Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2006
 

Yaşanmış hayatlar

Yaşanmış hayatlar
 

İnsanın yaşı ilerleyince artık ister istemez geriye bakmaya başlıyor, ileride pek bir şey yok çünkü. Geçmiş yüzyıllardan bir kent kalıntısı, eski bir ev, giyilmiş bir takım elbise, partallamış bir çift ayakkabı, kırılmış bir gözlük bana yaşanmış hayatları anımsatır. Bir de genç yaşta ölenleri, öldürülenleri düşünürüm. Ben bu yaşıma geldim, onlar da gelebilirlerdi diye üzülürüm. Belki garip gelecek ama bu olanaksızdı, birileri büyümeden ölecekti, çünkü istatistikler öyle olması gerektiğini söylüyor, zaman içinde kaç kişinin kaç yaşına kadar yaşayacağını geçmişe bakarak tahmin edebiliyor. Yani herkesin uzun yıllar yaşaması olasılık dışında. O yüzden 60 yaşını geçmiş bir kişi olarak şanslı bir gruba girdiğimi biliyorum.

İnsanlar doğdukları andan itibaren ölmeye başlıyor. Kimi doğmadan önce, anne karnında, kimi doğum anında… Bilim adamları üşenmemiş, 17. Yüzyıldan itibaren ölümlerin istatistiğini tutmuşlar (Böylece istatistik bilimi doğmuş). John Graunt (1620-1674) adında İngiliz bir tezgâhtar, ilk ölüm istatistiklerini tutmuş ve ona bakarak çıkarımlarda bulunmuş. Buna göre, o yıllarda hayata başlayan 1000 kişilik bir nüfus, bir yıl sonra 855’e düşüyor. Kısa keselim, 10 yıl sonra 661’e, 20 yıl sonra 598’e, 30 yıl sonra 531’e düşüyor. Bu böyle giderek sayı azalıyor. Doğanların yarısından fazlası 50. Yaşını göremiyor. 60 yıl sonra (bu benim şimdiki yaşım) 242’ye, 70 yıl sonra 142’ye, 80 yıl sonra 41’e düşüyor. 84 yaşın üzerini 1000 kişiden yalnızca 20 kişi görebiliyor. Demek doğanların yarısından fazlasının (%51) 50 yaşına gelmeden öleceğini biliyoruz. Bir bilmediğimiz ölüm sırasının kime geldiğidir. Belki bilimin kendini dinin etkisinden kurtarıp ilerlemesiyle bu istatistik rakamları biraz değişmiştir. Eskiden ortalama ömür 45-50 iken şimdi 70’lere geldi. Son yüzyılda iki büyük dünya savaşına rağmen, savaşların göreceli olarak azalmış olması, hastalıklara çare bulunması, hatta bazı hastalıkların tümden kazınması ömrün uzamasına sebep oldu.

Bütün hayatlar birbirine benzer ama aynı zamanda her hayat kendine özeldir. Şunu sıklıkla duyarsınız: “Benim çektiğim acıları kimse çekmedi.” Ya da “Hayatım karardı.” Ya da “Çok şanssızım, kaderim böyleymiş.” Evet bu yaklaşım yaşayan açısından doğrudur ama daha birçok insan, yaşamında benzer ya da daha ağır acılar çekmiştir. Örneğin henüz bir Alman kuşatması altında Stalingrad’da yaşamadınız, veya başınızın üzerinde atom bombası patlamadı. Benim gibi sakin, dingin, gündelik yaşamın meşgalesi içinde yaşamınızı sürdürüyorsunuz. Olsa olsa aileden birkaç kişi kanserden gitmiştir, pek azı da bir kazada. Yaşamların çoğu birbirine benzer. Doğar, büyür, yaşlanır ve ölürüz. Bu herkesin başına gelir.

İnsan çok açgözlü, yapısı böyle, çünkü soyunu devam ettirmesi gerekliliği genlerine işlemiş. Çocukları olan, bütün gücünü onlara veriyor, yaşaması ve yetişmesi için elinden geleni yapıyor. Ayrıca bilinçsizce, ‘Rabbena hep bana’ diyerek yaşıyor, hiç ölmeyeceğini sanıyor ama öyle olmuyor.

Biliyor musunuz, yaşam çok kısa. Geçmişte yaşadığım birçok olay, bana sanki birkaç gün önce olmuş gibi geliyor bazen. Keşke şunu şöyle yapmasaydım, şunu şöyle demeseydim, şunu şöyle yapsaydım, söylemeliydim ama söyleyemedim… Daha yararlı bir hayat yaşayabilirdim, daha çok işe yarayabilirdim, daha çok şey bilebilirdim. Hepsi geride kaldı, ömür bitti bitecek.

Bize kalan şey deneyim. Bu kadar yılda elde ettiğim bir şey varsa budur. O da yakında yok olup gidecek. Benden sonra gelenler aynı şeyleri yeniden yaşayacak.

Geldiğim sonuç, kader diye bir şey yoktur. İnananlar için, ölüm bir ceza değildir. Çünkü günün birinde herkes ölecektir. Yaşadıklarımız kaderimizin değil, genlerimizin bir oyunudur (telomerlerimizin boyu kaçınılmaz olarak kısalır). İnanmayanlar için ise ölüm bir sondur.

Geride bir hüzün kalır, bir de yakınlarımızın ağıtı, o da varsa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatı cesur bir şekilde sorgulamışsınız.

Kerim Korkut 
 06.04.2016 15:58
Cevap :
Teşekkür ederim. Kendi penceremden olması gerektiği gibi sorguladım diye düşünüyorum. Sağlıcakla kalın.  07.04.2016 17:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 316
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 18820
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. Mimarlık Fakültesi 1982 Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster