Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
352
 

Zamanı akıtmak 28

28-]Zaman da, bir başka olay ve zamanla, açıklanmak durumundadırlar. Evrenin bağıntılı bir bütün olması, bu bağıntıyı zorunlu kılmaktadır. Bu; birbiri ile açıklanan o olayların, konum uzay çevresiyle olan kendi ilişkindik ti anlık durumudurlar. Değilse sizin dışınızda zamanın olmaması değildirler. Sizdeki içti durumsal süreçlerin algılanması, dıştaki durumların zamanını ayırt edebilir olmamızın ölçeğidir. Bunlar daha sonradan birbirinin yerini alırlar. Zaman, varlığın beliriş her bir beliriş biçimlerinin nicelinim ortaya çıkarma devinimidirler. Bu nicel enir olanın da, kendisinden kaynaklı, kendisi üzerine bir etki ilişkisiyle bir takım nicelemeleri olacaktır. 

Ve yine, serbestçe oluşmuş, aynı düzlem içi fazlı, dış zamanın çevre etkimesi kaynaklı ilişkilenme nicelemeleriniz de olacaktır. Bu, zamanların girişmesidir. Her girişim elbet sonrasını açıklayacaktır. İleri akışta mantıki art arkalık olması için öncesinin sıralanması lazım. 

Bu nedensellik bir paradoks gibi gelir ise de değildir. Zaman, olgu ve olaylardaki art ardalıklar devinmesinin birikmiş haline baktığımızda; bu tür seçicilikle, seçici algılı bu oluşmalar, mantıki gerektirilmiştir. Değilse bu son belirme için bu seçicilikler, özel oluşturulmuş, özel aşama aştırılmış durum, değildirler. Böylesi bir bakış; insan öznelliğinin, evrensel olana; toplumsal özgürlükten yansıyan bir iradeci, bakışıdır. 

Kimi kez, aynı düzlem girişmesinin bağıl art araladığı (aşamalarının sıralı) olacağı gibi (bu bir zamanı, başka zamanla açıklamaktır), yine aynı düzlem içindeki olaylar, olgular; aynı anda, birbirinden bağımsız ve bir sonraki ilişkilenmenin oluşumunda, birlikte birbirine katkındırlar da. Bunların, oluşumları da, bu nedenle birbirini açıklamazlar da. 

Söz gelimi aynı düzlemde olan iki ayrı doğum, birbirinden bağımsız, birbirini gerektirmeyen bir oluşmadırlar. Daha sonra çocukların oyun arkadaşlığı ile birbirlerine düşünce ve eyleme dek etkime katkın lığında (o olaya değin olayın ileri akışına ya da fren etkisine katkısı) bulunacakları açıktır. Bu etki eşim katkı da, yine bu doğumları açıklayamaz. 

Sosyal birlik yaşamın, yerleşik yaşama evirilmeye başladığı anlarda, önce iki alanın bitişikliği ortaya çıktı. Göçebe sosyal birlikle, üreten yerleşik organize yapı. Bu evrenin tersinme süreçlerinin birlikte göçerlik ve göçmezliğin, yan yana ilişkin uzayları içinde görülmesi gibi idi. İlişkin uzaylar, birbiri ile girişirler. Girişme atım dalgası evren ölçeğinde, sınırsız gibidir. İşte bu insancıl sosyal yaşam ve toplum sal ve halk sal yaşamların; girişmeli olan, zamana dek kuantlı, süredurumdu boyutudurlar. 

Organelci aşamalar bir birine göre basamak oluştururken; her bir basamağın değişik gruplarınca yaşanıyor olması, sanki bir durumu; diğer durumlara, kendisinin tersinmiş hali gibi görmek olasıdır. Söz gelimi gelişmenin basamak oluşturması ve her gelişmenin değişik iliş kinlikle yaşanıyor olması, toplumsal durumun içte kendi direnç ve frenlerini oluşturmasıyla, dışta da sosyal birliğin, toplum olacakla yansıması ve toplumun da, sosyal birliği, halksa yapıya dönüştürmesi gibi. 

Birbirine göre tersinmiş aşamalı görünümleri ile bitişik uzaylar iliş kinliği içindeki aşamalar, kendi günümüze kadar, yavaş yavaş, bilinç edilerek, ayrışarak, seçme eleme yapılaraktan, zamanımıza değin geldi. Zaten toplumun bu tersinme evreleri, sosyal olaylar içinde, gericilikti, ilericilikti gibi tanımsa hareketler kapsamında, seçici teşhisle; toplum yaşamında tanımlanırlardı. 

Günümüzde dahi bu üç alanın birbiri ile ilintili devinme zamanı vardır. Ama alanların farklı devinim mekânı oluşturdukları dek girişmesinin, hala çok büyük çoğunluk, tam da farkında değildir. Başlardan günümüze dek, nerede ise tamamına yakını, bu bitişiklikle potansiyelce birlikte gelişip devindiler. Bu yüzden sosyal birliğin kutsallık anlayışı, toplumsal olanın nesnel ve ilişkisel birlikti düzenlenmesi içinde etkileşti. 

Bu hal geçişleri durumu, varlığın başlangıç koşullarına olan aidiyet bağıdırlar. Sosyal birlikler, bu aidiyet bağına, kutsallık bağı ile ulaşmanın oluşturulmasını isterler. Bu zamandı bitişiklikte halk sal alanla, sosyal yaşam, bu kutsallığın sağlam ve sıkı bir devinme alanı öznelliği idiler. Ama kendi içlerinde de, ilişkin uzayın bağıntılarına göre toplumsal kurum ve kurumlaşmanın (organ el eşmenin) zorunlu izlerini taşıyordular. Elbette kutsallık bağı şu ya da bu etkileşimle belirdikten sonra, çok köklü bir anlamanın, kullanımı içinde olacaktı. 

Bu kutsallığa dek kavranışların girişmesi içinde, çoğu kez halkın olanı biteni anlaması yönünde ve halkın bilinçse olacakla semboller üzerinde dönüştürülme mantığı var idi. Yani toplumsal olanlara, topluma göre zamanca geri olan halkın; intibak ettirilişidir. Burada etnik yapıların birliği (halk) gibi çeşitli etnikti kutsal totem yapıların, henüz iğreti duran birlikleri de, söz konusudur. 

Daha insanlığın, sosyal ve toplumsal soyutlama gücü ve kutsal anlayışları, yerden alınıp, göğe (evrene) doğru yansıtılmamıştı. Bütün oluşmalar, sosyal birliğin kutsallık anlayış temeli olan, kutsal totem mantığı üzerinde gerçekleşiyordu. Toplumu ve toplumun kurumlaşan ilişik eştirme düzenlenişlerini halk, bu düzlem üzerinde dönüştürüp, anlayıp; asıl aidiyeti olana (başlangıç tekillik durumu, tekillik uzay süredurum boyutuna) tutum aştırmakta idi. 

Sürecek 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 398
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 105
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster