Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '12

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
122
 

Yılanın başı küçükken ezilmeli

Ankara'nın soğuk kışından bıkınca, Mayıs ayının başında yazlığa koştuk. Yağmurdan kaçan doluya tutulur derler ya.. Öyle oldu. Yeşillere bürünmüş Ege'de denizin serinliği, geceleri üşütüyordu. Öksürmekten aksırmaktan 50-60 metre uzaklıktaki kumsala bile gitmedim.

Yazlık komşulardan bazıları, kışın da oturuyorlar Ege’nin şirin ilçesi Dikili'de. Bu sene komşularda hayvan sevgisinin doruk noktasına ulaştığını gördüm. Çevre de insandan çok kediler vardı. Kapının tıkırtısına sekiz on kedi doluşuyordu bahçenin çevresine. Dinlencelerde kedilerde sosyetik olmuşlar. Ekmek yemiyorlar. Ya et olacak ya da tavuk ve balık. Onu ben de bulanıyorum diye söylenmeye başladım kedilere

Kıza kıza yediklerimizi paylaşıyorduk kedilerle. Gece yarısı çocuk ağlaması diye uyandım, balkona çıktığımda boş olan evin bahçesinde kediler kavga ediyordu. Bağırmaktan da anlamıyorlar, balkonda bulduğum çamaşır mandallarını atarak uzaklaştırdım oradan.

Erkek kediler dişi kedilerin peşinde. Boş evlerin taraçalarında ardı ardına yeni yavrular dünyaya geliyordu. Komşularla şakalaşıyoruz kürtaj yasağı bunlara yaradı diye.

Geceleri Uyumak zorlaşınca, hortum savaşına başladım. Kızgın kedilere su sıkarak uzaklaştırma görevini üstlendim. Yeni komşumuz” Doğada her canlının yaşama hakkı var” diyerek serzenişime karşı çıkıyordu. Belediyede katılmıştı hayvan sevenlerin kampanyasına, geceleri sivrisinekler çoğalmaya başladı.

Duygularımı yazıya dökememenin öfkesini de yaşıyordum. Karaca oğlanın " Tüfek icat oldu mertlik bozuldu" mısrasında dediği gibi teknoloji olmayınca her şey altüst oluyor. Bilgisayarım bozulunca, elime kalem alıp duygularımı kağıda yazmaya üşendim. Miskinlik çökmüştü üzerime. İletişim çağında yaşamak çok anlamlı, geçmişi anımsamak bile istemiyorum.

Haziran ayında sırtımız kızdı. Yazlıkçılar çoğalınca kediler yeni gelenleri n kapılarına koştular. Ortak yaşam için paylaşım güzeldi. Yükümüz epeyce azalmıştı. Bazen de aramaya başladık göremediklerimizi. Merak ediyorduk, sohbetlerimize konu oluyorlardı. İri olan siyah beyaz kediye tecavüzcü Osman adını takmıştım.

Dinlence yerlerinde Nisan ve Mayıs aylarının kendine özgü sosyal bir yapısı ortaya çıkmaktadır. Bu aylarda pazarda dolaşmak güzel bir gezinti oluyor. Elli yaşını aşmış olanların pazarda dolaşanların gençleri olduğunu söyleyebiliriz. Pazar alışverişlerin hoş sohbete dönüştüğü gerçeği, güzelliklerin başka boyutu idi. Yaşananların öğretisi, davranışlara ve belli bir kültüre damga vuruyordu.

Kim ne derse desin, dinlence yerlerinin neşesi gençler. O zaman tatilde olduğun anlaşılıyor. Denizde onlarla birlikte yüzdüğünde bile gençleşiyor insan. Farklı gözle algılamaya çalışıyorsun çevreyi, olguları. Çocuklaşmak geliyor içinden, yaşayamadıklarını yaşamak istiyorsun onlarla. Çığlıklar atabiliyorsun denizin içinde." Kim bu çığlık atanlar; kazık kadar adamların çıkardığı sese bak" diyenler yok gibi geliyor çevrende. Kendimi özgür hissediyorum onlarla.

İlk kez kumsala indiğimde, beş on kişi toplanmış bir şeyler tartışıyorlardı. Konuşmalara kulak kabartarak ilerledim. "Bu hain kim, neden vurmuş" "Saçma yarası yok" Sapanla vurmuşlardır" "Yara yok dedim" Zehirlendi mi acaba" "Uçuyordu birden yere düştü" "Neden düşmüş olabilir" "Yazık ölmüş" Sabahtan beri konuşuyoruz, ölmüş tabi"

Kalabalığı yararak öne geçtiğimde, beyaz kanatları kumlara karışmış martı kuşu ile karşılaştım. Bazı bayanlar üzüntüden ağlamaklıydılar. "Neden ölmüş" diye bir soruda ben yönelttim. on beş yaşlarında bir çocuk "Amca pike yaparak yere düştü, koştuk baktık ki ölmüş" Bıyıkları yeni terlemiş bir genç " Amca, pilotaj hatasından düşmüştür" diyerek tebessüm etti ve uzaklaştı. Ağlamaklı olan bayan ters ters baktı gence. Bizimle alay ediyor diye düşünürken, “gençler akıllıdır, bir bildiği var ki öyle konuştu”.diye mırıldandım.

Düşündüm, bilim insanları, yaptıkları araştırmalar ile “ Higgs Boson-Tanrı Çekirdeğini” buldular. Mustafa Kemal Atatürk “Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir “ demişti değil mi?

Bir çığlık. " YILAN!...." Kumsalda taş bulan hayvan severler yılanın peşinden koştular. Öldürdüler. Gençlerden biri kuyruğundan tutarak havaya kaldırdı zafer kazanmış edasıyla. Atalarımız boş yere söylememişler, "Yılanın başı küçükken ezilmelidir."

M.Ferit Kotan

Her gün kan ve göz yaşı dökülen ülkede, sizleri bu tür yazı ile oyaladığım için özür dilerim.25.08.2012

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ferit Bey merhaba; yazınızı ilgiyle okudum."Bu tür bir yazıyla..."Eklemesine gerek yoktu çünkü bu tür yazılar:İçinde bulunduğumuz durumu farklı bir açıdan açıklıyor. Yılan öldürebilen genç çocuk: Çok büyük bir tehlike altında mıydı? Martı pilotaj hatası yapmaz, o insana mahsusutur. Öldürmeyi alay etmeyi sevmek...Ve kediler kıza-kıza paylaştığınız azığınız; yine de Allah sizden razı olsun. Her daim paylaşacak azığınız olsun. Sokak garibanları bizim çağdaşlığımızın aynasıdır. Onlar için ne yapmak gerekiyorsa(kısırlaştırma aşılama yemleme sahiplendirme) mümkün mertebe ihmal edilmemesi gerekir. Yücenin yarattığı fuzuli değersiz yararsız canlılar var mıdır? Onları izlerseniz, gönül gözüyle evrenin derinliğini görebilirsiniz. İçimizdeki doğa sevgisinin artması dileğiyle...Selamlar saygılar

Alev Meisel 
 27.08.2012 12:01
Cevap :
sayın Alev Meisel,ilginize teşekkür ederim."Plotaj hatası" söylemi mizahtır.Yaşanılan bir olaya gönderme yapılmıştır. sağliklı günler.  29.08.2012 21:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 516
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster