Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1101
 

Yaratana mı yaratılana mı inanmalıyız?

Yaratana mı, yaratılana mı inanmalıyız?
İşte bu soru ne yazık ki insanlık var olduğu sürece hala sorulmakta ve yanıtının olmadığı düşünülmekte ya da sanılmaktadır.

Oysa ki yaratan nedir?
Yartılan nerdir sorusunu kendimize sorarken, yaratıcının nasıl bir kavram olduğunu, yaratılanın da nasıl bir varlık ve nasıl bir yaşam tazrzı benimsediğini asla dışlamamamız gerekir.
Şimdi dinlere göre açılım yapmadan evvel Din kavramının ne olduğunu irdeleyelim.
Tabii ki din konusunu nasıl ki kendi dilimden(Lisanımdan)yapacak isem anlama konusunu da herkes kendi lisanından yapmak durumundadır.
Din kimler tarfından getirilmiş, kimler tarafından geliştirilmiştir?
Öncelikle bunun yanıtını bulmalıyız.

Tüm dinler;inançlar temeline, algılamalar temeline göre var olmuş, varlığını sürdürebilmiştir.
Tüm kutsal olduğuna inanılan kitaplarda ne yazık ki yaratana inanmak söyleminden bahsedilmesine rağmen ne yazık ki bundan bahsedenler de yine yaratıldığının bilindiği kişiler, yaratılanlar tarafından yapılmaktadır.

Bunda bir çelişki, bir tezat neden aranmamaktadır?
Neden yaratıcı, bir yaratılanı aracı olarak koymak mecburiyetindedir?
Yaratıcı madem ki dilediğine peygamberlik(Yol göstericilik)sıfatı verebiliyor ise acaba, yarattığı tüm insanlara yaratıcının kendisi olduğunu daha yaşama başlamadan evvel bildiremez, beynine yer edemezmiydi?

Nasıl bir yaratıcıdan bahsediyoruz ki bu vasıflarından mahrum sayabilmekteyiz?

Yoksa bu vasıflarını, yani ol dediğinde herşeyin olabildiğinie inandığımız halde neden çelişki içindeyiz?

Neden acaba yaratıcının bu denli güçlü olduğunu düşündüğümüz halde bunları düşünemiyoruz?
Ayrıca yaratıcı tüm yarattıkları arasında bir fark mı gözetmişti ki kadın ve erkek arasında müthiş ve belirli faklar ortaya koymuş idi?

Gerçekten de yaratıcı kadınları erkeklerin kölesi olarak yaratmışmıydı ve eğer ki öyle ise bundan zevk alan bir yaratıcı olabilir miydi?
Durum bu denli vahim ise biz insan soyunun özellikle de erkek olanlarının işlerine geldiğinden ötürü mü yaratıcı bir kavrama evet demiştik?

Diyelim ki öyle.
O halde kadınlarımız neden bu konuda erkek egemenliğini öne çıkartan bir tanrıdan yana tavır takınmaktadırlar?
Yoksa tanrıların cinsiyeti var ve erkeklerin tarafını tutacak şekilde bir yönlendirici tavır içindeler mi?

Öyle ise tanının cinsiyeti mi var ve cinsiyeti erkek mi?
Ancak cinsiyeti erkek olsa dahi, ne yazık ki yarattığı hiç bir erkek dahi tarının söylediklerine olur verecek kadar kadın düşmanı olabilir mi?
Öyle ise tanrı erkek değil de tam aksine kadınlardan intikam almaya yemin etmiş bir dişimidir?

Peki yemin etmiş ise kime ve neye karşı yemin etmiştir?
Bütün bu sorular ve açıklamaların saçmalıktan ibaret olduğunu düşünen beyinleri de tanrı yaratmamışmıdır?

Tüm bu düşüncelerei üreten ve bu üretilen düşüncelere saçma diyebilen bir beyni de tanrı yaratmamaışmıdır?
Öyle ise tanrı(Yaratıcı)kiminle ve neden dalga geçmektedir?

Amacı nedir?
Bizi neden var etmiştir?

Şimdi biz tanrıya mı inanıyoruz, yoksa tanrı tarafından yollandığı iddia edilen , tanrısal söylemlerin olduğu iddiasında olan, ancak birçok insan tarafından saçma olarak adlandırılan metinlere ve dolayısı ile yaratılmışların söylemlerine mi inanıyoruz?

Nedir bu ikilem?
Neden bu çıkmaza girmekteyiz?
Bizleri(yaratılmışları)kim sorgulamakta ve bundan kim zevk almaktadır?
Bundan, bu ikilemlerden, bu çelişkilerden zevk , keyif alabilen bir tanrı düşünebiliyormusunuz?
Tüm bunlara evet diyorsanız, yaşadığınız tüm güzelliklerin bir sonunun olmasını, sizlerin(yaratılmışların)bundan üzüntü duymasından zevk alan, acımasız bir tanrıdan mı bahsediyoruz ya da bahsetmeliyiz?

Birçok inanç sistemi(Kİ BİZ BUNLARI İLAHİ VE 4 KUTSAL KİTAP OLARAK ÖĞRENMEKTEYİZ)neleri emretmektedir, nelere cevaz vermektedir?Ne yaık ki büyük bir çoğunluğumuz tüm dini inançlara mensup olarak bilmemkte ve bilmemizin yanlışlığına inandırılmaktayız.

Ne yazık ki inançlar konusundaki bu yetersizliğimiz en çok ta Hristiyan inançları içinde olduğunu savunanların ekmeğine yağ sürmektedir.
Zira ve özellikle de bu inanç sitemlerinden Hristiyanlık, diğerlerinden farklı olarak daha da sapkınlaşabilmektedir.

Bir örnek:
Pek çok Hristiyan'a göre İncil, şifrelerle yazılmış bir kitap. Ancak bu şifreler Dan Brown'ın 'Da Vinci' adlı eseriyle ve Michael Drosnin'in 'Yahudi Mektupları Şifreleri' kitabıyla çözülen şifreler değil.

Omen filmiyle 06.06.2006'da Mesih karşıtı Deccal'ın doğacağı ve şeytanın şifresinin 666 olduğu tekrar gündeme getirildi. 10 sene önce çekilen 7. İşaret filminde ise hızlı Kabalacı Demi Moore, İncil'de kıyametin 7. işareti sayılan ruhsuz doğacak bebeğe hamile bir anneyi canlandırıyor ve işaret zincirini ümidiyle kırmayı başarıyordu.
Yazının devamını merak edenler için arşivlerime baksın derim

Bunun dışında da ne yazık ki salt Hristiyanlık değil elbette ne yazık ki Hristiyanlığı da etkilediği öne sürülen Yahudi gelenekleri ne yazık ki din adı altında insanlara yani yaratılmışlara empoze edilmeye devem edilmiş ve edilmektedir.
Bunların en etkilisi ise ne yazık ki toplumları derinden yaralayan başörtüsü kavramıdır.
Oyas ki BAŞÖRTÜSÜ BİR YAHUDİ GELENEĞİDİR(Arşivimde bulacaksınız)dediğinizde sizi dinden afaroz etmekle kalmıyor, yaşamdan da afaroz etmenin hiç bir sakıncasını görmüyorlar.

Fakat ilginçtir ki yine yaratılanlar tarafından ortaya atılan ididiaları sanki ilahiymişçesine ve pervasızcasına savunmaktan da geri kalmayan erkeklere ne yazık ki destek yine kadınlar tarafından verilmektedir.Bu da ister istemez yaratıcının erkek dostu ya da erkek taraftarı ve hatta erkek cinsiyetli olduğu savlarını güçlendirmektedir.

Oysa ki inananların savunduğu yazılı metin iddilarına bakalım ne diyor?
Tabii ki diğer dinler açısından incelemeye dahi gerek yoktur.Zira diğer dinler Kur'an kaynaklarından daha geridedirler.
Öyle ise Bakalım hatta bazı alıntılara da yer verelim ki Kur'an da ayetler ne diyor, bugün yobazlar islam dinini nasıl tahrip ediyorlar ya da yobaz olduğu öne sürülenler kimlerdir?

Önce siyasal islamcılara ve konuya fevkalade uyan ve arşivimdeki yazıdan bir sure ve alıntı ile devam edelim.

MÜNÂFİKÛN SÛRESİ

2. Ayet; Onlar yeminlerini kalkan olarak kullanıp insanları Allah'ın yolundan uzaklaştırırlar. Yaptıkları bu iş ne kötü bir iştir!


Başka Tevili:

Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar. (2)
3. Ayet; Çünkü onlar önce inandıklarını iddia ettiler, sonra inkâra gittiler. Bu sebeple kalpleri mühürlendi. Artık onlar hakkı anlamazlar.


Başka tevili

Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. (3)

4. Ayet; Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar.


Başka tevili

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (4)


3 mart 2004;

Tayyip Erdoğan: "Evet, bir zamanlar dini istismar ettik" diyor.

İslam dinini kullanarak dini siyasete alet eden ve insanları kandıran bu parti aynı zamanda kendileriyle de tezat düştüler.

Zinayı suç olmaktan çıkaran onlar değil mi? (destek olmak ya da karşı olmak anlamında değil)
Domuz etini kasaplık et kapsamına almadı mı?(destek olmak ya da karşı olmak anlamında değil)

Eşcinsellere dernek kurma hakkı vermedi mi?(destek olmak ya da karşı olmak anlamında değil)
Yakında AB yasaları gereği eşcinsellere evlilik hakkı yasası da geliyor. (destek olmak ya da karşı olmak anlamında değil)


(Dileyen destekçisi olur dileyen karşıt.Sadece olan, yapılmak istenen anlamında söylenmiştir.)

Düne kadar yahudi, ABD ve AB düşmanıydılar, şimdi onlardan üstün hizmet ödülü alıyorlar, icazet alıyorlar, yasaları onların istekleriyle çıkarıyorlar. Karşılıksız teslim.... YOLA DEVAM....


Özellikle de 4. Ayeti tekrar okumanızı tavsiye ederim.
Din arapça icra edilmeli mi? Yoksa sakıncalı mı? İlk önce şeytanın, Allahın huzuruna çıkıp asilik yaptığı konuşmayla başlayalım.

Şeytan aynen şöyle söylüyor..................

" Yemin olsun, onları (insanları) mutlaka saptıracağım, kuruntulara / hurafelere / ümniye' ye (anlamını bilmeden okumak) iteceğim." Nisa suresi, 119


Başka tevili

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (119)

Buyrun, hodri meydan, açın da okuyun. (Anlamını bilmeden okumaya ümniye denir, Kur' anda çok yerde geçer) Bugün halkımız anlamını bilmeden sureleri, duaları okuyor ama ne denildiğini anlamıyor bile.

Bunun üzerine Kur' an, Maun suresi şöyle yazar:

"Ne dediğini anlamadan namaz kılanlara veyl olsun!" (Lanet olsun)

Başka tevil

Dini yalanlayanı gördün mü? (1)
Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, (5)
Onlar gösteriş yapmaktadırlar, (6)

KUR'AN DA LANET KELİMESİNİN GEÇTİĞİ başkaca AYETLER

Arşivimde nevcuttur

Hz. Muhammed'e gelerek Kur' an ı kureyş lehçesiyle okuyamayanlara kendi kabile lehçeleriyle okunabileceğini Hz. Muhammed bizzat kendileri bildirmiştir. (bknz; Ebu Davud, vitr 22; Nesai, ittifah 37 syf)

Buhari der ki; "Araplar nasıl ki kendi lehçeleriyle okuyorlar ve bu caizdir, o halde diğer milletler de kendi dillerinin lehçeleriyle okuyabilirler"

30. Rum suresi, 22. ayet şöyle: "Sizin DİLİNİZİ ve RENGİNİZİ (ırkınızı) ben yarattım"...

Başka tevili

Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. (22)

O zaman biz Türkleri de o yarattı, buna bir itiraz var mı? O zaman niye kendi ırkımıza ait olan dil ile yapmıyoruz ibadeti?

Elin gavuru dedikleri bile ibadetini kendi diliyle yaparken biz niye Arabın diliyle yapıyoruz. Türk bu kadar aşağılık mı? Türk'ün özü hani nerede!!!

14.sure olan İbrahim suresinin 4.ayeti;

Cenab-ı Allah: "Hangi kavme peygamber göndermişsek o kavmin dili ile gönderdik" demekte.

Başka tevili

Biz hiç bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (4)

Ve 120.000 kavme peygamber gönderildiği biliniyor zaten.Yani herkes kendi diliyle dini icra ederken biz niye arapça!

44. sure olan Dühan suresi 58. ayet;

Ey peygamber, biz bu kur'an'ı senin dilinde göndermemizin sebebi anlattığın zaman anlamalarında (araplara) kolaylık olsun diyedir.

Başka tevili

Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık. (58)

5. Ha mim;

Biz sana bu Kur'an' ı manasını anlasınlar diye senin lisanınla gönderdik

26. sure olan Şuara suresi 199 ve 200. ayet;

Ey peygamber, eğer biz sana bu Kur'an' ı yabancı bir dil üzerinden gönderseydik, belki Araplar iyi anlamayacak ve inanmayacaklardı.

Başka tevili

Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi. (199)
Biz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik. (200)

41. Fussilet suresi, 44. ayet;

"Ey peygamber, eğer biz sana bu Kur'an' ı yabancı bir dil ile gönderse idik, niçin kendi dilimizle anlatılmadıki anlaya idik diyeceklerdi . Dil yabancı, geldiği millet ise arap milletidir" diyeceklerdi.

Başka tevili

Eğer biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir." (44)

Kur'an' da bu dini kesinlikle arapça yapacaksınız diye bir şey yok. Yüce Allah'ın adalet, hoşgörü anlayışında böyle bir şey zaten olmaz. arapçayı üstün gören yobaz tayfasıdır arkadaşlar, Allah değildir bunu söyleyen, bu böyle biline.

Dikkatinizi çekti mi bilmem; Kur'an ın en baştaki suresi Fatiha'dır ama namaza başlarken Fatiha'dan bile önce sadece arapça bir "DUA" olan "SUBHANEKE" okunuyor. Resmen cahillik ve arap milliyetçiliği. Sübhaneke' yi Allah yollamadı, ayet değil, sadece insanların çıkardığı bir dua. Fatiha'ya bile üstün tutulur mu hiç?

Hz.Bilali Habeşi'nin ilk okuduğu ezan şimdiki gibi değildir, zaman içinde son arapça şeklini almıştır. Demek ki değişip, Türkçe de olabilir. Zaten hadis/ayet içermiyor ki. Bir Kur'an değil yani. İnsanları iflah olmaya çağırıyor. Ezan okunurken "Aman ezan okunuyor müziğin sesini kıs, yattığın yerden kalk, düzgün otur" derler... Bakın şuna aşırı dikkat edin. Saygıdan dolayı düzgün otur, müziği kıs derler. Peki neye saygı? Arapçaya mı? Ezanda bir hadis veya ayet okunmuyor ki. Müziğin sesini kısarsın çünkü bulunduğun yerde belki biri namaza gitmek ister ama müzik yüzünden ezan sesini duyamaz, onu engellemiş olursun. Bütün hadise bu.

42.Şura suresi, 14.ayet: "Size ilim geldikten sonra aranızda haddi tecavüz edip fırkalara bölmeyin" emri var.

Başka tevili

Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden, adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Şüphesiz onların ardından Kitaba mirasçı olanlar ise, her halde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler. (14)

Hadi bakalım, tarikatlar, mezheplar, şeyhler, Fethullahçılar, Süleymancılar, Nurcular, Adnancılar, Nakşibendiler!!!

Ne diyeceksiniz buna? Yahu Peygamberimizin yaşadığı SAADET DEVRİ'nde bile bunların hiç biri yoktu. Zaten yasak da bunlar. Herkes farklı birinin peşinde, kimsenin dini taktığı yok yahu, başka amaçları var bunların. Şafiler de müslüman, hanefiler de. Ama şafiler de kan akması abdesti bozmazken, hanefiler de bozuyor.

Bugün iran' da günde 3 vakit namaza giderler. Türkiye' de ise 5 vakit... Suudi Arabistan' da ise hemen hemen farzları kılarlar. Araplar cuma namazını iki rekat kılar bir saat hutbe dinlerler. Bizde ise rekat sayısı 16...

Her şey çelişki.

Niye? Çünkü cahil halkımız maalesef ibadetini kendi dilinde yapmıyor, hiç bir şey anlamıyor.

Bu sebeple de olur olmaz her şeye inanıp, imamların, hocaların ıvır zıvırların peşinde koşuyor. İnsanın vicdanını en iyi yönlendiren DİN ise ve TÜRK halkı kendi dinini bile kendi diliyle icra edemiyorsa gel bu ülkeden kalkınma bekle... Yükseliş bekle. Adam sende, daha ibadetini bile beceremiyorsun ki, anlamıyorsun ki bişey!

İşte anlaşılıyor mu şimdi, yüceler yücesi, şanlı, büyük "GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" ümüzün dinimize kazandırmak istediği çağdaşlığı, mantığı.

O' nu hep din düşmanı gösteren köpekler okuyun bunları okuyun.

Kur'an ne emretmiş ise ATATÜRK hep onları uygulamak istedi.

Hz.Muhammed bir hadis te "Ne ki aklımıza uygundur, işte o bizim dinimize de uygundur"

Aynı şeyi islam tarihini çok iyi okuyup, araştıran MUSTAFA KEMAL ATATÜRK de söylemekte.

Kur'anın hemen her sayfasındaki ayetlerde ise "akıl ediniz, aklınızı kullanınız, ANLAYIP öğüt alınız, DÜŞÜNÜNÜZ, ve fikir edininiz" denmekte. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ün istediği de buydu işte. "İnanan değil düşünen toplum"... Her duyduğunuza inanmayın, anlayın, aklınızla hareket edin demiştir ulu önderimiz...Yok onun gibisi yoookkk!!!

İstanbul Vaniköy'e adı verilen Vani Mehmet Efendi(Bir din adamıdır), devrin padişahına şu dilekçeyi vermişti; "Kur'an müslümanın kanun kitabıdır, bizim millet bunun anlamını bilmediğinden günahlar ileri geliyor, Kur'anın Türkçeye çevrilmesinde emriniz gerekmekte"...

O devirdeki kafa bu devirde hala yok!!!

Herkes şeyhlerin, imamların peşine düşünce, her kafadan farklı ses çıkınca Türk islam medeniyetleri birbirine düştü, gericiliğe sürüklendi.

Her şeyi bizden öğrenen sonradan görme Avrupa bu boşluktan yararlanıp ilerleme kaydetti. Halbuki, Hristiyan engizisyon mahkemelerinde, "Dünya yuvarlaktır" diyenleri idam ediyorlardı.

Avrupa bu kadar gericiyken, islam medeniyetleri o zaman Kur'an da yazan" Ay ve güneş menzillerinde belli hesaplara göre seyr ettikleri, gece gündüzün böylece meydana geldiği" konusunda çalışıyorlardı. Şimdi onlar her şeyi bizden öğrenip ilerlerken biz hala olduğumuz yerde sayıyoruz, yazık...

Sen padişaha halifelik verirsen, o da siyasete alet ederse dini, uydurma fetvalar yayınlar, kelleler istenir, muskalar, safsatalar, mezhepler, tarikatler derken din bu hale gelir tabii.

Kur'an akıl için ne diyor?Bakınız...:

KUR'AN:AKIL KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

Arşive bakınız

(Bu konu yine kendi arşivimden alıntılanmıştır.)
Bakınız..
Tabii ki bu arada KUR'AN, VELİ, ŞEYH, ŞEF EDİNENLERE ONLARA MÜRİD OLANLARA KUR'AN NE DİYOR?
Bu konudaki çalışmam, araştırmam için bakınız diyorum.
Arşive bakınız

Hatta örtünme uydurması konusu hakkında Sayın Muazzez İlmiye Çığ'ın SÜMER TANRIÇASI İNANNA başlıklı yazıya bakmanızı da öneriyorum.

Sayın Muazzez İlmiye Çığ, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve aşağılama ile hakaret" suçlamasıyla 1 Kasım günü hákim karşısına çıkmış idi.

Neyse devam edelim:

İnsanları kandırmanın hesaplarını da yine insanlar yapmaktadır.
Hiç bir yaratılmış(insan dışında)yaratılanı kandırma, onları yaratandan koparmanın senaryolarını hala yazamamaıştır, yazamayacaktır da.
Ta ki yeni bir yaşam formu belirip, bu yaratılmışların köleliğine soyunan soysuzların sonu gelene kadar.

Bu soysuzların, ne yazık ki kendinden olmayanları ılımlı islamcı, ılımlı Hristiyan, lımlı Yhudui vs.. gibi ılımlı dindar kavramları ile tanımlaması da ne yazık ki son bulmayacaktır.
Hatta daha da öte giderek bir çoğuna yaptıkları yakıştırmalar gibi müslüman inancında olupta kavram kargaşası yaşadığını ancak her an Uçkur tanrılarının hizmetkarlığına evet diyecek manevi adaylara da yaptıkları yakıştırma şu şekildedir.

TATLISU MÜSLÜMANLARI.
Ne midir bu kavram...?
İşte arşivimden sunum...

TATLISU MÜSLÜMANLARI.
Daha evvel yayınlanmış idi.

Bu zevatlar öylesine hezeyan duymaktadırlar ki, insanların eşit olduğunu, bunun da Cumhuriyet denilen bir sistemle hayata geçirilebildiğini ve hiç olmaz ise de en yakın yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğunu söyleyenleri, savunanları utanmadan, arlanmadan, yüzleri dahi kızarmadan açıkça adileşerek Cumhuriyet düşmanlığına soyunabilmektedirler.
İşte bu onur yoksunları, erkek egemenliği düşkünleri, Uçurlarına teslim olan bir avuç, ancak etkili bir avuç azınlığın hezeyanlarını da sizlere sunuyorum.

UÇKUR TANRISI, TÜRBAN, KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT
Yine burada bulabilirsiniz.Tabii ki yayınlama izni alabilirsem.

ATATÜRK DECCAL İDİ:
EVET ATATÜRK DECCAL İDİ
Konu hakkında daha evvel yazmış, paylaşmış olduğum için detaya tekrar girmiyorum

İnsanlığı ve özellikle de İnsanlarımızı, Türk milletini inanç bahanesiyle yıllardır nasıl sömürdüklerini, nasıl emellerine inançları alet ettiklerini ortaya koymaya çalıştığım bu yazıda özellikle Türkler'in nasıl kandırıldığı, yine özellikle neden Türkler sorusuna yanıtların arandığını verdiğim adreslere girerek algılayacaksınız.

Bu algılamalarınıza yardımcı olacağına inandığım diğer adresler de ekte verilmiştir.
Bu yazıları özellikle Türk olduğu iddiasında olanlara sunuyorum.

Neden Türkler ve neden Türkiye konusunda daha fazla yazmak yerine arşivlerimi paylaşmayı terih ediyorum.

NEDEN HEDEF TÜRKİYE? sorusunu da görüntülü bulacağınız sunum ve diğer yazılar arşivlerimde sunulmaktadır.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En son bloğunuzla birlikte bu bloğunuzu da okudum. Bir hayli zorlu süreçler yaşamışsınız. Tıpkı sizin kadar içinden olmasa da aynı toplum içinde yaşayan bizler gibi. Aşağıdaki yorumlar ise yazı kadar ilginç tabii. Tanıdığım simaların tanıdığım yorumları. Her neyse. Herkes kendi düşüncesinde özgürdür tabii. Tanrının erkek olduğu konusunda ise kesin bilgiler olmamasına rağmen, hoşgörüsü yanında daha çok cezalandırıcı öngörüleri erkek olduğunu düşündürebilir. Belki de hiç biri. Belki de eşcinsel. Kim bilebilir ki. Biz onu düşünmekten zevk alıyorsak, bilinmeyen bir gücün korumacılığına sığınmaktan zevk alıyorsak sorun olmamalı değil mi cinsiyeti. Her neyse. Bu konu asırlarca tartışılmış ve tartışılacak. Önemli olan dini çevrelerin dini din gibi mi yaşadıkları ki; gördüğüm kadarıyla alakası yok tabii o gösteriş meraklısı reklamcıların. Onlar keselerinin müridi. Yoksa yüzde yüzünü Müslüman saydığımız bu ülkede bu denli gelir adaletsizliği olmazdı. Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 25.04.2008 3:58
Cevap :
Ne yazık ki % 100'ü müslüman değil. Bana göre % 1,9'u müslüman bir ülkeyiz. neden mi? Konuyu burada sansürlerdikleri içinbloğumda daha evvel yayınlamış idim. Dilerseniz oaradn bakınız. http://ahmetdursun374.blogcu.com/3349170/ Yorum için teşekkürler. A.Dursun  25.04.2008 13:31
 

Sayım Matilla, tanışıklığınız varsa bilgileri doğrudan yaratandan alın diyorsunuz. Çok pratik bir yaklaşım, ancak bir sorun var: Yaratanla bir türlü doğrudan bağlantı kuramıyoruz, araya hep peygamber, hoca, derviş, ermiş, tarikat reisi türünden birileri giriyor. Doğrudan telefon veya internet bağlantısı da yok. Bir peygamber diyor ben tanrıyla bağlantı kurdum, şuna inanın, başka bir peygamber diyor ona inanmayın bana inanın. Hindistan'da hala en az 1000 tane tanrıyla doğrudan bağlantı kurduğunu iddia eden, türlü sihirbazlık gösterileri yaparak milleti etkileyen gezici peygamber dolaştığını biliyor muydunuz? Bu peygamberlerden hangisine inanacağız? Ben şimdi bir ayımı mağarada geçirip çıktığımda bana vahiy geldiğini iddia etsem bana inanır mısınız?

Mustafa Tümener 
 14.11.2007 17:16
Cevap :
Sayın Tümener, Sayın Matilla'yı ilginç bir şekilde yanıtlamışsınız. Söylediğiniz gibi sürüsüyle kendini peygamber sanan türediler dolaşmaktadır. Ne malum sayın arkadaşımızın da bu teklifi ileride yapmayacağı? Teknoloji çok gelişti ve hala da gelişiyor. Ancak insan algılaması ne yazık ki aynı doğrultuda gelişim gösteremiyor.Bu nedenle de türedi peygamberlerin çok olmasını belkide anlamak gerek. Belki bir gezici peygamber bize de nasip olur ne dersiniz? saygı ile.. Ahmet Dursun  15.11.2007 13:22
 

Eğer yaratanla tanışıklığınız varsa ve ondan, aracısız bilgiler alabiliyorsanız tabii ki yaratana inanmak gerekir. Yok ama yaratan size gelip de neyi, nasıl ve ne için yaptığını söylemiyorsa o zamanda hiç bir şeye inanmayacak ve araştıracaksınız. Takdir sizin. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 14.11.2007 12:40
Cevap :
Sayın Matilla, Liginç bir teşbih(benzetme)yapmışsınız.Teşbihte hata olmaz derler. Tanışıklık nasıl anladığınıza bağlıdır.Kimi gökte arar,kimi başka yerde,kimi de şah damarından daha yakın olduğunu düşünür vs.. Bilgi almak bence beyinle ilişkilidir.Çünki tüm dinler ve inanç sistemleri beyine çağrı yapar.Bu da beyni olanların algılama düzeyine kalıyor demektir. Yani yakınlık beyin algılama seviyesi ile doğru orantılıdır. Bir örnek. Burada sansüre uğradığı için size diğer bloğumdan yazıyı sunmalıyım.Bakınız.. UÇKUR TANRISI,TÜRBAN,KUR'AN DAKİ AYRAÇ ŞERİAT İlgili adres... Saygılar.. Ahmet Dursun  14.11.2007 13:07
 

İnanmaktan yana mı yoksa bilmekten yana mı taraf olmalıyız? Bilmekten yana taraf olan BİLİMi referans alır, inanmaktan yana taraf olan ise DİNi referans alır. Dinsellik ve Bilimsellik iç içe girebilecek zihin duruşları olamaz, 2 farklı disiplindir çünkü. Ya bilmselliği baz alır, düşünür sorgular araştırır ilerlersiniz yada din denen olgunun zaten sizin adınıza düşünmüş olduklarını kabul eder, onlara inanır, en iyi ihtimalle olduğunuz yerde sayar durursunuz.. Medeniyeti yakalamış ve yakalayamamış toplumların birbirlerinden ayrıldıkları kavşak işte tam da burası. Saygı ve slmlar

Yeşim E. Narter 
 13.11.2007 16:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 695
Kayıt tarihi
: 14.02.07
 
 

Bazı konular vardır ki, tartışarak, yazışarak da fikir edinilebilir. Bazı konula ise özel çaba sarfe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster