Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
237
 

Vatan’a hıyanet…

Vatan’a hıyanet…
 

Bu yazı <ı>“Yerine” oturabilecek mi, orasından emin değilim. Bazı şeyler <ı>“Açıklayamama”nın sıkıntısında kalırsa, çok da yerine oturmaz, daha da konuyu berbat ederi, işte bu öyle bir yazı. Bir başka anlatımla <ı>“Bıçak sırtında” bir yazı. Umarım <ı>“Yanlış anlaşılmış” olmam dileği ile yazmaya başlıyorum…

Şimdi geleyim konuya…

Hıyanet, kelime olarak şu anlama gelir.

<ı>1. <ı>Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet.

<ı>2. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık.

Eğer bunu <ı>“Vatan’a karşı” yapıyorsan o zaman da, Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak onun aleyhinde iş gören kimse olarak <ı>“Vatan Haini” sıfatında oluyorsun demektir.

Şimdi kendimizi kaptırmış gidiyoruz <ı>“Düşüncede sınırsız özgürlük” sözünün arkasına. Nereye baksanız, yapılan hata veya olumsuzluğu ortaya koyduğunuzda karşınıza <ı>“Düşüncede sınırsız özgürlük” dayatmasını getirip koyuyorlar.

Bir fikri beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. O konuda fikrinizi söylerken <ı>“Benim fikrim bu” diyerek başlar veya bitirirsiniz. Fikrinizi söylemiş olursunuz.

Ancak ülkemizde son günlerde o kadar aşrı söylemler ve eylemler olmaya başladı ki, olay <ı>“Özgür fikir söyleme”nin ötesine geçti, hakaret oldu, suçlama oldu.

Ben bunu da anlayabiliyorum…

Hakaret de edersiniz, suçlarsınız da…

Ancak, olay bu boyuta vardığında, elinizde sağlam kanıtlar olmalıdır. Olaya <ı>“Ben duydum, böyle olmuş” diye aktaramazsınız, kanıt aramanız, bulmanız ve ortaya koymanız gerekir.

Fikir düzeyinde tartışmak başka bir şey <ı>“İsnat etmek” yani dayandırmak, yüklemek ayrı bir şey…

Dayandırmak ve yüklemek için, elinizde mutlaka sağlam kanıtlar olmalı.

Eğer bir belgeye dayandırmadan <ı>“İsnat” ediyor ve bunla da bir şekilde suçluyor veya suçluyor gibi görünüyorsanız, bunun adı bana göre <ı>“Hainlik”tir. Yani, yalancılığın da ötesine geçmiştir.

Eğer bu işi <ı>“Devleti yönetenlere karşı” yapıyorsanız, bir amacınız olmalı.

İşte her ne ise o amaçla yaptığınız şeye de<ı> “Vatana hıyanet” denir.

Bundan bir süre önce <ı>Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Sayın Osman Alifeyyaz PAKSÜT, takip edildiğini ve dinlendiğini söylemiş, ama kimse de buna inanmamıştı. Elde <ı>“sağlam” denilecek kayıt yoktu. O aracın kapısı açılsa, içinde ne olduğu belirlenseydi, belki iddiayı doğrulayacak veya yalanlayacak sağlam kanıt da çıkacaktı, ama olmadı.

Bugün bir gazetede, <ı>Sayın PAKSÜT’ün Kara Kuvvetleri Komutanı’na bundan 3-4 ay önce yaptığı ziyaret ile ilgili bir haber okuyoruz.

Bakın gazete özetle haberi nasıl vermiş…

<ı>“Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün, kritik türban ve kapatma davaları sürecinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile gizli bir görüşme yaptığı ortaya çıktı. Osman Paksüt ve İlker Başbuğ arasındaki gizli buluşma öncesinde, karargâh giriş ve çıkışlarında bulunan güvenlik kameralarına karartma uygulandı, komuta katı ise tamamen boşaltıldı. Osman Paksüt, ‘özel davetli’ olarak 4 mart 2008 günü saat 17.00’de, 06 LLU 81 plakalı mavi siyah Mercedes’le geldiği Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda bir saat 15 dakika süreyle Org. Başbuğ ile başbaşa görüştü. “Türban değişikliklerinin” iptaline ilişkin başvurudan yedi gün sonraya, AKP’ye kapatma davası açılmasından 13 gün önceye denk düşen gizli görüşmenin yapıldığından haberdar bazı ordu ve yargı mensupları rahatsız.”

<ı>

Bu haberde doğru olan tek bir şey var…

<ı>Anayasa Başkanvekili Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün K.K.K. Org. İlker BAŞBUĞ’u ziyaret ettiği…

Gerisi?

Tamamı düzmece, çünkü belli bir amaca yönelik yapılmış haber…

Nedir amaç?

Anayasa Mahkemesi, Türban’ın üniversitelerde serbest olmasını amaçlayan Anayasa değişikliğini <ı>“Ret” etmiş. Arkasından da AKP’nin kapatılma davası var, karara bağlanması bekleniyor.

İşte bu aşamada, insanların kafasını karıştırmak, soru işaretleri yaratmak, kafalarında gezdirdikleri erken genel seçimde yine milletin karşısına <ı>salya-sümük çıkmak için ortam yaratmak…

Bu şekilde de milletin ve vatanın üzerinde dolaşan kara bulutları daha da yoğunlaştırmak.

Şimdi içinizden <ı>“Sen de aynı şeyi yapmadın mı, belgesiz bilgisiz iddiada bulunmadın mı” diyeceksiniz…

Çok haklısınız…

Ama bir eksikle…

Bu haberle ilgili Başkanvekili’nin yaptığı açıklamayı da internet sitelerinden okuyanlarınız okumuştur. Yarın gazetelerde de okursunuz. Ben, doğru olanın <ı>“Bu açıklama doğrultusunda” olduğunu <ı>“Net” bir şekilde biliyorum da ondan bunları rahatça yazıyorum.

<ı>“Peki, sen de mi bu ziyarette vardın, Nasıl bu kadar emin yazıyorsun” diye sormazlar mı adama?

Elbette sorarlar…

Ona da cevap vereyim. Hayır, yoktum, ama <ı>“Varmış” gibiyim…

Ve bu ve benzer yayınların anlamı;

<ı>1. <ı>Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet.
<ı>2. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık.

Oluyor…

Öyle olunca da ne oluyor belli…

Bilmem <ı>“Yanlış anlaşılmadan” anlatabildim mi?

<ı>13 HAZİRAN 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biliyorsunuz, polisin klasık suçlu yakalama yöntemlerinden biri, daha önce yapılmayan anormal bir harekettir. Maalesef sayın büyüklerimizin bu ziyaretlerinde de bu açıdan bir anormallik var. Şimdiye kadar yapılmayan ziyaretlerin zamanlaması, ister istemez insanı kuşkulandırıyor. Bir de sayın Paksüt'ün üste çıkmaya yönelik tavrı da bana garip geldi. Eğer bu normal bir ziyaretse, gizlenecek bir tarafı yoksa, bilinmesi ve Basına yansıması normal değil mi? Gerçekten iddia ettiği gibi takip edildiği için bu iş ortaya çıkmışsa, demek ki saklanan bir şey var. Eğer saklanılacak işler yapılıyorsa, vatandaş "takip de normaldir" tezini benimsemeye başlar. Yoksa düğümler nasıl çözülecek? Dikkatimi çeken bir şeyi daha belirtmek istiyorum. Son zamanlarda, yapılmaması gereken işleri yaparken bir şekilde yakalananalar, yaptıkları hatayı örtbas etmek için, yakalanma biçimlerini eleştirmeye başladılar. Elbette yanlışlık varsa eleştirilsin ve yargılansın. Ama suç işleyen de cezasını çeksin. Slm ve sygıla

Ahmet YILMAZ 
 14.06.2008 2:34
Cevap :
Sevgili Ahmet YILMAZ... Ben "Olayın gerçek tarafını" bildiğim için sizin gibi düşünemiyorum tabi... Mesele burada düğümleniyor. Siz "Gerçeğin ne olduğunu" bilmeden tahmin yürütüyorsunuz, ben "Gerçeği bilerek" yazıyorum. Aradaki fark bu. Elbette sizi bu konuda eleştiremem. Bilgiler kirli olunca, yorumlar da değişik boyutlara kadar gidebilir. Siz, önemli bir devlet görevinde olsanız, yorumunuzda da belirttiğiniz gibi "dostluk ve arkadaşlık" gereği yapacağınız ziyaretleri "Tantana" ile mi yapğarsınız? İnsanların "Size göre" özel hayatları olmamalı mı? Yine de yorumunuz için çok teşekkür ediyorum Sevgili YILMAZ... Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum... İBRAHİM PEKBAY  14.06.2008 11:42
 

Evet, yazı pek yerine oturmamış gibi İbrahim bey... Sizin de belirttiğiniz şekilde, haberin en doğru cümlesi, yazınızdaki en doğru, en anlaşılır ve en tartışılır cümleyi de oluşturuyor... Gönlüm arzu eder ki, yönetim kademesinde bulunan yetkili kişiler, sadece resmi törenlerde görev icabı değil, birbirleriyle dostluk, arkadaşlık ilişkisi içinde de görüşsünler. Birbirlerini ziyaret etsinler, ailece gidip gelsinler, görüşsünler, memleket meselelerini aile ortamında da tartışsınlar. Benim bu arzumu ve hayalimi gerçekleştirdikleri için sayın Başbuğ'la sayın Paksüt'ü kutlamak isterdim. Ama böyle bir ziyaret gizli saklı değil, alenen milletin gözü önünde yapılmalıydı ki, herkes benim duyduğum mutluluğu yaşayabilsin. Eğer bu buluşma ve görüşme gizli yapılıyorsa ve Basın'a sızmasından korkuluyorsa, bu görüşmeden de korkmak gerek. Üst kademedeki kişiler arasında hiç görülmedik ve alışılmadık bir durumun normal karşılanması beklenebilir mi? Artık bunları sorgulayan bir toplumumuz var. (devam)

Ahmet YILMAZ 
 14.06.2008 2:19
 

düşündüğü şeyleri kaleme almışsınız o kadar. Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 14.06.2008 1:06
Cevap :
Sayın "Ayrıntıda gezinmek" kardeşim. Benim de "Çoğu zaman" yaptığım şey... Düşünülen, konuşulan şeyleri yazıya döküp daha çok kişiye ulaşmasını sağlamak. Acaba yanlışta mıyım? Yazmasam mıydı? Sizin, bizim, bir çok başkaların bildiği konuştuğu doğruları, daha çok kişiyle paylaşmak yani... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  14.06.2008 1:14
 

Tekrar tekrar iki-üç kez okudum. Vallaha bana göre "demek istdiğimi" tam olarak anlatmışım, size göre neden içi dışına uymadı, anlayamadım. Yinbe de görüşünüz elbbette, saygı duyarım. Selam ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY 
 13.06.2008 23:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 906
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster