Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
14778
 

Vicdan nedir?

Vicdan nedir?
 

Günden güne unutulmaya yüz tutmuş manevi değerlerimizden olan; 

Vicdan nedir? 

Kendimize öz saygımızın test edildiği merkezdir. 

Yaşantımızda iyi veya kötü yaptıklarımızın muhasebe yeridir. 

Kendimize karşı bir sorumluluk merkezidir. 

Güzelin ve çirkinin ayıklandığı arıtma bölümüdür. 

Vicdan, kendi kendimizi yargılayıp, gereğinde ceza veren bir hüküm merkezidir. 

&&&&& 

Psikoloji ilminde sıkça geçer; Benlik... 

Hareketlerimizin karar merkezi olan beynimizde kişiliğimizle ilgili etkin üç benlik vardır, a- üst benlik...b-benlik...c-alt benlik... 

Doğuştan var olan üst benlik (süperego) hazlara yönelik, kural tanımazlık ve uyumsuzluk gösteren egodur. Ayıp, günah kavramlarını ve toplum kaidelerini hiçe sayan utanç gurubu egodur. 

Süperegonun evrimleşmiş şekli egoyu (benlik) oluşturur. Nizamlara uyumlu, barışcıl... 

Alt benlik (id), korku, kendini yargılayıcı, frenleyici özellikler taşır. Utanma duygusu maksimum boyutlardadır. 

Çocukluk dönemini geride bırakmış her kişide benlik belirginlikleri fark edilir. 

Olayların karar verme aşamasında alt benlik ve üst benlik çatışmaları yaşanır. Örneğin; 

Genç erkek sokakta çok hoş bir bayanı gördüğünde; 

Üst benlik harekete geçer ve emir verir "git peşinden, taciz et, rezil et, gönlünü eğlendir" 

Alt benlik derhal devrededir "ne yapıyorsun, ayıp senin yapacağın" der. İşte ayıp diyen alt benlik sesi, "vicdanın sesidir"... 

Alt benliği güçlü olanlar vicdanlı kişilerdir. 

Vicdanlı kişiler, ayıp-günah, haram-helal konularında hassastırlar. Kendilerini baskılarlar. Toplumsal olup, nizamlara kaidelere uyum gösterirler. Toplumda saygınlıkları vardır. 

Onurlarına düşkündürler, önce kendilerine sonra diğer kişilere saygılıdırlar Suçluluk duyguları gelişmiş olup, kendi kendilerini yargılarlar. İcabında cezalandırırlar. 

Yaşantımızda rastlarız, "ben bu utançla yaşayamam" deyip intihar edenler bile vardır. 

Vicdanda esas öge, "acıma duygusudur"...Merhamet, vicdanın ürünüdür. Şefkat, merhametle sevginin bileşimidir. 

Bir konu hakkında kararsız kalındığı olur, o durumda "vicdanına sor" diye kişiyi serbest bırakmak lazımdır. Vicdan etki kabul etmez...Vicdan özgürdür... 

Vicdanda hassas bir terazi vardır, iyi-kötü burada tartılır. Vicdandaki tartıda, iyiler ağır gelecektir. 

Alt benlikle üst benlik çatışmaları iki taraftan birinin galibiyetiyle son bulacaktır. Galip gelen tarafın alt benlik olmasını dileriz. 

Bugünlerde unutulmaya başlanıldı vicdan... 

Bir delikanlının "vicdan nedir, anlatır mısınız?" şeklindeki talihsiz sorusuna muhatap oldum. Genç bilmiyordu vicdanı, hiç mi karşılaşmamıştı bu güne değin... 

Hiç mi görmemişti, acıdığı sokak hayvanlarını besleyenleri? 

Hiç mi görmemişti, balkonun bir köşesine her sabah bulgur serpen bayanı... 

Hiç mi görmemişti, yoksul bir yetimi giydireni, eğitim giderlerini üstleneni... 

Hiç mi görmemişti, toplum yararına çalışanları... 

Hiç mi görmemişti, hakkından fazlasını iade edenleri... 

Hiç mi görmemişti, bulduğu para dolu cüzdanın sahibini arayanları... 

Görmemişti ki, bu soruyu soruyordu... 

Nasıl yozlaşmışız, manevi değerlerimizi nasıl da erozyona uğramışız ama farkında değiliz...Bizler, eski "biz" değiliz. 

Yeni nesile nasıl bir "manevi değerler yapısını" miras olarak bırakacağız? 

Vicdanı olmayan bir gençlik kuşağından ne bekliyeceğiz? 

Anneler-babalar? Bu soruyu önce kendimize soralım...Haksız mıyım? 

Tarihimizle övünürüz, ama tarihimizdeki atalarımızın torunları özelliğimiz yok. yok, yazık ki yok... 

Biraz kendi kendimizi "ıslah" edemez miyiz? 

Birazcık gayret... 

Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle... 

Yurdagül Alkan. 

 

Nevzat Dağlı, DİLŞAD POYLU bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keşke bu yazıyı hiç okumasaydım...Bütün kirli çıkılarımı ortaya çıkardı. Maskemi düşürdü.Büyük çelişki,hem süper eğoya sahibim hem de vicdanlıyım. Bu nasıl oluyor bilmiyorum. Şeytanı seviyorum ama yanına gitmiyorum.Karışık bir durum.

Kerim Korkut 
 02.11.2016 15:04
Cevap :
Sıra dışı bir kişiliğin sıra dışı bir yorumu, teşekkürler sayın Korkut, dilerim her gününüz, her ânınız neşeyle dolsun, espri güzeldir, sağlık verir, selamlar gönderiyor ablası kardeşine...  04.11.2016 19:06
 

Toplumdaki yaygın inanca göre “din vicdanî bir olgudur, herkes dinini vicdanında yaşamalıdır.” Doğru; iman sahipleri, her zaman doğruyu işaret eden vicdanlarının sesini dinleyen insanlardır. Ancak din, kişinin sadece kendi içinde yaşaması gereken bir olgu değildir. Mümin, imanı diğer insanların da yaşaması için çaba gösterir. Din insanın içinde yaşaması gereken bir olgu olsaydı, vahiy yalnızca inen elçiye ait olurdu ve Allah’ın elçilerinin insanlara tebliğ görevi olmazdı. Hepimizin görevi Rabb'imizin nimetini durmaksızın anlatmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve “yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar” fikir mücadelesi yapmak inşaALLAH...

Allah'a Yöneliş 
 05.02.2011 9:29
Cevap :
Değerli kardeşim, Biz de elimizdeki Kur'an ve hadislerden yola çıkarak tebliğ vazifesine devam edip, insanlara iyiliği emredip kötülüklerden sakındırma noktasında elimizden gelen yardımı yaparak, nefsin hilelerinden kurtulmaları için çaba göstermeliyiz. Allah'ın selamı üzerinize olsun.  06.02.2011 0:11
 

Yurdagül hanım öncelikle yazınız için sizi tebrik ederim. Ellerinize sağlık. Vicdan kişinin kendisiyle başbaşa kalması kendi iç sesini duyup onu dinleyebilmesidir. Yaşadığımız şu günlerde aileler çocuklarına bunun ve daha bir çok şeyin eğitimini vermiyorlar. Siz hiç oturduğunuz parkta etrafa çöp atam birilerini uyardınız mı? Bunu yaparken karşınızdaki size sanki ayıp bir yapmışsınız gibi baktı mı? Ben yaptım ve inanın kendimi suçlu hissettim. Artık herkeste bir boşvermişlik var.

umutheart 
 24.01.2011 12:42
Cevap :
Sayın Umut, gözle görülür bir boşvermişlik var... Gittikçe yozlaşan ahlaki değerlerimiz ortada...Dürüstlüğün, sadakatin, ahde vefanın hakim olduğu günleri arıyoruz. Günümüzde maddecilik ve para her tür değerin önünde geçmiş. Para önemli ama para herşey demek değildir. Paradan daha değerli manevi değerlerimiz var, ahlak-namus gibi...Kendi hakkına razı olmak gibi...Dükkanımızın önüne, sokağa oğlunun içtiği kolanın boş kutusunu atan anneye israrla, defalarca seslendim de, o boş kola tenekesini yerden aldırdım ama kadın bana adeta düşman oldu, homurdanarak gitti. Böyle mi olması gerekirdi? Esas annelere-babalara çok görev düşüyor çocuklarını eğitmeleri için, ama anne ve babalarda varsa verecekler bilgiyi, kültürü ve terbiyeyi. Ben önce anne ve babaların eğitilmelerini düşünürüm, bu konuda, ana sayfamda "en çok okunan blogum" olarak görülmekte "HALK OKULLARI, EĞİTİM SEFERBERLİĞİ, HEP BİRLİKTE EL ELE" başlıklı. Mümkünse, okumanızı rica ederim. Yorumunuz için teşekkürler, Selamlarımla...  24.01.2011 15:33
 

İnanan insanlarla inkar edenler arasındaki en önemli farklardan biri nefis ve vicdanın çatışmasında ortaya çıkar. Müminlerin aksine inkarcılar nefislerinin tutkularına tutsak olurlar. Bu kişilerin yaşamı bir çeşit içgüdüsel yaşamdır. Vicdan ise Allah'ın ilhamıdır ve insana her zaman doğruyu işaret eder. Kur'an'ın bildirdiği üzere nefsini bencil tutkularından arındırıp-temizleyen ve Allah'ın ilhamı olan vicdanına uyarak ondan sakınanlar kurtuluş bulurlar. Ve bu, gerçek ve sonsuz kurtuluştur...

Allah'a Yöneliş 
 20.01.2011 18:54
Cevap :
Blogumu zenginleştiren değerli yorumunuz için teşekkürler, Allah sizden razı olsun, Selamlarımla...  20.01.2011 20:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 5765
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster