​ ...gibi kırıtma! / Magazin / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '10

 
Kategori
Magazin
 

...gibi kırıtma!

...gibi kırıtma!
 

Almanya/Yetenek yarışmasının birincisi Şahin scholl namı diğer- Galileo


… gibi kırıtma

Ayıp oluyor. Erkek adam: Kılıç yutmuş gibi yürür.

Sözleri bıçak gibi keskin, elleri okkalıdır.

Vurduğu yerde, allı morlu güller biter.

Sesini titreterek inceden ağıt yakmaz… gibi ağlamaz.

…gibi olmak ve kırıtmak: Erkeğin şanına yakışmaz.

Bizlere hep böyle dediler, böyle öğrettiler.

Biz de bize verilen öğütleri aldık; kıvıranları uyardık.

…gibi kırıtmak mı yoksa kadın mı hakir görülür esasında…

Bu konu hakkında; şimdiye kadar kafamı hiç yormamıştım.

Ta ki Freddy Şahin Scholl adında bir kulun varlığından haberdar olana dek…

Almanya: İkinci dünya harbinden mağlup çıkınca; galip gelen ülkelerin askerleri, adı geçen ülkenin topraklarına uzunca bir süre demir attılar.

Yokluk açlık erkeksizlikle savaşmaya devam eden kadınlara cazip gelen: Naylon çorap, tütün, çikolata ve dolar gibi de gizli silahları vardı… Ülkeyi çizmelerinin altına alanların.

Almanya: Savaşta; birçok değerlerinin yanı sıra genç erkeklerini de kaybetmişti.

Geride yaşlı ya da sakatlar, ufak çocuklar…

Savaş sonrası nüfus artışı sevindirdi ama her anne olan sevinemedi.

O zamanlar bu ülkede de çok ayıplar vardı.

Nikâhsız çocuk doğurmak gibi… Hele hele siyahî bir Ami ise doğacak bebeğin babası; ana adayının çekeceği vardı.

Kışlalar değil; çocuk yuvaları; melez çocuklarla tıka basa doluverdi birdenbire; terk edilen bebeklerin bin bir türlü yürek dağlayan öyküleri hâlâ kamuoyunun gündeminde.

İşte o bebelerden biri de Freddy Şahin Scholl: Şimdi hafif kır saçlı orta yaşlı…

Amerikalı siyahî bir askerin gayri meşru oğlu…

Babasını hiç tanımamış annesini de; doğar doğmaz onu yuvaya atmışlar.

Freddy Şahin şanslı bebekmiş; yuvanın hemşirelerinden biri onu çok sevmiş anası gibi bağrına basmış lâkin arabanın ön tekerlekleri nereye giderse arka tekerlekleri onları takip ederler; derler ya Şahin için de öyle olmuş; yaşamında pek yüzü gülmemiş; gülümsemesi bile burukça…

Bu gece Şahin: Supertalent-Yetenek arayan TV yarışmasında birinci oldu ve 100.000 Euro kazandı ve arkası gelecek gibi… Müzik dünyasının dev yapımcıları şimdiden Şahin’in peşine takıldı.

Yeteneği neydi Şahin’in?

Kendisiyle düet yapabilmesi?

Hiç eğitim almadan klasik müzik tarzında besteler yapabilmesi…

Bas, bariton sesiyle icraatına başlayıp; aralara soprano ezgileri serpiştirmesi…

Klasik aryalar okuyabilmesi…

Akla şeytani bir fikir bulaşmadan…

Kadın arkadaşı var. Onu gözyaşlarıyla tüm yarışma boyunca izledi.

Kadınsı bir sese de sahip olması; soprano gibi de okuyabilmesi: Ona yepyeni ufuklar açtı.

(Ancak hadım edildikten sonra parlak yumuşak tiz sese sahip olunur düşüncesi yüzyıllar boyunca rağbet görmüşse de ender olarak; hadım edilmeden de erkeklere: Doğa bu yeteneği ayrıca bahşetmiş)

…gibi şarkı söylemekle bir kaybı olmadı. Zaten erkeksi sesi o yüzden kazandı.

Yüce sistem hormonları paylaştırırken adil davranmış. Kadınlık hormonlarını erkeğe erkeklik hormonlarını da kadına uygun ölçüde paylaştırmış. Birinden birini değersiz hakir görmemiş.

O yüzden… gibi kırıtma; gibi lakırdılara rağbet etmemek…

Oturup düşünmek ve bu tür benzetmelerden; eli ayağı, eteği pantolonu çekmek gerek… Dedim kendi kendime…

Sadece “Kıvırtma sadede gel” demek de yeterli olabilir.

Yetinmeyenlere?

Doğru bildikleri yolda yol almak düşer.

19. Aralık 2010 Pazar

Alev Meisel/ Berlin

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..