Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
839
 

Yaşama ve Yalana Dair

Yaşama ve Yalana Dair
 

Bazı insanlar mutluluğun peşinden koştukça mutsuzluğa varır. "Kadınları çok sevmenin cezası onları daima sevmektir!" diye yazan Andre Maurois'ya göre insan yaşamına esas kural mutsuzluktur. Böyle düşünmesi her iki evliliğinde de mutsuz olmasındandı belki de. Yaşamı boyunca hep mutlu olmak istemiş ama ilk karısının delirmesine, ikincisinin sürekli kendisini aldatmasına mani olamamıştı Maurois.

Yaşamı boyunca pek az yazara nasip olan bir üne sahip olmasına karşılık, yazdığı kitaplar, Akademi üyeliği, ödüller, madalyalar onu asla mutlu etmedi. O, sevdiği kadınlar tarafından mutlu edilmeyi istemişti sadece. Olmadı! Ünlü olması mutlu olmasına yetmedi...

Mutlu olmaya çalıştıkça mutsuzluğa sürüklenmek de bir tür yazgı olsa gerek. İnsan ne yaparsa yapsın bir türlü yakalayamıyor mutluluğu. Çabaladıkça yorgun düşüyor. Ve çoğu kez oturup düşünüyor, nerede yanlış yaptığını.

Aslında, yaşam bizi elimizdekilerle mutlu olmaya şartlar. Hani kötü bir espri vardır: Tecavüzden kurtulamıyorsan bari zevk al! " denir ya, bu da en az onun kadar trajik bir durumdur. Bedenimiz acır, ruhumuz yaralanır, yüreğimiz kanar... Kimselere anlatamayız..

Mutsuz olduğumuzu bilsinler istemeyiz!

"Mutluyum!" derken, gözlerimizi kaçırırız. Bir yalanın gölgesine sığınmak tek çıkış gibi gelir. Kendimiz için söylediğimiz her yalanın iyi niyetimizden olduğunu düşünürüz.

Bu anlamda yalan, söyleyenin masumiyeti içinde günah olmaktan çıkar. Ya da biz buna inanmak isteriz. Böylelikle başkalarının bize acıyarak içimizi daha çok kanatmasına izin vermeyiz.

Önceki yazılarımdan birinde "İnsanoğlunun mutsuzluğu, hatalalarından dolayı asla doğru sonuca ulaşamadığındandır!" dediğimi anımsıyorum. En büyük hatamız sanırım başkalarına yalan söylerken kendimizi de kandırmamız....

Bu kandırmacayla yaşarken, yaşam içinde kendimizin de kocaman bir yalandan ibaret olduğunu asla öğrenemeyiz....

Sevgili Narçiçeği'nin anısına saygıyla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Acısı yine tazelendi... Işığı bol olsun, anısına daha nice etkinliklere. Emeğinize, dimağınıza sağlık. Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 19.02.2010 21:46
Cevap :
Paylaştığınız için teşekkürler,selamlar.  20.02.2010 13:30
 

İnsan şu hayatta neyin peşinden ısrarla koşarsa, bir türlü erişemez; neyden sürekli kaçarsa, eninde sonunda ona yakalanırmış, derler.. Mutluluk da o hesap.. Israrla peşinden koşmanın bir anlamı yok.. Gerçek mutluluğu bulmak istiyorsak, koşullara bağlamamalıyız onu ve içimize bakmalıyız.. Çünkü mutluluk içten gelir.. Kaleminize sağlık Melek Hanım, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 15.02.2010 16:22
Cevap :
İnsanoğlu bir tuhaftır, hep böyle söyleriz ama her zaman tersini yaparız. Elimizi uzattığımızda tutmak isteriz... Yüreğimizin peşine takılır sonra da bin hüzünle yüklü döneriz içimize. Sevgili Mor Okyanus, ziyaretine sevindim.Teşekkürler,sevgiler...  16.02.2010 11:34
 

Mutlu olmaya çalışırken mutsuzluğa sürüklenen insanın en büyük yanılgısı çevresindekileri mutlu ederek kendisini mutlu etmeye çalışmasıdır. Bu insanlar başkalarını mutluluğundan kendilerini sorumlu tutarlar. Mutlu etmeye çalıştığı insanın beklentisi kadar mutlu olmadığını görünce de mutsuzluğa doğru kayar. Yeni bir mutlu etme hamlesine kalkınca da bu aziz insan sıkıcı bir iyilik meleğine dönüşmeye başlar. Başkalarını değil kendimizi mutlu etmekten sorumluyuz. Ancak mutlu olduğumuz da bunu paylaşma fırsatlarını dostlarımızla değerlendirmekten ileri mutluluk keşişi olmaya kalkınca, ilişkili olduğumuz zaten hep var olan her mutsuzluk bizim mutluluk duyumumuzdan yemeye başlar.

Muharrem Soyek 
 11.02.2010 12:45
Cevap :
Bazı insanların etrafındakilerin mutluluğuyla doğru orantılı bir mutluluk anlayışı vardır. Kendilerini başkalarına adarlar adeta. Böyle olunca da mutsuzluk kaçınılmaz olur. Paylaşımınız için çok teşekkürler,selamlar.  11.02.2010 18:43
 

bile bilsek, sanırım çıkış noktası da bulabilirdik... vallahi şimdi her şeyi kendiliğine, akışına bıraktım. ne halim varsa göreyim misali:)) sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 10.02.2010 22:17
Cevap :
Aslında en doğrusu da bu sevgili Ruksan. Olayları kendi akışına bırakıp içimizdeki soru işaretlerini en aza indirebilmek. Teşekkürler, sevgiler...  11.02.2010 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1822
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1994
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster