Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
929
 

Ya kadınımsın ya düşmanım !

Ya kadınımsın ya düşmanım !
 

İnsanlar neden hep agresif oluyorlar, merak ediyorum doğrusu. Normal hayatlarına baktığınızda oldukça tutarlı, saygın, ciddi kişilikler konu aşk olunca tamamen farklılaşıyorlar. Diğer duygularını uçlarda yaşayanları ayıplayan bu insanlar, aşka gelince dengesizleşiveriyorlar birdenbire. Aslında aşk da yok sözü edilen şeyde. Sahip olduğu şeyi kendi iradesinin dışında kaybetmeyi hazmedememek aslında. Başta kendisi olmak üzere herkesi kandırıyor benimki aşk diye.

Bu konuda en çok karşımıza çıkan ayrılık sonrası yaşanan süreç. Demiştik ya insanın kabul edemediği bir dönem yaşanır diye, işte o dönemde insanlar tuhaf oluyorlar biraz. Ben daha çevremde hiç duymadım doğru düzgün bir ayrılık hikayesi. Bir taraf muhakkak saldırganlaşıyor ve neredeyse tümü terkedilenlerden oluşuyor. Ya da bu terkedilenler bir anda güçsüzleşiveriyorlar hayata karşı. Gün içinde belki de bin kere gidip geliyorlar bu iki uç arasında.

Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu dışında, hiç duydunuz mu adam gibi ayrılabilmeyi beceren bir çift? Ayrıldıktan sonra tüm duygularını arkaya atıp sadece çocukları için bir dünya kuran ilişkilerinde? Görüşmelerini koparmadan, dostluk çerçevesinde yaşanan bir boşanma hikayesi? Ben duymadım doğrusu, ne yalan söyleyeyim. Gerçi, kişilik olarak pek becerebileceğimi de düşünmüyorum birlikte tatil yapma işini ama o kadar abartmadan da dostluk olabilir, olamaz mı? Yıllarınız beraber geçmiş, aynı evi, aynı hayatı paylaşmışsınız, çocuklarınız olmuş, hiç değilse o güzel yavrular için ateşkese değmez mi?

Bir Türk filmi klasiğimiz var ya, her duyduğumuzda basarız kahkahayı aslında içimizde de onu yaşadığımızı bilmeden. " Evinin kadını, çocuklarının anası olacaksın! " Güleriz kadınlı erkekli, güleriz gülmesine ya, çoğu evde yaşanan bir kuraldır bu aslında. İstatistikleri incelediğimizde hala ayakları üzerinde durabilen kadın sayısı çok aşağılardadır. Ve bu duruma isyan eden kadın sayısı da. Eşlerimizden nice dayaklar yeriz, kumalarla yaşarız, metresleri görmezden geliriz. Geç saatlere kadar pencerenin dibindeki saksıyla bir oluruz, gelince bir merhabasını bekler, belki de temizinden bir şamarını yer, öyle gireriz yatağımıza. Ya da içki kokan bedenin altında ağlayarak dua ederiz; " Haydi bitsin bir an evvel artık! "

Böyle yaşamayı reddedenlerimiz de olur tabii. İşte en büyük "hata" yı orada yapmışızdır. Sen kim oluyorsun da bırakıyorsun o adamı! İnsan mısın sen, o istemeden nasıl oluyor da gidebiliyorsun! İşte o zaman kaldırımlarda yeriz dayaklarımızı, polisin ilk koltuklarda oturduğu, başrollerini bizim oynadığımız o filmin, yıllarımızı verdiğimiz o adam tarafından bıçaklanmanın "keyfini" çıkarırız. Sonra da öğreniriz ki biraz misafir olduktan sonra hapishanede, yine dışarlarda geziyor hayatımızın erkeği!

Ya törelere ne demeli? " Gelinliğinle girdiğin o evden kefeninle çıkarsın ancak! " Çık bakalım sıkıyorsa bavulunla. Çık da gör dünyanın kaç bucak olduğunu! Öz kardeşin biniverir tepene hemen, dayar silahını alnına ya da, "gel ablacığım, annemler bekliyor seni, evimiz açık sana " derler. Ah garibim, inanıverirsin sen de hemen. E kardeşin ne de olsa; zamanında az mı altını aldın, az mı besledin ellerinle. Kargadır o aslında, sen onu ancak mezarında anlarsın. Kandırıp getirmiştir seni eve ama aile meclisi kalemi çoktan kırmıştır artık. Kocasını terkeden kadın kötü kadındır, namussuzdur. Temizlenecektir o namus bir an evvel. Büyük bir sevinçle oturursun sofraya, afiyetle yersin yemeğini. Yerken de düşünürsün, "gerçekten seviyorlar beni, bak en sevdiğim yemeği hazırlamış anam..."

Bir süre sonra karnına büyük bir bıçak girer sanki, daha önce hiç yaşamadığın bir ağrı. Aile meclisi kıyamamıştır! sana, sokaklarda perişan etmek yerine en sevdiğin yemeğin içine zehir katarak ölmene karar verilmiştir. İşte, etkisini göstermiştir zehir, kıvranırsın o büyük ağrıyla bir süre... Ve sonra son nefesini verirken sen, anacığın başucunda yalvarmaktadır, "affet kızım, töre bu, karşı gelinmez."

Vay anasına sayın seyirciler! Nasıl bir töredir ki analığın üstünde, insanlığın ötesinde. Ben ki hasbel kader mutfak tezgahıma yolu düşmüş bir karıncayı nasıl öldürmeden orayı temizlerim diye bakan biri olarak, bir evladı bir ana nasıl kendi elleriyle zehirler, asla çözemem, çözmeye kalkışmıyorum bile.

Neyse canım, boşverin siz bunları, takmayın kafanıza. Böyle bir ülkede yaşayanlar düşünsün. Bizim ülkemiz cennet, doğusuyla, batısıyla insanlık kokuyor. Ben bir kadın olarak düşünüyorum da, Türkiye ya böyle bir yer olsaydı?!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kendiniz olunca daha güzel yazıyorsunuz. yazınıza gelince, biz erkekler özeleştiri yapmıyoruz.bizim dışımızda bile gelişse tüm çarpıklıklara tepki geliştirmiyoruz.doğal olarak kadın ve erkek arasındaki uçurumlar derinleşmekte...ama düzeltmekte yine bizim elimizde.saygılarımla

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 28.09.2006 19:06
Cevap :
Fikirleriniz için ben de sizi tebrik ederim.Sevgiler...  29.09.2006 22:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 698
Toplam mesaj
: 177
Ort. okunma sayısı
: 2410
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster