Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

14 Ekim '21

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
180
 

Teşkilattan Mısınız?

Nancy Regan rüyamda korumalarıyla birlikte bize misafirliğe gelmiş, onları ağırlamaya çalışırken kocam da Myanmar ülkesine tatile gideceğini söylüyor, gitme, ne işin var tek başına diye kızıyorum, suratı kötü adamlar gibi bakıyor, yeniden kızıyorum kimse duymasın diye alçak sesle ama gideceğim diye tutturuyor. Eğer kötü bir yola gidiyorsan geri dönüşün olmasın, ölün de orda kalsın diye beddua ediyorum. Beddua etmeyi yıllar önce bırakmıştım ama demek ki çok sinirlenmişim. O sinirle gözlerim açılıyor aynı anda telefonun alarmı ötmeye başlıyor. Horoz sesiyle uyanmak isterdim ama bu saatte değil. Dişlerimi fırçaladıktan, kızları kaldırdıktan sonra telefon açıp hesap soruyorum gülüyoruz karşılıklı.

 

Keşke üç ay okul olsaydı diğer zamanlar tatil. Ruhum aynı işe gittiğim zamanlarda olduğu gibi uyanmak istemiyor ama kalkmak zorundayım. Kızları okula bıraktıktan sonra uyumak istiyorum. Karantina tembelliğine fazla alışmışım besbelli, kendimi üç-dört yıldır yavaşlatmaya moduna almaya çalışıyordum ama bundan bahsetmemiştim. Otomatik hareketlerle sabah hazırlıklarını yapıp kızları okula bırakıyorum. Eve girdiğimde "Saçmalama kızım hadi yürüyüşe enerji kullanıldıkça artan bir şey, tembellik sana yakışmıyor." diyerek kendimi gaza getirip, çantamı eve bırakıp suyumu alıp yürüyüşe çıkıyorum ruhumu evde bırakarak. Hava güzelleşmeye başlıyor bende hızlanmaya.

 

İki sokak ötedeki okulun köşesini dönüp yürürken sivil kıyafetli, üzerinde polis yazan yeleğiyle dikilen ama arabası olmayan kişinin yanından geçip tam giderken geri dönüyorum. Günaydın, hayırdır sabah-sabah burada ne yapıyorsun, kimliğini görebilir miyim  diye soruyorum. Neden soruyorsunuz kimliğimi diye bir cevap. Ben vatandaşım ve kimliğini görmek istiyorum diyorum. Neden diyor. Bu yaşıma kadar arabasız tek başına polis görmedim ve kim olduğunu ve burada neyin peşinde olduğunu soruyorum,  ve cevap istiyorum, eğer göstermezsen gerçek polislere cevap verirsin derken gözlerim Emniyet Amirliğine kadar ne kadar sürede koşarım hesabında. Cebinden kimliğini ve rozetini çıkarıp gösteriyor. Acaba bu rozetle kimlik sahte mi sorusunu kafamda döndürürken konuşuyor. Okul sokağında girilmez levhasına rağmen girip trafiği sıkıştırıp çocukları servislerde bekletenlere engel olmak için buradayım diyor. Tamam şimdi oldu kolay gelsin, bende dolandırıcının biri bu yelekle yaşlı insanları kandırmak için duruyor sandım onun için sordum diyorum.

Onca insan geçti kimse bir şey sormadı, iş adamları bile dolandırılırken kimlik sormuyor neden siz sordunuz, teşkilattan mısınız  diyor. Evet diyorum. Hangi bölüm diyor, iç işleri ve mahalle asayişten sorumluyum dediğimde anlamıyor. Vatandaşım ben, evimin içindeki ve çevresindeki güvenlikten haberdar olmaya hakkım var değil mi dediğimde bozuluyor. Evet, hakkınız var diyor saygılı bir şekilde gülümseyerek. Hazır burada görevdeyken yere çöp ve izmarit atanlara da bir cümle söyle de senden korkuya atmasınlar olur mu, ben gördükçe uyarıyorum ama beni dinlemiyorlar, hadi işin rast gelsin kardeşim diyerek yürümeye başlıyorum.

 

Saate bakıp kaç dakika kaçırdım diye bakıyorum, Emniyet Amirliğinin tarafına koşmadan ama koşmaya yakın bir hızla ve güvenle yürümeye devam ediyorum sökülmüş kaldırım taşlarının izin verdiği kadar. Ne isterler bu yollardan bir kere açın ne döşeyecekseniz döşeyin kapatın, bütün o sokağa çıkma zamanlarında yapıp da bitirseniz olmazdı sanki, sürekli define haritası bulup durmadan arıyorlar gibi diye söyleniyorum. Evime yaklaşırken iki yol işçisi birbirlerine "öyle değil böyle değil zaman geçti" diye bağırırlarken geri dönüp "Güzel kardeşlerim bağırmadan yapın işinizi, zamanınızı da kaybetmezsiniz." diyorum. Tam kafama bir şey atarlar mı diye hesap yaparken kusura bakma abla demeleri içime bir sevinç dolduruyor. Memleketimin güzel insanlarını seviyorum.

 

Önümüzdeki seçimlerde, Reisicumhurluğana adaylığımı koysam kimse beni tanımaz büyük oynamamak lazım, belediye başkanlığıyla kim uğraşacak ama muhtarlığa aday olabilirim o da olmazsa apartmana yönetici mi olsam acaba diyerek kan-ter içinde evime girip güne ve getirdiklerine, tüm tembelliklerimi kazılmış yolların çukurlarına bırakarak hazırlanıyorum.  

jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kaldırımlara hiç taş döşenmemeliydi , toprak kaldırımdan ilerlerken akşam eve dönüşlerde ağaçlardan yemiş toplamak isteyen yok . Çünkü hepsi market kaldırımında ezilip duruyor taş misali

jale kasap 
 17.10.2021 14:06
Cevap :
Eskiden buralar dut ve akadya ağaçlarıyla doluydu haklısın keşke eski haliyle kalsalardı. Selam ve sevgiler   07.11.2021 23:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 367
Toplam yorum
: 1587
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 863
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster