Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Klinik Psikolog Nurcan Arslan Kanber

http://blog.milliyet.com.tr/nurcanarslan

25 Ağustos '13

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
265
 

Yaşadım diyebilmek için

Yaşadım diyebilmek için
 

Mutluluk


Duygu yoğunluğunun birikimi olan mutluluk bir takım güdüleri harekete geçirerek insanın iç huzur ve sevinç gibi durumları deneyimlemesini sağlar. Mutluluk aracılığıyla yaşadığımız duygu durumları yaptıklarımızın ödülüdür, bizi yaşamda onurlandıran gerçekliktir. İnsanlar belli bir umutla hayata sarılmak ister. Günümüzde yaşama sevinci ,yaşama sımsıkı sarılma tutkusu ile yaptığımız her şeyden haz alabilmek çok önemlidir. Acaba kaçımız hayatımıza ihtiyaçlarımızı karşılamak adına, zoraki sarılmadan zevk alarak, sindirerek her anı değerlendirerek yaşıyoruz.Yaşamımıza ayrı ayrı renkler katabiliyoruz.

Umut ve sevincin bir arada yer alması kişinin her şeye daha iyimser ve sevgi ile yaklaşmasını sağlar. Korku, hayret, üzüntü, öfke, umut, sevinç ve kabul edilme duyguları bizlerin temel duygusal yaşantımızda yer alan güdülerimizdir. İnsanlar yaşamlarına anlam katabilmek, yaşadıkları her anı değerli kılabilmek adına korku endişe, üzüntü, mutluluk gibi duygularını yaşamlarında istediği şekilde uyarlayabilip, davranışlarını o çerçevede yönlendirebilmektedirler. Bilimsel araştırmalarda  varılan sonuca göre duygular en basit düzeyde, nesnelere yaklaşmamızı ve uzaklaşmamızı sağlayışlarına göre sınıflandırılır.(Arnold, 1960)

Herkesin mutsuz olduğu bir şeyden siz mutlu olabilirsiniz. Kimsenin beğenmediği şeyi siz   beğenebilirsiniz. Herkese çirkin gelen şey size güzel gelebilir. Bu konuda bir çok örnek verilebilir. Bunların hangi duygu yoğunluğu ile görülüp yorumlandığı çok önemlidir.

Hayatımızı zevklide yaşanılacak kılanda biz, zevksiz yaşanması zor hale getirecek olanda biz .

Neyi ne kadar, ne derece  isteyerek yaşamımıza değer katabiliyoruz?

Elimizdeki değerlerin ne kadarının farkındayız?

Yaşadığımız çevrede yaptıklarımız, paylaşımlarımızla edindiğimiz tecrübelerle , donandığımız bilgi birikiminin ne kadarı ile yaşamımıza yön verebiliyoruz. Bazen bir başkalarını mutlu edebilmek adına yapılan çalışmalar aynı zamanda bizimde mutlu olmamızı sağlamaktadır. İnsan mutlu ise çevresini yakınını da o enerji ile mutlu kılar.

Mutlu insanın her şeye bakış açısı değişiktir. Mutlu insan nesneler arasında ilişki kurarak yaşamın içindeki değer verilebilecek durumları ortaya çıkartandır. Yaşamdaki onca boğucu stresin ve kaygıların arasında yaşamın değerini bizlere tekrar hatırlatan ve kötü durumlarda bile geleceğe bakan kişilerin olumsuzlukları değiştirebileceğini çok etkileyici bir şekilde vurgulayan ; Ünlü Şair Nazım Hikmet’in Yaşamaya Dair adlı şiirinde de değinildiği gibi, yaşamak hiç bir zaman şakaya gelecek bir konu değildir. Ciddiyetle yaşamak söz konusudur.

 Ancak bu ciddiyet ise mutluluğu tecrübe etmenin ağırbaşlılığından gelen bir ciddiyettir. Bu  ‘’mutluluk ciddiyeti’’ olarak da adlandırılabilecek duygu durumuna sahip olan kişinin mutlulukla bütünlenmiş kişiliği ona hasta yatağında bile bir Bektaşi fıkrasına gülebilme neşesini kazandırır. Bu kişi herkesin kabuslarına konu olan ölüm karşısında bile dirençlidir. Ölümden korktuğu halde ona inanmaz yetmişinde bile bir zeytin fidanı diker, ama çocukları için değil, kendi için. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3612
Kayıt tarihi
: 23.08.12
 
 

Anadolu Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde Kl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster