- Kategori
- Kültürler
"Cemre düştü" ne demek?

Cemre düştü ne demek? Bilimsel bir olgu mu? Dine dayalı bir ianaç mı? Bir kültür mü?
Cemre, kış mevsimin bitimine doğru, bahar öncesinde önce havada, sonra suda, sonra da toprakta oluştuğuna inanılan sıcaklık artışıdır. Bilimsel bir olgu değildir. Türk dünyasının yaşamında önemli bir yer tutmuştur.
" Bu konuyla ilgili en ayrıntılı biligiyi PROF. Dr. M. Öcal Oğuz'un "YOZGAT'TA HALK TAKVİMİ VE CEMRELER" başlıklı makalesinde buldum. Şöyle açıklıyor sayın OĞUZ cemre olayını:
Dünyada bütün halk takvimleri ortaya çıktıkjları coğrafyaların ve kültürün izlerini taşır ve hepside döngüseldir.
Aslı Arapça ve köz veya ateş anlamına gelen cemrenin islamlık öncesi Türk kültüründe imre şeklinde var olduğu mitoloji araştırmacıları tarafından söylenmektedir. Altay türkjlerinde imre yada imere denilen ruhun bu tarihlerde sırayla havaya, suya, ve toprağa elindeki ateşi saçtığı söylenmektedir.
Cemrelerden bir hafta sonra Nevruz geldiği ve Nevruz öncesinde ateş, hava, su ve toprak ile ilgili dört çarşambanın Azeri kültüründeki varlığı dikkate alınırsa cemreler arasındaki ilişki bu bilgiyle pekiştirilebilir."
Cemre edebiyatımızda da önemli bir yere sahiptir.
İLK CEMRE
Kar eriyivermiş, buz kırılmış;
Kuşlar gibi azadolmuş sular,
Toprağa düşer düşmez ilk cemre,
Arzın bağrında bin yol açılmış,
Aktıkça akmış, şad olmuş sular
Dağ başalrından ta denizlere..
Cahit Sıtkı Tarancı
Mevlana'nın kalemine ise şöyle düşmüş cemre:
“Gök, gürleyerek davul çalar! Artık, tabiatın cüz’i de, küllü de dirilmiştir! Ağaçların gönüllerine, güllerin burunlarına hoş bahar kokuları gelir! Bahar gelir, menekşe kalkıp süsenin yanına varır. La’l rengi elbiseler giyen gül sevdalanır da kaftanını yırtar. Sünbül yasemine ‘Merhaba, seni saygı ile selamlarım!’ der. Yasemin de ‘Ey nazik dost, ben de seni candan selamlarım!’ der. Ekşi suratlı kış geçer gider. O zevki, neşeyi kaçıran soğuklar yok olur. Sevdalı nergis sahralara dalar da çimenlere göz kırpar. Çimenler onun gönlünden geçeni anlar da ‘Ferman senindir, ne istersen yap!’ der. Karanfil de söğüt ağacına ‘Sana ümit bağladım’ der. Söğüt de ‘Ben pınar eviyim, benimle yalnız kalmak istiyorsan, buyur içeri!’ diye onu davet eder. Üveyk kuşu ‘Kü, kü, o sevgili nerede, nerede, onu arıyorum?’ diyerek bahçeye gelir. Güzel sesli aşık bülbül de ‘Görmüyor musun; aradığın burada!’ diye gülü gösterir.”
Sayın Oğuz makelesini Cemre'nin unutulan kültürümüz ve kaybolan bir değerimiz olarak görüyor ve bu konudaki kaygısını ifade ederek yazısını bitiriyor. Malesef haklı değerli profosörümüz.. Çünkü benim bu yazıyı yazmamın sebebi baharın yaklaşması değil! Bir kaç gün önce öğretmenler odasında meslekdaşlarımın bu konuyla ilgli "Cemre ne demek, dinsel bir şey mi, bilimsel mi bilen yok mu arkdaşlar?" şeklinde ki sohbetleriydi.