Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1278
 

Türkiye'de sağ

Aklımın Erdiğince Türkiye’de Sağ

Bundan önceki yazımda kendimce “Türk Solu”nu anlatmaya çalışmıştım. Bu haftadaki yazımda ise aklımın erdiğince Türkiye’deki “sağ”ı anlatacağım.

Sağcılık ve solculuk kavramları aslında çok geniş kavramlar. En sağdakiler ya da en soldakiler; ortadakiler, ortanın sağı ya da solundakiler… Siyaset yelpazesi böyle bir şey.

Yelpazenin ortasındaki siyasi partiler iktidardalarsa o ülkede istikrar var demektir. İşler, kurulu düzen içinde iyiye gidiyor demektir. Tam tersi uçtaki partiler iktidara gelmeye başlarlarsa kurulu düzen değişime doğru gidiyor demektir.

12 Eylül’le kadar iktidarda merkez partiler vardı. Ne olduysa 1980’den sonra merkez partiler yerlerini uçtaki partilere terk etmeye başladı. Uçtaki parti derken yelpazenin sağındaki patilerden bahsediyorum. Zaten yelpazenin sol tarafı yırtılıp atılmıştı. Bu yırtılma Karadeniz’de Onbeşler’in katliyle başlar, 12 Eylül’le noktalanır.

Sağ uçtaki partiler iktidarı hedeflerken merkeze doğru kaymak istediler. Bunu MHP çok istemesine rağmen başaramadı. Güneydoğu sorunu onun oylarını arttırdı ama tek başına iktidara taşımadı. Çünkü Statüko onun damarlarında vardı. İşte burada AKP önemli bir şeyi yakaladı: “Değişim”. Hem kendini değiştirmeye, hem de Türkiye’yi değiştirmeye talip olarak ortaya çıktı ve son iki dönemdir iktidarda. Hem de daha güçlü olarak. (Kendimi bir demokrat olarak tanımlarsam, kendi adıma bu duruma şapka çıkarıyor ve AKP’yi kutluyorum.)

Soldaki boşluk uçtaki bu sağ parti tarafından “sol” söylemlerle doldurulmaya başlandı. Ne hikmettir ki Türkiye’de siyaset yelpazesi ters bir vazo gibi oturmaktadır. “Sol” diye tanımlanan CHP varoşlarda, kırsal kesimde, Güneydoğu’da en çok oyu alması gerekirken buralarda sağ uçlardaki partilerin ya da bağımsızların daha çok oy aldığını görüyoruz.

Batıda değişimleri yelpazenin solundaki partiler gerçekleştirirken –diyalektik açıdan Aristo mantığıyla bakarsak, öyle olması gerekir - Türkiye’de bunu sağ kanat üstlenmiştir. Solun adını kullananlar statükoyu temsil etmiştir. Bu da sağ partileri güçlendirirken solu zayıflatmıştır.

Yukarıda bahsettiğim gibi en uçtakiler iktidarda ise bir şeylerin çatırdaması gerekirdi. Nitekim çatırdıyor da.

Ben tüm bu çatırtıları yurdumuz insanının yaşaması gereken çatırtılar olarak değerlendiriyorum. Yarın, her şey dünkünden daha güzel olacak ve demokrasi kültürümüz bu yaşananlarla daha da gelişecektir. Avrupa bu günlere sırt üstü yatarak gelmedi. Aynı çalkantıların bir değişiğini onlar da yaşadı. Bizim tek yapacağımız şey Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışmamak. Ama illa Amerika’yı biz kendimiz keşfetmek istiyoruz deniliyorsa bu sıkıntıları yaşayacağız ve çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne belki böyle çıkacağız.

Bu nedenlerle bu gün merkezde güçlü bir sol partiye ihtiyaç vardır: Çağdaş sosyal demokrat bir partiye. Böyle bir partinin ortaya çıkması merkez sağı da güçlendirecek. Ortaya çıkacak istikrar sadece Türkiye’yi değil tüm Ortadoğu’yu etkileyecektir.

Ümit Emel Pusat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence çok faydalı bir analiz olmuş. Bilimselliğe, yani siyasi taraf olmadan demokrasiye yakışır olmuş.

Muharrem Soyek 
 13.10.2008 23:20
Cevap :
Teşekkür ederim  14.10.2008 7:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster