Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1399
 

Verdiğim...

Verdiğim...
 

Bir Frida sabahında, hayata geç kaldığını bilen öğretmen, aceleyle bağladı botlarını. Antre soğuktu. Kapının koluna dokunmak üzereyken durdu. Bir çağ yangını çıktı kafasının içinde… Yeşilin sonsuz tonları çığlıklar atarak tutuşuyor çığlıklar atarak simsiyah bulutlara dönüşüyordu. İlkaşkın lirik heyecanıyla söndürdü aklındaki acıların yangınını, bir söğütdalı anılarında filize durdu: Hayretin güzelliğe dönüşü, güzelliğinse sevdada ete kemiğe bürünüşüydü aşk... Belki de aşkın en acı zamanı, mutluluğa kavuştuğuna inandığın andı…

Çünkü: Birbirinin yarısı olan iki insan, o mutluluğun ardından, adına ayrılık dediğimiz, hayatın çığ düşen yollarına saptıklarında ve üzerinden karayıllar geçtiğinde, öksüz bir özlemle o mutluluğu hatırlıyor… Aşkın en mutlu zamanı, sevdiğinden çok uzaklarda, içinde yaşattığın aynı aşkla, en acı zamanına dönüşüyor…

Belki de Ak Merkezdeki akvaryumdur hayat… İnsanların içinde, bön bön birbirine dolaştığı…

Kapının kolunu çevirdi. Kapının kolu soğuktu, sokağa baktı göz ucuyla, sokaklar ıslaksoğuktu. Aşkın ikliminde, hazan oldu bir an, aşkın kutupları kurusoğuktu… Bütün yolları kapalıydı aşkın. Kapının dışında, kenarda durdu. Yakaları yağmura saplanan siyah kabanıyla, büyük bir çöp poşetine benziyordu. İçi tıklım tıklım dolu olan bir çöp poşetine… Biraz daha dursa, içinde geridönüşümü mümkün olan ne kadar duygu varsa, gecenin çocuklarında yağmalanacaktı, biraz daha dursa, kapıcı onu alıp, tıbbi atıklar konteynırına bırakacaktı…

Aşk… Mutluluğu hak ettiğine inandırırdı insanı… Oysa aşk ve hayat akil değildi.

Aşk… Kaybetmenin en mükemmel formülüydü…

Attı kendini sokağa… Tehlikeli bir çukur gibi attı… Kapının kolu soğuktu, sokaklar soğuktu, aşkın kutupları soğuktu…

Ucuz şarapların plastik tatları gibi oluyorum bazen. Issız evlerde kendi başlarına kalanlar bilir bunu. Yani birçoğunuz bilemezsiniz… Dehşet verici bir çelişkiyle, 5M Migrosların en kalabalık saatlerine benzer ıssız evler. Yiten bir sevgiliye, en güzel hediyeyi verebilmek için, dalgaların kıyısında, aşktan külçelerle yaptığımız… Birlikte, deniz kenarında bir ev hayali kurup, deniz kenarındaki o evde yalnız yaşadığınız… Her gece ölüme yattığınız yatağın, her sabah hayata dirildiğiniz mezar oluşu…

Aceleyle bağladı botlarını… Atarken kendini dışarı, ayakkabılığın üstünde unuttu ders notlarını… Bir kreşte çocuktu… Bir aşkta tohumdu... İnsana can, kılıca kandı verdiği...

Eymil bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Kaybetmenin en mükemmel formülüydü.'' Evet, kaybedince aşk oluyor. Kaybedince insan öğreniyor. Yüreğinize sağlık... Sevgiler...

Uzayyolcusu 
 09.01.2009 17:38
Cevap :
Kaybetmeden büyünmez belki de... Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler. Sevgi ve saygımla...  12.01.2009 14:17
 

aşk bu mu?/sevda bu mu?/ hayat bu mu?....harikaydı...evet malesef bu :)

sakura 
 29.11.2008 15:29
Cevap :
Her haliyle kabülümüz olan... Sevgi ve saygımla...  02.12.2008 16:27
 

Eminim ki böyle bir şey yoktur. Yorum yazdığımı hatırlıyorum. Hicran ruhu sarmışsa bir kere, dönüşü yok ölüme yatılan yataklar ve her sabah dirildiğimiz hayatın mezar oluşu...ahh ahh, sen yaz ben okuyayım sevgili Levent. Sevgiler...

Ruksan İLDAN 
 15.11.2008 23:56
Cevap :
Değerli Ruksan; Bu yazımda yorumlar 3 gündür görünmüyor... Ben kendi sayfamdan, yorumlar bölümüne girdiğimde görebiliyorum fakat genel sayfada görünmüyor. Sanıyorum teknik bir sorun çünkü politik bir yazı değildi:-) Evet sen yorum yapmışsın bu yazıya daha önce. Hatta bana diğer yaılarımdan dolayı ince bir dokundurma da yapmışsın:-) Şunu bir değerli Ruksan, hiç kimseyi kasten kırmam yaşamımda... 'Ama söz konusu vatansa gerisi teferruattır...' İnan tüm hücrelerim bu yapıdadır. Seni içten seviyorum. Saygımla...  16.11.2008 15:20
 

şöyle gün batımı anason koksa tüm şehir, taze ağa takılmış balıkların yanında, sen kelimelerini, sakladığın cebinden çıkarsan, pencereden süzülen gürültüye inat, okusan yüksek sesle, kaleminden dökülen satırları ve yüreğinde sakladığın o kadife ruhlu kadının sana yaşattıklarını...

Ehli Keyfim 
 10.11.2008 11:31
Cevap :
Sonra rüzgar gökyüzünden rapunzel sarısı saçlarını sarkıtsa, avuçlarımız patlayana kadar tırmansak aşka... Yine de varamasak... Yine de varamasak... kederli masalların döküldüğü bir deniz bulsak...  10.11.2008 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1453
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster