- Kategori
- Sinema
Bahisin öteki yüzü: " Kirli Para "

Bugünden geçmiş yıla baktığımda, Fethiye'de yaşadığım en keyifli şeylerden birinin oradaki küçük sinemaya gitmek olduğunu daha iyi anlıyorum. Geçen yaz, izlemekten keyif aldığım filmlerden biri de "Kirli Para"ydı ( Two For The Money ).
Vasat bir filmi oyunculuğuyla sıçratan, neyi giyinirse ona kendinden özellikler katan bir oyuncu Al Pacino.
2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği ve "Kazanma Hırsı" ( Any Given Sunday ) adlı filmde, Tony D'Amato adında futbol aşığı bir koçu canlandıran aktör, bu sefer Amerikan Futbolu üstünde kazanan bir bahis şirketinin sahibi...
Ve iyi tahmin yapan bir yeteneğin kokusunu kilometrelerce öteden alabilen bir köpekbalığı gibi...
Bir yanda kumar tutkusu, bir yanda heyecanlı maçlar ve çok yüksek miktarlarda dönen bahisler.
Bahis varsa, kaybetmek kaçınılmazıdr. Nitekim Kirli Para'da da Pazar günleri servetler kazanılıyor ve Pazartesi kaybediliyor.
Bahisçinin bile yazı tura atarak bahisi belirlediği (!), küçük ama trajik bir oyun bu. Ortada milyonlar, tehditler ve intiharlar söz konusu... "Ya hep ya hiç" düşüncesi, 18 yıldır kumar oynamayan bir bahisçiyi bile kumara sürükleyebilir mi?
Filmde Al Pacino güçlü bir bahisçi ancak zaaflarına da epey düşkün. Sigaradan paraya, kazanma hırsından karısını bile bir fiş gibi masaya sürecek bağımlılığına dek, Walter Abrams rolünde yine devleşiyor.
Al Pacino'nun son yıllardaki filmlerine bakarsak, "Şeytan'ın Avukatı" ve "Çaylak" gibi oynadığı rollerde devleştiğini, hem iyi bir akıl hocasını, hem de günahlarıyla, hırslarıyla kavrulan bir yolsuzu aynı anda görüyoruz. Bir yanı güçlü ve tutkulu bir üstat, diğer yanıysa "kaybetmek" için oynayan bir kumarbaz.
Kumar bağımlıları için düzelenen toplantıya 936. kez katılan, "Sorunun kumar değil, ona duyduğun ihtiyaç. Varolduğunu kanıtlamak istiyorsun" diyerek oradaki bağımlıları aydınlatan bir baba. Ancak Brandon ondan daha fazla yüzde istediğinde bir kurt gibi saldırganlaşan bir "kaybeden"...
Aslında "Kirli Para", spor bahisleri oynayarak servet kazanan ya da servetlerinden dolan bahisçilerin heyecanlı dünyasında geçen iddialı bir film. Matthew McConaughey'in filmde canlandırdığı "Brandon Lang", üniversite yıllarında yaşadığı bir sakatlık yüzünden futboldaki parlak geleceğine veda etmek zorunda kalan ve maçların sonucunu bilme becerisi göstererek yepyeni bir kariyere adım atan eski bir üniversite futbolu yıldızını canlandırıyor.
Bacağındaki sakatlanma nedeniyle profesyonel liglerde oynama hayallerine veda eden bu adam, babasını bir kere olsun güldürebilmek ve evde kalmasını sağlamak için onlarca kupa kazanan birisi. Ancak acı gerçekle dokuz yaşında tanışan bir çocuğun, günün birinde, tesadüfen gerçekleşen tahmin bilme oyunu ona yeni bir gelecek hazırlıyor.
Brandon, yeteneği sayesinde, ülkenin en büyük spor danışmanlık şirketlerinden birinin sahibi olan Walter Abrams’ın (Al Pacino) dikkatini çekiyor. Walter, küçük bir şehirden gelen eski sporcuyu işe alıyor ve onu vitrine çıkabileceği şekilde hazırlıyor.
Brandon kısa süre içinde, Manhattan’ın altın çocuğu statüsünün tadına varıyor ve Walter’ın büyük oynamaya yatkın yaşam tarzına giderek ısınıyor.
Walter bir nevi taşralı sporcuyu, vitrine çıkarılabilecek biri haline getirirken, Brandon'ın tahmin yetenekleri Walter'ın şirketini büyütmeye ve müşteri portföyünü genişletmeye Brandon artık "John Anthony" takma ismini kullanan spor danışmanına dönüşür.
Arabalar, kadınlar, alkışlar...
John, Walter'ın yarattığı biridir, ancak Brandon kendine ait olmayan bu kimlik içinde çok geçmeden rahatsız olmaya ve kaybetmeye başlar. Abrams ile aralarındaki baba-oğul ilşkisi ise, Brandon’ın yeteneği sönmeye ve Walter’ın bir hami olarak müdahalelerinin çizgiyi aşmaya başlamasına kadar sürer...
Filmin bir yerinde, “Benden bir şey istiyorsan bunu söke söke almak zorundasın.” diyor Walter Abrams.
Çünkü parayı insanların ciğerinden söke söke alıyor...
Milyonlarca dolar söz konusuyken, Brandon ve Walter ego çatışması şeklinde bir ölümcül oyuna girişiyorlar, her ikisi de birbirine üstünlük kurmaya çalışıyor. Bu arada kendi dünyalarındaki herkes, Walter’ın eşi Toni (Rene Russo) dahil olmak üzere dozu giderek artan bu düellonun içine çekiliyor - ancak bu dünyada her şey göründüğü gibi değil.
John Anthony ise “Kazanmak, dünyada paranın satın alamayacağı nadir şeylerden biri.” diyor ve bunu biliyor.
Walter kendisini parçalarcasına John Anthony'ye inanıyor ama Brandon "John"a pek inanmıyor!
Beyazperdede parlak bir geçmişi olan Russo, başroldeki iki erkeği tamamlıyor. Ailesini ayakta tutmak için elinden geleni yapan Toni, Walter’ın kendini mahvetme girişimlerine de, Brandon’ın kumar cehennemine adım atmasına da engel olmaya çalışıyor. Walter’ın içindeki kumar şeytanının canlı olduğunu biliyor ve hırsını dizginlemeye çalışıyor.
Yönetmen D.J.Caruso ve senarist Dan Gilroy, eldeki iyi oyuncularla, kanalların söz etmediği, hükümetlerin vergilendiremediği, yıllık 250 milyar dolarlık bir "bahis" sektöründe, uafk bir zar atıyorlar.
"Şanslı"lar ki, iyi oyuncular sayesinde yatırdıkları parayı hiç olmzsa kurtarabiliyorlar...
Bire on "bahse girerim" bu filmde Al Pacino'nun oyunculuğunu beğeneceksiniz...
Vasat bir filmi oyunculuğuyla sıçratan, neyi giyinirse ona kendinden özellikler katan bir oyuncu Al Pacino.
2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği ve "Kazanma Hırsı" ( Any Given Sunday ) adlı filmde, Tony D'Amato adında futbol aşığı bir koçu canlandıran aktör, bu sefer Amerikan Futbolu üstünde kazanan bir bahis şirketinin sahibi...
Ve iyi tahmin yapan bir yeteneğin kokusunu kilometrelerce öteden alabilen bir köpekbalığı gibi...
Bir yanda kumar tutkusu, bir yanda heyecanlı maçlar ve çok yüksek miktarlarda dönen bahisler.
Bahis varsa, kaybetmek kaçınılmazıdr. Nitekim Kirli Para'da da Pazar günleri servetler kazanılıyor ve Pazartesi kaybediliyor.
Bahisçinin bile yazı tura atarak bahisi belirlediği (!), küçük ama trajik bir oyun bu. Ortada milyonlar, tehditler ve intiharlar söz konusu... "Ya hep ya hiç" düşüncesi, 18 yıldır kumar oynamayan bir bahisçiyi bile kumara sürükleyebilir mi?
Filmde Al Pacino güçlü bir bahisçi ancak zaaflarına da epey düşkün. Sigaradan paraya, kazanma hırsından karısını bile bir fiş gibi masaya sürecek bağımlılığına dek, Walter Abrams rolünde yine devleşiyor.
Al Pacino'nun son yıllardaki filmlerine bakarsak, "Şeytan'ın Avukatı" ve "Çaylak" gibi oynadığı rollerde devleştiğini, hem iyi bir akıl hocasını, hem de günahlarıyla, hırslarıyla kavrulan bir yolsuzu aynı anda görüyoruz. Bir yanı güçlü ve tutkulu bir üstat, diğer yanıysa "kaybetmek" için oynayan bir kumarbaz.
Kumar bağımlıları için düzelenen toplantıya 936. kez katılan, "Sorunun kumar değil, ona duyduğun ihtiyaç. Varolduğunu kanıtlamak istiyorsun" diyerek oradaki bağımlıları aydınlatan bir baba. Ancak Brandon ondan daha fazla yüzde istediğinde bir kurt gibi saldırganlaşan bir "kaybeden"...
Aslında "Kirli Para", spor bahisleri oynayarak servet kazanan ya da servetlerinden dolan bahisçilerin heyecanlı dünyasında geçen iddialı bir film. Matthew McConaughey'in filmde canlandırdığı "Brandon Lang", üniversite yıllarında yaşadığı bir sakatlık yüzünden futboldaki parlak geleceğine veda etmek zorunda kalan ve maçların sonucunu bilme becerisi göstererek yepyeni bir kariyere adım atan eski bir üniversite futbolu yıldızını canlandırıyor.
Bacağındaki sakatlanma nedeniyle profesyonel liglerde oynama hayallerine veda eden bu adam, babasını bir kere olsun güldürebilmek ve evde kalmasını sağlamak için onlarca kupa kazanan birisi. Ancak acı gerçekle dokuz yaşında tanışan bir çocuğun, günün birinde, tesadüfen gerçekleşen tahmin bilme oyunu ona yeni bir gelecek hazırlıyor.
Brandon, yeteneği sayesinde, ülkenin en büyük spor danışmanlık şirketlerinden birinin sahibi olan Walter Abrams’ın (Al Pacino) dikkatini çekiyor. Walter, küçük bir şehirden gelen eski sporcuyu işe alıyor ve onu vitrine çıkabileceği şekilde hazırlıyor.
Brandon kısa süre içinde, Manhattan’ın altın çocuğu statüsünün tadına varıyor ve Walter’ın büyük oynamaya yatkın yaşam tarzına giderek ısınıyor.
Walter bir nevi taşralı sporcuyu, vitrine çıkarılabilecek biri haline getirirken, Brandon'ın tahmin yetenekleri Walter'ın şirketini büyütmeye ve müşteri portföyünü genişletmeye Brandon artık "John Anthony" takma ismini kullanan spor danışmanına dönüşür.
Arabalar, kadınlar, alkışlar...
John, Walter'ın yarattığı biridir, ancak Brandon kendine ait olmayan bu kimlik içinde çok geçmeden rahatsız olmaya ve kaybetmeye başlar. Abrams ile aralarındaki baba-oğul ilşkisi ise, Brandon’ın yeteneği sönmeye ve Walter’ın bir hami olarak müdahalelerinin çizgiyi aşmaya başlamasına kadar sürer...
Filmin bir yerinde, “Benden bir şey istiyorsan bunu söke söke almak zorundasın.” diyor Walter Abrams.
Çünkü parayı insanların ciğerinden söke söke alıyor...
Milyonlarca dolar söz konusuyken, Brandon ve Walter ego çatışması şeklinde bir ölümcül oyuna girişiyorlar, her ikisi de birbirine üstünlük kurmaya çalışıyor. Bu arada kendi dünyalarındaki herkes, Walter’ın eşi Toni (Rene Russo) dahil olmak üzere dozu giderek artan bu düellonun içine çekiliyor - ancak bu dünyada her şey göründüğü gibi değil.
John Anthony ise “Kazanmak, dünyada paranın satın alamayacağı nadir şeylerden biri.” diyor ve bunu biliyor.
Walter kendisini parçalarcasına John Anthony'ye inanıyor ama Brandon "John"a pek inanmıyor!
Beyazperdede parlak bir geçmişi olan Russo, başroldeki iki erkeği tamamlıyor. Ailesini ayakta tutmak için elinden geleni yapan Toni, Walter’ın kendini mahvetme girişimlerine de, Brandon’ın kumar cehennemine adım atmasına da engel olmaya çalışıyor. Walter’ın içindeki kumar şeytanının canlı olduğunu biliyor ve hırsını dizginlemeye çalışıyor.
Yönetmen D.J.Caruso ve senarist Dan Gilroy, eldeki iyi oyuncularla, kanalların söz etmediği, hükümetlerin vergilendiremediği, yıllık 250 milyar dolarlık bir "bahis" sektöründe, uafk bir zar atıyorlar.
"Şanslı"lar ki, iyi oyuncular sayesinde yatırdıkları parayı hiç olmzsa kurtarabiliyorlar...
Bire on "bahse girerim" bu filmde Al Pacino'nun oyunculuğunu beğeneceksiniz...