Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
7267
 

Yol ayrımları zordur !...

Yol ayrımları zordur !...
 

Yeni Foça'da ben.


Son zamanlarda bir tuhafım a dostlar. Ruh dünyamda fırtınalar esiyor. Kaç zamandır duyumsadıklarımı yazmak istedim de yazamadım. İlham gelmediğimden değil, elim varmadığımdan. Kendi kendime boyuna otosansür uyguladığımdan. Çünkü, ülkemizde, özellikle de sosyal medyada özellikle bir linç kültürü başlamış. İnsanlar, kendi benlikleriyle var olmuyor. Mensup oldukları siyasi,  toplumsal aidiyetler çerçevesinde insanlar birbirleriyle adeta sidik yarıştırıyorlar. Birazcık farklı düşünsen, oyunun dışına itiliyorsun. Ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranabiliyorsun.

Offff hep bugünlerde Cemal Süreya ‘nın o beynime adeta kazınan dizeleri geliyor usuma . Cemal Süreya Usta Kanto adlı şiirinde ‘’Ben nereye gittimse bütün zulumlardı /Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm / Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu/Namussuz bir çağ bu biliyorsun / -Garson rakı getir / Garsonun adı Hakkı ‘’ diye yazmış.

Bazıları ; yaşamlarından sosyal medyayı çıkarttıklarını övünerek anlatıyorlar. Ama bu da çare değil ki gözüm. Sosyal medyada linç kültürü bir fasit daire gibi aynı. İnsanlar – bazen ben de dahil – bir noktayı görürken diğer başka bir noktayı görmekten ısrarla kaçınıyorlar.  Çünkü o noktayı görsen mensup olduğun aidiyet karşısında karizman sıfırlanacak. Bazen öyle geliyor ki bana, insanlar başkasının hata yapmasını bekliyorlar. Facebook’da çok sevdiğim ve yüz yüze tanıştığımız, görüştüğümüz ve sevdiğim bir gazeteci bana özelden bir mesaj yolluyor. ‘’ İbrahim sen böyle bir şeyi nasıl beğenirsin ?‘’. Oysa sayfamda her zaman provokatif şeyler paylaşmamaya ve kurduğum tümcelerimde, kişilik haklarını zedeleyici, hakaret içeren, belden aşağı ve seksist ifadeler kullanmamayı özen gösteririm. Üstelik o gün başka bir arkadaşım, beğenmediği şeyleri beğenmiş gibi görünmekten şikayetçi iken. Çok sevdiğim insan, köşede çıkan haberlerden benim böyle bir şeyi beğendiğime kanaat getirip hemen yazmış mesajı bana…

Oysa beğenmemiştim. Böyle ucuz ve şiddeti teşvik eden şeyleri asla beğenmem zaten. Ama bir şey paylaşmadığım halde, gözetlenmek canımı sıktı ( George Orwell’i anımsadım birden ). Ben de tepkimi dile getiren bir yanıt yazdım. Satır aralarında böyle bir şeyi beğenmediğimi belirttiğim halde, vicdanımla baş başa bırakılarak bloke edilmiştim.

Adam  ya da kadın bir meslek örgütü STK’da ( Sivil Toplum Kuruluşunda ) yönetici. Daha kucaklayıcı olması gerekirken ötekileştiriyor, kutuplaştırıyor. Karşındakini yok sayıyor. Herkesin aynı düşünmesi olası mı ? Değil. Üstelik hep bize empati yapmamızı salık veriyor. Ama aslında kendisi empati yapmıyor. Bir mesleki örgüt ne için vardır ?  Aynı meslek öbeğindeki insanların haklarını aramak için vardır öncelikle. Bu yetmiyor kişiye. ‘’ Sen de benim gibi olaylara aynı tepkiyi vereceksin hatta aynı partiye oy vereceksin ‘’. Eee her baskı bir tepkiyi doğurur. Bir yerde ‘’ Yeter ama ‘’ dersin.  İşte bir noktada ben de yeter dedim ve ayrıldım oradan. Şunu belirtmeden geçmeyeyim. Benim tepkim o görüşte olmaları değil, kendi görüşlerini başkalarına empoze etmeleri, dayatmaları ve tahammülsüzlükleri.

Üstelik şöyle de bir şey var.  Çok çalışan , çok üreten kuşkusuz hata yapar. Ben kendimce bir şeyler üretiyorum. Ve ürettiklerimi paylaşıyorum. Kuşkusuz hata da yapabilirim. Ama kişi üretmiyor, paylaşım da yapmıyor. Ama başkasının paylaşımlarını gözetliyor, başkasının hata yapmasını bekliyor sürekli. Bilmem bu ne deli etik sahi !...

Hiç unutmuyorum. Bir fanatik Fenerbahçeli arkadaşım vardı. Bir de Galatasaraylı ama asla fanatik olmayan, mülayim bir insan. Üç kişi nöbet işyerinde gece nöbeti tutuyoruz. Ben sabaha karşı biraz dinlenmek için uyumuştum. Bir de içerden yükselen tartışma sesleriyle uyandım. Fanatik Fenerbahçeli mülayim Galatasaraylıyı artık nasıl çileden çıkardıysa artık. O yükselen sesler takım kavgasıymış.

Zor bir yazı oldu benim için. Hem aldığım kararlardan dolayı çok sevdiğim ablamı üzdüm belki.  Bana kızgın değildir ama belki de kırgındır. Kimseyi üzmek istemediğimi sanırım o da biliyor. Belki kızgınlığı ya da kırgınlığı geçince beni anlayacak diye avunuyorum. Ne desem ruhumdaki acıyı dillendirmek için yetersiz kalıyor. Bazen kararlar almak zorunda kalırsın .  Yaşam devam ediyor, ediyor, ediyor işte !...

Hüseyin Başdoğan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 6671
Kayıt tarihi
: 24.04.15
 
 

Türkiye'nin kısa espri konusunda en çok üretken ve tanınmış mizah yazarlarından birisiyim. 30 yıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster