Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1417
 

Ve Lucifer, "Kirlenmek harikadır." dedi !

Ve Lucifer, "Kirlenmek harikadır." dedi !
 

"Ula Ferzo, hile bi bakiver şu arka dingilin havasina."

"Bahmişam abey, eyyidir sankim."

"Harbi vurdin mi lan çegici lastige? Omrimi çüritmişem ha bu dagda bayirda. Kövde yeddi çoccik, 2 avrad rızik bikler. Ha bu direksionin dıli olsa da konişsa. Mıçmişam Kop'in rampasina! Anam avradim olsin, sallayacagim bi gün kendim aşşagi da ha bu kamyonin suççi nedir!"

"Dime ögle abey, yingeler niider! Hile az bi musade, tilefonim çalıir."

"N'apiyon lan ögle elin fışşt diye! Ayfon midir ki o? Hemi de 4s! Niyem almişsen ki şimdik oni, haftaya 5'i çıkıir. Seinkinde Infinon yongasi varıdir, yensine Kualkom koymişlar. Daham da böyyük ekran, sanal kilaviye, pili hiç bitmiirmiş; gugıl meps, yutub intigre yazilimlarini da çikarmişlar! Ha bi de, işleten sistemi IOS 6 oliirmiş."

"Hee, duymişem abey. Bayburt'a varinca Ayped'i açah da saan tanıtim filmin gösterem."

"O da mi var lan sende kopek! Ayped uç midir ki seinki? Çoh ısıniir diirler oun için!"

"He abey, uçtir; pili neyim ısıniir. Kuadkor işleycisi kullanıir ya pil de daham bi pirformansli çalışıir."

"Ben Şamsumg'i sevirem. Bak, beiimki de son mödel. Ğalaksi Esuc. Geccenin ayazinda direksion sallariken goz bebehlerime bakıir, eger uyurisem himen direksioni tutiir!"

"Essah mı abey, seinki daa bi tegnolocikmiş!"


*****

Yüzünüzde şaşkınlık dolu bir gülümseme oluştu mu? Böyle bir konuşma olmaz mı sizce?

Bizi sıklıkla kızdırsalar da şu Fransızların arabalarına bayılıyorum! İlk arabamız 1973 Renault 12'ydi. Gençlik ve merak o arabaya neler yaptırtmıştı bana. O yıllarda arabalarda fabrika çıkışı emniyet kemeri, radyo-teyp ve dörtlü ikaz lambası olmazdı. Ama hepsini ben kendi ellerimle monte etmiştim! Ehliyetimi de o arabayla aldım. Son 10 yıldır hayran olduğum Fransız ise Citroen. Aynı Fatih Altaylı'nın da dediği gibi: Citroen bir aşk. 2006 yılında bir C4'üm vardı, iki sene kullandım ve her gün yeni bir özelliğini keşfediyordum. Şimdilerde bir C4'ümüz daha var ailede ve daha da teknolojik. Fransızlar kadar teknolojiyi yakından takip eden ve kısa sürede kullanıma sunan bir ulus görmedim. Otomotiv dışında Airbus, Alstom, Arianespace de az başarı mıdır! Son 23 yıldır Otomotiv Elektroniği sektöründe çalışıyorum ve ben bir Citroen direksiyonuna geçtiğimde kendimi uçak kokpitinde hissediyorum. Yeni DS5'i görmenizi tavsiye ederim. Ona otomobil demek haksızlık olur!

"Ula Ferzo, geççen ay Estanbul'a vardıgimda bezim emmi oglinin yegni arabasıni almişam, şögle bir turliim deye. Sitroyen dese bilmem kaç dimiştir de ahlimdan çıhmiştir! Vallaham, kisrak gibi gidiir. Benim 380 beygir kamyoni aratmıir! Oncem benim Şamsumg'dan Estanbul yol hartasina bahmişam ki galabalik yollar sapmiyim. Sonram da, 'çikam TEM'e biraz keyif çatam' demişem. Basmişam böyyik egranin altındaki NAV tuşina, kaybolmiim diyem de once evin adresin seyv etmişem! Hemi ne kolaylıhtir gardaş. 'Ha şoraya dönesin ha boradan giresin' diir falan. Kuruys Kıntrol'u getirmişem 120'ye. Emmi ogli hiz sinrini 90 yapmiş, Oncem oni yökseltmişem ki bagirip çıgırmasin araba! Usûldan onimde seyiren Ford'i solliim dirken, bir bahmişam ki bennim daraf digiz aynasinda sari bir lamba yanip söniir! Megerisem gör nohtadaki arabayi hıber idiirmiş akılli kisrak!! Heç sollarmiim! Zatem, direksioni elinden birahsan da saga-sola kaymıir! Digiz aynasinin ozerinde bi kamira var, yol çezgilerini konturol ediir, arabayi yolin ortasinda tutiir. Ha bi de, evin oran döndigimde nireye park idecegimi sögledi gevrun arabasi!"

"Eyiymiş valla! Bezim kövde de gider mi ki o kisrak abey? Tirekşin Kıntrol, Eybiesi falan da var mıdir?"

"Heç olmaz mi lan, her bi şeyi var. Mikron eeyçdiay tegnolocisi var, mazotu kokliir eşşogli; İybiey, İyespi, İybidi bilem varıdir."


Ne o, yüzünüzdeki gülümseme duruyor mu hâlâ:) Böyle bir konuşma da mı olmaz?

Bence de olmaz! Türkiye'nin teknoloji kullanım sınırı her yıl biraz daha batıya doğru geriliyor. Renault 12 -kırk yıl sonra- bugün bile Anadolu'da -dağ tepe demeden- kamyon gibi kullanılmaktadır. Çünkü çilekeştir, vitese takar gidersiniz; gıkı çıkmaz! Tegnolocik-Megnolocik bir şeyi de yoktur! Lâfın kısası: Ağaçlı'mdaki Cemal Amca'm Ayfon'u, Ayped'i, Citroen'i nasıl kullansın!!

Neyse, gelelim saadede! Ayfon, Ayped, Galaksi, Citroen kullanmadan da yaşamımıza devam edebiliriz; ama deterjan kullanmadan yapabilir miyiz? Ve temel tüketim mallarında teknoloji sınırı hep aynı kalır! Iğdır'daki Ayşe Bacı da Florya'daki Damla Hn da aynı deterjanı kullanır.

Hızla gelişen teknoloji deterjanları da nereden nereye getirdi. Benim çocukluğumda mavimsi beyazlık için çivit kullanırdı anacığım. Şimdilerde sakız beyazlığı için ne çözümler var! Ve tabii ne tuzaklar! Mübarek oksijen her derde deva! Hadi, hep beraber uyanmaya! Ama önce benzer uyanıklığın başka sektördeki bir yansımasını paylaşayım sizlerle.

Sanırım yıl 2003'tü. Hâlâ var mı bilmiyorum; ama o tarihlerde cep telefonu operatörüm kendi web sitesi üzerinden günde 15 sms gönderilmesine olanak sağlıyordu. İlk sms paralı, sonraki 14 sms bedavaydı. Tabii ki uyanmakta gecikmedim ve onlara mail gönderdim. Benim ilk sms'im bedava olsun, sonraki 14 sms'e para ödemek istiyorum! dedim! "Aptal mısın oğlum sen?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Oysa şapka düştü, ret cevabı geldi. Sevmez benim gibileri bu cingözler! Ortalığı karıştırıyoruz ya! Herkesi aptal sanıyorlar ve çevirdikleri üç kağıdı anlamayacağımızı zannediyorlar!!

Günde 1 sms atanların sayısının günde 2 sms atanlardan beş misli fazla olduğunu biliyor muydunuz? Nasıl da düşünürler vatandaşı, gördünüz mü! Bu sefer de gözleriniz yaşarmıştır! Hele siz mendili elinizden bırakmayın da başka hikayeler anlatacağım size.

- Ben bu yaşıma kadar evimizde Kalgon-Malgon kireç çözücü kullanıldığını görmedim. TV reklamlarında gösterilen o taşlaşmış rezistans falan da hikaye, kanmayın! Haftada bir iki kez çalışan makinede rezistans kalkerleşecek fırsatı nasıl bulacak! Üstelik kireç eriyiği 60°nin altında sudan ayrışmaz ve renkliler de 30°-40°de yıkanır! Kullandığınız deterjanın ve yumuşatıcının içinde de kireç çözücü var zaten. Bulunduğunuz bölgenin suyu çok kireçliyse, makinenizi de haftada bir iki kez kullanıyorsanız; rezistans o hale belki 15 yılda gelir. Kim aynı makineyi 15 yıl kullanıyor ki !! Diyelim ki makinenin reziztansı 10 yıl sonra kireçlendi. Maksimum 50 liraya değiştirirsiniz! Bir de 10 yılda kireç çözücüye ödediğiniz rakamı düşünün! İçinizin rahat etmesi adına ucuz bir çözüm yolu da söyleyeyim: Çamaşır makineniz boşken içine 250 gr limon tuzu ve 1 lt sirke koyun, uzun programda çalıştırın. Bunu 3-4 ayda bir tekrarlamanız kazanı ve rezistansı pırıl pırıl yapacaktır.

- Hayatta her ürünün Ultra'sından, Mega'sından, Konsantre'sinden kaçının! Bu, para tuzağı demektir. Çamaşır deterjanlarında da son bir yıldır Ultra-Mega-Aktif-Konsantre gibi terimler duyuyorum. Klasik toz deterjana alternatif olarak -farklı boyutlardaki plastik şişelerde- sıvı ya da jel olarak satılıyor. 1.4 litre Ultra Konsantre Sıvı Deterjan şişesinin üzerinde 6 kg toz deterjana eşit olduğu yazıyor! Bunun üzerine, ünlü markalardan birinin toz ve ultra sıvı formlarını inceledim.

MOMO 6 kg Toz Deterjan = 26.95 TL

%5 Sabun, Noniyonik Aktif, Polikarboksilat, Fosfonat, Zeolit.
%5-15 Anyonik Aktif.
%15-30 Oksijen bazlı ağartıcı, Enzim, Parfüm, Optik Parlatıcı.

MOMO 1.4 litre Ultra Konsantre Sıvı Deterjan = 25.95 TL

%5 Sabun, Enzim, Fosfonat, Parfüm, Optik Parlatıcı.
%15-30 Anyonik Aktif, Noniyonik Aktif, Butylphenyl Methylpropional, Limonene.

Görüldüğü gibi, içerikleri büyük oranda aynı. Dikkat edin, oranlar ise toplam ağırlığa göre yüzdeler. Sıvı deterjandaki Butylphenyl Methylpropional çiçek özlü bir koku, Limonene ise bir hidrokarbon.

Firmaların plastik torbalardaki toz deterjana alternatif -ultra, mega, konsantre, aktif tanımlarıyla- küçük gramajlı plastik şişelerde sıvı deterjan üretmesinin nedenleri:

- Daha düşük üretim maliyeti.
- Daha küçük stok alanı gereksinimi.
- Daha kolay ve ucuz sevkiyat.

Yani, sizin kara kaşınız-kara gözünüz için üretilen, her şey benim güzel vatandaşım için denilen bir ürün değil! Öyle olsa, fiyatlar yarıya inerdi; ben de gider o firmayı alnından şaaap diye öperdim! Ama fiyatlar hemen hemen aynı. Çünkü mantık şu: 6 kg toz deterjanla 40 yıkama yapıyordun. Ben aynı sayıda yıkamayı sana şimdi 1.4 litre ile sağlıyorum. Artık evine taşıması daha kolay. Sana tek faydası bu. Benim içinse paracıklar cukkaa!! Bu -beni çok güldüren- mantık başka sektörlerde de var. Konu açılmışken, uzun yıllardır süregelen birini analım!

İstanbul'da oturanlar bilir. Otomobille Ege Bölgesi'ne gidiyorsanız, ya Yenikapı'dan feribotla Bandırma'ya geçersiniz ya da Eskihisar'dan araba vapuruyla Topçular'a. Eskihisar-Topçular arası 5 mil'dir ve 50 TL bedel ödersiniz. Oysa, aynı araba vapuruyla Harem-Sirkeci arası -1.78 mil- için 6.5 TL ödersiniz. Bu hesaba göre Eskihisar-Topçular arası 18 TL olması gerekir! Ama bilet ücretleri tespit edilirken elbette ki insan odaklı fiyatlandırma yapılmamaktadır. Amaç sizin ekonominizi korumak değil, onların para kazanmasıdır. Körfezi dönmek 115 km. Yani, 40 lira benzin yakarsınız ve vapura binmekle bu tasarrufu cebinize atamazsınız. O parayı İDO'ya vermelisiniz. Yani, ister direksiyon sallayın benzine ödeyin, ister keyif çatın vapura ödeyin; kurtuluş yok!

İşte, 6 kiloluk toz deterjanın yaptığı işi 1.4 litre sıvı deterjan yapabiliyorsa; bunun parasal kazancı firmaya, marketten eve taşıma kolaylığı da sizedir!

Bitti mi? Bitmedi, bu kadayıf çift kaymaklı !

Sıvı deterjan şişesi üzerindeki mukayese tablosuna göre;

1 kapak sıvı deterjan 35 ml x 40 = 1400 ml
1 ölçek toz deterjan 150 gr x 40 = 6000 gr 

Hangimiz ölçek kabını silme toz deterjan doldururuz ki. Çok ve büyük olanda teamül daha az kullanıma doğrudur. Dolayısıyla, 6 kiloluk toz deterjan 40 yıkamadan fazlasını yapar. Oysa küçük ve az olana karşı daha çok kullanma teamülü vardır. Bir kapak sıvı deterjan gözümüze az görünür. O kadarcığın onca çamaşırı nasıl yıkayacağına dair şüphe duyarız ve en azından yarım kapak daha koyarız. Dolayısıyla, 1.4 litrelik sıvı deterjan da 40 yıkamadan daha azını yapar. Böylece, daha fazla tüketmeye alıştırılırız! Çok uluslu şirketler insan psikolojisini, davranış biçimlerini, alışveriş alışkanlıklarını incelemeye büyük bütçeler ayırırlar. Kârlılık bu araştırmaların doğruluk oranıyla ilintilidir.

Sonuç;

- Daha ucuza maliyet.
- Satış fiyatının aynı tutulmasıyla kâr marjının yükselmesi.
- Depolama maliyetlerinin düşürülmesinin ürün maliyetine pozitif etkisi.
- Aynı anda aynı noktaya daha fazla ürün sevkiyatıyla lojistik giderlerin düşürülmesi. 

Gördünüz mü firmanın kazancını. Vatandaşın payına düşen de daha hafif cüzdan, daha hafif poşet !!

Bitti mi? Hiç biter mi! Kârlılığın ürün bazında artması firmaya yeter mi. Satışların da artması lazım ki üç kaymaklı kadayıf olsun! Büyük şehirlerin iknası kolay. Peki, hâlâ en iyi radyo en ağır radyodur diye düşünen Anadolu insanına küçücük şişe aynı paraya nasıl satılacak! Evin hanımı, beyi üzerini kirletecek değil ya -kolayı var- gelsin çocuklar!!

TV'lerde, billboard'larda arz-ı endam eden -giysileri kir içinde- çocuk reklamları, web sayfalarındaki sevimli mesajlar da işte bu hedefin masum araçlarıdır !

Bırakın çocuklarınız yerlerde yuvarlansın, kirlenerek hayatı öğrensin.
Çünkü hayatı kir pas içinde öğrenen çocuklarımız daha hızlı gelişim sağlar.
Anneler (sanki babalar çamaşır yıkamaz!) siz kirleri kafanıza takmayın; çünkü MOMO'yla, "Kirlenmek harikadır."

Hadi çocuklar, özgürce kirlenin; analar-babalar, çocuğunuzun yaşamı öğrenmesini istiyorsanız kirlenmelerine kızmayın, teşvik edin!!

Tüm aile gaza getirildi; çocuklar kirlensin, tüketim artsın, gelsin paracıklar! Günümüzde temiz kalmak OUT, kirlenmek IN. Başbakanımız da her aileye en az 3 çocuk dedi ya, çamaşır makineleri artık hiç kapanmaz! Ultra Mega Ordinaryüs Konsantre Jel deterjanlar da göreve hazır!!

Benim çocukluğumda -sokağa çıkarken- annem kapıda uyarırdı: Üstüne başına dikkat et, yerlerde yuvarlanma, elbiselerini kirletme!! Şimdilerde ise, eyvah ki ne eyvah deyip -çocukluğumu gözümün önüne getirirken- soruyorum kendime: Tertemiz, uslu bir çocuk olarak ben yavaş mı geliştim, eğitim-iş yaşamım başarısızlıklarla mı dolu?

Komik valla:) Garibim yeni nesil !! Bu düzene teslim olursanız yandınız! Biraz daha gülümseteyim mi sizleri:))

"Mete, bu ne hâl oğlum!! Ben sana yerlerde yuvarlanmadan, üstünü başını iyice kirletmeden eve dönmeyeceksin, demedim mi! Bu tertemiz giysilerle sen yaşamı nasıl öğrenecek, kendini nasıl geliştireceksin! Hiç yardımcı olmuyorsun bize! Git çabuk, at kendini çamurlara; gömleğinin düğmelerini de aç, atletin de kirlensin!"

Biraz egzajere ettim; ama bugünkü halimiz özetle böyle! Ve hatta Kara Mizah !

Ben Ege'ye arabayla gideceksem, ne Bandırma feribotunu ne de Topçular araba vapurunu kullanmıyorum! Üşenmeden körfezi dönüyorum. 1.5 saat fark ediyor. Benim vergilerimle yapılanların kazancı/tasarrufu benimle paylaşılırsa çok mutlu bir vatandaş olacağım! Bakın, yine aklıma bir şey geldi: İstanbul toplu taşıma otobüslerinin ne renk olacağı konusunda İBB'nin web sayfasında bir anket vardı ve hemen herkes katıldı; ama biz İDO'yu milyar dolara özelleştireceğiz. Alan firma da haliyle sizleri öpecek; 15 kuruşa aldığı suyu 125 kuruşa satacak, taşımaya da zam yapacak; ne dersiniz, özelleştirelim mi, özelleştirmeyelim mi diye bir kamuoyu yoklaması yapıldı da ben mi atladım! Herhalde yapıldı ve herkes, lütfen özelleşsin, biz öpülmeye razıyız dedi !!

Evimizde deterjan olarak da büyük zincir marketlerin kendi isimleriyle sattıkları toz deterjanları kullanıyoruz. Çünkü fason olarak üretim yaptırdıkları firmanın da, ürünün de kalitesinden onlar sorumlu olduğu için çok titizlendiklerine eminim. Yani, hem ürünler hesaplı hem de benim müfettişliğe soyunmam gerekmiyor:)

Bu blog'u çoktandır yazmak istiyordum. Başak'ın deterjanlarla ilgili son blog'unu okuduktan sonra da yazmaya karar verdim. Henüz bitirmiştim ki masamda duran ıslak mendil paketi dikkatimi çekti ve içeriğini okudum!! Freddy'nin Kâbusu başka sahnede devam ediyordu!!

Demineralized Aqua, Coco Glucoside, Glyceryl Cocoate, Polysorbate, Propylene Glycol, Phenoxyethanol, Ethylhexylglycerin, Lactic Acid, Tetrasodium Edta.

Evlerinin önü mersin
Ah sular içmem kaderim tersin tersin
Mevlâm bana sabır versin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR...Sevgili ATA beyciğim :-)) OOoo tam (3) perdelik bir yazı bu..:-)) 1* Ula HASSO, ula MEMO bu doğulu vatandaşlarımız bir alemdir vesselam :-)) 2* Vallahi üstad bizim ailede rahmetli dayımın bir Fransız 1950 model bir Peugeot otomobili vardı. Bütün sülale ancak sıra ile binip gezmelere gittiğimizi şöyle böyle çocukluk anılarımdan hatırlıyabiliyorum sisli bir gökyüzü gibi :-)) 3* Eyyvaahh sizin bu deterjan bilgilerinizi hasbel kader yanlışlıkla eşime bir okutsam ben resmen ayvayı yerim vallahi :-)))) Sonsuz sevgiler ve selamlar :-)) BEN ve OLTAMA TAKILANLAR

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 24.09.2012 20:27
Cevap :
Tadına doyulmaz çocukluğumuzun parçalarıydı arabalar. Ancak zenginler alabilirdi. Sokaklarda öyle az araba olurdu ki. Diyarbakır'a trafik ışıkları 1973'te takıldı. İnsanlar çok yadırgamıştı. Valla, ben her işten anlarım dostum:) Çocukluğumuzda büyüklerimizden ne gördüysek o:) Teşekkürler, sevgiler.  24.09.2012 21:20
 

Öyle bir kirlendi ki içimiz dışımız, nasıl paklanacağız bilmiyoruz. Sistam, artık, salt kirletmek amaçlı mı çalışıyor nedir? Dolu, öğretici yazı için teşekkürler sevgili Şahin...

Vildan Sevil 
 21.09.2012 15:41
Cevap :
Her konuda öyle çalışıyor!! Bilgisayarlar için önce virüsler yaratılıyor, sonra da anti-virüs programları satılıyor! Kanser, AIDS, grip var olduğu müddetçe ilaç sektörü para kazanır. İsterler mi çarelerini bulmak! Domuz Gribi vurgununu unuttuk mu! Devir, kendinizden başka hiç kimseye güvenmeme devri ve zayıf olan yok olmaya mahkumdur. Teşekkürler hocam, sevgiler.  21.09.2012 18:31
 

valla atabey ne diyeyim gene döktürmüşünüz elinize kaleminize sağlık akla gelmeyen konuları irdeliyorsunuz ya bu toplumsal bir kazanç olur sizin yazıyı okuyan için yöresel ağızda çok güzeldi. başarılar

Kapadokyalı 
 13.09.2012 12:15
Cevap :
Ee, birilerinin gözünü açması gerekiyor! Yoksa bütün yük gariban halkın sırtına! Teşekkürler Adnan'cım, sevgiler.  13.09.2012 18:24
 

Blog sonunda hemen üzerime baktım;tesadüf beyaz bembeyaz bir gömlek var üzerimde "kirlenmenin neresi güzel" diye düşündüm bir an!belgeseli de izlemiştim:Aman Tanrım nayır,nolamaz dedirtecek cinsten.Citroen'e geçmek sosyalist hayatımın bir parçası olmaz ama şık araba tabi:))Yazının başlarındaki bölgesel şivenin tercümesini yapacak birilerini aramadım desem yalan olur,anlayana kadar dikkatimi toparlayamadım:))) masamın çekmecesini açtım,bir ıslak mendil,hızla kapatttım, tekrar açtım. birinin onu oradan çıkarmasını istiyorummmmm...:)

Berra 
 11.09.2012 11:39
Cevap :
Kirlenmenin güzelliği temizlenmek için ödediğimiz bedelde:) "Kasmayın kendinizi kirlenmemek için. Bırakın, çocuklarınız da yuvarlansın yerlerde. Teknoloji ilerledi, artık daha güçlü deterjanları daha ucuza mal ediyoruz ve 20 liralık toz deterjan yerine daha güçlü sıvı deterjanı 10 liraya satıyoruz." diyorlar mı, sarılır madalya takarım o firmaya! İlerleyen teknoloji onların maliyetlerini düşürüyor, kârlarını arttırıyor; bize faydası yok! Sosyalistler için Saab ve Volvo, komünistler için de Lada'mız var:) Sizin yörenin şivesiyle de bir blog yazayım bari:) "Ey, gonşula geliven bi. Bakın da nele decem size." Islak mendili çekmecenizden kime çıkarttıracağınızı biliyorum:) Teşekkürler, sevgiler.  11.09.2012 18:13
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1153
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster