Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
812
 

Yıl 2030, uyarmıştık (2. bölüm)

Yıl 2030, uyarmıştık (2. bölüm)
 

bsimple.co


http://blog.milliyet.com.tr/Yil_2030__uyarmistik!/Blog/?BlogNo=218337

Neyse, biz tekrar konumuza dönelim. PKK’nın kentlerde terörü yaygınlaştırması ile iyice gerilen sinirler, Tokat ilimizde Yedi askerimizin şehit edilmesiyle birlikte iyice kontrolden çıkmıştı. “Büyük Türkiye” bir anda açılımın zoraki iyimserliğinden çıkarak, terörün kol gezdiği ve açılımın artık sona erdiği bir yol kavşağına gelmişti.

Büyük Türkiye şehitlerine ağlıyordu. Yurdun dört bir yanında protesto yürüyüşleri yapılıyordu. Barış isteyenlerin ağzını bıçak açmıyordu. Bu işin vebali, açılım isteyenlerin üzerine kalmıştı. O zamanların kapatılan partisi DTP’li milletvekili Emine Ayna’nın yapmış olduğu açıklama ile açılımın Kürtler tarafından bitirildiği resmen doğrulanmıştı.

-Peki öğretmenim, böyle durumlarda ülkemiz siyaseti ve kurumlarından daha fazla birlik beraberlik mesajları gelmesi gerekmez miydi? Geçen hafta belirttiğiniz gibi, 1993 yılında 33 erin şehit edilmesiyle birlikte sona eren “ateşkes görüşme hazırlıkları” başlamadan bitmemiş miydi? O zamanlar neden bu olaydan ders çıkarılmamıştı?”

-Haklısın. Bunları ne yazık ki şimdi görebiliyoruz. Biz devam edelim. O zamanın muhalefet partileri, CHP ile MHP yapılabilecek en büyük hatayı yaptılar. CHP Genel Başkanı , Ak Parti iktidarını “vatan hainliğine” varan kelimelerle suçladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise neredeyse halkı isyana davet eder gibi “millet ayaklanır” imasında bulunmuştu.”

-Öğretmenim, gerçekten şimdi geriye dönüp bakıldığında hikâye gibi geliyor insana. Fakat inanılır, anlaşılır gibi değil. Onca olup bitenden sonra nasıl böyle hatalar zincirleme bir biçimde devam etmiş…”

-Sonra 11.12.2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi DTP’yi kapattı. Onca olaydan sonra herkeste yaygın olarak DTP’nin kapatılması konusunda oluşan bir uzlaşma vardı. Bu yüzden pek itiraz eden olmamıştı. Kimine göre bunu AK Parti planlamıştı. Fakat artık bunların hiçbir önemi yok.

Olaylar hızla devam ediyordu. Asıl korkulanlar bir bir gerçekleşiyordu. PKK Türk halkını tahrik etmek için her şeyi yapmıştı. Polis karakolları basılmış, Orduevleri taşlanmıştı. Emniyet güçlerinin, halkın sabır sınırlarının da iyicene sonuna gelinmişti.

Yapılan propagandalar sayesinde de AK Parti Hükümetine karşı herkeste gittikçe artan bir güvensizlik dalga dalga yayılıyordu. Ülkede hem terör vardı, hem de ekonomi olağanüstü bozulmuştu. İşsizlik çığ gibi artmıştı. Sendikalar grev çağrısı yapıyorlardı. Güneydoğuda esnaf zaten kepenk açamıyordu. Hukuk sizlere daha önce anlattığım gibi 367 kararı, Şemdinli olaylarında gösterilen basiretsizlik vb. olaylarla çoktan yok olmuştu. Galiba en büyük hata da burada yapılmıştı. Hukuk… kurban edilmişti.

İşin asıl korkunç yanı Türk halkının yapılanlara daha fazla sessiz kalamama, galeyana gelme durumuydu. Ne yazık ki bu da gerçekleşmişti. Bir kentimizde birkaç yerde birden uzaktan kumandalı bomba patlatılmıştı. Ölü sayısı vahim boyutlardaydı. Önü alınamayan olaylar işte o zaman başlamıştı. Halk artık iyicene sahaya inmişti. Yurdun her yeri, ‘ateş yeri’ olmuştu.

Artık Kürtler komşumuz değildi, kardeşlerimiz de değildi. Kürtlerden bir çoğu doğuya doğru göç etmeye başladılar. Tam bir ayırım noktasındaki son kavşaktaydık.

Daha önce sen ben kavgasına tutuşanlar halkın sahaya inmesiyle birlikte, birlik beraberlik çağrısı yapmışlar, fakat çok geç kalmışlardı. CHP ve MHP’nin çok geç yapmış olduğu milli olmayan beraberlik çağrıları yani Kürt, Türk kardeştir çağrıları, o kadar çok geç kalmıştı ki, …

Olaylar devam ederken iktidar partisi için de bir kapatma davası açıldı ve hızla …/…/2010 tarihinde ‘kapatma’ ile sonuçlandırıldı. Başbakan’a ömür boyu siyaset yasağı getirildi.

Kapatmanın ardından ……………..başkanlığında bir “ara rejim” hükümeti kuruldu.

Dış Dünya ise olup bitenleri hayretle karşılıyordu. Bazı ülkeler “Türkler çıldırmış olmalı” dediler. Bazıları da “Türkler en çok korktukları duruma düştüler” demişlerdi. O sıralarda yani olaylar başlamadan önce, gelecekte en iyiler arasında gösterilen “Büyük Türkiye hızla küme düşmüştü. AB ile ilişkilerimiz ise süresiz olarak askıya alınmıştı. Kimi görüşlere göre de asıl amaçlanan buydu.

Olanlar olmuştu artık. Hiç kimsenin gücü ayrışma da başlanılan süreci durdurmaya yetmemişti. Sorun artık sadece Büyük Türkiye’nin değildi…

Doğrusu çok kötü harcanmıştık.

"İşte biz böyle “bölündük” gençler…"

Dışarıda pis, uğursuz bir hava vardı.

Ve bulutların yüzünde bir çakal gibi sırıtan alaycı bir yüz beliriyordu “Yeni Türkiye'nin üzerinde.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet,çakal gibi sırıtan alaycı bir yüz.

Kerim Korkut 
 03.11.2012 14:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 559
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 904
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster