- Kategori
- Aşk - Evlilik
"Aşk nerde biter mantık nerde başlar?? Orantısı ne ve aritmetik ortalaması var mı?? "

Bu gün almış olduğum bir yorum nicedir beynimde olan soru işaretlerine ciddi bir cevap oldu. Aslında yorumu yazan sevgili blog arkadaşım sorunuma nasıl çözüm olduğunu haliyle anlayamamıştır. Ancak ben ona cevap yazarken aydınlandığımı hissettim....
Sorum şu "Aşk nerde biter, mantık nerde başlar?? Orantısı ne ve aritmetik ortalaması var mı?? "
Her birimizin aşk anlayışı farklı olsada sanırım her birimizin sınırları da var ... Sorum şu; "aşkı bir baraja dökülen nehir gibi görsek ve baraj kapaklarını ne zaman kapatacağımızı bilebilsek?
Bırakalım kurduğumuz setler bir bir yıkılsın mı? Yoksa hazır sular akıyorken ???"
Şimdi sevgili blog arkadaşlarım içinizde mutlaka mühendis olanlarınız vardır ben busorunun duygusal yanıtlarını bulmakta zorlanıyorum. Bir açıklayın bana bilimsel cevabını; bende kurtulayım sizde bu biçimsiz yazılarımı okuma zahmetine katlanmayın hiç olmazsa...
Aşk ....
Hayatımızı şekillendiren yüce bir duygu, hissetmek harika!!! Hayata karşı hissettiğimiz bağları arttıran bizi koruyan sarıp sarmalayan bir efsun dünyaya karşı....
Aşk....
Yeri gelip dökülen gözyaşlarını bile özlediğimiz bir duygu .....
Ve aşk sınırlarını çizmemiz gereken bir duygu kanımca ....
Ve daha evvelde alıntı yapmış olduğum minik bir hikaye ile satırlarımı daha doğrusu sorularımı bağlamak istiyorum. Çok sevdiğim bir filmden "Cinema Paradiso - Cennet Sineması" filminden bir alıntı;
<ı>"Bir gün kral diyarın en güzel prenseslerini çağırdığı bir davet verir.
Güzel olmasına kızların hepsi güzeldir ama kralın kızı gibisi yoktur. Kralın askerlerinden biri nöbet beklerken prenses önünden geçer. Bakış o bakış. Prensese âşık olur.
Basit bir askerin, kralın kızının yanında lafı mı olur? Ama her nasılsa, eninde sonunda prensesle tanışmayı başarır. Onsuz dayanamayacağını, beraber olamayacaklarsa ölmek istediğini söyler.
Prenses, askerin aşkının gücünden etkilenir. Ona şöyle der, "Eğer balkonumun önünde yüz gün yüz gece bekleyebilirsen, senin olacağıma söz veriyorum."
Asker başlar beklemeye.
Bir gün, iki gün, yirmi gün geçer.
Prenses her akşam balkonundan, aşağıda bekleyen askere bakar.
Ne zaman baksa asker hiç kımıldamadan dimdik durmaktadır.
Yağmurda, karda, rüzgârda hep orda bekler. Kuşlar askerin kafasına pisliklerini yapar, arılar onu her bir yerinden sokar.
Asker yerinden kımıldamaz.
Günler geçer, asker bekler.
Doksan günün sonunda bembeyaz, taş kesilmiş gibi durmaktadır.
Gözlerinden boşalmakta olan yaşları tutamaz. Uyuyacak takati kalmaz.
Ve bitmek tükenmek bilmeyen bu zaman boyunca Prenses de bekler.
Sonunda doksan dokuzuncu gece gelmiştir.
Asker arkasını dönmeden gider"ı>
Sorum şu "Aşk nerde biter, mantık nerde başlar?? Orantısı ne ve aritmetik ortalaması var mı?? "
Her birimizin aşk anlayışı farklı olsada sanırım her birimizin sınırları da var ... Sorum şu; "aşkı bir baraja dökülen nehir gibi görsek ve baraj kapaklarını ne zaman kapatacağımızı bilebilsek?
Bırakalım kurduğumuz setler bir bir yıkılsın mı? Yoksa hazır sular akıyorken ???"
Şimdi sevgili blog arkadaşlarım içinizde mutlaka mühendis olanlarınız vardır ben busorunun duygusal yanıtlarını bulmakta zorlanıyorum. Bir açıklayın bana bilimsel cevabını; bende kurtulayım sizde bu biçimsiz yazılarımı okuma zahmetine katlanmayın hiç olmazsa...
Aşk ....
Hayatımızı şekillendiren yüce bir duygu, hissetmek harika!!! Hayata karşı hissettiğimiz bağları arttıran bizi koruyan sarıp sarmalayan bir efsun dünyaya karşı....
Aşk....
Yeri gelip dökülen gözyaşlarını bile özlediğimiz bir duygu .....
Ve aşk sınırlarını çizmemiz gereken bir duygu kanımca ....
Ve daha evvelde alıntı yapmış olduğum minik bir hikaye ile satırlarımı daha doğrusu sorularımı bağlamak istiyorum. Çok sevdiğim bir filmden "Cinema Paradiso - Cennet Sineması" filminden bir alıntı;
<ı>"Bir gün kral diyarın en güzel prenseslerini çağırdığı bir davet verir.
Güzel olmasına kızların hepsi güzeldir ama kralın kızı gibisi yoktur. Kralın askerlerinden biri nöbet beklerken prenses önünden geçer. Bakış o bakış. Prensese âşık olur.
Basit bir askerin, kralın kızının yanında lafı mı olur? Ama her nasılsa, eninde sonunda prensesle tanışmayı başarır. Onsuz dayanamayacağını, beraber olamayacaklarsa ölmek istediğini söyler.
Prenses, askerin aşkının gücünden etkilenir. Ona şöyle der, "Eğer balkonumun önünde yüz gün yüz gece bekleyebilirsen, senin olacağıma söz veriyorum."
Asker başlar beklemeye.
Bir gün, iki gün, yirmi gün geçer.
Prenses her akşam balkonundan, aşağıda bekleyen askere bakar.
Ne zaman baksa asker hiç kımıldamadan dimdik durmaktadır.
Yağmurda, karda, rüzgârda hep orda bekler. Kuşlar askerin kafasına pisliklerini yapar, arılar onu her bir yerinden sokar.
Asker yerinden kımıldamaz.
Günler geçer, asker bekler.
Doksan günün sonunda bembeyaz, taş kesilmiş gibi durmaktadır.
Gözlerinden boşalmakta olan yaşları tutamaz. Uyuyacak takati kalmaz.
Ve bitmek tükenmek bilmeyen bu zaman boyunca Prenses de bekler.
Sonunda doksan dokuzuncu gece gelmiştir.
Asker arkasını dönmeden gider"ı>