- Kategori
- Sinema
"Dünyalar Savaşı"

H.G. Wells’in yazdığı ve uzaylı yaratıkların dünyamızı işgalini konu alan "The War of the Worlds", 1898 yılında ilk yayınlandığı andan itibaren bilimkurgu klasikleri arasındaki yerini aldı.
Gezegenimizin uzaylılar tarafından işgal edilmesini, insanoğlunun geleceğinin tehlikeye girmesini anlatan kitabın etkisi 20. yüzyılın tamamı boyunca hiç azalmadan devam etti.
H.G. Wells’in klasik romanının çağdaş bir yorumu olan filmin yönetmenliğini Steven Spielberg üstlenmiş. Geçmişte yaptığı bilimkurgu filmlerinde iyi niyetli uzaylılara yer vermesiyle tanınan Oscar ödüllü yönetmen, ‘War of the Worlds’ün onlardan farkı konusunda izleyiciyi uyararak, <ı>“Uzaylıların dünyamızı ziyareti konusunu bir kez daha işleme zamanı gelmişti. ‘War of the Worlds’te anlatılan öykü geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynen geçerli olduğunu düşündüğüm için bu filmi yaptım. Ancak önemli bir noktada izleyiciyi uyarmak isterim. Bu filmde görecekleri uzaylılar benim daha önceki filmlerimde görüp-tanıdıkları, tatlı, sevecen ve insanın sarılası gelen uzaylılarımdan tamamen farklıdır”ı> diye konuşmuş.
Portresini Tom Cruise’un çizdiği Ray Ferrier, eşinden yeni boşanmış liman işçisidir. Eski karısından (Miranda Otto) olan iki çocuğuyla iletişimi iyi olmadığı için oldukça ilgiiz bir baba figüründe.
Eski karısının yeni eşiyle birlikte kısa bir tatile gitmesi üzerine oğlu Robbie (Justin Chatwin) ve küçük kızı Rachel’i (Dakota Fanning) hafta sonu için yanına almak zorunda kalır. Ama dsaha ilk sahneden, kötü bir baba mesajı çizer ki, hepimiz şaşırırız.
Ray, sorumsuz, çocuklarına karşı ilgisiz, günü kurtarmaya çalışan bir işçiden daha fazlası değildir.
H.G.Wells, "War of the Worlds"ü yazdığında, İngiliz sömürgeciliği ve endüstri devrimine bir tepki duyuyordu.
Orson Wells kitabı radyo oyununa taşıyıp herkesi korkutmayı başardığında, Avrupa kıtasında Hitler dönemi hüküm sürüyordu. O yıllarda Dünya Savaşı’na doğru hızla gidildiği için Amerikan halkı da son derece gergindi. İnsanlar bu nedenle de korktu...
1953 yılında yapılan film ise, Soğuk Savaş’ın en hızlı döneminde gerçekleşmişti.
Bir aslı ve iki farklı versiyon fakat üçü de kendine özgü...
Bu versiyonda ise, sanki ortada ne suçlu var ne gergin bir dünya siyaseti... Elbette Amerika'nın kendini ve Spielberg'in de Amerika'yı eleştirmesini beklemiyoruz, çünkü zaten "kapitalist sistem"in içindeler.
Sonuçta elde kala kala korkuya kapılan bir kız, söz dinlemeyen, kahramanlığa soyunan bir oğlan ve sorumsuzluktan adım adım kurtulup kendini geliştiren bir baba var...
Ray, iki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak veriyor. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık oluyor. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkıyor ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlıyor.
Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesi. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlıyor.
Ray hemen harekete geçerek çocuklarını topluyor. Acımasız düşmanın gazabından kurtulmak için o bölgeden bir an önce kaçmaktan başka çareleri yok.
Esas olaylar da bu noktadan sonra gelişiyor.
"Uzaylı saldırısı karşısında çok önemli bir babalık sınavıyla yüzleşmek zorunda kalan Ray Ferrier rolünde oynayan Tom Cruise ise filmin ana mesajını, <ı>“Bu filmdeki uzaylılar için ‘E.T.’nin kötü niyetli benzerleri diyebiliriz. Doğrusunu söylemek gerekirse insan bu uzaylılara koşup, onlara sarılmak istemez. Filmdeki ana sorular ise, ‘Bu büyük saldırı karşısında insanoğlu varlığını sürdürebilecek mi?’, ‘Çocuklarına ilgisiz bir baba olan Ray Ferrier onları koruma adına neler yapacak?’ şeklinde sorulardır” ı>diyerek özetlemiş.<ı>
ı>
Yönetmen Steven Spielberg de, ‘War of the Worlds’ün konusunun Pentagon veya Oval Ofis’in koridorlarından çok uzakta geçtiğine dikkat çekerek şunları söylemiş: <ı>“Burada son derece sade ve basit bir öykü var. Çocuklarının güvenliğini sağlamaya çalışan bir babanın hayatta kalabilme mücadelesi bu... Kendi iradesi dışındaki doğal felaketlerle yüz yüze gelen her insan öncelikle hayatta kalabilmenin mücadelesini verir. İşte biz bu filmde insan doğasının en temel unsuru olan hayatta kalma mücadelesini sergiledik.”
ı>
Filmin sübjektif boyutuna dikkat çeken Tom Cruise ise, “Başlangıçtan itibaren amacımız herşeyi objektif değil, sübjektif açıdan yansıtmaktı” demiş ve eklemiş: “Dünyamızın uzaylı saldırısına uğramasıyla ilgili herşey, başroldeki Ray Ferrier’in bakış açısından sunuldu. Buradaki Ray Ferrier karakteri, insana özgü davranış yeteneklerinin tamamına sahiptir. Tehlikeli durumlar meydana geldiğinde insanlar ne yapıyorsa hepsini yaptığını görürüz. Bugüne kadar yaptığı tüm filmlerinde Steven daima insan davranışlarına ve öyküye önem verdi. İzleyici bu karakterlerle kolayca bağlantı kurabildiği için de, korku unsurları gerçek anlamda korkutucu hale geldi. Sonuçta bu filmdeki Ray karakteri aslında hepimizin korkularını yansıttı.”
‘War of the Worlds - Dünyalar Savaşı’nın yapımcılığını Kathleen Kennedy gerçekleştirmiş. Steven Spielberg ile uzun yıllardır işbirliği yapmasıyla tanınan Kathleen Kennedy, ‘War of the Worlds’ projesi konusundaki düşünceleri şöyle: “Spielberg bu filmi yaparken geçmiş yıllarda çektiği ‘E.T.’ ve ‘Close Encounters of the Third Kind’ gibi ünlü yapımlarının antitezini keşfetme fırsatını buldu. 1982 yılında ‘E.T.’ projesine başladığımız günleri anımsıyorum da, o filmin öyküsünün ilk halinde daha karamsar ve gergin bir hava vardı. Zaman içinde değişerek iyi kalpli ve sevgi dolu uzaylıya dönüştü. Ancak karamsar ve gergin öykü o günden bugüne aklında kalmış olmalı ki, şimdi o öyküyü anlatıyor.”
Filmin prodüksiyon amiri Rick Carter ise bu konudaki düşüncesini şöyle özetlemiş:
“Bu film aslında 20 yıl önce gördüğümüzün öbür yüzüdür. O zamanlar çok farklı bir uzaylı formatıyla tanışmıştık. Sevimli ve iyi kalpli bir uzaylı vardı karşımızda. Sevgi dolu o yaratığı görünce uzaylılar hakkındaki tüm korkularımız yok olup gitmişti. Bunların hepsi ‘E.T.’ sayesinde oldu. Şimdi ise günümüz koşullarına uygun olarak uzaylılar bambaşka bir formatta karşımıza geliyorlar.” " [*]
Tom Cruise son yıllarda birbirinden başarılı roller soyundu bana kalırsa. "Görevimiz Tehlike"deki Ethan Hunt'ı iyice donattı, Collateral'da Vincent adındaki kiralık katil rolü ve bembeyaz saçları, buz gibi bakışlarıyla içimizi ürpertti, "Azınlık Raporu"nda suçlu duruma düşen, uyuşturucu kullanan polis oldu. Hem "Vanilla Sky", hem de "Azınlık Raporu"nda yüzünde ciddi değişiklilkler yaratıldı...
Onun kadar ünlü bir oyuncu çoğu zaman 3 yıl gibi uzun bir süreyi film çekmeden dursaydı, silinip giderdi. Ama Tom Cruise ince eleyip sık dokuyarak, hep kendisine göre rolleri bulmayı, bazen de yaratmayı başardı ve çok az aktöre sahip olan iyi filmlerden kendisine bir kariyer inşa etti.
Topgun'dan başlayarak hızla yükselen grafiğinde, "Jerry Maguire", "Magnolia" ve "Vanilla Sky"da üstün performanslar sergiledi. Bence "Dünyalar Savaşı"nda da oldukça iyi oynamış.
"İnsanoğluna bir düşman tarafından saldırılsa ne olur?" şeklindeki bir sorudan yola çıkıldığı için bu filmin evrensel bir teması var. Özelikle "düşman" konusunda insanoğlu ilginç, yer yer gülümseten düşüncelere sahip...
Bana kalırsa, insanoğlu doğal düşmanlarını beraberinde getirmiş zaten. Eğitimsizlikten uyuşturucu bağımlılığına, suç işlemekten Şeytan olgusuna kadar, onlarca zayıflık, insanın bir bütünlüğe ulaşamamasının, çarpık görüntüleri zaten.
Bu noktada kim olduğunuzun, derinizin renginin, nerede ve nasıl yaşadığınızın bir önemi yok. Siz kimsiniz?
Kim olursanız olun, bireysel bilinçlenme gerçekleşmedikçe "düşman" hep varolacak ve dünyalar savaşacak...
[*] http://www.ntvmsnbc.com/news/331383.asp?cp1=1
Gezegenimizin uzaylılar tarafından işgal edilmesini, insanoğlunun geleceğinin tehlikeye girmesini anlatan kitabın etkisi 20. yüzyılın tamamı boyunca hiç azalmadan devam etti.
H.G. Wells’in klasik romanının çağdaş bir yorumu olan filmin yönetmenliğini Steven Spielberg üstlenmiş. Geçmişte yaptığı bilimkurgu filmlerinde iyi niyetli uzaylılara yer vermesiyle tanınan Oscar ödüllü yönetmen, ‘War of the Worlds’ün onlardan farkı konusunda izleyiciyi uyararak, <ı>“Uzaylıların dünyamızı ziyareti konusunu bir kez daha işleme zamanı gelmişti. ‘War of the Worlds’te anlatılan öykü geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynen geçerli olduğunu düşündüğüm için bu filmi yaptım. Ancak önemli bir noktada izleyiciyi uyarmak isterim. Bu filmde görecekleri uzaylılar benim daha önceki filmlerimde görüp-tanıdıkları, tatlı, sevecen ve insanın sarılası gelen uzaylılarımdan tamamen farklıdır”ı> diye konuşmuş.
Portresini Tom Cruise’un çizdiği Ray Ferrier, eşinden yeni boşanmış liman işçisidir. Eski karısından (Miranda Otto) olan iki çocuğuyla iletişimi iyi olmadığı için oldukça ilgiiz bir baba figüründe.
Eski karısının yeni eşiyle birlikte kısa bir tatile gitmesi üzerine oğlu Robbie (Justin Chatwin) ve küçük kızı Rachel’i (Dakota Fanning) hafta sonu için yanına almak zorunda kalır. Ama dsaha ilk sahneden, kötü bir baba mesajı çizer ki, hepimiz şaşırırız.
Ray, sorumsuz, çocuklarına karşı ilgisiz, günü kurtarmaya çalışan bir işçiden daha fazlası değildir.
H.G.Wells, "War of the Worlds"ü yazdığında, İngiliz sömürgeciliği ve endüstri devrimine bir tepki duyuyordu.
Orson Wells kitabı radyo oyununa taşıyıp herkesi korkutmayı başardığında, Avrupa kıtasında Hitler dönemi hüküm sürüyordu. O yıllarda Dünya Savaşı’na doğru hızla gidildiği için Amerikan halkı da son derece gergindi. İnsanlar bu nedenle de korktu...
1953 yılında yapılan film ise, Soğuk Savaş’ın en hızlı döneminde gerçekleşmişti.
Bir aslı ve iki farklı versiyon fakat üçü de kendine özgü...
Bu versiyonda ise, sanki ortada ne suçlu var ne gergin bir dünya siyaseti... Elbette Amerika'nın kendini ve Spielberg'in de Amerika'yı eleştirmesini beklemiyoruz, çünkü zaten "kapitalist sistem"in içindeler.
Sonuçta elde kala kala korkuya kapılan bir kız, söz dinlemeyen, kahramanlığa soyunan bir oğlan ve sorumsuzluktan adım adım kurtulup kendini geliştiren bir baba var...
Ray, iki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak veriyor. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık oluyor. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkıyor ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlıyor.
Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesi. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlıyor.
Ray hemen harekete geçerek çocuklarını topluyor. Acımasız düşmanın gazabından kurtulmak için o bölgeden bir an önce kaçmaktan başka çareleri yok.
Esas olaylar da bu noktadan sonra gelişiyor.
"Uzaylı saldırısı karşısında çok önemli bir babalık sınavıyla yüzleşmek zorunda kalan Ray Ferrier rolünde oynayan Tom Cruise ise filmin ana mesajını, <ı>“Bu filmdeki uzaylılar için ‘E.T.’nin kötü niyetli benzerleri diyebiliriz. Doğrusunu söylemek gerekirse insan bu uzaylılara koşup, onlara sarılmak istemez. Filmdeki ana sorular ise, ‘Bu büyük saldırı karşısında insanoğlu varlığını sürdürebilecek mi?’, ‘Çocuklarına ilgisiz bir baba olan Ray Ferrier onları koruma adına neler yapacak?’ şeklinde sorulardır” ı>diyerek özetlemiş.<ı>
ı>
Yönetmen Steven Spielberg de, ‘War of the Worlds’ün konusunun Pentagon veya Oval Ofis’in koridorlarından çok uzakta geçtiğine dikkat çekerek şunları söylemiş: <ı>“Burada son derece sade ve basit bir öykü var. Çocuklarının güvenliğini sağlamaya çalışan bir babanın hayatta kalabilme mücadelesi bu... Kendi iradesi dışındaki doğal felaketlerle yüz yüze gelen her insan öncelikle hayatta kalabilmenin mücadelesini verir. İşte biz bu filmde insan doğasının en temel unsuru olan hayatta kalma mücadelesini sergiledik.”
ı>
Filmin sübjektif boyutuna dikkat çeken Tom Cruise ise, “Başlangıçtan itibaren amacımız herşeyi objektif değil, sübjektif açıdan yansıtmaktı” demiş ve eklemiş: “Dünyamızın uzaylı saldırısına uğramasıyla ilgili herşey, başroldeki Ray Ferrier’in bakış açısından sunuldu. Buradaki Ray Ferrier karakteri, insana özgü davranış yeteneklerinin tamamına sahiptir. Tehlikeli durumlar meydana geldiğinde insanlar ne yapıyorsa hepsini yaptığını görürüz. Bugüne kadar yaptığı tüm filmlerinde Steven daima insan davranışlarına ve öyküye önem verdi. İzleyici bu karakterlerle kolayca bağlantı kurabildiği için de, korku unsurları gerçek anlamda korkutucu hale geldi. Sonuçta bu filmdeki Ray karakteri aslında hepimizin korkularını yansıttı.”
‘War of the Worlds - Dünyalar Savaşı’nın yapımcılığını Kathleen Kennedy gerçekleştirmiş. Steven Spielberg ile uzun yıllardır işbirliği yapmasıyla tanınan Kathleen Kennedy, ‘War of the Worlds’ projesi konusundaki düşünceleri şöyle: “Spielberg bu filmi yaparken geçmiş yıllarda çektiği ‘E.T.’ ve ‘Close Encounters of the Third Kind’ gibi ünlü yapımlarının antitezini keşfetme fırsatını buldu. 1982 yılında ‘E.T.’ projesine başladığımız günleri anımsıyorum da, o filmin öyküsünün ilk halinde daha karamsar ve gergin bir hava vardı. Zaman içinde değişerek iyi kalpli ve sevgi dolu uzaylıya dönüştü. Ancak karamsar ve gergin öykü o günden bugüne aklında kalmış olmalı ki, şimdi o öyküyü anlatıyor.”
Filmin prodüksiyon amiri Rick Carter ise bu konudaki düşüncesini şöyle özetlemiş:
“Bu film aslında 20 yıl önce gördüğümüzün öbür yüzüdür. O zamanlar çok farklı bir uzaylı formatıyla tanışmıştık. Sevimli ve iyi kalpli bir uzaylı vardı karşımızda. Sevgi dolu o yaratığı görünce uzaylılar hakkındaki tüm korkularımız yok olup gitmişti. Bunların hepsi ‘E.T.’ sayesinde oldu. Şimdi ise günümüz koşullarına uygun olarak uzaylılar bambaşka bir formatta karşımıza geliyorlar.” " [*]
Tom Cruise son yıllarda birbirinden başarılı roller soyundu bana kalırsa. "Görevimiz Tehlike"deki Ethan Hunt'ı iyice donattı, Collateral'da Vincent adındaki kiralık katil rolü ve bembeyaz saçları, buz gibi bakışlarıyla içimizi ürpertti, "Azınlık Raporu"nda suçlu duruma düşen, uyuşturucu kullanan polis oldu. Hem "Vanilla Sky", hem de "Azınlık Raporu"nda yüzünde ciddi değişiklilkler yaratıldı...
Onun kadar ünlü bir oyuncu çoğu zaman 3 yıl gibi uzun bir süreyi film çekmeden dursaydı, silinip giderdi. Ama Tom Cruise ince eleyip sık dokuyarak, hep kendisine göre rolleri bulmayı, bazen de yaratmayı başardı ve çok az aktöre sahip olan iyi filmlerden kendisine bir kariyer inşa etti.
Topgun'dan başlayarak hızla yükselen grafiğinde, "Jerry Maguire", "Magnolia" ve "Vanilla Sky"da üstün performanslar sergiledi. Bence "Dünyalar Savaşı"nda da oldukça iyi oynamış.
"İnsanoğluna bir düşman tarafından saldırılsa ne olur?" şeklindeki bir sorudan yola çıkıldığı için bu filmin evrensel bir teması var. Özelikle "düşman" konusunda insanoğlu ilginç, yer yer gülümseten düşüncelere sahip...
Bana kalırsa, insanoğlu doğal düşmanlarını beraberinde getirmiş zaten. Eğitimsizlikten uyuşturucu bağımlılığına, suç işlemekten Şeytan olgusuna kadar, onlarca zayıflık, insanın bir bütünlüğe ulaşamamasının, çarpık görüntüleri zaten.
Bu noktada kim olduğunuzun, derinizin renginin, nerede ve nasıl yaşadığınızın bir önemi yok. Siz kimsiniz?
Kim olursanız olun, bireysel bilinçlenme gerçekleşmedikçe "düşman" hep varolacak ve dünyalar savaşacak...
[*] http://www.ntvmsnbc.com/news/331383.asp?cp1=1