Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
436
 

Yüksek kollesterol içerir

Yüksek kollesterol içerir
 

Hafta sonu yazısı nasıl yazılır?

Hafta sonu yazılanlar hafta sonu yazıları mı sayılıyor?

“Sabahleyin erkenden kalktım. Pencereyi açtım. Temiz havayı ciğerlerime doldurdum. Pijamam sırtımda mutfağa yöneldim. Kendime acı bir Türk kahvesi yapma fikrinden aç karnına gitmeyeceği için vazgeçtim. Türk kahvesi yerine Avrupa kahvesi yaptım. Sonra bakkala giderek bir gazete, iki ekmek alıp döndüm. Gazeteyi okudum ve televizyonu açtım. Güzel bir Pazar sineması bularak seyretmeye başladım."

Gündem yumurta.

Hayır, Pazar sinemasında değil, gazetelerdeki gündem.

Yumurta ile ilgili sözlerden başlasak acaba kolesterolü fazla mı kaçar?

Yumurta suçsuz bulunmadı mı kollesterol yönünden?

Ama fazlası?

İyi o zaman, “Sermayen bir yumurta ise var taşa çal.”

“Bozuk yumurta bütün yemeği berbat eder.”

“Barıştaki bir yumurta, savaş zamanındaki bir öküzden kıymetlidir.”

“Yumurta taşa düşmüş, başı yarılan yumurta olmuş”

Bir saniye, şimdi de yumurtalı türküler,

“Yumurtanın yarısı

Yere düştü sarısı

Sarısından fayda yok

Kaç gel gece yarısı”

“Sepet sepet yumurta

Yar sen beni unutma

Sen beni unutursan

Göz yaşını kurutma”

“yumurtanın kulpu yok

Gözlerimde uyku yok

Sür gemici gemiyi

Hiç kimseden korkum yok”

Bir de eski yumurta hikayesi;

“Otuzlu yılların sonu, kırklı yılların başıydı. Kolumdaki iki sepetin birinin içinde, kızlar için sattığım toka, krem, koku yağı, iğne iplik, ayna tarak bulunur, bunları yumurta ile değiştirir, diğer sepete de yumurtaları koyardım .

Yumurta kıymetliydi o zamanlar. İki toka beş, bir kelep iplik on , iki iğne üç, bir horozlu ayna ve tarak yirmi, bir kutu krem 12 yumurta.

Çeşmenin başında, ‘haydi kokucu geldi’ dedim mi, köyün tüm kızları başıma üşüşürdü.

ilk zamanlarda elim çenem titrerdi güzel kızları görünce. Ama sonra alışınca gözlerinin içine bakar oldum. Ne elim titredi, ne de çenem.

İçlerinde bir Behiye vardı. Ona vurgundum.

Ne Behiye idi!

Behiyeler hep güzel mi olur?

‘ Al sana kremin en iyisi” der, kremlerin içinden pembe kutulusunu seçerdim ona. Aslında hepsi de aynı kokuydu. Lakin Behiye kendi için seçtiğime inanır, zeytin karası gözleriyle ta gözümün içine bakar gülümserdi.

Ne gözdü birader o gözler ! Gözlerdeki enerji deler içimi geçerdi. Damarlarımda ne kadar yağ varsa, hepsinin eridiğini hissederdim o anda.

Behiye bana, ben Behiye’ye yangındık.

Uzatmayalım, askere kadar durumu idare ettik. Elim eline değmeden, gözlerini aldım gözüme askere gittim.

İkinci Dünya Savaşı sırasıydı. Bizim askerlik uzadıkça uzadı. Behiye bekleyemedi tabi. Vermişler başka bir köye.

Şimdi, seksenini devirdim. Daha bu gün gibi aklımdan çıkmaz... Yorganın içinde o gözlerle uyudum hep...

Yumurtalar?

Onları unuttum gitti. Hem yaş da ilerledi, ne yumurta kaldı, ne de gençlik.

Yumurta gündemi meşgul edeceğe benziyor.

Bu yazının da yumurtalı olacağı başlığından belliydi. Kollesterolunuz varsa keşke okumasaydınız.

İyi hafta sonları.

Hüseyin Seyfi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 498
Toplam yorum
: 466
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1508
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster