Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
548
 

Yüreğimden kan damlıyor

Yüreğimden kan damlıyor
 

Kara bir günün ortasındaydık... O günün kara olduğunu ancak saat 3 sularında farkedebildik. Aradan bir ay geçti, ama hala elim gitmiyor yazmaya ölüm sözcüğünü. Biliyorum sen ölmedin. Ölüm, senin gibi özel insanlar için geçerli olan bir durum değil biliyorum. Yaşamlarıyla dünya ya değer kazandıran insanlar ölümsüz olmuşlardır artık. Tıpkı senin gibi...

19. Ocak. 2007 kara bir gündü. İnsanım diyebilen herkes için güneşin renginin soluklaştığı bir gündü. Lanet yüklü kara bulutlar gelip toplandı başımıza haberini aldığımızda. İnanamama, reddetme ve isyan duygusu dakikalar ilerledikçe çaresizliğe dönüştü. Çaresizliğin ne kadar acı verici birşey olduğunu belki de ilk kez o gün bu derece güçlü bir biçimde hissettim: O aydınlık yüzlü adam, karanlık bir girdabın içinden düşmüş zavallı bir piyonun sıktığı kurşunlarla kana bulandı ve yere düştü. İnsana çaresizlik duygusunu bundan daha şiddetli bir biçimde hissettirebilecek başka ne olabilir ki? Aradan tam bir ay geçti. Gözyaşları ve reddedişle dolu koca bir ay. Bir aydır yüreğim kanıyor ve kanlar akıyor kaldırımın soğuk taşlarına. Aynı o gün ki gibi akıyor... Ilık ve kırmızı kanlar suluyor bir aydır kaldırım taşlarını. Taşlar insanlaştı içtikleri acıdan, onların çatlaklarından bile gözyaşları sızıyor.

İnsan olmanın yüceliğini herşeyin üstünde tutan tüm insanların çektikleri acıya şahit bu sokaklar. Seni uğurlamak için gelen yüzbinlerce insanın ayak seslerindeki vuruşları kaydetti hafızasına bu şehrin üstünü örten taşlar. Yer, gök, ağaçlar, deniz ve kuşlar...

Bu ülkenin iki farklı yüzü var: Birbirine taban tabana zıt iki yüzü. Bir yüzü aynı senin gibi aydınlık ve sevgi dolu. Diğer yüzü ise aynı seni öldürenler gibi karanlık ve nefret dolu. Senin zamansız gidişinden sonra ikisinin çatışmasını izlemeye başladık. Kah bu ülke de ne kadar güzel insanlar varmış diye düşünüp teselli bularak, kah ne oluyor bize deyip derin endişelerin girdabına kapılarak. Her daim nefret kusan ırkçıların insan da tarifi imkansız duygular uyandıran sözleriyle, tehditleriyle ve yeraltının en korkunç cehennemlerinden çıkmışa benzeyen bakışlarıyla ne zaman karşılaşsam seni ve senin gibi güzel insanların yüzlerini getiriyorum aklıma. Biliyorum bu dünyanın düzeni bu: Birileri gelir bir yol açar ve ardından gelenler o yolu büyüterek ve genişleterek ilerlemeye devam ederler. Sonra başka birileri gelir ve yol gitgide genişler. Senin taşlarını ördüğün yollarıda biz genişleteceğiz Sevgili Hrant. Yollarımız dikenli çalıların istilasıyla örtülemeyecek kadar geniş ve aydınlıktır bunu biliyoruz.

Gerçekten acı şeyler yaşadık ve yaşıyoruz. Bir aydır yüreğimizden kan damlıyor. Damlamak ne kelime çağlıyor. Birbirinin içine girerek büyük bir yumak oluşturan duygularımı kelimelere dökmek o kadar zor ki... Ne yazarsam yazayım ifade edemiyorum kendimi. Senin kanını akıttıkları o kaldırımın önünden her geçişimde göz pınarlarımı dolduran yaşların akmasına engel olmak için başımı havaya kaldırarak yürüyorum. Aradan bir ay geçti ve ben sokak ortasında ağlamamak için hala aynı masum hileye başvuruyorum. Demek ki zaman da dindiremiyormuş acıyı.

Bu aralar hayat ve ölüm üzerine daha çok düşünmeye başladım. Ama her düşüncenin içinde sen varsın. Türkiye’nin iki farklı yüzünün çatışmasını izlerken de aklımda senin Anadolu’nun güzel insanlarına özgü gülümseyişin ve umut veren bakışların var.

Sana ölüm sözcüğünü yakıştıramıyorum. Seni ve ölümü yanyana yazamıyorum. Çünkü biliyorum senin gibi insanlar kalplerde ve zihinlerde yaşamaya devam ederler ve bu anlamda ölümlü değillerdir. Sen, taşlarını kendi ellerinle dizdiğin yolu bıraktın bize; barışa, sevgiye, kardeşliğe ve umuda adanmış bir ömrün ışığını bıraktın. Kaldırımı kırmızıya boyayan kandan yüzbinlerce Hrant Dink doğdu. Sen şimdi o yüzbinlerce Hrant Dink’in yüreğinde ve İstanbul sokaklarında kanat çırpan güvercinlerin bakışlarında yaşıyorsun. Ama yaşıyorsun işte. Seni öldürdüğünü sanan karanlığın pis sırıtışına inat yaşıyorsun.

