Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1153
 

Tüketim kültürü ve çocuklarımız

Tüketim kültürü ve çocuklarımız
 

Dünyada gelişmişler diğerlerini yönlendirmeye devam ediyor.IMF, Dünya bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi kimi örgütler, gelişmekte olan ülkelerin tarımsal üretimlerini dışsatıma yönelik ürünler üretmeleri için yönlendirmişler, Pamuk, kahve, şeker gibi ürünleri üretmeleri için teşvik etmişlerdir.

Afrika, Asya, latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerin gıda üretimi yerine dışsatıma yönelik ürün üretmeleri sonucu bu ülkeler gıda ihtiyaçlarını gelişmiş ülkelerden karşılamak zorunda kalmaktadırlar ne yazık ki. Gün gelmiş dünyada gıda fiyatları artmaya başlayınca da ister istemez gıdaya ayırdıkları para da o oranda artmıştır.Yönetenlerin yönetilenlere reva gördüğü ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

Yoksul ülkeler, gıda açmazında son yıllarda kendilerine dayatılan yanlış tarım politikalarının kurbanı olmuşlar, olmayada devam edecek gibi görünmektedirler. Gıda fiyatları yoksul insanları vurmuştur.Türkiye’ye yönelik tarım politikaları da elbette bundan farklı değildir.

Yaşadığımız coğrafyada varlığımızı sürdürmek başkalarının bize verecekleri yöntem ve icazetlerle olmamalıdır.Bu bağlamda insanların yaşamında gıdanın vazgeçilmezliği söz konusudur.Geleceği şekillendirecek olan gıda ve su yönetimleri olacaktır.Ayrıca insanları yetiştirme, yönlendirme ve bilinçlendirme ayakta kalmanın olmazsa olmazlarıdır.

Batılı dediğimiz gelişmiş ülkelerin diğerlerine yönelik politikaları sadece gıda ve tarımla kalmamaktadır.Kültür, dil, gelenek görenek, eğitim, alışılagelmiş yaşam biçimlerini değiştirme, tüketim kültürünün artırılması ve zihinlere kazılması gibi çok çeşitli alanlarda da işlerine gelecek yöntemleri acımasızca uygulamakta ve uygulama fırsatı aramaktadırlar.

Bu uygulamada maalesef en çok etkilenenler hiç kuşkusuz çocuklarımız ve gençlerimizdir.Tv ve medya aracılığı ile ve devasa Bilboardlar vasıtası ile gelecekte umudumuz olacak çocuklarımızı etkileme politikaları kimi şirketlerce gündemden düşürülmemektedir.Reklamların insanları sanal ortamda etkileme işlevi bilinçli olarak kafalarımızın içine yerleştirilmekte, tüketime özendirmektedir.

Yıllar öncesi Anadolu gençliği ve yetişme koşulları ile günümüz gençliğini kıyaslamak elbette günümüz gençliğini avantajlı kılacaktır.Geçmişte var olanla yetinmek söz konusu iken, büyüklerimiz hayır dediğinde sesimiz çıkmaz iken, günümüz de öyle midir.

Kimi gençlerimiz ve çocuklarımız arkadaşlarında var olanı kendisi de edinmeye çalışmakta, internet cafe kültürüne kendisini kaptırmakta, hayatın gerçeklerine ise uzak kalmaktadır.Çocuklarımızın zihinlerine yerleştirilmeye çalışılan “her şey senin, her şeyi yapabilir ve isteyebilirsin, herkeste istediğini vermek zorunda, herkes sana hizmet etmek zorunda, internet ve cep telefonu herşeyindir, kuralların canı cehenneme” gibi alışkanlıklar toplumumuzun ne derece dejenere olduğunun göstergeleridir.

Gençlerimize ve çocuklarımıza, istediği şeyi almamakta direnince ya da olması gerekeni anlatmaya çalışınca aldığınız cevap “ya sizin çocukluğunuz ile bizim çocukluğumuz ve yaşantımız aynı mı” söylemi ile ve kapının “çat” diye kapanması, “suratın asılması”, “ eşyalara tekme atılması” gibi ilginç davranışlarla karşılaşmaktayız zaman zaman.Bu çoğu ailelerde var olan bir sorundur.Aileler ve ebeveynler çocuklarını hayata tutunmaları için çaba harcayadursunlar, bu çabalarında çocuklarımıza ve gençlerimize dayatılan “tüketim alışkanlığı” ve “serseri gençlik” yaklaşımı karşısında çaresiz kalmaktadırlar.

Diğer yandan işin ilginç bir boyutu daha vardır.O da “ sen hiçbir şeyi bilemezsin, bilenleri dinleyeceksin”, yada “sen düşünme, sadece söyleneni yap yeter” veya “sus ve yerinde otur” yaklaşımıdır.

Kültürel yönden, yetişmekte olan çocuklarımıza verilmeye çalışılanlara karşı yılmadan, usanmadan, doğruları anlatma ve öğretmeye devam etmek gerekmektedir.Yetiştirdiğimiz evlatlarımızın gelecekte “neyin iyi neyin yanlış “olduğunun ayırdında olmaları onlara vereceğimiz eğitimle mümkün olabilir.

Sokak çocuğu kültüründen onları uzak tutmak için teknoloji ile mücadele etmek zor olsada, akılcı bir yaklaşımla çözüm yolları aramalı ve hayata geçirmeliyiz.Elde ettiklerimizin harcanması ve kullanılmasında akılcı davranmak, bilinçli tüketici olmak, yerinde ve ihtiyaca göre karar vermek, kendini denetleyebilmek, tüketim toplumu değil üretim toplumu olmaya özen göstermek ve gereksiz şeylere özenmemek gerekir.

Gelişmiş çok uluslu devasa boyuttaki şirketlerin, tüketimi özendirici etkisinden kaçınmak ve kendi öz değerlerimize yönelmek ve sahip çıkmak, gençlerimize ve çocuklarımıza yaşayacakları coğrafyada ayakta kalabilmeleri İçin onları; sevginin, saygının vazgeçilmezliğini bilen, akılcı ve ayakları yere sağlam basan bireyler olarak yetiştirmek için “geç ve güç “olmadan çaba sarfetmeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insanlara daha az tüketin demek bazen ters tepebiliyor. Ama türlü yayinlar, kitaplar ve tartismalarla insanlarin yasam felsefesini ve ilgi alanlarini degistirerek tüketimin yönünü degistirebilirsiniz. örnegin daha çok insan evde bilgisayar oyunuyla zaman öldürmektense kir yürüyüsüne çikabilir, bu da bir tüketim, ama yönü farkli. Veya daha çok insan motorlu tekne yerine yelken kullanabilir. Arabayla trafikte volta atmaktansa yürüyerek çay bahçelerinde volta atabilirsiniz. Bence insanlari dogayla daha çok hasir nesir olmaya, hayat kalitesini alet-edevat bollugunda degil, dogada aramaya yönlendirmek gerekir. Ama kolay degil, çünkü bütün Hollywood filmleri ve reklamlar da ters yönde beyin yikiyor. Kalkinmayi dolar rakamlari ve insan yapimi alet-edevat bolluguyla ölçen klasik ekonomi teorileri de öyle.

Mustafa Tümener 
 12.07.2008 19:20
Cevap :
Sayın Tümener,dile getirdiğiniz düşüncelere katılıyorum.Umarım yazdığınız bu öneriler okuyucularımca dikkate alınacaktır.Katkınız için size teşekkür ediyorum.Sağlıklı bir yaşam diliyorum.Sağolun efendim..  13.07.2008 11:40
 

İnsanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele eden ve bunu yaparken de gelişen bir canlıdır. Tüketimi özendirici etkiden kaçınmak veya kendi öz değerlerimize yönelmek, bunlar hep kulağa hoş gelen sözcükler ama bunları nasıl yapacağız ki? Somut bir öneri var mı? Saygı ve sevginin vazgeçilmezliği gibi soyut ve nasıl yapılacağı belli olmayan öneriler çözüm olabilir mi? Ben şahsen sizinde işaret ettiğiniz nesiller arası çatışmanın bizim o bahsettiğiniz öz değerlerimizin gençlere hiç bir şey ifade etmemesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Hangi öz değerimiz insanın içindeki ihtiyaçları ortadan kaldırabilir ki? Bence geçmişin ne işe yaradığı bilinmeyen öz değerlerine ağıtlar yakmak yerine günümüz koşullarında çocuklarımızın gerçekçi ve sağlıklı bir duruş sergilemelerine yarayacak yeni değerler geliştirmemiz gerekiyor. Ayakları yere sağlam bireyler evet ama bu eğitim sistemiyle olamayacağı artık belli değil mi? Saygı ve sevgilerimle

Matilla 
 09.07.2008 12:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 899
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster