Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '11

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
1256
 

Türkçenin sınırsız türetme ve anlatım gücü

Türkçenin sınırsız türetme ve anlatım gücü
 

Bu fon görüntüsü google görseller bölümünden alınmıştır.


IV. BÖLÜM

 
Türkçenin sınırsız türetme ve anlatım gücü
 
 
 
Türkçe gibi zengin biçimbirimleri olan ve bunları çok değişik görevlerde kullanabilen, farklı anlatım yollarına sahip bir iletişim aracının konuşanı ve yazanı olmak, her Türk yurttaşının olduğu kadar benim için de bir övünç kaynağıdır. Türkçenin Ural – Altay dil ailesinden gelen eklemeli bir dil oluşu, biçim yönünden en belirgin özelliğidir. Dilimizin de içinde yer aldığı “bağlantılı” dillerde, yeni sözcüklerin çekiminde ve türetilmesinde isim ve fiil köklerine eklenen “-ir”, “-miş”, “-dik” gibi biçimbirimler, dilimize zenginlik ve etkili bir anlatım gücü katmaktadır. Bu özelliğine {-lİk}, {-CE} gibi kimi biçimbirimlerin üstlendiği değişik görevleri de ekleyecek olursak, Türkçedeki anlatım olanaklarının ne kadar geniş olduğu daha iyi anlaşılır.(1)
 
Türkçe, sadece biçim özelliklerinden kaynaklanan türetme alternatiflerinin genişliği ve zenginliği bakımından değil, kavramlar bakımından da zengin bir dil olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bağlantılı dillerin tipik bir örneği olan Türkçede, değişmeyen ve çoğunlukla tek sesli olan ad ve eylem köklerine getirilen dilimize özgü çok sayıdaki çekim ve yapım biçimbirimler, aynı zamanda değişik görevler de yüklenebildikleri için, ona doğurgan ve çok güçlü bir nitelik kazandırmaktadır. Bu zengin nitelik, soyut ve somut kavramların çeşitlilik ve bolluğundan anlaşılmaktadır. Dilimizin söz varlığının genişlemesi, anlatım gücünün artmasına, zengin somutlaştırma gücüne sahip deyimlerin varlığı da, yazılı ve sözlü anlatımda çok canlı betimleme yapma imkânı sağlamaktadır. Kendini sil baştan yenileyebilen, yaratıcı kuralların sistemi olan dilimiz, aynı zamanda zengin söz varlığını etkileyici anlatım gücüyle enerjiye dönüştürecek bir yapıya sahiptir.
 
Türetme yolu, bütün dünya dillerinde terimlerin büyük bir bölümünü oluşturan öğelerin yapım yöntemidir. Terim ise, genel olarak özel alanların kavramlarına verilen addır. Bu alanlar bilim, teknik, sanat, zanaat, spor, ticaret gibi, birbirinden çok farklı kesimler olabilir. Milliyet’in okuyucularına ayırdığı bu bölüm, yazın sanatı ile ilgili bir alandır. Bu nedenle “Milliyet Blog” tanımlaması ile özel bir terim oluşturulmak istendiği anlaşılmaktadır. Neyin terim olup olamayacağı konusunda kesin bir ayırım yapmak mümkün olmasa da, genel olarak terimlerin tek anlam taşımaları ayırt edici en belirgin özelliklerinden biridir. Botanikteki “çanakyaprak”, geometrideki “üçgen”, fizikteki “özgül ağırlık”, biyolojideki “toplardamar”, dilbilimdeki “çekim” sözcükleri, verilebilecek temel terim örneklerinden bazılarıdır. Terimler türetilirken veya ortaya çıkan yeni bir kavramı veya olguyu karşılayacak sözcük araştırırken, aşağıdaki yollardan yararlanılır. (2)
 
a. ) Dilin kendi öğelerine yeni anlamlar yükleme yoluyla terimler türetilebilir. Dişçilikteki köprü, birçok makinedeki bıçak, marangozluktaki diş, hekimlikteki kasılım (spazm) terimlerinde görüldüğü gibi. Fransızcadan dilimize geçmiş ve beş farklı anlam üstlenen “blog” sözcüğüne “e-günce” anlamı yüklenebileceğini önermek, bana göre yanlış değildir. Sn. Mehmet Sağlam’ın Türk Dil Kurumuna “blog” yerine sunduğu “e-günce” önerisi, benimsenerek kabul görmüştür. E-günce ile birlikte, dilimize kazandırdığı birçok yeni sözcük için Sn Sağlamı dilimize yaptığı hizmetten dolayı kutluyorum. Bir önceki yazıma yaptığı yorumda da “Milliyet Blog” terimi yerine, Türk Dil Kurumuna “Blogküre” önerisinde bulunduğunu yazmıştı. Milliyet Blog camiasına bu satırlar aracılığıyla bu öneriyi desteklediğimi bildiriyorum ve “blok” sözcüğünün güncel kullanımından yola çıkarak, “Milliyet Blog” yerine, Sayın Sağlamın türettiği “e-günce” sözcüğüne “blok” sözcüğünü ekleyerek “Milliyet Günceblok” şeklinde bir öneride bulunuyor ve Milliyet Blog yetkililerinin ilgilerine ve bilgilerine sunuyorum.
 
Yanlış bulduğum “Milliyet Blog” terimini düzeltmek için dilbilimi alanında dört bölümden oluşan eleştirel bir yazı yazdım. Özgün düşüncelerimi MB yazarlarının görüş ve değerlendirmesine sunarken, önerilerini ve eleştirel yorumlarını bekliyorum.
 
b .) Birleştirme yoluyla da terimler üretilebilir. “Tek” ve “el” sözcükleri birleştirilerek “tekel” teriminde olduğu gibi, “bilgisayar”, “doğumöncesi”, “damariçi”, “göstergebilim”, “dilbilim” bileşik sözcüklerden terimlerin oluşturulduğu görülmektedir.
 
c. ) Çoğu zaman unutulmaya yüz tutmuş, ancak dilin lehçe ve ağızlarda yaşayan sözcüklerinin yeniden kullanıma alınarak canlandırılması da bir terim üretme yoludur. Örnek olarak “nicelik”, “nitelik”, “alan”,”dulda” (coğrafya terimi), “tanık” terimleri yeniden kullanıma alınarak canlandırılarak güncel hale gelmiştir.
 
ç. ) Bütün dünya dillerinde, yabancı kavramların çeviri yoluyla dile aktarıldığı bir gerçektir. Türkçeye bu yolla kazandırılmış pek çok örnek içinden “fizikötesi”, “ısıölçer”, “sesyazar”, “bilim kurgu”, “kitle iletişim aracı” terimleri örnek gösterilebilir.
 
d. )Türetme: Yeni ve yabancı kavramlar, dilin kendi kök ve eklerinden türetilen yeni öğelerle karşılanır. Örneğin; “saplantı”, “duyarga”, “seçenek”, “asalak”, “benzeşme”, “önlem”, “okutman” v.b sözcükler tamamen ana dilimizden türetilmiştir.(3)
 
Son söz olarak da, yanlış olduğuna inandığım “Milliyet Blog” söylemine itirazımı sürdürerek, “Modern Dilbilimi” başlığı altında dört bölümden oluşan eleştirel bir yazı dizisi yayına koydum. Yazarken, eserlerinden yararlandığım Ankara Üniversitesi DTCF’deki hocalarıma, Dilbilimi konusunda benliğime kattıkları yeni değerler için şükran duygularımı sunuyorum. Değerli okuldaşım Sayın Pirmete ile birlikte söz ettiğimiz ortak hocalarımızı saygılarımızla anıyor, ebediyete intikal edenlere rahmet, hayatta olanlara sağlıklı uzun ömürler diliyoruz. Özgün düşüncelerimi MB yazarlarının takdirlerine sunarken, önerilerini ve eleştirel yorumlarını bekliyorum.
 
…devam edecek
 
İstanbul, 8 Ekim 2011 Çarşamba
 
Not: Bundan sonraki bölümlerde türetilen sözcüklerin dile tutunmasını sağlayan, bir tanıtım programı sunulacaktır.
 
Kaynakça:
 
1.) Aksan, Doğan, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim III. Cilt, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi – Ankara. 1982 s.15
 
2. )A, Doğan, a. g. e. s. 15
 
3.) A. Doğan, a. g. e. s. 42-43

 

yılmaz çetingöz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bilgilendiren detaylı bir çalışma. tabiri caizse el yordamı ile konuşuyor yazıyoruz!:. ilk okulda aldığım bilgiler desem gülecekesiniz ama maalesef öyle... devamını bekliyoruz bu güzel dizinin... saygılarıma...

Metin TOPÇU 
 16.10.2011 22:14
Cevap :
Sayın Topçu, övgü mü, yergi mi olduğunu yuvarlak ve muğlak ifadenizden anlayamadım. Bir hitap şeklini seçmemiş olmanız, okuyanlar tarafından dikkate alınacaktır. Hafife alıcı, alaysı yorumunuz benim şevkimi kıramaz. Yiğidin yazısı meydanda. Bilimsel yazılar düşünerek yazıldığı için, beyin karar verince el hareket eder. Ronam , hikâye ve bazi edebi türlerde yazıya sanatsal çeşni katılır. Bu yazı bir edebi metin özelliği taşımıyor, Sizin bilgi dağarcığınız o kadar geniş ki, katkı yapmamız imkansız..! Yazılarınız bizim ilham kaynağımız oluyor..? Yorumunuza küçük harfle başlamanız ve cümle sonunda ünlemden sonra gelen noktalama işaretleri engin birikimizin en somut örneği olarak görünüyor. Üç hafta bekledikten sonra böylesine taktire değer bir yorum yazdığınız için size bir hemşeri olarak teşekkür ediyor, yazılarınıza yaptığım yorumları okumanızı rica ediyorum.   17.10.2011 23:27
 

Suat ve Samim Sinanoğlu,Esin Afşar'ın ağabeyleriydi...Kerim Afşar da damatları...Ben ,74 ve 75 'te tiyatro bölümünden dersler almıştım...Prof.DR.Metin And ve Özdemir Nutku hocalarımdı..Deneme sahnemizde PUSUDA'yı oynamıştık...Anarşiye rağmen :)))Türkçe Okutmanınızın adı: asistan Dr.İsmail Parlatır 'dır...Arkadaş gibiydik...Şimdi aynı yerde Prof.:))) selamlar...

Mesut Selek 
 10.10.2011 16:38
Cevap :
Sn.Mesut Bey, flu bilgilerimi aydınlattığınız için çok teşekkür ediyorum. Bizim bölümden Doç.Dr.Gürsel Aytaç(Prof. Kemal Ayaç'ın eşi) ve Asistan Dr.Vural Ülkü hocaların Almancadan çeviri oyunlarının Tiyatro bölümünde sahneye konduğunu biliyorum. O yıllarda bir sürtüşme nedeniyle Özdemir Nutku'nun Ege Üniversitesi Tiyatro Bölüm Başkanlığına atandığını anımsıyor gibiyim. Selamlar.   10.10.2011 21:08
 

Hızır Bey,o dönemde Latince Derslerine de girmiştim '' 2 Lectio '' bitirmiştim...Prof.Samim ve Suat Sinanoğlu Kardeşler,Prof Ayşe Sarıgöllü,DOÇ Ender Bey ve eşi latince ve Yunanca hocalarımdı...Harika bir duygu DTCF'li günleri anımsamak...Sevgiler...selamlar...

Mesut Selek 
 09.10.2011 21:54
Cevap :
Sayın Selek, o dönemde ben de Yunan ve Roma Edebiyat tarihi okumuştum. Prof. Suat Sinanoğlu benim de hocam olmuştu. Yanında ismini hatırlıyamadığım bir bayan asıstanı vardı. Ders bitene kadar asker gibi ayakta beklediğini hatırlıyorum. Suat hocanın benbeyaz saçları ve gayet şik giyinmiş yakışıklı hali gözümün önünden gitmiyor. Türkçe dersimize yanlış hatırlıyorsam beni düzeltin lütfen, İsmail Parlak Bey geliyordu. Olaylı yıllarda anılar çok. Bir gün ömrümüz vefa ederse bir araya gelerek yad edeceğiz o yılları. Bizim Fakülte Ankara Üniversitesinin nüvesini oluşturduğu halde, geleneksel hale dönüşen hiçbir etkinliği yok. Bu da bir DTCF li olarak beni üzüyor.Bizim bölümün başında Prof, Yaşar Önen hoca vardı. Birçok hocamız da Almanya'dan gelmişti. Olaylı yıllar olmasına karşın, o günler yine güzeldi. Sağlıklı ve mutlu güzel günler geçirmeniz dileğiyle, yazımı ödüllendirerek geçmiş günleri hatırlattığınız için teşekkür ediyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.  09.10.2011 23:28
 

AÜDTCF'de 1970 'li yıllarda hocam olan Doğan Aksan Türk Dil Kurumunun gelişiminde en önemli payı olan şahsiyettir.Eserlerinin,sadeleşmiş biçiminin liselerde ve liyâkatince,üniversitelerde okutulması gençlerimizde,dil bilincinin gelişimi açısından elzemdir...Ancak gün geçtikçe bu kültürün ve samimiyetin körelmekte olduğunu görmek çok üzücüdür.Sizi tebrik ediyor,saygılarımı iletiyorum...

Mesut Selek 
 08.10.2011 23:40
Cevap :
Sayın Selek, sizinle ve Sayın pirmete ile lisans eğitimini aynı Fakülte'de okuyup ortak hocalardan feyz almak, bizleri pek çok ortak noktada birleştirmiştir. Eski kuşağın izinden giden temsilcileri olarak onların eserlerini kaynak göstermek, bizlere düşen en önemli görevdir diye düşünüyorum. Böylece, fikir ve öğretilerini içeren kitaplarını gelecek nesillere tanıtma görevini yerine getirmiş olmanın da huzuru içindeyim. Farklı bölümlerden aldığımız dersler, kazandığımız formasyonun temellerini atmıştır. Bu bağlamda Türk Dili ve Edebiyatı dersi almış olmak da, ana dilimize ilgimizi yoğunlaştırarak artırmıştır. Ana dilimizi sevdirmek için yazdığım ve gelecek günlerde yayına girecek " Sözcüklerin dile tutunması ve Halkla İlişkiler uygulaması " başlıklı ve iki bölümden oluşacak yazımı okumanızı diliyor, selam ve saygılar sunuyorum.   09.10.2011 3:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1054
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster