​ "Atların Dünyası" tiki tak, tiki tak, tiki tak... / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '09

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

"Atların Dünyası" tiki tak, tiki tak, tiki tak...

"Atların Dünyası" tiki tak, tiki tak, tiki tak...
 

Bu gün sizlere günümüze denk düşen bir fıkra anlatmak istiyorum.

Bir hastanenin psikiyatri bölümünde bir gün başhekim, hastanede uzun süre tedavi gören hastaları toplar. Ve derki, artık bir çoğunuzun eski sağlığına kavuştuğunu düşünüyorum. Bunun için sizleri son bir testten geçirip. Aranızdan iyi olanları taburcu edip evinize, eşinizin, çocuklarınızın ve sevdiklerinizin yanlarına göndermek istiyorum. Der ve herkesten bir şey yapmasını ister.

Delilerden biri bir adım öne çıkar. Efendim der. Ben artık tedavi olup iyi olduğumu size ispat etmek için bir roman yazmak istiyorum. Bunun için de sizden bana bir kalem, bir tomarda kağıt vermenizi istiyorum der.

Başhekim hiç itirazsız hastanın dileğini yerine getirmek için istediklerini ona verir. Hasta kalem ve kağıtları alır almaz hemen aceleyle başhekimin odasından çıkıp kendi odasına gider.

Birkaç gün sonra başhekim, hastasına sorar. Ne yaptın evladım. Romanını yazıp bitirdin mi ?

Der. Hasta da evet efendim. Bitti der.

Başhekim, getir de okuyalım evladım der.

Hasta hemen odasına koşar. Karaladığı bir top kağıdı, alıp başhekime götürür.

Başhekim, başlar hastanın yazdığı romanı okumaya.

Romanın başlığı “Atların Dünyası” birinci sayfa tiki tak, tiki tak, tiki tak... tiki tak... İkinci sayfa yine tiki tak, tiki tak, tiki tak... Tiki tak... Üçüncü sayfa yine tiki tak, tiki tak, tiki tak... Tiki tak... dördüncü, beşinci kısacası birbirini takip eden bütün sayfalarda her satır hiç aralıksız bu şekilde tiki tak, tiki tak, tiki taklarla dolu. Başhekim hiç usanmadan en son sayfaya kadar bütün sayfaları hiç aralıksız çevirir. En son sayfalara gelindikçe tiki takların seyreltilerek yazılmış olduğunu görür. En son sayfaya gelindiğinde ise tiki takın sadece tik’inin yazılmış olduğunu, başka bir şeyin yazılı olmadığını görüp fark eden başhekim hastasına merakla sorar. Bu nedir evladım. Der. Hasta hemen cevap verir. “Atların Dünyası” adlı romanım efendim der. Peki evladım bu sayfanın sonundaki tik ne der. Hasta hazır cevap. Hemen, Atlar çok koştukları için çok yoruldular. Onun şimdi dinlenmeye geçtiler efendim der. Başhekim şaşkınlığını gizleyemez. Gülmeye başlar.

Bu fıkrayı günümüze adapte edersek, inşallah bizler ne deli oluruz. Ne deli gibi yazarız. Ne atlar gibi yoruluncaya kadar koşarız. Ne de başhekim gibi ağlanacak halimize güleriz.

Yaşadığımız hayata dikkat edelim. Sakın hiç kimse nefsine uyup vicdandan sapma yapmasın.

Hiç kimse kraldan çok kralcı olmasın. Hiç kimse, hiç kimse için Hak terazisini haksız yere saptırıp Haksızlık yapmasın. Çünkü adalet güneş gibidir. Hiçbir zaman karanlıkta kalmaz. O doğduğu gün her yer aydınlanır.

Bu günlerde herkesin sağduyulu akıl ve ilim ve vicdana sahip olması dileğiyle, sabır ve metanet dileklerimle sağlıcakla hoşça kalınız. Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

 
Toplam blog
: 322
: 1004
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..