttırmanın yolu bence öncelikle aileden geçmekte. Anne baba olarak yapmamız gereken, erken yaşta çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için elimizden gelen her türlü çabayı göstermek olmalı. Örnek olmalı.Ayrıca öğretmenlerimiz çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanması, okuduğu üzerinde düşünmesi konusunda gerekli çabayı gösterirler ise iş çok daha kolay olur. Burada devlete büyük görev düşmekte. Öncelikle eğitim sistemi daha araştırmaya ve düşünmeye yönelik bir yapıya kavuşturulmalı, her okul mutlaka bir kütüphaneye sahip olmalı. Bu önemli yazı için teşekkürler.

Bekir Sıtkı Gürler 
 03.04.2008 16:58
Cevap :
Merhaba, Duyarlı ve değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Gönül her okula kütüphane kurmayı elbette istiyor. Talep olunca kampanya düzenliyoruz. Ama taşıma suyla da değirmen dönmüyor. Burada dediğiniz gibi devlete de çok iş düşüyor. Bu sorun ancak devlet vatandaş el ele verirse bir proje kapsamında çözülebilir. Ama maalesef devlet başka projeler! peşinde. Tekrar teşekkür ederim.Sevgi ve selamlar.  04.04.2008 12:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 505
Toplam yorum
: 607
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1036
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. İstanbul'da ortağı olduğum Mali..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster