Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
624
 

Ümit Boyner: Vicdanım rahat edemiyor

Ümit Boyner: Vicdanım rahat edemiyor
 

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner (Fotoğraf sanal ortamdan alıntıdır).


Bugünkü sorunlarımız nelerdir?

İzmir’de dün yapmış olduğu bazı açıklamalara göre TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner’in de artık ülkemizdeki kimi gelişmeler doğrultusunda Hükümeti uyarmaya çalıştığı seziliyor. Çünkü ortaya çıkan ekonomik gelişmeler kadar güvenlik konusundaki kimi çözümsüzlükler ile ‘bedelli askerlik’ gibi toplumsal sorunlar da başında bulunduğu patrolar topluluğunun ilgi alanında olsa gerekir. Biliyoruz ki sağlıklı bir toplum için tutarlı ekonomik kararlar yanında bir bütün olarak güvenlik alanları da büyük önem taşır.

Sayın Boyner dün İzmir’de, dünya ve Türkiye ekonomisi ile ilgili bazı tespitlerde bulunmuş. Dünyada yerel gibi görünen pek çok küresel sorunun çözümünün ’küresel yönetişimde’ olduğunu; olası krizlere karşı siyasi iradeye büyük görev düştüğünü dile getirdini vurgulamış Sayın Boyner. Umulur ki bu saptamalar Gerek hükümetin, gerekse de özel sektörün her türlü senaryoya hazırlıklı olması gerektiğini belirten Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın:"Son yüzyılın hiçbir dönemi ile kıyaslanamayacak kadar karmaşık... Korkarım ki ciddi bir şok yaşamadan, Avrupalı liderler köklü bir tedbir almakta isteksiz davranacaklar" açıklaması ile birleştirildiğinde çok büyük anlamlar içermektedir.

Boyner:  Terörün çözülmesini istemeyen çok ciddi sayıda kişi var

Batı’ya göre bugün kendisini ayakta tutabilen Türkiye için özel önemi olan terör sorunu ile bedelli askerlik konularına da değinen Sayın Boyner bu konulardaki tartışmalara girmek gereğini duymuş anlaşılan. Doğan Haber Ajansı’ndan Burcu Taner’in bildirdiğine göre Sayın Boyner: ‘Terör sorunu ekonomimizi de ilgilendiriyor. Otuz (30) yılı aşkın süredir bu sorunu çözmedik. Çözülmesini istemeyen çok ciddi sayıda lobi var, kişi var. Birileri var ki bu sorun çözülemiyor...’ açıklamasını yapmış.

Kürt sorunu ile terör sorununun karıştırılmaması gerektiğini’ vurgulayan Sayın Boyner kimi açmazları  da hatırlatmak için olsa gerek ‘mücadeleyi çok dengeli bir şekilde yürütmek gerektiğini’ de söylemiş.

Boyner: Fırsat eşitliği açısından vicdanımda biraz rahat edemiyorum

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, yaklaşık bir yıldan bu yana gündemde olan ‘bedelli askerlik’ konusunda: ‘Fırsat eşitliği açısından vicdanımda biraz rahat edemiyorum’ açıklamasında bulunmuş.

‘Türkiye’nin rasyonel bir güvenlik politikasına ihtiyacı olduğunu’ belirten Sayın Boyner: "Ülkelerin güçlü ordulara ihtiyacı var. Türkiye’nin beşeri sermayeye de ihtiyacı var. Gençlerin nasıl yetiştiği, yaşamlarının ne kadar eğitimde harcadığı da önemli. İkisinin arasında rasyonel bir yere gelebiliriz. Bu teknik bir konu.’TÜSİAD ordu nasıl yönetilmeli’ konusuna bir çözüm geliştiremez ama, şunu da görüyorum. Yavaş yavaş askerlik süresi düzenlenmiş, daha rasyonel ve güvenli, teçhizat açısından profesyonelleşmiş bir ordunun, şu anda yaşanan düşük yoğunluklu savaşla mücadele konusunda önemli. Bedelliye gelince burda bir sorun olduğu ortada. Ama şu var, bunu bir anne olarak söylüyorum. Fırsat eşitliği açısından vicdanımda biraz rahat edemiyorum. İhtiyacı olanlar var, tek tek baktığınızda haklı sebepleri olabilir ama bu bir vicdan meselesi bana o kadar kolay gelmiyor.’ açıklamasını yapmış.

Bugün sanal ortamda çok az paylaşılan bu açıklamalar bana göre olduğu yerde kalacak gibi. Sanırım birileri ülkemizde hiç bir sorun yok, her şey güllük gülistanlık bir durum arz ediyor sanıyor. Bu yüzden olsa gerek kimi açıklamalar ya da bilgilendirmeler ne yazık ki kitle iletişim alanındaki gelişmelere rağmen bazı gerçekler saklanmak isteniyor gibi geliyor bana.

Bedelli askerlik sorunun çözümü  ödenecek yüksek bedelle mi çözülecek?

Oysa AB ilkelerinin ‘eknomik bunalım’ ve ‘çöküş’ içinde olduğu bir aşamada Türk kamuoyunun yoğun ticari ilişkilerin yaşandığı AB’den soyutlanması düşünülemez. Öte yandan yaklaşık otur yıldan bu yana içte ve dışta ciddi güvenlik sorunları ile yüz yüze olduğumuz da yadsınamaz. İşte bu aşamda ortaya çıkan  ‘bedelli askerlik’ adlı muamma yenden gündemdeki yerini aldı. Yakında izleyebildiğim kadarı ile bu konu, geçmiş yıllarda da değişik uygulamaları ile bildiğimiz için giderek ‘toplumsal bir sorun’ olmaya başlamıştır. Çünkü bugün yaşı kırka dayanan, çoluk çocuk sahibi ve iş sahibi yurttaşlarımız ‘silah altına alınmak’ konusunda Hükümet’ten bir çözüm bekliyorlar haklı olarak. En uygun çözüm bulunabilmesi bakımından onlara hak vermemek mümkün değil. Ne ki ortaya çıkan ki şu an muvazaalı bir durumda bulunan ‘bedelli askerlik’ çözümü bana göre pek de tutarlı bir çözüm yolu gibi değil.

