Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1144
 

Tükeniş sendromu

Tükeniş sendromu
 

Avucumu tüm gücümle sıkı sıkı kapatmama rağmen kayıyordu elimden derilerimi soyarcasına. Sadece bu ipti sanki beni yaşama bağlayan. Arka arkaya kaybetmiştim bir çok şeyi. Onların peşinden çaresizce bakmıştım dakikalarca. O kadar çabuk gelişivermiştiki herşey, düşünmeye bile fırsat bulamamıştım. Tutunabildiğim son ip parçasıda şu an ellerimi yırtarcasına kayıyordu avuçlarımın içinden. Geride kalan zamanlardaki bıraktıklarımın yada kaybettiklerimin acısıyla üzülürken, önüme bakamamanın ve şimdiyi yaşayamamanın yeni kayıpları çarpıyordu yüzüme birer birer. Başımı öne çevirmeyi başarabilir ve önüme bakabilirsem, belki zamanın yaşanabilir kenarından tutunabilirdim.

Bütün bu karmaşaya rağmen, tek bildiğim şey elimden kayan ipi bırakmamam gerektiğiydi.

Yaşamın en girdaplı yerlerinden kurtulup, bir anlık bir denge kaybıyla yuvarlanırken son anda tutunabildiğim bu yaşam ipi, belkide bundan sonraki ruhsal yaşamımın en anlaşılır dersi olacaktı. Sevginin ve dostluğun sarhoşluğundaki etkisiz itişmelerin arasından yediğimiz büyük darbeler, arkamızda bırakmak zorunda kaldığımız sevdiklerimizi, bilinmeyen sahiplerine bırakıyordu sanki çaresizce. Üzerlerine kurulan anlamsız kıskançlık hayalleri, geceleri rüyalarımızda kabusa dönüşüyordu aniden. Yaşanan anlamlı hatıraların caddelerinde dolaşırken, her defasında taptaze yaşanmış ayrılıkların acısı bir kez daha oturuyordu insanın içine.

Geriye her bakıldığında, farkında olmadan hissedilemeyen yaşamın ilk ışıklarındaki tek tük umut parçasıda arkamızda bıraktığımız pişmanlıklara gönderiliyordu birer birer. Kaybedilen ve başkalarının kucağına bırakılan sahiplenmelerimizin sıkıntısında, ruhumuz, olumsuz enerjilerin sürüklediği bir tükeniş sendromu tuzağına kayabilir çaresizce. Engel olunamayacak bir ruh çöküntüsüne girmemek için yaşam ipini bırakmamalıyız kolay kolay.

O kadar çabuk tersine dönerki herşey, elimizde olmadan herşeyin ters gittiği inancıyla başlayan bir tükeniş sendromunun içinde bulabiliriz kendimizi. İnandıkça kaybeder, kaybettikçe doğrularız bu negatif çöküntüyü. Düşündükçe yaşar, yaşadıkça uyuştururuz benliğimizi. Farkında olmadan kendimiz çizeriz ellerimizle tükeniş sendromunun haritasını. Geride kalsa da sevgililer ve dostlar, yaşanmış gerçek sevgiler hergün içimizde, taptaze açan çiçekler gibi yeniden doğar. Umudunuzu yitirmeden arayın aynı sevgiyi defalarca, bir gün karşınıza çıkacaktır mutlaka aynı sevgili, farklı bir yaşam kostümü ve dekorla. Çünkü hepimiz sevgi ırmağının damlacıklarıyız yaşam pınarında. Ara sıra arkanıza döndüğünüzde o size yine gülecektir, yanınızda olmadığı zaman hayal ettiğiniz farklı bakışı ve unutamadığınız yüzüyle.

Metin Özkaya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

elimizden kayıp giden, ne kadar sıkarsan sık asla durduramadığın bir ip. Bir gün onun sonu ucu da avucumuzun içinden kayıp gidecek. Onu elinden kayıp gidişini her zaman hissedebilecek kadar sıkı, canını yakmayacak avucunu parçalamayacak kadar gevsek tutmalıyız. Benim merakım esas ondan sonra tutacağımız ip? Yüreğinize sağlık. Sevgiler:)

Haşim Arıkan 
 15.08.2007 17:55
Cevap :
Evet Haşim Bey; ipin ayarını çok güzel anlatmışsınız. Ondan sonraki ipe gelince, herhalde evvelden tuttuğunuz ipin elinizden kayarken bıraktığı izlerin ve acıların üstüne denk getirmeden tutunabilmek dikkatlice. Anladığım kadarıyla sizde bu günlerde ikinci ipin üstünde dans ediyorsunuz. Bu düşündürücü yoruma teşekkür ederim. Sevgilerimle  15.08.2007 18:32
 

Duygusal boşluk içerisindeyken, karşımıza çıkan yanlış kişilerle yaşanan ilişkiler,her defasında acı ve hüsranla son bulur. Geriye her baktığımızda da hatalar ve pişmanlıklarla dolu bir hayat yaşadığımızı görürüz.Mantığımızın sesini dinlemedikçe,gelecek için umut dolu hayaller kurmak aldatmacadan başka bir şey değildir.

Dolmakalem 
 15.08.2007 10:39
Cevap :
Risklere girmedende doğru notaları bulmak zor oluyor yaşam bestesinde. Sevgi ve gerçek dostluk şemsiyesinde aramak ve her yeni başlayan günde yeniden doğabilmek. Tabiki boşlukta hissettiğimiz anların gevşekliğinde yeni yanlışlara yol açmamak lazım sizin söylediğiniz gibi. Yorumunuza çok teşekkür ederim. Dolma kaleminizin mürekkebinin sonsuzluğa dek bitmemesi dileğiyle.  15.08.2007 10:49
 

Uyanmak üzere görülürmüş rüyalar , banada bu sabah öyle oldu... Nilüfer çiçeklerini kucaklayarak yürüyordum erafımda ayaklarıma değerek akan tertemiz bir nehir vardı .Her yan çiçek kokuyordu. Pembe bir elbise vardı üstümde, havada serinlik. Uyandım tabi ve hemen gülümsedim. Geçmeye hazırdı artık hayatımın karabasanı. Hazır ol yeni günüm ve sonraki günlerim ben geliyorum. Negatif duyguların hayatımıza hükmetiğini biliyorum çok yaşadım bunu. Bu rüyayı gördükten sonra sizin yazınızı okumak bana öğretici oldu.. ESEN VE MUTLU KALIN...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 15.08.2007 9:13
Cevap :
Ne güzel bir rüya görmüşsünüz. Hayırlara vesile olsun. Güzel dileklerinize teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın  15.08.2007 23:27
 

Hüzün ve sevinç ayrılmaz ikilidir insan hayatında. Sevinçleri ve sevdiklerimizi bazen ne çabuk unutabiliyorsak yada umursamıyorsak, hüzünleri daha da süratle unutmalıyız. Bize gerekli olan sevgi; hüznü ve olumsuzlukları yenmeli, beslediğimiz umutlar yaşam ipimizin ucunu tutmalıdır. Sevgi ve saygılarımla.

Işıl 
 14.08.2007 10:03
Cevap :
Gerçektende zordur hüzünleri unutmak. Umutların yaşam ipini yakalaması ise bloğumu tamamlayıcı bir cümle olarak ön plana çıkmış. Bu anlamlı yoruma teşekkür ederim Işıl Hanım. Sevgilerimle  14.08.2007 11:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3158
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster