- Kategori
- Haber
"Bir musubet" mi "Bin nasihat" mı, hangisi iyi?...

Fotoğraf: www.milliyet.com.tr
Söz, yerinde gerek… Yeri geldiği için de söylemek gerek…
Hani <ı>“Bir musibet, bin nasihatten iyidir”ı> derler ya. İşte o söz uygun bir durum. Şimdi Milliyet Gazetesinden bir haberi beraber okuyalım.
<ı>ı>
<ı>“AKP Grup yönetimi üniversitelerde türban serbestisini öngören Anayasa değişikliğini protesto etmek isteyen kadınların AKP Grup toplantısına katılabileceği endişesiyle bir provokasyon oluşmaması için grup toplantısının dinleyicisiz yapılmasını kararlaştırdı. Grup toplantısına dinleyici alınmıyor.”ı>
<ı>ı>
Ne demek şimdi bu?...
AKP ve MHP, ortaklaşa üniversitelerde <ı>“Türban sorununu” ı>ortadan kaldırmak için hem Anayasa’da hem de Yüksek Öğrenim Yasasında değişik yapmaya gitmedi mi?
Bunun ilk adımı olarak Anayasa’nın 10. ve 42. maddesinde, bütün <ı>“Böyle değişiklik olmaz, bununla türban sorunu ortadan kalkmaz” ı>itirazlarına rağmen <ı>“Anayasa Komisyonundan” ı>yasa taslağını yine MHP ortaklığında geçirmedi mi?
Bizler de bu süreçte <ı>“Etmeyin, yapmayın, yol açıldı mı, isteklerin arkası gelmez, uzar gider, sonunda da sizler de gidersiniz” ı>demedik mi?
Dahası, aklı başında herkes tarafından <ı>“Anayasa’nın veya diğer yasaların neresine hangi kelime ve cümle koyarsanız koyun, ‘LAİK’ kelimesini kaldırmadan bunların hepsi de havada kalır, Anayasa’ya aykırı olur” ı>denmedi mi?
Bunların hepsi oldu. 6 Şubat 2008 Çarşamba günü, bu değişikliklerin TBMM’inde birinci kez görüşülmesi yapılacak. Sonra ikincisi, sonra AKP ve MHP’nin ortak oyları ile de Anayasa değişikliği gerçekleşmiş olacak.
Ve bu yetmeyecek… Çünkü değişiklikler içinde <ı>“Türban”ı>a, yani <ı>“Siyasi simge olsa ne olur? Yasaklayabilir misiniz” ı>sorusuna cevap olmayacak ve yasak da kalkmayacak.
Sıra <ı>(Gelecek mi, daha belli değil)[1]ı> YÖK kanunun Ek 17. maddesine gelecek…
<ı>“Yasa yapma tekniği” ı>itibariyle bir tek fotoğrafla desteklenememiş madde, <ı>“Türban”ı>ı da tarif ederek değişecek, ama Anayasa’dan <ı>“Laik” ı>kelimesi kaldırılamadığı için <ı>(buna kimsenin gücü yetmiyor)ı> yasa değişse bile, bu kez Anayasa Mahkemesinden büyük ihtimalle geri dönecek, eski halini alacak.
Ama “Ok” ve <ı>“Yay”ı> birbirine veda etti…
Biri elde, biri yolda…
Şimdi eldeki, “<ı>Elmalı şekerin sapı” ı>gibi kaldı…
Ya yoldaki?...
Onun da nereye varacağı belli değil. Ancak <ı>“Hedefe doğru”ı> gitmediği şimdiden belli oldu. Eğer <ı>“Hedef doğru”ı> amaçlanan gibi gitseydi, AKP’nin <ı>“…ı><ı>türban serbestîsini öngören Anayasa değişikliğini protesto etmek isteyen kadınların AKP Grup toplantısına katılabileceği endişesiyle…” ı>tavır takınılır<ı>, ı>katılmaları engellenir, her zaman meydan mitingine çevrilip TV kanallarından naklen verilen <ı>“Gurup toplantısı”ı> her zaman TV’de verildiği gibi verilmesine engel olunur muydu?
Olunmaz… Olunmaması gerekir… Di…
İşte o sadece “<ı>Di…”ı> de kaldı. Onun için <ı>“Bir musibet, bin nasihatten iyidir” ı>diye başlık koydum yazıma…
<ı>“Siyasi simge olsa ne olur? Yasaklayabilir misiniz” ı>sözünün gündeme geldiği günlerden beri söylemek istediğimiz şey bu…
<ı>“Ok”ı> eldeki <ı>“Yaydan”ı> kurtuldu mu, varacağı yere kadar ne olacağı belli olmaz. Hedefe de varabilir, ilerisine de, gerisine de düşebilir.
Ve eğer <ı>“Kemankeş”ı> [2]değilseniz, bir sakatlık da çıkarırsınız ki, olmadığınız açıkça ortada…
Şimdi benzer bir durumu yaşıyor <ı>“AKP İktidarına mensup”ı> kişiler. Bir yola çıktılar, nereye varılacağı belli değil. Ve bizler de millet olarak bindik bir alamete, gidiyoruz.
Sonu <ı>“Selamet” ı>mi olur <ı>“Kıyamet” ı>mi, şimdi belli değil.
<ı>“Emarelere” ı>mi bakalım?...
Yok, oraya bakmayalım şimdilik. En azından ruhumuzun kararmasını biraz geciktirelim…
05 ŞUBAT 2008
[1] Son dakika haberi… http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8171588.asp?gid=229&sz=33410
<ı>[2]ı><ı> Ok ve yayı ustalıkla kullanan kişi… Okçu…ı>