Karanlıklar prensi ırkçıların, kafatasçıların sesleriyle konuşuyor ve kinini kusuyormuş ne gam. Karanlık, ne kadar çırpınsa da doğmakta olan günün ışığında yok olup gitmeye mahkumdur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye mizde güzelim ülkemizde ölüm her an yanıbaşımızda bu hepimiz için çok yakın ama bazıları için dahada yakın ne kadar iyi ve doğrucu isen o kadar da ölüme yakınsın smatya da Hrant DİNK'i tanıyan bir insanla konusurken gözlerinin nasıl doldugunu sesinin nasıl kıslıdıgını ben bizim gibiler bilir gerisi hikaye ne yazık ...Selamlar saygılar ey güzel insanlar...

Cüneyt CAMGÖZ 
 25.02.2007 19:42
Cevap :
Benimde onu tanıyan biriyle her konuşuşumda aynı şekilde gözlerim doluyor. Söyleyecek birşey bulamıyorum artık, bu son olsun demekten başka.. Selamlar, sevgiler...  25.02.2007 21:36
 

Sevgili ozlem, bende bir resim galerisi yapmak istiyorum, sizin galeriniz gibi, ama ordinatoru daha iyice ogrenemedim, nasil yapacagimi bilemiyorum. Galeriniz için sizi kutlarim. Sevgiler._ Kardesiniz, Ohannis.

Ohannes 
 24.02.2007 14:25
Cevap :
Sireli Ohannis, Aslında galeri hazırlamak zor değil. Sayfanın üst kısmında galerilerim yazan bir yer var oraya gir ve galeri oluştur seçeneğini seç. Sonrada oradan gelen komutlarla kendi bilgisayarına yüklü olan resimlerle bir galeri oluşturabilirsin. Sirov...  25.02.2007 0:01
 

Bizler kendi dusuncelerimizi ve yorumlarimizi yaziyoruz, bunlarda sadece bizleri baglar. Evet Turkiye'nin sadece iki yuzu degil binlerce yuzu var, onun içindirki hâla, yerimizde sayiyoruz ve 17nci yy. yasiyanlarimiz var, çaga ve aydinliga ayak uyduramiyanlar, bol ve yonet yontemleriyle, kardesi kardese kirdirmak istiyenler var, gozler gormez, kulaklar duymaz olmus. Ben yazilarimda sadece aydinlarimizi, fikir, dusunce ve bilim adamlarimizin kiymetini bilelim, onlari tehdit ve hedef gostermiyelim, diye yaziyorum, hangi yazimda bu haince saldiriyi tum Turkiye'ya mal etmisim, Turkiye'yi suçlamisim? hangi yazimde, anlamakta zorlaniyorum!. Aslinda bunlarin hapside bir yazi konusu, ben bir guvercin tedirginligi duymadan yazabilmeliyim, goruyorum ki ismimden dolayi, yazilarimi çekemiyenler var. (Bende ara veriyorum) siirlerimi yazayim, hiç kimsenin hedef tahtasina oturtulmak istemiyorum?. Sevgilerim tum aydinlik yuzlu insanlarimiza. Saygilarimla.

Ohannes 
 24.02.2007 14:20
Cevap :
Sireli Ohannis; Seni çok iyi anladığımı zaten biliyorsun. Aslında söylemek istediğim çok şeyler var. İlk aklıma gelenleri yazmaya çalışacağım: Maalesef Türkiye halkının neredeyse tamamı hayatları boyunca tek bir Ermeni bile tanımamıştır. Kafasındaki Ermeni ya da Gayrimüslim tanımı da ilkokul sıralarından beri zihnine işlenen olumsuz yargılarla biçimlenir. Bu şekilde yetişen insanların sonra bu ülke de bakan bile olsalar ön yargıları ve düşünce biçimleri değişmez. Hatırlarsın bir ara Türkiye'nin bir bakanı Apo için "Ermeni dölü" demişti. Bunun gibi daha bir dolu örnek var ve hepsini sıralamak gereksiz. Ancak Hrant aparımızın cenaze töreninde gördük ki bu ülke de Hrant'ın acısını kendi acısı bilen bir sürü insan var. O insanlar hala Agos'a geliyorlar ve bize acımızı paylaştıklarını söylüyorlar. Dolayısıyla Ohannis kardeşim, umutsuz olma ve yazmaya devam et lütfen. Seni sevgiyle kucaklıyorum...  24.02.2007 23:58
 

Sevgili Ozlem, yorumunuz için binlerce tesekkurler, sanki benimde tum duygu ve dusuncelerimi yazmissiniz!. Bizler yureklerimiz kan agliyor, kaldirimin uzerinde hâla Hrant'in kan izleri var ve o tetigi çekenin ve çektirenlerin ve oldurulecegini bildikleri halde onlem olmiyanlarin kan izleri var, bunlari gormezden geliyorlar, sireli yegpayris Hrant Dink'in haince kaelrdilisi sonrasinda yazi ve yorumlar yazmaya basladim, evet daha 9. yazimda gizli tehditler karsima dikildi, irkçilarin ve kafatascilarin hedefi oldum. Hemen bana Diasporadan ve Asala'dan bahsederek ve Haçin olayini buyuklerinden duyduklariyla ve (hiç bir ermeni gormemisler), Hrant'in olumunu hakli çikarma çabalarini ne acidir ki gozluyorum. Ne yazikki Hrant'in bir yazisini dahi okumuyanlarin ve katledilisinin sonrasinda yuzlerce gazetecilerimizin yazisini dahi okumuyanlarin hedefimi olacagim. Onu ne anladilar, ne de anlamaya çalisiyorlar. Sevgili arkadaslarim, bizler MILLIYET blog'da bir aileyiz, Ben kendi dusuncelerimi_1

Ohannes 
 24.02.2007 14:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 4893
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster