Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
378
 

Veli toplantısı

Veli toplantısı
 

Kurnaz insanlar, okumayı küçümser,

Basit insanlar saygı duyar,

Akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar.”  Bacon

Acılar paylaşılmakla azalır, sevinçler paylaşılmakla çoğalırsa; özellikle öğretim ve eğitim konusundaki yaşananlar da paylaşılmakla yararlı olur. İnternet ortamında gezinirken bu alanın etkin adlarından Sema Deniz’in aşağıdaki metni gözüme ve gönlüme yansıdı! Okurlarımla paylaşmayı bir görev saydım. İçselleştirilerek okunması gereken bir metin… Buyurunuz okuyalım:

 

“Bugün oğlumun veli toplantısındaydım. Daha doğrusu öğretmen-veli görüşme gününde. Ortaokulda olan oğlumun sanırım altı öğretmeni ile görüştüm. Her bir öğretmenin sınıfının önündeki kuyrukta uzun uzun bekledim. Her görüşmenin üç dakika sürmesi gerektiğine dair pek çok uyarıcı asılmışken etrafa bazı veliler nedense içeriden çıkmakta zorlandılar. Öğretmene ya çok şey sordular ya çok şey anlattılar, bilemiyorum.

Benim görüşmelerim pek üç dakikayı geçmedi, çünkü hemen hepsinde aşağıda yazacağım aynı konuşmaları yaptık. İçeri giriyorum, kendimi tanıtıyorum. Öğretmen listesinden öğrenciyi buluyor ve başlıyor:

—Hoş geldiniz, oğlunuz çok akıllı bir çocuk. Arkadaşlarına ve bizlere karşı duyarlı ve saygılı... Not ortalaması şöyle, ama ödevlerini sıkı takip etmiyor. Lütfen siz takip edin.

Dinliyorum, son cümleye kadar, sonra:

—Ben ödev takip etmem öğretmenim. Kendisi yapar ise yapar, yapmaz ise sizin göstereceğiniz tepkiye ve sonuçlarına katlanır.

—Ama biliyorsunuz, okulumuzun velilerin de ödevleri takip edebilmesi için bir sistem var. Bunu yapmanız için kuruldu bu sistem.

—Evet, o sistemi duydum ve henüz hiç bakmadım. Bakmayı da düşünmüyorum. Ödevleri takip etmesi gereken oğlum ve kontrolde sizin işiniz, benim değil.

— Peki, bunu neden yapıyorsunuz?

—Öğretmenim, ben de eğitimciyim ve ödevin ailede bir soruna dönüşmesine karşıyım. Tamam, tekrar öğrenmeyi pekiştirmesi açısından yararlı ama kontrol eden veli olmamalı. Kontrol, veliye bırakıldığında ve bu konuda takip veliden beklenildiğinde evde bazı sorunlara sebep olabiliyor. En basiti anne-baba ve çocuk arası her akşam bir ödev gerginliği yaşanıyor. Tüm günü okulda geçiren çocuğun bir de evde sınırlı zaman geçirdiği anne-babası ile ödev yüzünden sorun yaşamasını doğru bulmuyorum. Ben her akşam oğluma yapması gereken ödevleri var ise yapmasını hatırlatır ve bırakırım. Yapmaz ise okulda ki sonuçlarına katlanacağını bilir.

—Ama unutmayınız, iki sene sonra TEOG sınavı var. Şimdiden başlayıp daha fazla test çözmesi gerekir.

—Sayın Öğretmenim, TEOG sistemi iki sene sonra neye dönüşecek belli bile değil. Üstelik benim ne oğlumdan ne sizden o sınava hazırlanıp, muhteşem bir sonuç getirmesi yönünde bir beklentim yok. Elinden geleni yapar, bu iyi bir sonuç getirirse ne ala, getirmez ise ona göre bir süreç yaşarız. Şimdiden ilerde ne olacağı belli olmayan bir sistem için çocuğumu zorlamam.

—Anladım, ilginç bir velisiniz! Pek karşılamıyorum sizin gibi veli ile. Daha çok çalışsın, daha çok test çözsün dediğimde çoğu veli memnun oluyor. Onlar da benden aynısını istiyor. Sizin benden istediğiniz bir şey var mı?

—Var Öğretmenim, tek şey istiyorum. Çocuğumla olumlu duygusal bağ kurun lütfen. Çünkü benim oğlum sevmediği öğretmenden bir şey öğrenmiyor. Ben inanıyorum ki tüm çocuklar böyle. Eğer siz onlarla olumlu duygusal bağ kurarsanız, bu bağ sayesinde derste anlattığınız her şeyi dikkatle dinleyecekler ve doğal olarak öğrenecekler zaten. Her çocuğu sevmek zor, bunu yapın demiyorum ama en azından olumlu bir bağ kurun. Benim oğlum işitsel ve görsel bir çocuk, yani sizinle olumlu bir bağı varsa derste anlattığınız, tahtaya yazdığınız her şeyi zaten öğreniyor. İnanın bana bunun üstüne ödev yapmasına da gerek olmuyor.

Teşekkür edip çıkıyor ve diğer öğretmenle aynı şeyleri konuşmak üzere yan sınıfa geçiyorum.

            ***

Yıllardır hem eğitimciyim, hem anneyim. Hem öğrencilerimden hem de çocuklarımdan bu konuda çok şey öğrendim ve yaşadım.

Sırf öğretmenini sevmiyor diye başarılı olduğu bir derste gerileyen ya da öğretmenini sevdi diye daha önce hiç ilgisi çekmemiş derste birden çok ilgili olmaya başlayan öğrenciler gördüm. Öğretmenlik cidden çok zor bir iş bunu ben de yaşıyorum. Her öğrenciyi sevmek ya da her an sevgi dolu davranmak kolay yapılır bir şey değil. Ama şunu unutmamak için ben kendimi sık uyarıyorum:

Öğrencilerin sana olan duyguları çok önemli. Eğer bu mesleğe soyunduysan sınıfa girdiğin anda her çocukla bir şekilde olumlu duygusal bir temas kur. Bazen bir söz, bazen bir göz teması, bazen belki sırtını sıvazlama ya da başını okşama ile seninle bir bağ kurmadan o sınıftan tek bir öğrencinin bile çıkmasına izin verme!”

                                                                                  *

Başöğretmen M. Kemal Atatürk’ün güzel bir özdeyişi var: “Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki; Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.”

Bu konuda her kademedeki milli eğitim yöneticilerine ve öğretmenlere kitabı ve okumayı sevdirmede önemli görevler düşmektedir.


 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 675
Toplam yorum
: 474
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1371
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster