​ ‘Dedemin İnsanları’, mesaj bombardımanı! / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '11

 
Kategori
Sinema
 

‘Dedemin İnsanları’, mesaj bombardımanı!

‘Asmalı Konak’dizisiyle adını duyuran Çağan Irmak, duygu yüklü bir o kadar da uyarıcı filmler yaratmakta hayli becerikli bir yönetmenimiz. Her filminde başarısını tekrarlayan ve kendine has dilini yansıtan Irmak, sinemamızın takdire değer isimlerinden. ‘Babam ve Oğlum’la hem bir dönemin olumsuzluklarını hem de aile bağlarını irdeleyen yönetmen, bu kez DEDEMİN İNSANLARI ile aynı çizgide yürümekte.

1923 yılında mübadele ile başlayan olaylar silsilesini işleyen DEDEMİN İNSANLARI, aile, göç, vatan hasreti, azınlık, siyaset, hüzün, mutluluk ve daha pek çok konuyu üç nesle dağıtarak bünyesinde barındırıyor. Ülkelerarası siyasetten dolayı Girit’ten İzmir’e göçe mecbur kalan bir ailenin geçmişle bugün arasına sıkışmış öyküsünü 10 yaşındaki bir çocuğun gözünden veren yapım, sorunların ve kişiliklerin olgunlaşma sürecini toplumsal gerçeklerle bağdaştırarak aktarıyor. Bir yanda geldikleri topraklardaki yaşantılarını sürdürmeye çalışan dede Mehmet Bey… Diğer yanda, ailesinin yaşam biçimini ‘gâvur alışkanlığı’ olarak gören arkadaşlarına yaranmak için köklerini inkâra kalkıp ortama uyma gayretine düşen ve bocalayan torun Ozan! Bu iki kutup arasında, anlaşılmayı ve çözümlenmeyi bekleyen acılarla örülü hikâyeler…

Toplumsal düzene başkaldırı temasına odaklanan Çağan Irmak, DEDEMİN İNSANLARI filminde de bunu çok yönlü olarak işliyor. Kuşaklararası ortam ve yetişme farklılıklarıyla yaşanan olaylar zincirinde vurgulanan unsurlar, ‘ırkçılık’ ve ‘sistem baskısı’! Son zamanlarda TV dizilerinde moda olan, bireylerin önüne gelen yerde kalkıp İstiklal Marşı söylemesini bahçedeki yemek sahnesinde kullanan Irmak, bu şekilde insanları ispata yönlendiren dayatmacılığı saptayıp ideolojilere karşı çıkışını çok hassas bir dille seyirciye aktarıyor.  Ancak aktarım esnasında beyinlere çok fazla açıdan yüklendiğinden, kimi zaman olaylar ve sahneler arasında kopukluk doğmuş izlenimi uyanabiliyor. Toplumsal ikiyüzlülüğü ve baskıcılığı ana mesaj olarak algılamanın dışında, 12 Eylül dönemine kadar gelen filmde anarşi, gözaltında kaybolmalar ve etnik farklılıkların yarattığı durumlar da göze çarpmakta. Kısaca, ‘Çağan Irmak sineması’ diyebileceğimiz yapım, her tür ayrımcılığa ve dışlamaya karşı bir duruş sergiliyor!

Genelde aynı isimlerle çalıştığı gözlemlenen Irmak, yine ‘Babam ve Oğlum’ filmindeki Çetin Tekindor-Hümeyra ikilisini tercih etmiş. Bu yönetmen-oyuncu uyumu açısından iyi olsa da kimi zaman ‘kendini tekrar’ etkisi yapabiliyor. Buna rağmen sesi ve başarılı oyunculuğuyla filmin can damarı, Çetin Tekindor! Kendisine biçilen rolü, seyircinin etkilenme dozunu artırarak yerine getiriyor. Konudan konuya atlayan ve dinamizmin doruğundaki filme olgunluk katan Tekindor gibi Irmak da bu akıcı ve yetişmekte zorlanılan süreci yönetmekte hayli başarılı.

Kimilerine göre ‘çok büyük’ laflar ediyor görünse de,  DEDEMİN İNSANLARI en basitinden ‘özgür insan’ kavramının hakça bir yaşam için gerekliliğini savunan bir başkaldırı! Anlayana…

Anibal Güleroğlu http://www.sinematur.com

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 1210
: 1542
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..