TÜSİAD Yön. Kur. Bşk. Sayın Boyner de haklı olarak ‘fırsat eşitliği’ kapsamında ‘vicdan meselesi’ olarak gördüğü bu yaklaşımları ‘bir anne olarak... vicdanımda biraz rahat edemiyorum’ diyerek, bir anlamda konunun ince elenip sık dokunması gerektiğini vurgulamak istemiştir bence.

Bir topluk bilimci olarak ben ortaya çıkmaya başlayan ‘bedelli askerlik sorunu’ çözümüne 'fırsat eşitliği' açısından değil 'kanun önünde eşitlik' sorunu açısından bakıyorum. Oysa ‘fırsat bu fırsat’ diyerek on binlerce insanın kimi mallarını mülklerini satışa çıkartmaları, ileride bu konudaki kişisel değerlendirmeler açısından hiç de sağlıklı bir gelişmeye yol açmayacaktır bence. Hükümet yetkililerinin de bu sorunun çözümüne ‘bedel’ yönünden baktığı çok açık. Söz konusu bedelin ‘kredi kartı’ ile de ödenebileceği ise başlı başına bir sorunlar yumağı demek değil midir?

Kaldı ki bedelli askerlik  kapsamına giren en az üç yüz bin kişiyi kapsayacak olan sorunun çözümü  ödenecek yüksek bedelle mi çözülecek? Bu çözümün açacağı ‘toplumsal ve ekonomik eşitsizlik’ kimlerce nasıl çözülecektir, şaşarım.

İleri demokrasi bu mu?

Parası olan düdüğü çalacak ise ben de orduda geçen (18) aylık ömrüm için dava açarım. Fakirlerin ordusu kurulacak anlaşılan. Vay be! kimilerinin geniş toplumu da yedeğine alarak bir an önce ulaşmaya çalıştığı 'eşitlikler ile örülü olduğu giderek yoğunluk kazanmaya başlayan İleri demokrasi bu mu? AB Uyumu kapsamında böbürlenilerek 'terör saldırılarının da arttığı'  bu çağda bile 'zengin fakir ayrımı' yapılarak kim nereye koşuyor yakında göreceğiz. Bu 'ayrımcılık', bu 'fakirlerin canı cehenneme' ya da 'garibanlar askere' yaklaşımı hiç bir biçimde ne akli ne anayasal ne de bizim şartlarımıza göre tutarlı bir siyaset değildir. O garibanlar askerde kendi aralarındaki sohbetlerde ya da şu an kimi kuytu yerlerde neler fısıldaşıyorlar bunu duyabilecek feraset sahipleri var mı aramızda? Bu gelişmeler Hükümet için hiç de olumlu bir yönelim değildir zannımca.

Böylece 'zengin çocuklarının' artık askere gitmeyeceği ya da TÜSİAD Yön. Krl. Bşk. Ümit Boyner'in vurguladığı gibi 'fırsat eşitliği' ki zaten yok böyle bir şey bu ülkede, nasıl sağlanabilecek?

Fakirlerin, garibaların, köylülerin, emeklilerin, esnaf ve sanatkarlar ile bütün dar gelirlilerin CANLARINDAN ÇOK SEVDİKLERİ OĞULLARI bu uygulama ile birlikte ZENGİNLERE KARŞI nasıl bilenecekler, hiç düşündük mü?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bedelli askerlik fırsat eşitliliğine vatandaşlık hukukuna aykırıdır. Bedellinin kurumsal hale gelmiş hali toplumsal dinamittir. Türkiye'de ana problem reel analizler yapılmadan soyo-politikalar üretilip uygulanmasıdır. Özetle devleti yönetenler toplumun sosyal psikolojisinden habersiz... selalar...

Kadri KANPAK 
 19.11.2011 8:44
Cevap :
Kadri Bey değerli açıklamanız için başka söze gerek yok bence. Yine de şu düşüncemi açıklamak isterim: Bütün toplum için askerlik çağını geçenler için pek çok neden var ise de özellikle askerlik bakımından kentli gençleri vuran neden İngiltere öykünmeciliğinden kaynaklanan Açık Üniversite uygulamasıdır.Bütün faydalarına rağmen A.Ö.Ü. gençliğinin askerlik sorunu ne Gen. Kur. ne de gelmiş geçmiş iktidarlarca çözülebilmiştir. En az üç yüz bin kişinin 'asker ocağı önünde' beklemekte oluşu nasıl açıklanabilir?Her hangi bir yüksek okulu bitiren bir genç önce 'iş aramak' zorundadır. İş bulduktan sonra kapıyı çalmaya başlayan 'askerlik' olgusu giderek 'askerliği yırtmak' biçiminde gelişerek; bir kaç yıl içerisinde o gencin 'kaçakları' ya da 'uzatmaları' oynamak gibi bir sarmalın içine düşmesine yol açıyor.İşinde ilerlediğini, evlendiğini, göbeklendiğini bildiğimiz bu gençler için 'bedelli' kavramı ile nitelenen bir 'para tuzağına' düşürülmüşlerdir. Buradaki yönetim suçunu irdelemek zorundayız.  19.11.2011 16:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 980
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster