​ "Az sonra" / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '06

 
Kategori
Futbol
 

"Az sonra"

"Az sonra"
 

Bir futbol karşılaşmasının özet görüntülerini ‘ az sonra ’ izliyoruz. Ama ‘ az sonra’ yı önce anlamak lâzım. ‘ Az ’ ın birimi nedir, ne kadar süredir, kime göre ‘az’ az’dır, kime göre ‘ az’ çoktur, bunları bilmek lâzım. Gelişmiş ülkelerde insan zamanı değerlidir. Bir insandan zaman çalan, bir eşyayı çalan hırsızdan farksızdır. İzlenecek program, önceden verilen izleme saati programına göre hemen hemen dakikası dakikasına uyar. ‘ Reyting ’ uğruna, reklâm uğruna insanları ekran karşısına bağlamazlar.

Bir ‘futbol’ programının tanıtımı günlerce öncesinden katılacak olan ‘çok sayın’ konukların isimlerinin duyurulması sırasında, her isimin arkasından büyük bir davula vuruluyormuş gibi bir gürültü jeneriğiyle başlar, yayın günü ise program saatinden en az ‘üç’ saat önce ‘az sonra’ sloganıyla biter. Bu gürültünün dozaj ayarlaması hiçbir zaman yapılamaz, çünkü çığırtkanlık pirimdir. Askerlikte ‘tekmil’ verilirken bağırmak nasıl gerekliyse, program çığırtkanlığında da avazı çıktığı kadar bağırmak o kadar gereklidir. Maç sırasında ev sahibi takım gol attığı zaman, ön adlarıyla anılma kültürümüzden olsa gerek, o futbolcunun soyadı büyük bir gürültü bağırmasıyla ve en son hecesi de uzatılarak çığırılınca, çığırtkanın görevi sonlanmış, sıra tirübünlerdeki taraftara gelmiştir. Aynı içerikle ve tonlama ile söylenmesinin bir istemidir çığırtkanınki. Tirübünler büyük bir sevgi ve içtenlikle o futbolcunun ön adını bağırırlar avazları çıktığı kadar. Golü atan futbolcu kale önünden çoktan sıyrılmıştır, kendisini kutlamaya gelen arkadaşlarından kurtulma çabası vardır şimdi. İlk önüne çıkan arkadaşından bir ‘bilek hareketi’ ile sıyrılır, ikinci arkadaşından bir omuz yese bile düşmemek için öne birkaç sık adım ile kapanmaya çalışırken hemen toparlanmış, koşu ritmini düzeltmiş ve yeniden hızlanmaya başlamıştır. Sıradaki arkadaşları artık birer birer değil de gruplaşmıştır önünü kesmek için. Kaçacak yeri olmayan bu golcü artık ellerini kullanmaya başlamıştır, arkadaşlarını bir bir iter, o günkü duruma göre ya teknik direktörüne koşar, ya da tirübünlere. Bu sırada formasının önünü çoktan kaldırmıştır bile. Formasının altına giydiği ter atletinde bir reklâm veya mesaj varsa onu göstermek ilk hedeftir. Bu gösteri biter bitmez forma öpme sırası gelmiştir. Günümüz çağının imaj çağı olması nedeniyle, sporcunun da bir imajı olmalıdır. Kimisi işaret parmağını, tek elini havaya kaldırarak tirübünlere koşar, kimisi yüzüğünü öperek eşine veya sevgilisine selâm yollar, kimisi de iki kolunu dirsekten doksan derece bükerek paralel bir sağa bir sola sallayarak çocuğuna mesaj gönderir. Bir başkası kendi ülkesi Afrika’nın yerel danslarını bir elini göbeğine koyarak çeşitli hareketleri ile sergiler, diğeri tirübünlere doğru yüzükoyun kendini atarak bir süre o hızla kayar gider. Bunları yapabilmek için golden sonra takım arkadaşlarına takılmamak gerekir. Takılan sporcu altta kalır. Neredeyse bütün takım arkadaşları birer birer onun üzerine atlarlar, o yerdeyken üzerindeki insan kulesinden haberi olmaz. Daha sonra televizyondan kendi halini görür. ‘Az sonra’ jenerik anonsunu duyduğu zaman içi rahattır, nasıl olsa ‘az sonra’ başlayacaktır. Kız arkadaşıyla akşam yemeğine çıkar yemeğini yer, dönerken bir yerde ‘iki tek’ bile atar, eve geldiğinde televizyonu açtığında ise halâ ‘az sonra’ anonsunu duyunca mutlu olur, çünkü ‘üç’ saat öncesinin ‘az sonra’sı halâ bitmemiştir. Kaçırdığı hiçbir şey yoktur, kendi golünü veya gollerini, gol sonrası seremonileri kaçırmamıştır. ‘Az sonra’ işte gelmiştir. Maç öncesi görüntüleri ile başlar yayın hakları Cine5’teyken ‘Maraton’, Teleon’dayken ‘Telegol’ ve DigiTürk’teyken Show Spor ve TRT ‘Stadyum’.

Maç öncesi görüntüleri, stadın kapısına dayanan otobüsten birer birer inen sporcuların görüntüleridir. Röportaj veren birkaç futbolcunun maç öncesi görüşleri genellikle ‘iyi hazırlandık, üç puanı hedefliyoruz’la başlayıp, maç sonrasındaki sözler yenen taraf için ‘iyi maç oldu, benim gol atmam önemli değil, takımın galibiyeti önemli, hedefimize ilerliyoruz’, yenilen taraf için ise eğer sözde ‘hakem satılmamış’sa (!...) ki bu çok önemlidir; ‘bu maç bitti, önümüzdeki maçlara bakacağız’ olur. Orta sahada topun sabit durduğu ilk kare, hakemin düdüğü ile başlatılan kamera görüntüleridir ve maçın başladığı andır. Önceleri ilk isimleri ile anılan fakat son zamanlarda ilk isimleriyle beraber soyadları da söylenen futbolcuların ani bir kontr-atağında ‘golü koklayan spiker’in ses tonunu yükseltmesi gerekir. Atak gol ile sonuçlanmamışsa ‘kaçan yüzde yüzlük bir gol’ pozisyonudur. Maçın sakin anı oyuncuların paslaştıkları andır, spikerin ses tonu azalır. Sakatlanma olmuş da saha içine doktor girmişse, canlı yayında spikerin çalıştığı televizyona ‘yaranma zamanı’ gelmiş demektir. Spikerden, maçtan sonra hangi filmin yayınlanacağını veya rakip bir televizyon kanalı aleyhine hangi konu olursa olsun sataşmalarını dinlemeniz olasıdır. Maçın duraklama zamanı, spikerin futbol veya o maç ile ilgili konuşmama zamanıdır. Bir zaman sonra televizyon kanalı değiştiren spiker, bir zamanlar aleyhinde sözler söylediği yeni işyerinde, bu sefer eski kanalı hakkında aleyhte sözler söyleyebilir, bu çok doğaldır.

O gün oynanan maçların ‘üç’ dakikalık özet görüntülerini veya ‘az sonra’ başlayacak olan o çok ‘sayın konuk’lu sözde futbol otoritelerinin ‘şov’unu izlemek istiyorsak, uyumamak için elimizden ne geliyorsa yapmaktayız. Çünkü bu ‘özet’ görüntülerden veya ‘sayın konuk’lu şovdan ‘az sonra’, hangi manken ne giymiş, nerede eğlenmiş, kiminleymiş, programı başlayacaktır. ‘Az Sonra’.

 
Toplam blog
: 135
: 1226
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..